Biasone’dan D’Antoni’ye 24 Saniye

Basketboldaki 24 saniye kuralının ortaya çıkış hikayesi ve oyuna etkileri.

NBA tarihinde günümüzde kırılmasına çok zor gözüyle bakılan birçok rekor var. Wilt Chamberlain’in sadece bir maçta aldığı 50 ribaund, Dallas Mavericks oyuncusu Bubba Wells’in 3 dakika içerisinde faul hakkını doldurarak oyun dışında kalması, 5 uzatmaya giden maçta Dale Ellis’in 69 dakika sahada kalması bunlardan sadece bazıları. Bu yazının öznesi olan rekor ise kırılması imkansız rekorlar listesinin başlarında yer alıyor. Çünkü bu maçta ortaya çıkan tablo günümüz basketbolunu ve NBA’in çehresini tamamen değiştirmeyi başaranlardan biri.

Takvimler 22 Kasım 1950’yi gösterirken Fort Wayne Pistons ile Minneapolis Lakers karşı karşıya gelecekti. Kimse bu karşılaşmanın basketbol oyunun tüm dinamiklerini değiştirmesini beklemezken ilginç bir olay yaşandı. Pistons koçu Murray Mendenhall, takımının Minneapolis Lakers’la boy ölçüşemeyeceğini bildiği için son derece pragmatist bir şekilde takımını ilginç bir taktik anlayışıyla parkeye sürdü. Tek amaçları olabildiğince az şut kullanmak, maçı götürebildikleri kadar önde götürmek, öne geçtikten sonra Lakers pivotu George Mikan’ı potadan uzak tutmak ve top kendilerine geçtiğinde zamana oynamaktı. Elbette ki 24 saniye kuralı yoktu. Maç inanılması güç bir şekilde konuk takım lehine 18-19’la sonuçlandı. NBA tarihinin en düşük skorlu maçından sonra Lakers koçu Johnny Kundla durumu özetliyordu;

Bu tarz anlayışlar profesyonel basketbolu öldürüyor.

Bu aslında sadece bu maç özelinde bir problem değildi. Öne geçen takımlar maçların sonlarında süreyi geçirmeye oynuyor, geride olan takımın ise faul yapmaktan başka çaresi olmadığı için seyir zevki adeta baltalanıyordu.

Bu maçtan yaklaşık 4 yıl sonra Syracuse Nationals* sahibi Daniel Biasone kolları sıvadı. Takımın genel menajeri Leo Ferris’le bu işe kafa yoran ikili, Ferris’in formülünde karar kılmışlardı. Basit bir hesapla bir maç 48 dakika, yani 2880 saniye demekti. Bu ikili, geride kalan 3 yılın hücum ortalamalarını alarak bir maçta ortalama 120 hücum yapıldığını gözlemlediler. Geriye kalan hesap ise oldukça kolaydı. 2880/120, yani 24 saniye. Kuralın ortaya çıkışı basit bir matematiğe dayanıyordu aslında.

Daniel Biasone
Leo Ferris: The Forgotten Inventor Of The Shot Clock – Pro Sports ...
Leo Ferris

 

 

 

 

 

 

 

 

 

24 saniye kuralının geçerli olduğu ilk maç Rochester Royals** ve Boston Celtics arasında oynandı, karşılaşma 98-95 sonuçlanmıştı.Kuralın geçerli olduğu ilk sezonda skor ortalaması 79,5’ten 93,1’e, saha içinden kullanılan atışlar ise 75,4’ten 86,4’e fırlamıştı. Bunlar oyunun çekiciliği, salona gelen seyircinin alacağı zevk açısından olumlu gelişmelerdi. Etkilediği bir diğer nokta ise oyunun hızıydı. 2020’den geriye baktığımızda hız, maç başına kullanılan atıştan da bu atışların sayıya dönüşmesinden de önemliydi. Kural, bugünlerde seyircinin ekran başında uzun süre kalabilmesine giden yolu açmıştı.

Syracuse Nationals oyuncularından Dolph Schayes yeni kural hakkında “Hızlıca atışlar kullanmamız gerektiğini düşünmüştük. Ama oyun ilerledikçe Danny’nin dehasını gördük. Rahat atış imkanları bulabilmek için topu hücum alanında rahatça dolaştırabiliyorduk.” diyordu. Kurala alışmak tahmin edildiği gibi zorlayıcıydı ama oyunun çehresini fazlasıyla değiştirdiği daha ilk sezondan kendini belli etmişti.

Kuraldan önce son çeyrekler bayıcı oluyordu. Önde olan ekip topu faul yapılana kadar tutuyordu ve topu elde etmenin tek yolu ona faul yapmaktı. Bu esnada, hiç kimse şut kullanmaya cüret etmiyordu. Kuralla birlikte, devamlı bir aksiyon hali olmaya başlamıştı. Bu durum oyunun gelişmesine katkı sağladı.

(Boston Celtics oyuncularından Bob Cousy)

Kuraldan sonra oynanan oyunun günümüzdeki şekline ulaşmasını geçtim, yaklaştığını dahi söylemek güç. Sonuçta basketbol bir tez-antitez oyunu. Diğer sporlarda olduğu gibi bir üstünlük kurma amacıyla hareket ediyor herkes. Ana amaç kendi yapabildiklerin ölçeğinde rakibinin zaaflarından yararlanmak ve ona üstünlük kurarak nihai hedefe ulaşmaktan geçiyor. Bu yolda bir isim olayları farklı bir noktaya taşıdı.

Birçok ismin modern basketbolun ilk takımı olarak gördüğü Phoenix Suns, 2000’li yılların ortalarında Biasone’ın getirdiği süreye meydan okumaya kalkmıştı. Bu anlayış “Bizim 24 saniyeye ihtiyacımız yok. Biz işimizi daha az zamanda da hallederiz” basketboluydu adeta. Geleneksel tabloya baktığımızda, amaç rakip sahaya doğru yerleşmek, topu doğru dolaştırmak, ikili oyunda perde yapmaya gelen uzunun perdeyi ne kadar doğru yapmasıyken; Mike D’Antoni’nin Phoenix Suns’ının amacı rakip sahaya hızlı gitmek, topu hızlı dolaştırmak ve ikili oyunda perdeye gelen uzunun bunu ne kadar doğru değil, ne kadar hızlı yaptığıydı. Kısaca, artık daha da hızlanmıştık. 2005-2006 yıllarında arka arkaya MVP ödülü olan Steve Nash bu oyun planın ana parçasıydı. Nash’in MVP ödülleri de aslında sistemin ne kadar iyi işlediğini gösteren bir örnekti, en azından normal sezonda.

Mike D’Antoni ve Nash

2005’te sezonu 62 galibiyetle Batı birincisi olarak bitiren Suns, normal sezonda tüm lige kök söktürmüştü. “7 saniye veya daha az” mantalitesi ilk yılında Popovich’in Spurs’üne çarptı. İkinci senesinde de ligde iyi iş çıkaran Suns, normal sezonu Spurs’ün arkasında ikinci sırada bitirdi ancak play-off’ta bu sefer başa bela olacak takım Dallas Mavericks’ti. İki sene üst üste Batı finaline çıkma başarısı gösteren takım, üçüncü senesinde de ligi 61 galibiyetle ikinci sırada tamamlasa da play-off’ta bir kez daha Spurs engeline takıldı. Mike D’Antoni’nin takımdaki son senesinde play-off’ta yoluna taş koyacak takım yine San Antonio Spurs olacaktı.

Spor medyası, bilhassa Amerikan medyası, olaylara çok fazla sonuç odaklı yaklaşmasıyla biliniyor. D’Antoni’nin Suns’ı her ne kadar oynadığı basketbolla övgü topladıysa da iş play-off’a gelince hep kaybeden tarafta yer aldı. Mike D’Antoni o günlerin bahsi açıldığında kamuoyundan gelecek tepkilerden çekindikleri için yeterince cesur davranamadıklarından dert yanıyor. Onun gösterdiği yoldan Steve Kerr ve Golden State Warriors defalarca geçti, hem de bunu başarırken D’Antoni’nin Houston’ını da son 5 yılda 4 kez saf dışı bıraktılar. D’Antoni’nin ise tekrardan aynı dertten muzdarip olmaya hiç niyeti yok. Keza bu sezonun ilk maçında Milwaukee Bucks’a 117-111 mağlup olsalar da maç sonunda kendisinden beklenen ifadelerle konuştu:

6 saniye veya daha az. Bunun üzerinde çalışıyoruz.

 

*Syracuse Nationals: Bugün Philadelphia 76ers adıyla anılan ve NBA’in kurucu takımları arasında yer alan basketbol takımı. 

**Rochester Royals: Bugünkü adıyla Sacremento Kings


Bunlar da ilginizi çekebilir;

NBA İkonu Olmak: Kobe Bryant

1966 Dünya Kupası Kahramanı: Pickles

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More