Daniel Ricciardo: Formula 1’in Bal Porsuğu

Geleceğin şampiyonu da denildi ona, Red Bull’da ikinci plana da atıldı, kendi yol haritasını çizmek isterken Renault’ya giderek yanlış tercih de yaptı, Mclaren de adaptasyon sorunları da yaşadı. F1’in 2010’lu yıllarının başında hayatımıza giren ve bu çılgın sporun son 10 yılına damgasını vuran isimlerden Daniel Ricciardo’nun hikayesi…

F1 hayali kuran her çocuk gibi Daniel Ricciardo da kartingle adım attı motor sporları dünyasına. Küçük Daniel’ın henüz 4 yaşındayken 1993 yılında Adelaide pistinde yapılan F1 yarışını izlemesi şüphesiz bu spora merak duymasını sağlamıştı.

Formula Renault, Formula 3 Euro Series ve Formula Renault 3.5 gibi çeşitli serilere katılan Bal Porsuğu, 2009 yılında Red Bull takımının genç sürücü testine katıldı. Testlerin son gününde en hızlı pilot olarak Red Bull takım patronu Christian Horner’ın gözüne girmeyi başardı. 2010 yılında Abu Dhabi’de yapılan sezon sonu testlerinde de performansıyla göz doldurdu ve 2011 sezonunda Toro Rosso’nun test pilotluğuna terfi etti.

Sezon içinde Horner, gridin en arka sırasında yer alan HRT Racing takımıyla anlaşarak Daniel’ın bir F1 koltuğu bulmasını sağladı. Silverstone’da Karthikeyan’ın yerine HRT ile yarışmaya başlayan Avustralyalı pilot sezon boyu 18. sıradan öteye gidemedi. Zaten o araçla puan almak için küçük çaplı bir mucize olması gerekiyordu.

Daniel Ricciardo

2012 yılında Red Bull’un desteklediği Toro Rosso (bugünkü ismiyle Alpha Tauri) takımının koltuğuna oturdu. Yeni takımı Toro Rosso ile ilk yarışına ülkesi Avustralya’da çıktı. Bu yarışı 9. sırada noktalayarak 2 puanı cebine koydu. Sene boyu 6 yarıştan puan çıkaran Daniel Ricciardo, 2013 sezonunu da benzer şekilde geçirdi.

2013 sezonuyla beraber emekliye ayrılan vatandaşı Mark Webber’in yerine Red Bull koltuğu için tercih edilen Daniel Ricciardo’nun ta kendisiydi. Son 4 sezonu zirvede bitiren ve gözünü Schumacher’in rekorlarına diken Sebastian Vettel’in takım arkadaşı olan Daniel’ın önünde zorlu bir sınav vardı. Ya vatandaşı Webber gibi 2. pilot olarak Alman süper yıldızın gölgesinde kalacaktı, ya da zor olanı yapacak ve şampiyonun bileğini bükecekti. O zor olanı başaran taraftaydı. 2014 yılıyla beraber turbo hibrit çağına giriş yapan ve V6 motorlarına merhaba diyen F1 dünyasında bu yeniliğe en iyi adapte olan takım Mercedes’ti. Son 4 yılda tozu dumana katarak şampiyon olan Red Bull ise Alman takımının gerisindeydi. Koşulan 19 yarışın 16’sı Mercedes zaferiyle noktalanırken, kalan 3 yarışın kazananı ise Daniel Ricciardo idi.

Kanada Grand Prix‘sinde Hamilton fren arızası yaşayarak yarıştan çekilirken, Rosberg ise yarış boyu sorun yaşadı. Bu ortamı iyi değerlendiren Avustralyalı pilot, yarışın bitimine 3 tur kala Nico Rosberg’i geçmeyi başardı ve kariyerinin ilk galibiyetine uzandı.

Daniel Ricciardo, çılgınca geçen Macaristan‘da 4.cepten kalktığı yarışı doğru pit stratejisi, harika sürüşü ve biraz da şansının yaver gitmesiyle zaferle noktaladı.

Belçika GP‘sinde ise Mercedes’te takım içi rekabet alev almış durumdaydı. Rosberg’in Hamilton’a arkadan temasıyla İngiliz pilotun lastiği patladı, Rosberg’in ise bu temasta ön kanadı hasar aldı. Bu olay ikisinin de yarışını mahvetti. O gün Belçika’nın Spa pistinde bu durumdan fayda sağlayan yine Bal Porsuğu oldu ve 3. galibiyetini aldı.

Daniel Ricciardo, sezon bittiğinde sürücüler klasmanında Mercedeslerin arkasında 3. sıradaydı. 2014 sezonunu 3 galibiyet, 8 podyum ve 238 puanla bitirdi. Gridde “geleceğin şampiyonu” olarak görülmeye başlandı.

Daniel Ricciardo

Vettel ise galibiyetsiz geçen sezonda sadece 4 kez podyum görebildi ve Ricciardo’nun 71 puan gerisinde kaldı. 4 kez şampiyonun imajını fena halde çizen Daniel için 2015 sezonu farklı bir hal almıştı çünkü Sebastian Vettel hayali olan kırmızı tulumu giymek için Ferrari’nin yolunu tutarken, Ricciardo takımın lideri konumuna yükseldi. Takım arkadaşı ise Rus pilot Kvyat oldu.

2015 yılı Red Bull’un bir önceki yılı mumla arayacağı bir sezondu. Araç Mercedes’in yanı sıra Ferrari ve Williams’ın da gerisindeydi. Önceki yıl zafere ulaştığı Macaristan’da aldığı üçüncülük ve Singapur’da eski takım arkadaşı Vettel’in arkasında aldığı ikincilik haricinde elde hiçbir şeyin olmadığı bir sezondu Daniel Ricciardo için. Üstüne üstlük puan tablosunda Kvyat’ın da gerisinde kalmıştı.

Bugünden 2016 sezonuna baktığımızda o yıl, Red Bull ve Ricciardo birlikteliğinde yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Kvyat’ın Rusya Grand Prix’sinde ilk turda Vettel’e yaptığı temaslar ve pilotaj hataları sonucu Red Bull, ani bir kararla henüz 18 yaşındaki Max Verstappen’i Toro Rosso’dan alarak Kvayt’ın yerine koltuğa oturtmuştu. Genç Hollandalı’nın Red Bull’un uzun vadeli planlarında ilk sırada yer alması pek de uzun sürmeyecekti. Yeni takımıyla çıktığı ilk yarış olan İspanya’yı kazanması, Ricciardo için oldukça net bir mesajdı. Avustralyalı pilot en sevdiğim pist dediği Monaco’da kariyerinin ilk pole pozisyonunu alarak cevabını verdi. Yarışta ise pit sırasında mekanikerlerin lastikleri geç takması sonucu Lewis Hamilton’a galibiyeti armağan etti. Yarış sonunda sinirli ve üzgün olan Bal Porsuğu’nun, Monaco sokaklarında zafere ulaşması için 2 yıl daha beklemesi gerekecekti.

Hamilton’ın motor patlattığı, Vettel’in temasıyla Rosberg’in ilk turda spin atarak son sıraya düştüğü, Vettel’in ise ön süspansiyonunu kırarak yarış dışı kaldığı Malezya GP’sinde sazı tekrardan eline alma sırası Ricciardo’ya gelmişti. Zafere engel olabilecek tek kişi takım arkadaşıydı. Red Bull, pilotlarının yarışmasına izin vermişti. Max çok zorlasa da Daniel sert ve doğru savunmayla Verstappen’i arkasında tutmayı başardı ve 2 yıl aradan sonra tekrardan kürsünün ilk basamağına çıktı.

2017 sezonunda Red Bull, ezeli rakipleri Mercedes ve Ferrari’nin oldukça gerisindeydi. O yıl sadece Vettel-Hamilton rekabetini izlemekle yetindiler. Renault motoru artık sabır taşırmaya başlamıştı. Daniel 6 yarışı tamamlayamazken, Max ise 7 yarışta finiş göremedi. Bu durum Red Bull-Honda ortaklığına giden süreci başlattı.

Daniel Ricciardo, sadece Vettel-Hamilton savaşının alev aldığı Azerbaycan Grand Prix’sini kazanırken, Max Verstappen ise Malezya ve Meksika’da damalı bayrağı ilk gören isim oldu.

2018 sezonunun başında Red Bull Racing’in Verstappen ile uzun vadeli bir sözleşme konusunda anlaşması, takımın planlarını genç Hollandalının üzerine yaptığının net göstergesiydi. Buna karşın Horner, Ricciardo ile de devam etmek istiyordu. Peki ya Ricciardo, vatandaşı Webber gibi uzun vadede 2. pilot konumuna düşeceği bir ortamda yer almayı kabul edecek miydi?

Zaten takım içinde Verstappen ile süper bir ilişkileri yoktu. 2017’de Çin ve Macaristan’da yaşananların üstüne 2018’de Azerbaycan’da yaptıkları kaza adeta bardağı taşıran son damlaydı. Ricciardo artık Red Bull’dan kopup kendi yol haritasını çizmeliydi. Bal Porsuğu’nun adı Tifosi ile anılsa da görüşmelerin ciddileşmediğini bugünkü açıklamalardan anlamak mümkün.

Elde kalan seçenekler arasında, 2016’da tekrardan F1’e dönen ve eski güçlü günlerin hasretini çeken Renault ile bol sıfırlı bir kontrata imza atmak, Daniel Ricciardo’nun bu duruma bulduğu çareydi.

2018 yaz arasında bu anlaşma resmiyete kavuştu ve Ricciardo’nun Renault’ya transferi açıklandı.

Daniel Ricciardo

Çin’de aldığı unutulmaz galibiyet ve pit ekibi yüzünden 2 yıl ertelediği Monaco zaferi, Red Bull ile aldığı son zaferler oldu.

2019’un açılış yarışında gözler kendi evi Avustralya’da sarı-siyah Renault otomobiliyle piste çıkan Ricciardo’nun üzerindeydi. Kariyeri boyunca kendi evinde podyum göremeyen Daniel, bu şanssızlığını kırmak istiyordu ama sıralamalarda ancak 12. olabilmişti. Startta agresif kalkan Bal Porsuğu, ön kanadını parçalayınca az olan umutlar yerini kabusa bıraktı. Bahreyn’de ise Renault ve Ricciardo için kabus devam etti. 54. turda Daniel, takım arkadaşı Hulkenberg ile birlikte aynı virajda motor arızası nedeniyle yarışa veda etti. Sezon içinde Renault’nun en güçlü göründüğü yer Monza’ydı. Hız tapınağında yarışı Ricciardo dördüncü, Hulkenberg beşinci sırada bitirdi. Çıkılan 21 yarışta Avustralyalı ancak 54 puan toplayabildi. Takımlar sıralamasında ise 2018’de alınan dördüncülükten sonra hedef yükselten Renault, sezonu Mclaren’e de geçilerek 5. bitirebildi. 2019, Ricciardo için tam bir hayal kırıklığıydı. Yeni hikayesi hiç de beklediği gibi başlamamıştı.

Pandemi pençesinde yapılan 2020 sezonu ise hem Renault hem Bal Porsuğu için çok daha iyi geçti. Buna karşın sezon başlamadan 2021 sezonu için Vettel ile devam etmeme kararı alan Ferrari’nin hareketlendirdiği pilot pazarında, 2022’de uygulanacak yeni kuralları düşünerek takımlar ardı arkasına hamleler yaptı. 4 kez dünya şampiyonu Vettel ile 2020 sonunda yollarını ayıracağını açıklayan Tifosi, Mclaren’den Carlos Sainz’ı transfer etti. Mclaren takım patronu Zak Brown, bu hamleye karşılık 2021 için Daniel Ricciardo’nun kapısını çaldı. Zaten kötü bir sezon geçiren Ricciardo için 2022’de kartların yeniden dağıtılacağı düşünüldüğünde, Mercedes motoruna geçecek Mclaren iyi bir tercihti. Oldukça iyi bir maaşla 3 yıllığına İngiliz takımına imza attı.

2020 sezonu Ricciardo için podyuma tekrardan dönüş yaptığı bir yıl oldu. Eifel Grand Prix’sinde aldığı üçüncülükle Renault’ya yıllar sonra podyum sevinci yaşattı. Ardından Imola’da tekrardan podyuma çıkma başarısı gösterdi.

2021 yılında Mclaren tulumunu üstüne giydi. Ondan beklenti takıma liderlik etmesi ve zaman zaman aracın ötesine geçtiği performanslar ortaya koymasıydı. Ama sezon başında beklenenin tersine takımda öne çıkan Ricciardo değil Norris oldu. Olgun sürüşü ve istikrarlı performansıyla düzenli olarak ilk 5 içinde yer alan Lando, tüm F1 severlerin ayakta alkışlayacağı bir performans sergilemekteydi.

Monza’ya gelindiğinde geride kalan 13 yarışta Norris 3 kez podyum görürken, Daniel Ricciardo’nun en iyi derecesi yağmur nedeniyle iyi bir yarış izleyemediğimiz Belçika’da aldığı dördüncülüktü.

Monza, eski Ricciardo’dan esintiler sunan bir hafta sonu oldu. Sıralamalarda 5. sırayı alan Avustralyalı pilot sprint sıralama yarışını takım arkadaşı Lando Norris ve startta yavaş kalan Hamilton’ı geçerek 3. tamamladı. Sprint sıralama yarışını ilk sırada bitiren Valtteri Bottas’ın motor değiştirmesiyle Daniel 2. sırada yarışa başlama şansı elde etti.

İlk sıradan yarışa başlayacak olan ise eski takım arkadaşı Verstappen idi. 5 kırmızı ışık sönüp Monza’da eğlence başladığında Verstappen yavaş kalktı, bu durumu iyi değerlendiren Avustralyalı pilot ilk virajı en önde dönen isimdi. Pitlerin ardından şampiyonluk mücadelesi veren Max-Lewis ikilisi yaptıkları kaza ile hafta sonunu erken noktaladı. Daniel, kariyerinin ilk galibiyetini almak isteyen Lando Norris’e geçit vermedi ve aile köklerinin dayandığı İtalya topraklarında adeta yeniden hayata döndü.

Galibiyetlerinin ardından “shoey” ile zafer kutlamaları yapan, gridin en eğlenceli ismi Ricciardo istediği şampiyonluğu gelecekte elde edebilecek mi?

Yoksa F1 tarihine yetenekli ama şampiyonluk kazanamayan biri olarak mı geçecek ?

Bunu bize zaman gösterecek…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Pierre Gasly: Gerçek Pierre’i Tanımak mı İstiyorsunuz?

Michael Schumacher: Formula 1’in Kırmızı Efsanesi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More