Biatlon: Kayaktan Daha Fazlası

*Biatlonu seversen biatlon dünyanın en güzel sporudur.

Yeni bir spor dalını izlemeye başlamak yeni bir toplumu tanımak veya yeni bir kültüre adapte olmak gibidir. Nasıl adlandırırsanız adlandırın ama yeni bir spor dalını izlemeye başlamak aslında çok zor bir şeydir, hele onu daha sonrasında takip edip ona ilgi duymak daha da zordur. Hepimizin evde olduğumuz bu zamanlarda hayatına yeni tatlar ve yeni heyecanlar katmak isteyenler için hazırlamak istedim bu yazıyı. Başka zaman hayatımıza yeni bir şey katmak, yeni bir şey izlemek veya yeni bir şeye başlamak zordur, bu yüzden hazır yeniliklere açık olduğumuz bu dönemde gelin birlikte biatlonu daha yakından tanıyalım.

Türkiye’de çok az kişinin haberdar olduğu bu spor dalının en büyük handikapı bir kış sporu olması. Ne yazık ki kış sporları ülkemizde pek rağbet görmüyor ve pek bilinmiyor. Aslında ülkemiz kış sporları için bir sürü güzel tesise ve özelikle doğu bölgesinde çok güzel bir iklime sahip, buna rağmen bu tarz sporlara ilgi çok az düzeyde. Belki de üzerine gidilse ve biraz önem verilse uluslararası arenada yeni bir başarı kapısı olabilir. Tabii kış sporlarıyla ilgilenmek, onu yapmak (bunu kayak yapmayı deneyenler daha iyi anlar) bir maddi güç gerektiriyor. Ekipmanları, kıyafetleri, aksesuarları derken profesyonel şekilde yapmak aslında çok teferruatlıdır ve aynı zaman da tehlikelidir. Kayak yapmak, snowboard kullanmak, buz üzerinde kaymak gibi sporlarının hepsinin ortak özelliği sakatlıklara çok açık olması. Hem maddi açıdan hem de sakatlık riskinin çok olması nedeniyle ailelerin ilgi duymamasını anlayabiliyorum ama ilginin az olmasının en büyük nedeni aslında bilinmezlik. Bu spor dalları ülkemizde ne yayınlanıyor ne de gündem oluyor, bu yüzden de çoğu kişi tarafından bilinmiyor. Bilinmezlik kış sporlarının genel bir sorunu aslında, iklimi ve zemini bakımından yaz sporlarına oranla daha zor yapılması ve daha fazla ekipmana ihtiyaç duyması nedeniyle dünya genelinde de popülerliği az ne yazık ki, bu yüzden ülkemize de haksızlık etmeyelim. Dünyanın geneli bakımından çok ilgi duyulmasa da Kanada, Amerika, Norveç, İsveç, Finlandiya, Fransa, Almanya, Avusturya, İtalya, Rusya, Kazakistan, Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerde biatlon da dahil olmak üzere kış sporları çok popülerdir ve çok izlenir.

Biatlona gelecek olursak, temeli kayakla avcılığa dayanan bir spordur. Soğuk kış aylarında kayak ve silahlarıyla ava çıkan insanların daha sonrasında bunu bir rekabete ve yarışa çevirmeleri sonucu oluşmuştur. Norveç’de 5000 yıl öncesine ait kaya resimlerinde kayakla avlanan insanların resimleri bulunmuştu, dolayısıyla biatlonun kökeni de çok eskilere dayanıyor.

İlk olarak 1767 yılında İsveç-Norveç sınırları arasında görev yapan sınır koruyucuları tarafından günümüzdeki biatlona benzer müsabakalar düzenlenmiş. Katılımcıların amacı yamaçtan inerek 40-50 adım uzaklıktaki hedefleri vurmakmış. Geçmişinin bu kadar eskiye dayanmasına rağmen biatlonun yaygınlaşması ancak 19. yüzyılın sonlarını ve 20. yüzyılın başlarını bulacaktı. Ayrıca biatlon 19. yüzyılda Norveç askerleri tarafından bir askeri eğitim olarak da görülüyordu.

Modern biatlonu andıran ilk yarışmalar 1924 yılında Fransa’nın Chamonix şehrinde düzenlenen tarihin ilk Kış Olimpiyatları’nda yer aldı. İlk başlarda askerler tarafından gösteri amacıyla düzenleniyordu ve bu şekilde 1928, 1936, 1948 Kış Olimpiyatlarında yer almaya devam etti. Her ne kadar düzenlenen sonraki yarışmalarda katılımcılara madalya verilmeye başlansa da İkinci Dünya Savaşı sonrası artan pasifist tutumlardan dolayı düzenlenmesine ara verildi. 1948 yılında, daha sonra 1953 yılında biatlonun da içine dahil olacağı Uluslararası Modern Pentatlon Birliği UIPM (Union İnternationale de Pentathlon Moderne) kuruldu ve 1954 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi, biatlonu bir spor dalı olarak kabul etti. 1956 yılında birlik tarafından biatlonun kuralları belirlendikten sonra 1958 yılında ilk büyük biatlon yarışı düzenlendi. Avusturya’nın Salzburg bölgesine bağlı Saalfelden şehrinde düzenlenen bu yarışma Biatlon Dünya Şampiyonası olarak adlandırıldı ve ilk yarış olarak da erkekler 20 km bireysel yarışı yapıldı. 1960 yılında, Kış Olimpiyatlarına dahil edilen biatlon yavaş yavaş yaygınlaşıyor ve tanınmaya başlıyordu. 1965 yılında atletizmdeki bayrak yarışlarına benzer takım yarışlarının kuralları belirlenip yine o yıl, bu sefer ilk erkekler takım yarışları düzenlendi. 1967 yılına geldiğimizde birlik Uluslararası Modern Pentatlon ve Biatlon Birliği (UIPMB) olarak adlandırılmaya başlandı. 1978 yılından itibaren Biatlon Dünya Şampiyonası düzenli olarak düzenlemeye başlandı. İlk başlarda sadece erkeklerin yer aldığı bu şampiyonada bireysel, sprint ve takım yarışları düzenleniyordu. 1980 yılında kadın biatlonun kurallarının belirlenmesiyle 1983 yılından itibaren kadınların Avrupa kupasında (günümüzde gençlerin yarıştığı şampiyona) yarışmasına izin verildi. Bir sonraki sene ise ilk kadınlar dünya şampiyonası yine Chamonix’de (Fransa) düzenlendi. Kadın biatlonu 1988 yılında olimpiyat komitesi tarafından olimpiyatlara dahil edildi ve 1992 yılında Fransa’daki Kış Olimpiyatları’nda ilk kez düzenlendi. 1993 yılı biatlonun bağımsızlığını kazandığı yıl diyebiliriz, çünkü Uluslararası Biatlon Birliği (IBU) kuruldu ve biatlon artık tek başına bağımsız bir organizasyona dönüştü.

Tarihçesine ufak bir göz attıktan sonra bu sporu özel kılan ve bu kadar çok sevilmesine neden olan özelliklerine, yarışlarına ve kurallarına geçelim dilerseniz.

biatlon - Dünya Senin, Hadi keşfetsene!

Amaç, pisti en kısa sürede bitirmek

Biatlon hızın, stratejinin, dayanıklılığın, konsantrasyonun ve becerinin içerisinde yer aldığı çok rekabetçi ve izlemesi keyifli bir spordur. Sezonu kasım ayının sonlarında başlayıp martın sonlarında sona erer. Herkes kar üzerinde olarak düşünebilir ama içinde karın da bulunduğu özel bir karışımla kaplı pistlerde kayar sporcular. Hava durumu bu sporun en belirleyici faktörlerindendir. Bazı yarışlar yağmur, kar, sis ve şiddetli rüzgar altında yapılırken bazı yarışlarda günlük güneşlik bir havada yapılabiliyor. Ancak çok şiddetli ve sporcu sağlığını etkileyecek hava koşullarında hakemler yarışları erteler veya iptal eder. Dolayısıyla sporcuların her türlü hava koşuluna hazırlıklı olmaları gerekir. Sezon içerisinde yarışılan bütün etaplar Avrupa ülkelerinde geçer. Yarış haftası perşembe günü başlayıp pazar günü sona erer. Her etapta aynı yarışlar koşulmaz, etapların yarış programları farklıdır. Örneğin Fransa etabında sprint, takip, takım yarışları ve toplu çıkış yarışları düzenlendiyse bir sonraki etap olan Avusturya etabında toplu çıkışın yerini bireysel çıkış alabiliyor. Kadınlar ve erkekler takım yarışları dışında ayrı yarışırlar ve her birinin ayrı şampiyonası vardır. Her bir tur kayıldıktan sonra sporcular atış pistine gelir ve 50 metre uzaklıktaki beş hedefi vurmaya çalışırlar. İlk başta yatarak daha sonrasında ayakta olmak üzere yapılan atışlar sonrası her isabetsiz atış sonucu bir ceza turu kayılır veya bireysel yarışlarda süreye bir dakika eklenir. Ceza turu 150 metrelik bir parkurda koşulup daha sonra ana piste bağlanır. Sporcuların amacı en kısa sürede pisti bitirmektir. Günümüz biatlonda 7 farklı yarış vardır, bunların en eskisi bireysel yarış iken son olarak eklenen de tekli karışık takım yarışıdır.

Bireysel yarışlar daha öncede belirttiğim gibi düzenlenen en eski biatlon yarışıdır. Erkeklerde 4 kadınlarda ise 3 kilometrelik pistlerde, erkekler 20, kadınlarda 15 kilometrelik bir mesafeyi kayarlar. Sporcular 30 saniye arayla start çizgisinden teker teker yarışlarına başlarlar. 5 tur 4 atış vardır, ilk ikisini yatarak diğer ikisini ayakta geçirirler ve her isabetsiz atışta sürelerine bir dakika eklenir. Amaç hatasız şekilde pisti en kısa zamanda bitirmektir.

Sprint yarışı en kısa süren biatlon yarışıdır. Erkeklerde 3.3, kadınlarda ise 2.5 kilometrelik pistlerde erkekler 10, kadınlarda 7.5 kilometrelik mesafeyi kayarlar. Yine 30 saniye arayla teker teker yarışa başlar sporcular. 60-70 aralığında katılımcı olur ve bunlar başlangıç grubu, orta gurup ve son gurup olmak üzere üç guruba ayrılırlar. Başlama sırası kurayla belirlenir. Her sporcunun kazanma şansı vardır; önemli olan hatasız bir şekilde atış yapıp hızlı bir şekilde kaymaktır. Üç tur koşup iki atış yaparlar. İlk atışı yatarak ikincisini de ayakta yaparlar ve her kaçan atış sonrası 150 metrelik bir pistte ceza turunu kayarlar. Beş atıştan ikisini kaçıran sporcu iki tur (300 metre), üçünü kaçıran sporcuda üç tur (450 metre) ceza turu kayar ve yarışa devam eder yani ne kadar kaçırırsanız o kadar ceza turu kayıyorsunuz. Yine amaç en kısa sürede pisti tamamlamak.

Pursuit ve özellikle erkek Pursuit nedir

1996 yılından itibaren takvime eklenen takip yarışları sprint yarışları ile bağlantılıdır. Erkeklerde 2.5, kadınlarda ise 2 kilometrelik pistlerde erkekler 12.5, kadınlar ise 10 kilometrelik mesafede yarışırlar. Sprint yarışlarının aksine 5 tur 4 atış yapılan bu yarışlarda sprintteki farklar baz alınarak yarışa başlanır. Örnek vererek açıklarsak, A sporcusu sprint yarışını iki dakika otuz saniyelik en hızlı süreyle tamamladı ve birinci oldu diyelim, B sporcusu iki dakika kırk saniye ile ikinci, C sporcusu iki dakika kırk beş saniye ile üçüncü, D sporcusu da üç dakika ile tamamlayıp yarışı dördüncü bitirdiğini varsayalım. (Normal yarışlar bu kadar kısa sürmüyor.) Takip yarışlarının başlangıç listesini sprint yarışlarındaki yarış sonucu belirler. Takip yarışına A sporcusu sprint yarışını kazandığı için birinci başlar, ikinci ile arasında 10 saniye fark olduğu için B sporcusu yarışa A sporcusundan 10 saniye sonra başlar, C sporcusu ise B ile arasında 5 saniye olduğu için yarışa 5 saniye sonra, D de C’den 15 saniye sonra başlar ve bu şekilde son yarışmacıya kadar devam eder. Bu yarışlarda sporcular birbirlerinin hatasını kollarlar ve olabildiğince az hata yapıp yarışı bitirmeye çalışırlar.

Toplu çıkış, şampiyonada ilk 30 içerisinde yer alan sporcuların hepsinin aynı anda yarışa başladığı bir yarış türüdür. 1999 yılından itibaren düzenlenmeye başlanan bu yarışlarda, erkeklerde 3, kadınlar ise 2.5 kilometrelik pistlerde, erkekler 15, kadınlar da 12.5 kilometrede yarışırlar. 5 tur ve 4 atışın olduğu bu yarışta yine mümkün olduğunca en az hatayı yapıp en hızlı şekilde bitirmektir amaç.

Takım yarışını, atletizmdeki 4×4 bayrak yarışlarına benzetebiliriz. 1966 yılından beri takvimde olan bu yarış türünde takımlar ülkeleri adına yarışan 4 erkek ve 4 kadından oluşur. Her sporcu üç tur koşup iki atış yapar ve üçüncü turun sonunda diğer sporcu yarışa başlar. Yarışlara her ülkeden bir sporcu olmak üzere hep birlikte başlanır. Burada diğer yarış türlerinden farklı olarak her atışta sporculara beş yerine sekiş atış yapma hakkı tanınır, yani yine beş hedef vardır ama sporcu ilk beş atışını yaptıktan sonra eğer kaçırdığı bir hedef varsa onu verilen ekstra üç atış hakkı ile ıskaladığı hedefleri tekrar vurmaya çalışır. Ancak verilen üç hakta da hedefi veya hedefleri vuramadıysa o zaman kaçırdığı hedef başına ceza turu kayar. Bu yarışlarda sporcuların üzerindeki baskı çok yüksektir, çünkü yapılan en ufak bir hata yarış sonucunu etkiler. Be nedenle takım yarışları en çok sevilen yarış türlerinden bir tanesi olarak kabul edilir.

En yeni yarış türlerinden birisini olan karışık takım yarışları ilk olarak 2003 yılında düzenlenmeye başlandı. Burada bu sefer ülkeleri 2 kadın ve 2 erkekten oluşan takımlar temsil eder. İlk kadınların mı yoksa erkeklerin mi başlayacağını organizatörler karar verir ama genel olarak ilk olarak kadınlar başlar. Eğer ilk kadınlar başladıysa sonraki etabı da kadın kayar ve daha sonraki iki etabı da erkekler tamamlar. Aynı takım yarışlarında olduğu gibi yine 3 tur kayıp 2 atış yapıp değişimi gerçekleştirirler. Takım yarışlarında olduğu gibi yine aynı atış kuralları geçerlidir, yani beş hedef sekiz atış hakkı.

Son olarak en yeni yarış türüne gelecek olursak bu da karışık tekli takım yarışı. İsmi biraz ilginç gelebilir, çünkü tercümesini ancak bu şekilde yapabiliyorum. (İngilizcesi Single Mix) 2015 yılından itibaren düzenlenmeye başlanan bu yarışlarda ülkelerini bu sefer bir kadın ve bir erkek temsil ediyor. En ilginç yarış türlerinden birisidir Single Mix. Eğer ilk kadın başlarsa üç tur kayıp iki atış yaptıktan sonra erkeğe devreder, erkek yine aynı şekilde etabı bitirdikten sonra bu sefer tekrar kadına devreder ve kadın yine üç tur kayıp iki atış yaptıktan sonra kendi sırasını tamamlar ve yarışı bitirmesi için erkeğe devreder, erkek de aynı şekilde etabını bitirdikten sonra yarış sona erer. Yani hem erkek hem kadın dörder atış yapar yarış boyunca. Takım yarışlarında olduğu gibi yine sekiz atış hakkı burada da var. Yeni olmasına rağmen izlemesi çok keyiflidir ve çok heyecanlı anlarla sahne olur bu yarış türü.

Bir sporu okuyarak anlamanın zor olduğunu biliyorum. Ben de bu sporu annem sayesinde, izleyerek öğrenmiştim. İlk başlarda ne var bu kadar heyecanla izlenecek diye düşünüyordum annem çığlık çığlığa yarışları izlerken. Merak edip annemle birlikte izlemeye başlayınca bir süre sonra kendimi annemin kapılmış olduğu heyecana kapılırken buldum. Anlamaya başladıkça daha çok keyif alıyordum izlemekten. Teknik ekibin ne kadar çok emek sarf edip yarışa hazırlandığını, sporcuların o zor hava koşullarında nasıl beş hedefi de vurduğunu, son ana kadar kazanın belli olmadığı ve her an değişebileceği yarışları izledikten sonra daha da bir tutkuyla bağlanmıştım bu spora.

Bu yazıdaki amacım da okuyanlara “ya bu ne biçim bir spor, gireyim bir bakayım internete” dedirtecek o merak kıvılcımını yakmaktı. Bu tarz karlar altına kalmış bir sürü spor dalı var, tabii ki hepsini takip edip izlemek zor ama gönlüm biatlon gibi çok eğlenceli ve bir o kadar heyecanlı bir sporun karlar altında kalmasına izin vermedi. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler, bir biatlonsever olarak elimden geldiğince size bu sporu anlatmaya çalıştım. O kıvılcımın yanması umuduyla…

 

*Yazının alt başlığındaki cümle Yazıhane Yıllık‘ta yer alan Ozan Can Sülüm‘ün En Çirkin Sevgilim başlıklı yazısındaki ”Hentbolu severseniz hentbol dünyanın en güzel sporudur.” cümlesine bir göndermedir. O cümle de keza Yılmaz Erdoğan’ın senaryonu yazıp yönetmenliğini üstlendiği Vizontele filminde yer alan ‘Burayı seversen burası dünyanın en güzel yeridir.” repliğine bir atıftır.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Biasone’dan D’Antoni’ye 24 Saniye

Ayrton Senna: Rüzgar Gibi Geçti

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More