Sımona Halep: Kortların Hagı’si

Dünya bir numarası olmayı başaran ilk ve tek Rumen tenisçi Simona Halep’in kariyerinin ve uzun uğraşlar sonunda gelen Roland Garros zaferinin öyküsü.

Fedakarlıklar, acılar, üzüntüler ve bunların sonunda gelen zaferler. Her şampiyon bu döngüleri yaşayarak ulaşmıştır başarılarına. Bu şampiyonların birisi de iki Grand Slam şampiyonluğu bulunan 2017-2018 dünya bir numarası olmuş Rumen tenisçi Simona Halep ya da benim tabirimle Kortların Hagi’si.

Kadınlar tenisi erkekler tenisine oranla son 5 yılda birçok farklı Grand Slam şampiyonu çıkardı. Jelena Ostapenko (Roland Garros 2017), Sofia Kenin (Avustralya Açık 2020), Naomi Osaka (Amerika Açık 2018) Slone Stephens (Amerika Açık 2017) ve Bianca Andrescue (Amerika Açık 2019) gibi genç tenisçiler ilk çıktıkları finallerinde şampiyonluğu ve bu prestijli unvanı elde ettiler. Bu satırların kahramanı Simona Halep ise ilk şampiyonluğu için biraz daha fazla uğraştı ve o şampiyonluğu da tam zamanında, kazanması gerektiği yerde kazandı. Simona, dünya bir numarası olduğu zamanlarda üzerindeki baskı unsuru olan “Bir numara ama hala bir Grand Slam şampiyonluğu yok.” eleştirisini yok ettiği 2018 Roland Garros zaferi, bu hikayenin ana yemeği olacak. Ara sıcaklar olarak kariyerinin başlangıcını ve 2018’e gelirken yaşadıklarını, böylesi dolu dolu bir yemeğin üzerine hafif bir tatlı olarak da 2019 Wimbledon zaferini hazırladım sizlere. Ellerimizi 20 saniye boyunca ve bol sabunla yıkadıysak dilerseniz yemeğe geçelim, afiyet olsun…

27 Eylül 1991 doğumlu olan Simona Halep dünyaya gözlerini Romanya’nın Constanta şehrinde açtı. Babası bir süt fabrikasını işletirken annesi de Halep ve abisine bakıyordu. Simona Halep henüz dört yaşındayken abisi tarafından tenise yönlendirildi. Daha o yaşlarda adeta ışık saçan Halep’in yeteneği de hemen fark edilmişti. Hocası, Simona Halep’in yeteneğinden ailesine bahsettiği andan itibaren ailesi, Halep için büyük fedakarlıklarda bulunarak kızlarına destek olmuşlardı. Bu süreç içerisinde evlerini sattılar, kredi çektiler hatta Halep bağımsız bir şekilde tenis kariyerini sürdürsün diye gelen bazı destekleri bile reddettiler.

Kızım için ne yapabiliyorsam yapmıştım. Kariyerini sürdürmesi için başlarda para yetmiyordu bu yüzden bankalardan kredi çekmek zorunda kalıyorduk ama ne mutlu o günler artık geride kaldı.

Stere Halep

Simona Halep reduces proud parents and coach to tears with ...
Babası Stere Halep

Ailesinin bu denli çabasını gören Halep daha bir hırsla ve özveriyle sürdürüyordu antrenmanlarını. Gösterdiği performansla daha genç yaşlardan ülkenin umudu olmuştu. 13 yaşından itibaren alt yaş kategorilerinde turnuvalara çıkan Halep 2008’de 17 yaşındayken Avustralya Açık’ın genç yaş kategorisinde yarı final oynadı. Yine aynı yıl en sevdiği turnuva olan Roland Garros’ta gençler kategorisinde şampiyon oldu. Adım adım yükseliyordu Halep. Dünya bir numarası olma ve Grand Slam zaferleriyle süslediği hayallerine ulaşmak için büyükler kategorisinde yarışmaya başladı. Ancak vücudu üst düzey tenis oynamak için ona engel oluyordu ve Halep bunun farkındaydı. 18 yaşına basar basmaz göğüs küçültme operasyonu geçirdi ve göğüslerini büyük ölçüde küçülttü. Halep artık üst düzey tenis için daha uygun bir vücuda sahipti.

Simona Halep“Göğüslerim maçlar sırasında bana engel oluyorlardı. Onların ağırlığı yüzünden kortta çok daha yavaş kalıyordum ve istediğim hıza ulaşamıyordum. Bu kararı almak tabii ki kolay olmadı ama bu göğüslerle de üst düzey teniste nasıl oynayacağımı hayal bile edemiyordum.”

2010 Nisanın da Halep ilk kez bir WTA turnuvasında ana tabloya kalmıştı. İspanya’da düzenlenen turnuvada çeyrek final gören Halep bu sayede dünya sıralamasında ilk 150 tenisçi arasına girmişti. Ana tablosuna kaldığı ilk Grand Slam, Roland Garros olmuştu. 2010 yılındaki turnuvanın ikinci turunda, daha sonra finale çıkacak olan Samantha Stosur ile eşleşmişti ve maçı da 2-0 kaybetmişti. Sezonun geri kalan turnuvalarında da yükselen formunu devam ettirerek 2010 yılını ilk 100 içinde tamamladı.

2011 yılına Yeni Zelanda’nın Auckland şehrinde düzenlenen turnuvadaki çeyrek finali ve Avustralya Açık’taki üçüncü turu ile klasmandaki yükselişi sürüyordu. 63. sıraya kadar yükselen Halep, Roland Garros ve Wimbledon’da ikinci tur görerek geldi Amerika Açık’a. İlk turda, o zamanın dünya 6 numarası olan Li Na ile karşılaşacaktı. Maçın mutlak favorisi Li Na olarak gösteriliyor ancak maçı iki sette kazanan Halep büyük bir sürprize imza atmıştı. Başarılı bir sene geçiren Halep yılı ilk 40 arasında bitirmişti.

Sıralamadaki yükselişi 2012 yılında bir nebze azalmıştı. Brüksel’deki turnuvada final gören, olimpiyat oyunlarında ise ilk turu geçemeyen Halep yılı çok da parlak geçirmemişti. Hani derler ya daha uzağa atlamak için birkaç adım geri atmak gerekir diye, işte Halep için de 2012 yılını bu şekilde değerlendirebiliriz.

Adım adım zirveye

2013 yılının yazına gelene kadar Simona Halep turnuvalarda kayda değer bir başarı göstermemişti. Nürnberg’de düzenlenen turnuva ise Halep için ilk WTA turnuvası şampiyonluğu olacaktı. Finalde Andrea Petkovic’i 6-3’lük iki setle yenen Halep daha sonrasında Hollanda’daki çim kort turnuvasında da zafere ulaşarak üst üste iki turnuvada şampiyon oldu. Amerika Açık’ta dördüncü tura kalan, turnuva finallerinde Samantha Stosur ve Petra Kivitova gibi tenisçileri yenen Halep yılı 6 WTA turnuvası şampiyonluğu ile kapatarak, ki o yıl bir tek Serena Williams daha fazla turnuva kazanmıştı, 2013 yılının en fazla gelişme kateden tenisçisi seçildi. Genç yaşıyla birlikte ışıl ışıl parlıyordu Halep. Artık ilk 10 arasına girmeye çok yaklaşmıştı.

Simona Halep
Roland Garros 2014

2013 sezonu on birinci sırada tamamlayan Halep 2014 sezonuna çok iyi başlamıştı. Avustralya Açık’ta çeyrek final görerek Grand Slam kariyerinin en yüksek derecesine ulaştı ve artık ilk 10 içerisindeydi. Yarı finaline kadar çıktığı Indian Wells sonrası sakatlık yaşadı ve neredeyse bir ay tenise ara verdi. Sakatlık sonrası toprak kort sezonunda Madrid’deki turnuvada final gören Halep, finalde Sharapova’ya kaybedecekti. Yıllar boyunca müthiş bir istikrar ile yükselerek çok sevdiği Roland Garros’a dünya 4 numarası olarak geliyordu. Artık üzerinde “şampiyon adayı” baskını taşıyordu ama o baskıya rağmen harika bir tenis oynayarak ve hiç set kaybetmeden gelmişti kariyerinin ilk Grand Slam finaline. Finalde onu Madrid’de olduğu gibi yine Maria Sharapova bekliyordu. Çok çekişmeli ve keyifli geçen final maçının galibi 2-1 lik skorla Sharapova olacaktı. İlk Grand Slam finalini kaybeden Halep daha sonrasında Wimbledon’da yarı final, kendi evindeki turnuvada ise şampiyonluğa ulaşarak ağustos ayında dünyada iki numaraya kadar yükselmişti. İlk sekizin katıldığı sezon sonu turnuvasında da finalde dünya bir numarası Serena Williams‘a kaybeden Halep yılı ilk üç içerisinde bitirdi.

Artık üst düzey bir tenisçi olmuştu. 2015 yılına girerken teknik ekibinin tamamını değiştiren Halep o yıl katıldığı ilk turnuva olan Shenzhen’de zafere ulaştı. Devam eden sezonda Dubai’deki turnuvayı kazanarak kariyerinin onuncu WTA turnuvası şampiyonluğunu kazandı ve ardından Indian Wells’i de kazanarak çok iyi bir bahar dönemi geçirdi. Sezonun geri kalanını turnuva zaferi alamadan, sezon sonu turnuvasında da hayal kırıklığı yaratarak geçiren Halep buna rağmen sezonu dünya iki numarası olarak noktaladı.

2015’in sonlarına doğru başlayan form düşüklüğü 2016’da da devam ediyordu. İlk turnuva zaferini ancak Mayıs ayında Madrid’de kazanan Halep, Grand Slamlerde çeyrek final ötesini göremedi. 2016 Rio Olimpiyat oyunlarına da Zika virüsü sebebiyle katılmayarak olimpiyat altını şansını kaybetti. Sezon sonu turnuvasında da yine isteneni veremedi ve ikinci olarak girdiği sezonu ancak dördüncü sırada tamamlayabildi.

Halep seviyesinde bir tenisçi için başarısız sayılabilecek iki sezonun ardından 2017’nin başlangıcı da aynı şekilde devam ediyordu. Sert kort dönemini şampiyonluk alamadan geçiren Halep toprak kort döneminde kendini buldu. Üç büyük toprak kort turnuvasını bir zafer (Madrid), bir final (Roma) ve bir yarı final (Stuttgard) ile geçti. Roland Garros’a da üç numaralı seri başı olarak ve bir kez daha favori olarak başladı. 2014’ün ardından tekrar finale yükseldi ve finale kadar çok üst düzey bir tenis oynadı. Finalde onu herkes, 20 yaşındaki ilk kez Grand Slam finaline çıkan ve daha önce hiç WTA turnuvası şampiyonluğu bulunmayan Jelena Ostapenko karşısında favori olarak görüyordu. Maça da çok iyi başlayan Halep ilk seti 6-4 kazandı. İkinci sette de önde olmasına rağmen seti kaybetti ve maç final setine taşındı. Final setinde Ostapenko fırtınası esti. Harika bir tenis oynayarak final setini kazandı ve müthiş bir sürprize imza atarak Simona Halep’i mağlup etti. Çıktığı ikinci finali de mutlak favori olmasına rağmen kaybetmişti. Daha sonra katıldığı Wimbledon da çeyrek final, ağustosta Toronto’da yarı final, hem Cincinnati’de ve hem de ekim ayında Pekin’de düzenlenen turnuvada final oynayıp iki finali de kaybetmesine rağmen dünya bir numarasına yükselmişti.

O dönem kadınlar tenisinde 1 numara çok sık değişiyordu, bu denli sık değişim en son 2008’de yaşanmıştı. Halep bu yükselişiyle tenis tarihinin bir numara olmuş ilk Rumen tenisçisi oldu. Bir numaraya yükseliş yanında eleştirileri de beraberinde getirdi, çünkü Halep’in bir Grand Slam şampiyonluğu yoktu ve herkesin dilinde bu vardı ki dürüst olmam gerekirse bunlardan birisi de bendim. Tabii bu eleştiriler Halep’e yönelik değil, aslında puanlama sistemine yönelikti. Puanlama sistemi eleştirisi, uzun yıllardır süregelen bir tartışmaydı. Grand Slam kazanmadan nasıl bir numara olunabilir? Çünkü ne kadar iyi bir tenisçi olursanız olun Grand Slam kazanmadan sadece iyi bir tenisçi olarak kalırsınız. Ancak tenis puanlaması buna izin veriyordu, eğer turnuvalarda istikrarlı olarak yarı finale, finale yükselip arada da galibiyet alıyorsanız bir numara olma şansınız her zaman vardır. Tabii unutulmaz bir tenisçi, bir efsane  olmak için bir tane Grand Slam kazanmak da yetmez, bunun yanında istikrar da gerekir. İşte Halep de bu istikrar vardı, finallere çıkıyor turnuvalar kazanıyordu; ama işte o beklenen adımı bir türlü atamıyordu.

Ve nihayet Grand Slam
Australian Open 2018, Caroline Wozniacki defeats Simona Halep ...
Avustralya Açık 2018

2017 sezonunu bir numara olarak bitirerek 2018’e lider başlıyordu. Avustralya Açık’ta finale kalarak bir kez daha Grand Slam kazanma şansını elde etti. Finale gelirken bu sefer çok zorlandı. 3. turda Lauren Davis ile uzunluk bakımından tenis tarihine geçen harika bir maç oynadı. 4 saat kortta kaldığı ve 3 maç puanı çevirdiği maçta final setini 15-13 kazanarak bir üst tura çıkan Halep, Naomi Osaka‘yı ve Karoline Pliskova‘yı rahat geçerek yarı finalde Angelique Kerber ile bir kez daha uzun bir maç yaparak kaldı finale. Finalde yine aynı tartışmalardan muzdarip Caroline Wozniacki bekliyordu onu. O da Garand Slam kazanmadan bir numara olanlardandı. Artık bu finalde ikisinden birisinin makus talihi son bulacaktı. İlk seti 7-6 kaybedip ikinci seti 6-3 ile alıp maçta dengeyi sağlasa da, final setini 6-4 kaybederek bir kez daha şampiyonluğu elinden kaçırdı.

Roland Garros’a turnuva kazanmadan gelmişti ve bir kez daha finale kalmıştı. Daha önce Roland Garros’ta üç kez finale kalıp kazanamayan tenisçi yoktu. Bu kez rakibi son Amerika Açık Şampiyonu Sloane Stephens‘ti. Maça harika başlayan Stephens müthiş bir tenis oynuyordu. Halep’in karşısına bir duvar gibi dikilerek harika bir savunma yapıyordu, Halep ne yaparsa yapsın o duvarı delemiyordu ve her vurduğu top geri geliyordu. İlk seti böylelikle 6-3 kazandı Stephens. İkinci sete de 2-0’lık hızlı bir başlangıç yapsa da Halep artık buna bir dur demeyi bildi, zira bir kez daha final kaybedemezdi. Bunun bilincinde olan Halep üst üste 4 oyun alarak sette öne geçti. Her ne kadar Stephens eşitliği yakalasa da (4-4) Halep ağırlığını koyarak seti 6-4 kazanarak maçı final setine taşıdı. Final setinde Simona Halep fırtınası esti. Stephens o ilk sette gösterdiği performansı gösteremiyordu çünkü Halep adeta devleşmişti kortta. Durumu 5-0 sıfıra getirerek final setini neredeyse 6-0 kazanacaktı. Maçta kalmak için attığı servis oyununu kazanan Stephens durumu 5-1’e getirdi. Halep şampiyonluk için servis kullanıyordu Philippe Chatrier‘deki* ve ekranları başındaki Halep taraftarları heyecanla izlediler o son oyunu. Şampiyonluk puanında bütün stat “Simona! Simona!” sesleri ile inliyordu ve Stephens o son topu fileye taktığında herkeste bir duygu patlaması oldu. Ben dahil birçokları göz yaşlarını tutamıyordu, çünkü Halep sonunda kazanmıştı ve artık bir Grand Slam şampiyonuydu. Hani başta demiştim ya tam zamanında kazandı, sanıyorum şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur ne demek istediğimi. Onu izlemeye gelen, Hagi dahil, bütün stat ayakta alkışlıyordu Halep’i ve elbette harika bir performans gösterip de bu şampiyonluğu daha da anlamlı kılan Sloane Stephens’i. Simona Halep bu şampiyonluk sonrası Virginia Ruzici‘den sonra Grand Slam kazanan ikinci Rumen tenisçi olmuştu.

SIMONA HALEP ÎN FINALĂ LA ROLAND GARROS // Hagi a fost în tribune ...
Romen futbolunun efsane ismi Hagi ve Galatasaraylıların asla unutamayacağı stoper Popescu da Roland Garros finalinde tribündeydi.

İnanılmazdı ve desteğinizi hep hissettim. Son oyunda artık nefes alamayacağımı düşünmüştüm. Bu yüzden geçen senenin sonucu hatırlamamaya çalıştım. Yapabildiğim her şeyi yaptım, şu an olan şey cidden inanılmaz. Dürüst olmak gerekirse halen daha inanamıyorum. Tenis oynamaya başladığımdan beri bu an için hayal kuruyordum, bu hayalimin Roland Garros’ta gerçekleştiği için gerçekten çok mutluyum.

Roland Garros 2018

Roland Garros sonrası Wimbledon’da süpriz bir şekilde üçüncü turda elenen Halep, Monreal’deki turnuvayı kazanıp Cincinnati’de final oynadı. Sezonun son dönemi ise hayal kırıklığı ile geçti, yer aldığı Amerika Açık dahil 3 turnuvada da ilk turda elendi. Daha sonrasında geçirdiği sırt sakatlığı nedeniyle de sezon sonu turnuvasına katılamadı. Geçirdiği bu renksiz döneme rağmen sezonu bir numara olarak tamamladı.

Son finalist olarak geldiği 2019 Avustralya Açık’ta dördüncü turda Serena Williams’a yenilerek klasmanda bir anda dördüncülüğe geriledi. Şampiyon olarak geldiği Roland Garros’da da bekleneni veremedi ve çeyrek finalde elendi. O yıl Wimbledon’a gelene kadar bir turnuva kazanmamıştı. İngiltere’ye geldiğinde de favori olarak gösterilmiyordu, çünkü daha önce burada finale dahi kalamamıştı. Çok iyi bir tenis oynayarak ve sadece tek bir set kaybederek finalde Serena Williams’ın rakibi oldu. 6-2’lik iki setle ve çok dominant bir tenis oynayarak kazandı bu çok prestijli turnuvayı. Kraliyet ailesinin üyelerinin karşısında, Serena Williams gibi bir efsaneyle oynarken yedinci oyunda servis kırıp maç için servis attığı zaman kim bilir neler geçiyordu aklından. Simona Halep her zeminde zafer kazanabileceğini göstermişti ve artık hedefi tüm Grand Slamleri kazanarak kariyer grand slamini** tamamlamaktı.

Wimbledon 2019

2020 sezonuna Halep yeni zaferler umuduyla giriyordu. Artık 29 yaşında olgun bir tenisçiydi ve bu kadar genç ve başarılı yıldızın olduğu kadınlar tenisinde Grand Slam kazanmak için belki de son birkaç yılıydı. Yıla da aslında Dubai’deki turnuva zaferiyle iyi başlamıştı ve Avustralya Açık favorilerinden birisiydi. Ancak yarı finalde 7-6 ve 7-5 lik skorlarla Garbine Muguruza‘ya kaybederek elendi.

Sofia Kenin’in Avustralya Açık zaferi sonrası hepimiz heyecanlı bir tenis sezonu bekliyorduk ama ne yazık ki virüs nedeniyle ara vermek zorunda kaldık. Virüs sonrası tenisçiler nasıl döner bilinmez ama umarım bu dönemi en kısa zamanda sağlıkla atlatıp kortlara geri döneriz.

 

*Philippe Chatrier: Eski bir Fransız tenisçi ve tenis yöneticisi. Ölümünün ardından 2001 yılında Roland Garros’taki 14.840 kişi kapasiteli ana korta ismi verilmiştir. 

**Kariyer grand slami: Aynı yıl içinde gerçekleşmek zorunluluğu olmaksızın 4  Grand Slam’de şampiyonluğu bulunan tenisçilere verilen unvan. 4 Grand Slam; Avustralya Açık Tenis Turnuvası, Fransa Açık Tenis Turnuvası, Wimbledon Tenis Turnuvası, Amerika Açık Tenis Turnuvası 


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Biasone’dan D’Antoni’ye 24 Saniye

Heysel Faciası: Futbolun Utanç Gecesi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More