Olimpizm: Olimpiyat Oyunları 2

Olimpiyat Oyunlarında yaşanan politik, kültürel ve toplumsal olayları konu almaya çalıştığımız yazı dizisinin ikinci bölümünde 1924 Paris – 1928 Amsterdam – 1932 Los Angeles – 1936 Berlin – 1948 Londra – 1952 Helsinki Olimpiyatları yer alıyor.

Olimpizm: Olimpiyat Oyunları 1

 

“Olimpiyat alanlarında hiçbir gösteri veya siyasi, dini veya ırksal propagandaya izin verilmez.” 
Olimpiyat Tüzüğü Madde 5

* * *

Modern Olimpiyat hareketi bu maddeye rağmen savaşlarla, boykotlarla, protestolarla, grevle ve hatta terörist saldırılarla mücadele etmek zorunda kalmıştı.

1924 PARİS

Coubertin’in çağdaş olimpiyat oyunları önerisinin benimsenmesinin 30. yıldönümü dolayısıyla Paris ev sahibi olarak belirlendi. Böylece Paris çeyrek yüzyıl önce gözden düşen imajını düzeltme fırsatı buldu.

Olimpiyatlar başlamadan önce bir önceki olimpiyatlar ile göndere çekilmeye başlanan bayrağın kayıp olduğu anlaşıldı. Yerine başka bir bayrak ayarlandı ve kayıp bayrağın sırrı tam 70 sene sonra ortaya çıktı. 1920 Anvers’de kule atlayışında bronz madalya kazanan Amerikalı Hal Haig Prieste oyunlar bittiğinde bayrak direğine tırmanıp onu aldığını itiraf etti. 103 yaşında 2000 Sidney oyunlarında bayrağı özel bir törenle teslim eden sporcuya bir hatıra madalyası hediye edildi. Kaybolan bayrak günümüzde Olimpiyat Müzesi’nde sergilenmektedir.

Hal Haig Prieste with original Olimpiyat bayrağı
Hal Haig Prieste

Olimpiyat sloganı ilk kez seslendirildi; [1]

Citius, Altius, Fortius!

Olimpistler ilk kez bu olimpiyatlarda bungalovlardan yapılmış olimpiyat köyünde konakladı.

1924 Paris Olimpiyatlarında kadınların bundan sonraki oyunlara katılmamaları için Uluslararası Olimpiyat Komitesi, oylama yapmaya karar verdi. Bu karara Türkiye, Amerika, Fransa ve Japonya‘nın karşı çıkmasıyla kadınların oyunlarda kalıcı olması sağlandı.

1. Dünya Savaşı’nın mağlupları bu kez olimpiyatlara davet edildiyseler de Fransa’yla arasındaki soğukluk nedeniyle Almanya Paris’e kafile göndermedi.

1924 Paris Oyunları’nın tartışılmaz yıldızı, mesafe koşularında 5 altın madalya kazanan Finli Paovo Nurmi’ydi. Yıllar sonra beyaz perdedeki ‘Tarzan’ rolüyle herkesin tanıyacağı ABD’li Johnny Weissmuller de yüzmede 3 altın madalya ve su topu takımıyla 1 bronz madalya kazandı.

Uzun Atlamada altın madalya kazanan Amerikalı atlet Willam D.Hubbard, Olimpiyat tarihinde altın madalya kazanan ilk siyahi atlet olarak tarihe geçti.

William DeHart Hubbard Olimpiyat
William DeHart Hubbard

İlk olimpiyat ateşinin yakıldığı 1924 Paris Olimpiyatları, daha çok Hugh Hudson tarafından beyaz perdeye aktarılan ‘Chariots of Fire’ filmiyle hatırlandı.

Paris olimpiyatları ilk kez televizyondan naklen yayınlanan olimpiyat olurken yarışları 1000 gazeteci ve 625 bin seyirci izledi.

Oyunlara 44 ülkeden 3092 sporcu katıldı ve 126 farklı disiplinde mücadele etti.

Kapanış töreninde üç bayrağı (Uluslararası Olimpiyat Komitesi, ev sahibi ülke ve bir sonraki olimpiyatlara ev sahipliği yapacak ülke bayrakları) göndere çekme geleneği bu olimpiyatlarda doğdu.

Tenis branşı bu olimpiyat sonrası 1988 Seul Olimpiyatlarına kadar programa dahil olmadı.

Futbolda ilk kez bir Güney Amerika takımı sahneye çıkıyor, İsviçre’yi 3-0 yenen Uruguay altın madalyaya uzanıyordu. Futbolcuların yol paralarını ödeyebilmek için evini ipotek ettiren yönetici Atilio Narancio “Artık biz dünya haritasındaki o küçük nokta değiliz.’’ diyerek gururlanıyordu.

Olimpiyat
21 sporcu ile katıldığımız Paris 1924’te ülkemiz bisiklet, eskrim, futbol, güreş ve halter dalında ilk defa temsil edilmişti.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, oyunlara atletizm, bisiklet, eskrim, futbol ve güreş olmak üzere tamamı erkek toplam 21 sporcuyla katıldı. Türkiye’nin Paris Olimpiyatlarına katılmasındaki temel neden, sportif başarılar elde etmenin yanı sıra ‘Yeni Türkiye’ imajını tüm dünyaya göstermek ve bu sayede kurulan yeni rejimin tanıtım ve propagandasını yapmaktı. Türk sporcular onları geleneksel kıyafetler içinde görmeyi bekleyen Batı kamuoyunun karşısına modern kıyafetlerle çıkmışlardı. Atletleri Amerika’dan gelen atletizm antrenörü Mr. Tobin, güreşçileri ise Macaristan gelen güreş antrenörü Raol Peter çalıştırmıştır. İngiliz Billy Hunter’ın antrenörlüğünü yaptığı milli futbol takımımız dönemin güçlü takımı Çekoslovakya’ya 5-2 yenilerek elenmekten kurtulamadı.

1925 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanlığı’ndan emekli olan, Coubertine’e ömür boyu Onursal Başkanlık unvanı verilmiştir.

* * *

1928 AMSTERDAM

Olimpik spor dalları ve kadınların katıldığı oyunların sayıları arttı. Kadınlar ilk kez atletizm dalında yarıştılar. 100 metre yarışı, kadınların olimpiyat tarihi boyunca katıldıkları ilk pist yarışı olarak kayıtlara geçti.

Açılış töreninde göğe güvercinler uçuruldu. Olimpiyat meşalesi ilk kez 1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda, Jan Wills tarafından tasarlanan ve stadyum içine kurulan bir kule üzerinde yakıldı. Meşale oyunlar süresince söndürülmedi. Açılış töreninde Yunanistan takımı kortejin başında, ev sahibi Hollanda takımı ise en arkada yürüdü. Bu olay bir olimpiyat geleneği halini aldı.

1928 Amsterdam Olimpiyatları ile ödül olarak verilen madalyalar standartlaştırıldı. Olimpiyat madalyasının ön yüzünde İtalyan sanatçı Gossoioli tarafından çizilen elinde zafer çelengi tutan Zafer Tanrıçası Nike’ın kabartması, arka yüzünde ise olimpiyatı düzenleyen ülkenin amblemi bulunur.

1928 Olympic Gold Medal

Avustralyalı kürekçi Henry Pearce çeyrek final yarışı sırasında kürek çekmeyi bırakarak bir ördek ailesinin teknesinin önünden tek sıra halinde geçişine izin vermesine rağmen yarışı ve sonrasında altın madalyayı kazandı.

400 metre hariç ABD’li atletler hiçbir pist yarışını kazanamadı. Finli atletler ise 1500 metrenin üzerindeki mesafe koşularının tümünde ilk üç sırayı alarak bütün madalyaları aldılar. İlk kez bir Kuzey Afrikalı atlet maratonda ve bir Asyalı (Japon) atlet üç adım atlamada şampiyon oldular. Hindistan takımı da hokeyde tüm rakiplerini mağlup ederek altın madalya kazandı. Hindistan takımı 1960 Roma olimpiyatlarına kadar tam altı kez altın madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attılar. Bu olimpiyatlarda başlayan bir başka zafer serisi de art arda yedi olimpiyat şampiyonluğu kazanan Macar eskrim takımına ait.

Türkiye oyunlara tamamı erkek 32 sporcu ile katıldı. 6 branşta oyunlara katılan Türk sporcular olimpiyat tarihindeki ilk başarılarını elde ettiler. Greko-Romen güreşçi Tayyar Yalaz 67,5 kiloda dördüncü oldu. Halterde ise 64 kiloda Cemal Erçman toplam 262,5 kilo kaldırarak adını olimpiyat oyunları şeref kürsüsüne yazdıran ilk Türk halterci oldu. Bisiklet branşında yarışan 14 yaşındaki Tacettin Öztürkmen bisiklet branşında olimpiyatlara katılan en genç sporcu unvanını elde etti.

Türkiye’nin Mısır karşısında hezimete uğrayarak elendiği futbolda finalde Uruguay ile Arjantin maçı 1-1 sona ermiş ama o zamanlar uzatma ve penaltılar olmadığından müsabaka tekrar edilmişti. Uruguay bu kez rakibini 2-1 mağlup ederek olimpiyat şampiyonu oldu. Mavi forma Uruguay için milliyet olgusunun kanıtıydı. Futbol bu küçük ülkeyi, dünyada hiç tanınmazken kabuğundan çekip çıkarmış ve tanınmasını sağlamıştı. Şampiyon olan futbolcular işçiydi, bohem hayatı yaşıyorlardı ve futboldan, salt mutluluktan başka bir şey almıyorlardı. Onlar fotoğraflarda büyük adam gibi gözükseler de henüz yirmi yaşında bile değildiler.

1928 yılında Amsterdam’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na katılan Futbol Takımımız Mısır maçı öncesi

Oyunlara 46 ülkeden 3104 sporcu katıldı ve 109 farklı disiplinde yarıştılar.

* * *

1932 LOS ANGELES

1924 ve 1928 oyunları için de aday olan ancak seçilemeyen Los Angeles şehrine 1932’de rakip aday çıkmadı ve oyunlara ev sahipliği yapma hakkını elde etti.

Oyunlarda kadın sporcular lüks otellerde konaklarken erkek sporcular için olimpiyat köyü kuruldu ve 105 bin kişilik bir stadyum inşa edildi. Ama dünyadaki ekonomik bunalım ve Los Angeles’ın uzaklığı nedeniyle katılım az oldu. Olimpiyat oyunları için özel olarak inşa edilen Kolezyum Olimpiyat Stadı, hem devasa yapısı hem de ekipmanlarının kalitesiyle tüm dünyayı kendisine hayran bıraktı. Olimpiyat Stadı’nda yapılan açılış töreni 10 bin kişi tarafından izlendi. Oyunların tamamı iki hafta ile sınırlı tutuldu.

Ödül töreninde madalya kazanan sporcular ilk kez madalya kürsüsüne çıktı ve birincinin bayrağı göndere çekildi, ulusal marşı çalındı. Üç basamaklı ödül kürsüsü de ilk kez bu oyunlarda kullanıldı.

Pist yarışlarında ilk kez otomatik saatler kullanıldı ve foto finiş kamerası devreye girdi.

Pek çok branşta yeni rekorlar kırılırken, Japonlar özellikle yüzmede büyük başarı gösterdiler. 14 yaşındaki Japon yüzücü Musuo Kitamura 1500 metre serbest stil yarışını kazanarak tarihe geçti.

Japon Takeichi Nishi, atı Uranus ile Altın madalya kazandı. Nishi, 1945 yılında Iwo Jima Adası Savaşı’nda öldü. Nishi yıllar sonra Clint Eastwood’un yönetmenliğini yaptığı ‘Letters From Iwo Jima’ filminin önemli bir karakteri olacaktı.

Avustralyalı Dunc Gray ülkesine Bisiklette ilk Altın madalyayı kazandırdı ve Dünya rekorunu kırdı. 2000 Sydney Olimpiyatları için inşa edilen Veledrom’a onun adı verilecekti.

Hokey müsabakalarına sadece üç takım katıldı. Amerika takımı oynadığı tüm müsabakaları kaybetmesine rağmen bronz madalya kazandı.

Ödül töreninde madalya kazanan sporcular ilk kez madalya kürsüsüne çıktı ve birincinin bayrağı göndere çekildi, ulusal marşı çalındı.

Pist yarışlarında ilk kez otomatik saatler kullanıldı ve foto finiş kamerası devreye girdi.

Atletizm 100 metre bayanlar yarışını Polonyalı Stanislawa Walasiewich kazandı. Olimpiyat seçmelerinde ve finalde dünya rekorunu egale eden başarılı atlet çok küçük yaşından beri Amerika’da yaşıyordu. 1980 yılında bir süpermarketi soyan hırsızlar tarafından öldürülen başarılı sporcunun yapılan otopsi sonrasında aslında kadın değil bir erkek olduğu ortaya çıktı.

Profesyonel futbol olimpiyat oyunlarından çıkarıldı. Amatör futbol ise hiç ilgi çekmedi. Profesyonel spor yaptıkları tespit edilen sporcular olimpiyatlara alınmadı. Sonuç olarak futbol branşında müsabakalar olmadı.

Oyunlara 37 ülkeden, 116 farklı disiplinde, 1408 sporcu katıldı. Türkiye bu oyunlara yolun uzaklığı ve olimpiyat giderlerinin fazlalığı nedeniyle katılmadı.

* * *

1936 BERLİN

Oyunlar, dönemin Almanyası’nın ırkçı ve Yahudi karşıtı politikalarının gölgesinde gerçekleşti. ABD’de başlayan ve ‘Amatör Atletler Birliği’nin başkanı yargıç Jeremiah T. Murphy’nin başını çektiği toplumsal hareket, oyunların boykot edilmesini istedi. Çünkü Naziler, Almanya’daki tüm Yahudi spor kulüplerini kapatmışlardı. Sonuç alınamadı ama Berlin’deki militarist ortam, kimsenin gözünden kaçmadı. Her yerde görülen ve kutsal Ari ırkının sembolü olan gamalı haç, Hitler’in ikonlaştırılmış resimleri ve sürekli duyulan askeri marşlar, birçok yabancıyı derinden rahatsız ediyordu. Nazi karşıtı olduğundan şüphelenilen birçok gazetecinin odası, Gestapo tarafından aranmaktaydı. Hitler’in bizzat ilgilenmesi ile Nazi Almanya’sı olimpiyatlar tarihinde sportif açıdan eşi görülmemiş bir organizasyon yapacaktı. İspanya, Almanya ile siyasi farklılıkların olduğu gerekçesi ile oyunları boykot etti.

Olimpiyat meşalesi ilk olarak bu oyunlarda taşındı. Meşalenin taşınma fikri ise Adolf Hitler ve Carl Diem’e aitti.

Hitler, olimpiyat tarihinin en başarılı atletlerinden siyahi Jesse Owens’ın elini sıkmamak için stadyumdan ayrıldı. Ertesi gün Uluslararası Olimpiyat Komitesi Hitler’i uyararak ya tüm atletleri kutlaması ya da hiçbir atleti kutlamaması gerektiğini söyledi. Hitler’de hiçbir altın madalya sahibi atleti kutlamayacağını bildirdi. Jesse Owens Hitler’in gözlerinin önünde şampiyon olduğunda, ABD’de hala otobüsün arkasındaki özel bölümde oturuyordu. Jesse Owens’ın hikayesi Race filmi ile beyazperdeye aktarıldı.

Jesse Owens 13 Eylül 1914’de Alabama’da dünyaya geldi. Atletizm’e orta okul yılları sırasında merak sardı. Okullar arası müsabakalarda elde ettiği kısa mesafe başarıları ile dikkat çekti. Bu başarısı sayesinde birçok okuldan burs teklifi aldı. Evine yakın olması sebebiyle Ohio Üniversitesini tercih etti. 1935 yılında Ann Arbon’da kırdığı dünya rekorları üzerine Berlin olimpiyat oyunları için ülkesinden davet aldı. Berlin’de kazandığı dört altın madalya sonrası ABD atletlerinin İsveç’te yapılması planlanan yarışmalarına yorgun olduğunu belirterek katılmadı. ABD Amatör Atletizm Federasyonu ise Owens’ın amatör yarışlara girmesini ömür boyu yasakladı. Ülkesine döndüğünde halkın büyük coşkusu ile karşılaşan şampiyon sporcu, Başkan Roosvelt tarafından Beyaz Saray’a davet edilen sporcular listesinde bulunmayacaktı. Her sene Amerika’nın en başarılı sporcularına verilen “Sullivan Ödülü”nden de aforoz edilmişti. Olimpiyat sonrası yapılan ilk seçimlerde, başkan adayı Alf London ile birlikte çalıştı. Ardından Clevaland’da bir oyun salonunda yöneticilik yaptı. Para kazanabilmek için panayırlarda atlarla, köpeklerle ve motorbisikletlerle yarıştı. Bir kuru temizleme dükkanı açtı ancak iflas etti. 50’li yıllarda bir halkla ilişkiler firması adına çalışmaya başladı. Spordan, fair play’den ve ulusal ideallerden söz eden konuşmalar yapıyordu. Ancak buradan kazandığı paranın vergisini ödemediği için mahkemelik oldu. Yargıç onun iyi niyetli biri olduğu kararına vararak hapis kararı vermedi ve borcunu taksitlendirdi. Dedesi beyaz Amerikalılara kölelik etmiş, kendisi elde ettiği sportif başarıları ile ülkesine hizmet etmiş bu başarılı sporcu 1980 yılında henüz 66 yaşında iken Arizona’da akciğer kanserinden hayata gözlerini yumdu.

Açılış Töreni

Berlin’in çeşitli noktalarına yerleştirilen 25 büyük ekranla kent halkının oyunları ücretsiz bir şekilde izlemesi sağlandı. Yarışlar, olimpiyat köyü ve tiyatro salonlarına televizyon yayını olarak aktarılırken, zeplinler de diğer Avrupa kentlerine yarışların film makaralarını ulaştırdılar. I2 Dünya Savaşı sırasında Nazi’lerin kullanacağı ve çabuk başarılar kazanmasını sağlayacak askeri teknolojinin habercisi olan bu gelişmeler, ilk dünya savaşından sonra, kimilerince haksızlığa uğramış Almanya’nın tekrar saygın bir Avrupa devleti olmasını sağladı. Yarışmaları izleyen sporseverlere 4.5 milyon adet bilet satıldı.

İlk kez 1936’da, Olimpia’da yakılan Olimpiyat meşalesi Dr. Carl Diem’in önerisiyle yedi ülkeyi kat ederek (Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Macaristan, Çekoslovakya, Avusturya ve Almanya) ve toplam 3 bin sporcu tarafından taşınarak Berlin’deki stadyuma getirildi. Basketbol, Hentbol ve Kano ilk kez olimpiyatlarda yer alırken polo ise son kez yer aldı.

13 yaşındaki Amerikalı sporcu Marjorie Gestring Tramplen atlamada altın madalya kazanarak, altın madalya kazanan en genç kadın sporcu unvanını elde etti. 12 yaşındaki Danimarkalı yüzücü İnge Sorensen ise 200 metre kurbağalama yüzmede aldığı ikincilik ile, bireysel yarışmalarda madalya kazanan en genç kadın sporcu oldu.

Leni Riefenstahl’ın iki bölümden oluşan ‘Olimpia’ isimli filmi Olimpiyat Oyunları üzerine yapılmış ilk belgesel film olma özelliğini taşıyor. Nazilerin övgü dolu sözcüklerle ön planda olmasından dolayı film açık bir propaganda aracı olarak görülmüştü. Beden estetiğine ışık tutmayı tercih eden yönetmen, bu film ile sinema sanatına yepyeni bir bakış açısı kazandırmıştı. İki bölümden oluşan belgesel olimpiyatları konu alan ilk film olma özelliğine sahiptir.

Futbolda altın madalya yeniden Avrupa dönmüş Avusturya’yı 2-1 yenen İtalya kazanmıştı.

Türkiye oyunlara ikisi kadın toplam 71 sporcu ile katılmıştı. Türk kafilesi Berlin’e yakalarında C.H.P. rozetiyle gitti. Çünkü; o yıl kurulan Türk Spor Kurumu Almanya modeli örnek alınarak devleti yöneten tek partiye bağlanmıştı. Artık bütün spor etkinlikleri partinin kontrolünde olacaktı. 29 Ekim 1936’da bütün yurttaki sporcular törenle C.H.P. üyesi oldular. Greko-Romen güreş dalında 61 kiloda yarışan Yaşar Erkan olimpiyat tarihinde altın madalya kazanan ilk Türk sporcu oldu.

Kendin küçüksün ama memleket için çok büyük iş yaptın. Artık ismin Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa Yaşar Erkan!

Mustafa Kemal Atatürk

Mersinli lakabıyla tanınan Ahmet Kireççi 79 kilo serbest güreşte Olimpiyat üçüncüsü oldu. Basketbol takımında ülkemizi temsil eden sporculardan biri olan Mehmet Kamil Ocak XIII. Dönem parlamentosunda spordan sorumlu devlet bakanlığı görevini icra etti.

Berlin 1936 Yaz Olimpiyat Oyunları’nın Açılış Töreninde Türk Bayrağını milli binicimiz Saim Polatkan taşıdı.

Oyunlara 49 ülkeden, 129 farklı disiplinde 4066 sporcu katıldı. Sporculara kazandıkları madalyaları dışında defne yapraklarından taç ve saksı içinde meşe ağacı takdim edildi.

Sportmence, şövalye gibi girilen savaş, insanın en iyi özelliklerini ortaya çıkarır. Savaşçıları anlayış ve saygı bağlamında ayırmaz, birleştirir. Ülkeleri de barış ruhuyla birbirine bağlar. Bu yüzden olimpiyat ateşi hiç sönmemelidir.

Adolf Hitler‘in 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları üzerine yorumu

* * *

1940 – 1944 Olimpiyatları

2. Dünya Savaşı nedeniyle düzenlenmemiştir.

* * *

1948 LONDRA

Ekmek, giysi ve diğer zorunlu ihtiyaçların karne ile dağıtıldığı zorlu bir dönemde Londra bu önemli organizasyonu gerçekleştirerek büyük bir başarı elde etti. Londra 1948 Olimpiyatları 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan insanlığın en karanlık çağlarından birinin bitişinin müjdesi gibiydi.

Oyunlara, ırkçı ve aşırı milliyetçi ideolojileri doğrultusundaki saldırgan politikalarıyla dünyayı kana bulayan iki ülkenin, Almanya ve Japonya’nın katılmaları yasaklandı. Oyunlar her ne kadar dönemin koşullarında çok fazla evde bulunmuyor olsa da, ilk kez evlerdeki televizyonlardan izlendi.

Londra oyunları komünist ülkelerin ilk kez boy gösterdikleri organizasyon olmasına rağmen Doğu Bloğu’nun önderi Sovyetler Birliği’nden hiç sporcu katılmadı. Burma, Seylan, Kolombiya, Guatemala, Lübnan, Panama, Porto Rico, Suriye ve Venezuella gibi ülkeler ilk kez olimpiyat oyunlarına katıldılar.

Erkek sporcuların olimpiyat köyü, Uxbridge’deki bir ordu kampıydı ve kadınlar ise Southlands Üniversitesi’ndeki yurtlara yerleştirilmişlerdi.

İngilizler Londra Metrosu’ndan Wembley Stadı’na giden yolu (Wembley Way) Alman savaş esirlerine inşa ettirdiler.

Oyunlarda, iki çocuk annesi olan 30 yaşındaki Hollandalı Fanny Blankers Koen dört altın madalya kazandı. Doğumdan birkaç hafta sonra haftada iki gün stada gidecek ve bebeğini gölge bir yere bırakıp olimpiyatlara hazırlanacaktır. Dört altın madalya kazanan ilk kadın sporcu olarak da tarihe geçen Fanny “Uçan Hollandalı Ev Kadını” lakabı ile anılır. 1999 yılında Uluslararası Atletizm Federasyonu onu 20. yüzyılın en büyük kadın atleti olarak seçti.

Sport geschiedenis - Fanny Blankers -Koen op de Olympische spelen
Fanny Blankers Koen

Fransız konser piyanisti Michaline Ostermeyer hem gülle hem de disk atmada altın madalya kazanarak, olimpiyatların enteresan kişileri arasına girdi.

Halter dalında gümüş madalya kazanan Amerikalı sporcu Harold Sakata yıllar sonra James Bond filmi olan Goldfinger’da kötü bir karakter olan Oddjob olarak karşımıza çıkar.

Macaristan’ın 1938’de atıcılık dalında dünya şampiyonu olan takımında yer alan Karoly Takaos’ın silah tuttuğu sağ elini aynı yıl bir el bombası parçalamıştı. Takaos yılmadı, sol eliyle silah atmayı öğrendi ve 10 yıl sonra geldiği oyunlarda altın madalya kazandı.

Atletizm’de sürat koşularında (100 ve 400 metre) atletlerinin startını kolaylaştıracak takozlar ilk kez bu olimpiyatlarda kullanıldı.

68 kişilik bir kafile ile (57 sporcu) 6 branşta (atletizm, binicilik, bisiklet, eskrim, futbol ve güreş) Olimpiyatlara Türkiye’den katılan sporcular büyük başarılar kazandılar. Serbest ve grekoromen güreş dallarında aldıkları 6 altın, 4 gümüş ve 1 bronz madalyanın yanı sıra Atletizmde de Ruhi Sarıalp üç adım atlamada bronz madalya kazanarak tarihe geçti. Altın madalya kazandığı için olimpiyatlar sonrasında kendisine ödül olarak ev verilen ünlü güreşçimiz Yaşar Doğu, artık profesyonel sayıldığı için bir sonraki olimpiyatlara katılamamıştı.

İngilizlerin ikinci kez organize ettiği olimpiyatlarda futbolda İsveç, Yugoslavya’yı 3-1 yenerek altın madalya kazandı. Milli takımımız 2 Ağustos 1948’de Çin karşısında aldığı 4-0’lık galibiyet ile oyunlara iyi başladı ancak üç gün sonra Yugoslavya önünde aldığı 3-1’lik mağlubiyet ile evine dönmek zorunda kaldı.

1948 Londra Olimpiyat Oyunları’na katılan Futbol Takımımız

Oyunlara 59 ülkeden, 136 farklı disiplinde, 385’i bayan 4099 sporcu katıldı.

* * *

1952 HELSİNKİ

Soğuk Savaş’ın olimpiyatlara taşındığı oyunlar oldu. Kapitalist dünyaya güvensizliğinden dolayı, olimpiyatlara ilk kez katılan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, atletleri Leningrad’a yerleştirip yarışmalar boyunca hava yoluyla Helsinki’ye taşımayı planladı. Fakat, ‘Komünist Blok’ için ayrı bir olimpiyat köyü kurulunca, Sovyetler Birliği önderliğinde Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Romanya, Polonya ve Yugoslavya atletleriyle beraber Helsinki’ye yerleşti. Sovyetler Birliği ile birlikte İsrail’de olimpiyatlara ilk kez katıldı.

Türkiye atletizm, basketbol, futbol ve güreş dallarında oyunlara tamamı erkek 52 sporcu ile katıldı. Türk güreşçiler Hasan Gemici ve Bayram Şit ile 2 Altın ve Adil Atan 1 bronz madalya kazanarak ülkemize döndüler.

Sovyet Jimnastikçilerinin tam 40 yıl Sovyetler Birliği dağılana kadar sürecek olan başarı serisi ilk olarak bu olimpiyatlarda başladı.

Tarihte Bugün: Emil Zatopek kimdir?1948 Londra Olimpiyatları’nda 10 bin metre yarışını olimpiyat rekoru kırarak kazanan ve 5 bin metrede gümüş madalya kazanan nam-ı diğer Çek Lokomotifi Emil Zatopek 1952 Helsinki’de uzun mesafe koşularının üçünde birden (5.000, 10.000 ve maraton) altın madalya kazanan ilk atlet olarak tarihe geçti. 18 kez dünya rekoru kırmayı başaran başarılı atleti gören hemen herkes onun yüzünde oluşan acı ifadesiyle koştuğundan söz ediyordu. Evet sıkıntılar içinde koşuyordu çünkü kendi tabiri ile hem koşacak hem de gülümseyecek kadar güçlü değildi. 5000 metre yarışını kazandığı anlarda eşi Dana Zatopek’in cirit atmada altın madalya kazandığını öğrendi. 1956 Melbourne’de 34 yaşındaydı ve maraton koşmaya karar verdi. Olimpiyatların başlamasına bir hafta kala fıtık ameliyatı geçirdi. Doktorların iki hafta koşamazsın demelerine rağmen yarışa katıldı ancak altıncı olabildi. Eşi Dana 1960 Roma’da yarıştı ve gümüş madalya kazandı. Böylece aile olarak olimpiyatlarda beş altın ve iki gümüş madalya kazanmış oldular.

Emil Zatopek 1944 yılından beri orduda görev almaktaydı ve yarbaylığa kadar yükselmişti. Bu yükselişteki en büyük rol spordaki başarısıydı. Aynı zamanda Komünist Parti’de önemli bir yer edinmişti. 1968 yılında yayınlanan ve Çekoslovakya’da hürriyet hareketini destekleyen manifestoyu imzalayanların arasında o da vardı. Bu manifesto sonrası Sovyet tankları Çekoslovakya’ya girip gelişmekte olan demokrasi hareketini darmadağın ettiğinde Zatopek hem ordudan hem de partiden atıldı. 7 yıl sonra spor bakanlığı onun birkaç yabancı dil biliyor olmasından ötürü onu periyodik spor yayınlarını izleme ve yabancı antrenörlerin çalışmalarını tercüme etme konularında kullandı. 1982 yılında emekli oluncaya kadar bu işe devam etti. Kendisi ile aynı günde (19 Eylül 1922) doğmuş olan eşi ile birlikte doğduğu kente yerleşip kendilerine yeni bir yaşam kurdular. Zatopek 60 yaşına geldiğinde ise sol bacağında oluşan bir problem yüzünden artık keyif için bile koşamayacak haldeydi.

Eğer bir şeyler kazanmak istiyorsanız, topu olan bir spor yapın. Eğer anlamlı bir tecrübe yaşamak istiyorsanız bir maraton koşun.

Bir neşeli gülüştür benim hayatım. Mutluluklarla sevinçlerle, zaferlerle süslenmiş uzun bir gülümseyiştir.

Emil Zatopek

Olimpiyat tarihinde ilk kez bir kadın sporcunun erkeklere karşı yarışmasına izin verildi. Danimarkalı kadın binici Lis Hartel, Dresaj disiplininde erkeklere karşı at bindi. Geçirdiği bir çocuk felci sonucu dizden aşağısı felç olan ve yardım almadan ata binemeyen, attan inemeyen Hartel, tüm zorluklara rağmen gümüş madalya kazandı.

Modern oyunların ilk hatıra paraları bu oyunlarda basıldı.

Oyunlara 69 ülkeden, 149 farklı disiplinde 4925 sporcu katıldı.

1952 Olimpiyat Oyunları’nda futbolda altın madalya kazanan Macarlar

Futbolda Yugoslavya yine finale çıkmış ve yine Macaristan’a 2-0 yenilerek olimpiyat şampiyonu olmayı başaramamıştı.

DEVAM EDECEK…

 

[1] Daha ileri, daha yükseğe, daha güçlü!

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More