Brawn GP: Hayallerin Ötesinde

Hayat durmayan bir mücadeledir. Sürekli engellerle karşılaşılan, ödüllerin asla altın tepside sunulmadığı bir savaş. Hayallerinize ulaşmak istiyorsanız, yapmanız gereken tek bir şey var: sonuna kadar mücadele etmek. Karşınızda inanmayı asla bırakmayan bir takımın hikayesi: Brawn Gp!

Bölüm 1: Ross Brawn

2009 yılı itibariyle, Ross Brawn için kanıtlanacak pek bir şey kalmamıştı. Teknik patron olarak Benetton’da iki pilotlar ve bir takımlar şampiyonluğu kazanmıştı. Sonra bununla yetinmeyip Ferrari takımına geçti ve basit tabirle, tarih yeniden yazıldı: Üst üste 6 kez takımlar, 5 kez pilotlar şampiyonluğunu kazandılar. Herhangi bir rekabet alanında kazanmak gerçekten önemlidir, ama rakipsiz bir hegemonya oluşturup sporu sıkıcı hâle getirmek; işte bu sadece efsanelerin başarabileceği bir hadisedir. Ve Ross Brawn’ın oluşumunda çok önemli bir rol oynadığı 1999-2004 Ferrari, gerçekten de efsaneydi.

Formula One Chief Ross Brawn On New Regulations For 2021 And The Importance Of The Budget CapBu görkemli dönemden sonra 2 başarısız sezon geçiren Ferrari, Schumacher ve Brawn’ı 2006 yılı sonunda gönderiyordu. 1 sene çalışmaya ara veren Brawn ise 2008’de, Formula 1’de bir türlü istediği başarıyı yakalayamayan Honda’da takım patronu olarak işe başlıyordu. İlk sene Brawn için de Honda için de iyi geçmemişti. Rekabetçi bir araba inşa edilememiş, takım sezon sonunda 9. sırada yer almıştı. Şampiyonluk hayalleriyle senelerdir Formula 1’de bulunan takım patronları için pek de kabul edilebilir bir sonuç değildi dokuzunculuk. Buna rağmen Brawn, sene içerisinde 2009 için çalışmalarını çok ciddi bir şekilde yürütmüştü, 2008 pek iyi geçmese de 2009 yılı parlak olacak gibiydi. Ama her iyi hikayede olduğu gibi, işler bir süre plana uygun gitmeyecekti.

2008’in sonuna doğru dünya çapındaki ekonomik kriz etkisini iyiden iyiye göstermeye başladı. Çanlar, Formula 1 için de çalmaya başlamıştı. Honda 2008 yılı sonunda spordan çekilmeye karar verdi. Bu takımdaki bütün çalışanların işsiz ve sporun dışında kalması anlamına geliyordu. Bu yüzden Ross Brawn ve Honda F1 takımının yöneticilerinden Nick Fry, şirketi ikna etmeye çalıştılar. Ama Honda’nın kararı kesindi ve bu karardan dönmeyeceklerdi. Brawn’ın başka bir çözüm bulması gerekiyordu.

En büyük kriz anları, en büyük fırsatları ortaya çıkarır. Ross Brawn da bunu bilen ve de 2009 için yaptığı çalışmalara güvenen bir iş adamıydı. Honda’yı ikna çabaları da, başka bir şirketin takımı alması için uğraşları da boşa giden Brawn, sonunda zarları atmaya ve sonucunu beklemeye hazırdı. 5 Mart’ta resmi olarak takımı Nick Fry ve bazı küçük ortaklarla satın aldı. Motor üreticisi olarak da Mercedes ile anlaşan Brawn, başka bir tarihin da yazarı olmaya hazırdı artık.

Bölüm 2: Rubens Barrichello

Rubens, Formula 1’e giriş yaptığından beri hep çok hızlı ve sempatik bir pilottu. İlk yıllarında Jordan takımıyla Spa-Francorchamps’da aldığı pole pozisyonu, hâlâ organizasyon tarihindeki en ilginç pole’lerden biri. 3 senelik Stewart macerasından sonra katıldığı Ferrari takımı ise onu hatırlamamızın yegane sebebi. Schumacher’in düzenli bir şekilde gölgesinde kalsa da, Ferrari’nin 5 şampiyonluğuna her zaman gereken katkıda bulundu ve görevini eksiksiz yerine getirdi.

2005’te ise Ferrari rüyası nihayet sona erdi, uyandığında Barrichello’nun yaptığı ise Honda’ya geçmek oldu. Büyük bir şirket olması ve de yüksek hedefleri olması sebebiyle bu seçimi yapan Rubens, takımda 3 sene geçirdi. Pek de parlak olmayan bu sezonlardan sonra Honda’nın spordan çekilme kararıyla, daha da parlak olmayan bir sezona doğru ilerliyordu; Formula 1’de koltuğu olmayan bir sezona. Neyse ki Ross Brawn takımı satın aldı ve takım kurulduktan tam 4 gün sonra -ki bir F1 takımının hazırlanması için yeterli bir süre değil- sezon öncesi testlerinde yerini aldı.

Harika hikayeler kendini keskin kırılma anlarında belli ederler. Sezon öncesinde Barcelona’da yapılan sezon öncesi testler de Brawn GP için tam anlamıyla müthiş bir kırılma anıydı. Çünkü Rubens’in de sürücülerinden biri olduğu araç deyim yerindeyse uçuyordu. Birçok defa en hızlı turu atan BGP 001, herkesi adeta şoka uğratmıştı. Ünlü “double diffuser”leriyle[1] ve Mercedes motoruyla sezona güçlü bir başlangıç yapan Brawn ve arkadaşları, “Sponsor bulmak için boş depolarla tur atıyorlar.” ithamıyla karşı karşıya kalmışlardı. Ama kimsenin bilmediği bir şey vardı, şov daha başlamamıştı bile.

Brawn BGP 001 - Wikipedia
Aracın tüm hatlarının görüldüğü bu güzel karede Brawn BGP 001’in koltuğundaki isim Jenson Button

Bölüm 3: Jenson Button

F1’e potansiyelli bir pilot olarak girmişti Jenson Button. İlk yıllarında takımdan takıma gezdi ve gerçekten iyi performanslar da göstermeyi başardı. Sonunda 2003’de BAR-Honda takımına katılan Button, burada 6 sene geçirdi (son 3 senesi Honda F1 takımı isminde). İlk yarış galibiyetini 2006 Macaristan GP’de alan Button’ın Honda’daki en iyi pilotlar şampiyonası sonucu ise 2004’teki üçüncülüktü.

Britanya medyasının gereksiz mübalağa huyundan da kaynaklı, kendisinden hep şampiyonluk beklenen bir pilottu. Ama ilk yarış galibiyetini bile organizasyona girdikten 6 sene sonra alan Button için, işler bu açıdan 2009’a kadar hiç iyi gitmiyordu. Ama 2009 farklı bir yıldı. Bunu hissedebiliyordunuz. 4 Mart itibariyle F1’de bir koltuğu yokken, 27 Mart’ta Avustralya GP için sıralama turları yapılırken yarış ve hatta yarışlar kazanabilecek bir arabanın pilotuydu. O da yıllardır beklediği fırsatı değerlendirdi, ve yarışlar kazandı.

Sezonun ilk yarışı Avustralya’da bir mucize vardı. Brawn GP duble yaparak ilk yarışında duble yapan ikinci takım (İlk takım 1954 Mercedes) oldu. Sonraki altı yarışın beşini kazanan Brawn GP ve de Button, herkes için bir şok kaynağıydı. Bu yarışların ikisinde ayrıca duble de yapmaları, Brawn GP’nin ne kadar hızlı bir araba inşa ettiğini ortaya koyuyordu. Peri masalı yavaş yavaş gerçeğe dönüşüyordu.

Brawn GP
Rubens Barrichello, Ross Brawn, Jenson Button

Sezonun 7. yarışı Türkiye GP’sinden sonra, bütçe eksiğinden de kaynaklanan sebeplerle aracın performansı düşmeye başladı. İlk yarıda Button performansıyla göz kamaştırırken, sezonun ikinci yarısında Barrichello’nun yeteneği ortaya çıkmıştı. Britanya’da Button 6. olurken podyuma çıkan Barrichello, Valencia’da yapılan European GP’de ise 5 sene sonra ilk yarış galibiyetini alıyordu. Sezonun 13. yarışı Italia GP’de ise gerçek bir hikaye yaşanıyordu. Yıllarını Ferrari’de geçiren Rubens, Tifosi’nin[2] önünde Brawn GP’ye unutulmaz son zaferini kazandırıyor, takım arkadaşı Button da ikinci olup takıma son bir duble daha hediye ediyordu.

Brezilya GP’sine geldiğimizde pole pozisyonu kendi memleketinde yarışan Rubens’teydi. Yarışta 14. sıradan 5. sıraya yükselen Jenson Button, şampiyonluğunu garantiliyordu. Bu yarış aynı zamanda Brawn GP’nin de takımlar şampiyonluğunu ilan ettiği yarış oluyordu. Tarih yazılmıştı işte. Sezon başlamadan 1 ay önce daha var olmayan bir takım, sezon sonunda iki şampiyonluğun da sahibi oluyordu. Button da sonunda “kendini tamamlıyor” ve çocukluktan beri hayalini kurduğu o şampiyonluğa ulaşıyordu. Sonra da Mercedes şirketine satılan takım, sahneden sessiz sedasız ayrılıyor; hatırlarda hafif tatlı hafif ekşi bir tat bırakıyordu.

Brawn GP
Seneler sonra Jenson Button, onları şampiyon yapan bu efsane araçla Silverstone’da tur attı.

Brawn GP, mucize bir takımdı. Ama aynı zamanda Ross Brawn’ın çalışmalarına güveninin bi göstergesiydi. O kendi gösterdiği emeğe güvendi ve de bunu işin içinde bütün dünyaya rezil olmak varken yaptı. Ve bunun meyvesini de azami şekilde aldı.

Dünya, her zaman en çok çalışanın, en çok risk alanın, en çok emek verenin kazandığı bir yer değil. Dünya, kesinlikle ve kesinlikle haksızlıklarla dolu bir yer. Ama yine aynı dünya, hayalinize ulaşmaktan asla vazgeçmemeniz gereken bir yer. Çünkü her deneyen başaramaz fakat her başaran bir deneyendir. Ömrünüzün sonuna kadar inandığınız değerlerden taviz vermemeniz ve denemeyi bırakmamanız ümidiyle…

We’ll just keep on trying
Till the end of time

Innuendo – Queen

 

[1] Double diffuser:  Aracın yere basma gücünü artırmak için aracın arka kısmında kullanılan bir sistem.

[2] Tifosi: Ferrari Formula 1 takımı fanlarına verilen isim. Kelime, bu haliyle çoğuldur.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Ayrton Senna: İsyankâr, Deli ve Hayalperest

Juan Manuel Fangio: Öncü

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More