RETURN OF THE KING: DERRICK ROSE

Hayal gibi başlayan, tarihe geçen bir başlangıcın ardından sakatlıklar, şanssızlıklar ve depresyonla devam eden bir kariyer… Pes etmeyen, oyuna aşkını kaybetmeyen bir adam ve gözleri dolu dolu izleyen milyonlarca basketbolsever…

Rose, Chicago’nun en tehlikeli bölgelerinden Englewood’da doğup büyüdü. Dört çocuklu ailenin en küçüğüydü ve tüm abileri yetenekli basketbolculardı. Rose’un basketbola olan aşkı ve yeteneğinin de ortaya çıkmasını kendisiyle oynayan, kendisini çalıştırıp eğiten bu üç kardeşi sağlayacaktı.

Rose, 2003 yılında Simeon Career Academy adında bir akademide basketbol oynamaya başladı. 1984 yılında bir çete tarafından öldürülen Chicagolu Benji lakaplı Ben Wilson’ın anısına 25 numarayı giyiyordu.

Burada 18.5 sayı, 4.7 ribaund, 6.6 asist ve 2.1 top çalmayla oynayan Rose, takımına Chicago şampiyonluğunu kazandırdı. Simeon Career Academy birçok şehir ve lise turnuvasını kazanırken takıma liderlik eden isim Derrick Rose’dan başkası değildi. Takımdaki ikinci yılına girerken Rose, Sports Illustrated tarafından en potansiyelli 5 basketbolcu arasında gösterilmeye başlanmıştı. Kemba Walker ve Brandon Jennings gibi isimlere karşı oynayan Rose, Nike Hoop Summit ve Jordan Brand All-Star maçlarında da forma giydi.

Memphis Tigers’da kolej kariyerine başlayan Rose burada, 25 numaralı forma Penny Hardaway’ın anısına emekli edildiği için, 23 numarayı terletti. Memphis 33-1’le Güney birincisi olurken Rose 14.9 sayı, 4.5 ribaund ve 4.7 asist ortalamalarıyla oynadı. Takımının final fourda UCLA’i elediği maçta 25 sayı ve 9 asistle takımını taşıdı. Finalde Kansas Jayhawks karşısında takımı uzatmalarda maçı 75-68 kaybederken ikinci yarının sonunda önemli bir serbest atışı kaçıran Rose, karşılaşmayı 17 sayı, 6 ribaund ve 7 asistle tamamladı. Nisan ayının ortasında Rose, 2008 draftına katılacağını açıkladı.

Rose, 2008 Draft’ında birinci sıradan Chicago Bulls tarafından seçildi. Rose, sezon öncesi kampında geçirdiği ufak bir diz sakatlığının ardından ekim ayında parkeye döndü ve sezon öncesi karşılaşmalarının tamamında (8 maç) forma giydi. Normal sezona iyi bir başlangıç yapan Rose, ilk 10 maçında 10+ sayı atarak bunu Michael Jordan’dan bu yana başaran ilk Chicagolu oldu. Rose, All-Star haftasında önce çaylaklar maçında forma giydi ve daha sonra Yetenek Yarışmasını kazandı. Rose aynı zamanda Yetenek Yarışmasını kazanan tarihteki ilk çaylak oldu. Ocak ve şubat aylarında yaşadığı düşüşün ardından mart ayında tekrar forma giren ve Ayın Çaylağı Ödülü’nü kazanan Rose, takımına 12-4 seri getirerek 7. sıradan playoff yarışına girmelerini sağladı. Rose, 1985’te Michael Jordan ve 2000’de Elton Brand’den sonra Yılın Çaylağı Ödülü’nü kazanan ilk Chicago oyuncusu oldu. Rose, %47 isabet oranıyla 16.8 sayı, 3.9 ribaund, 6.3 asistle çaylak sezonunu tamamladı. Playofftaki ilk maçında, 2. sıradan playoffa katılan Boston Celtics karşısında 36 sayı atarak Kareem Abdul-Jabbar’ın rekoruna ortak oldu. Bu karşılaşmada 36 sayısının yanında 4 ribaund ve 11 asist üreten Rose, takımını uzatmalarda 105-103’lük galibiyete taşıdı. İlk playoff serisini 7. maçta 4-3 kaybeden Rose, 19.7 sayı, 4.3 ribaund, 6.3 asistle çaylak sezonunu sona erdirdi.

Rose ilk kez All-Star seçileceği sezonun sezon öncesi kampında bilek sakatlığı geçirip bütün sezon öncesi kampını ve hazırlık maçlarını kaçırdı. Normal sezonun başlangıcına yetişen Rose, kısıtlı süreler aldı ve kasım ayının sonuna kadar bilek sakatlığının sıkıntısını çekti. All-Star maçında forma giyerek Jordan’dan sonra bunu başaran ilk Bull oldu. Bulls’u 41-41’le playoffa taşıyan Rose, LeBron’un Cavaliers’ına 5 maç sonunda elenmekten kurtulamadı.

Rose bir sonraki sezona fırtına gibi girerek bütün kariyer rekorlarını kırdı. Rose ikinci kez All-Star seçilirken takımı Bulls sezonu 62-20’yle bitirip normal sezon birincisi oldu. Rose, takımını ilk sıraya taşırken bütün sezonu 2000+ sayı ve 600+ asistle bitirdi. Bu istatistiği gerçekleştiren tarihte sadece iki oyuncu vardı: Majesteleri ve Kral… Mayıs ayında Derrick Rose tarihteki en genç MVP oldu. Playofflara girilirken takımı Indiana Pacers ve Atlanta Hawks’u geçip Doğu Finali’ne kaldı. Doğu Finali’nde bir kez daha LeBron’la karşı karşıya gelen Rose’un tek rakibi Kral değildi, Kral bu sefer yanında Wade ve Bosh’la Bulls’un karşına çıkmıştı. Rose, Konferans Finali serisini 5 maçta kaybederken playoffu 27.1 sayı ortalamasıyla oynadı. Bu istatistik biraz yanıltıcı olabilir çünkü Rose, bu istatistikleri %24 üç sayı ve %39 şut isabet oranıyla yakaladı.

Rose son MVP unvanıyla girdiği bir sonraki sezonda bütün kariyerinde peşini bırakmayacak sakatlık ve şanssızlıklar silsilesiyle tanışacaktı. İkinci kez All-Star seçilen Rose, oylamada Dwight Howard’ın arkasından ikinci çıkarken aynı zamanda takım arkadaşı Luol Deng’in de All-Star seçilmesine saha içinde oldukça yardımcı olmuştu. Rose 2011-2012 sezonunda sakatlıkları sebebiyle sadece 39 maçta forma giyerken playofftaki ilk maçında 76ers karşısında sol dizinden sakatlandı ve sahayı terk etmek zorunda kaldı. MR’ı çekilen Rose’un ön çapraz bağlarının koptuğu ve dönüşünün 8-12 ay arası olacağı söylendi.

Ocak ayında antrenmanlara başlayan Rose için doktorlar mart ayında döneceğini söylese de o, 2012-2013 sezonunda hiçbir karşılaşmada forma giyebilecek kadar sağlıklı olamadı. Rose’un yokluğunda Bulls Konferans Yarı Finali’ne ulaşsa da şampiyon olacak Miami Heat’e bir kez daha kaybetmekten kurtulamadı.

Rose ekim ayında parkelere döndüğünde Chicago’daki ilk sezon öncesi maçından sonra önemli ve iddialı açıklamalarda bulunmuştu.

“Bence eskiye oranla şu anda çok daha patlayıcı ve deliciyim. Potaya gitmeyi daha çok istiyorum, daha fazla temas alıyorum. Sakat olduğum sürede yaptığım antrenmanlarda zıplamamı da çok geliştirdim, yaklaşık 12 santim daha yükseğe sıçrayabiliyorum.”

Bu sözleri kamuoyunda büyük bir beklenti yaratmıştı elbette. Ancak gerçekler hiç de öyle değildi. Rose sakatlıktan dönüşünde %28.8 şut isabeti yakalamıştı ve maç başına 5.7 top kaybı yapıyordu. Kasım ayında bir Portland maçında sağ dizinden sakatlandı ve ameliyat oldu. Ameliyatı başarılı geçmiş olsa da Rose, sezonu kapatmıştı.

Rose, bir sonraki sezonda tekrar forma şansı bulmuş olsa dahi sadece 51 maçta forma giyebildi. Ancak sakatlıklar onu o kadar etkilemişti ki bu sayı MVP sezonundan sonra yakaladığı en yüksek sayı olacaktı. Rose, yine sağ dizinden sakatlanıp ameliyat geçirmişti ama bu sefer playofflara yetişecekti. İlk turda Bucks’ı eleyen Bulls, Konferans Yarı Finali’nde yine LeBron’a bu kez Cavaliers forması giyerken 4-2 kaybetti ve elendi.

2015-2016 Sezonu, Rose için Chicago’da geçirdiği son sezon olacaktı. Zaman zaman MVP Rose’dan kalan bir şeyler görsek de yine de o noktaya bu sezon da ulaşamadı. Toplam 66 maça çıkan Rose, 16.4 sayı, 3.4 ribaund, 4.7 asist ortalamalarıyla oynadı.

Bir sonraki sezon, Justin Holiday ve 2017 ikinci tur draft hakkıyla birlikte New York Knicks’e takaslandı. Chicago bu takastan Jose Calderon, Jerian Grant ve Robin Lopez’i elde etti. New York’ta inişli çıkışlı ve kendi standardında olmasa bile ortalama üstü bir performans gösteren Rose, kimseye haber vermeden Chicago’ya annesini görmeye gittiği için Knicks yönetiminden bir miktar para cezası aldı. Nisan ayına gelindiğinde Rose, bu sefer de sol dizinden sakatlanarak ameliyat oldu ve sezonu kapattı.

2017 Finali’ni Golden State Warriors’a karşı 4-1 kaybeden ve Kyrie Irving’i, Isaiah Thomas karşılığında Boston Celtics’e takaslayan Cavaliers, Rose’u kadrosuna kattı ancak işler iki taraf için de hiç iyi gitmedi. Rose, kasım ayının sonlarına doğru büyük bir bunalıma girdi ve takımdan ayrıldı. Basketbolu bırakmayı düşünen Rose, sakatlıklardan ve bir türlü formunu bulamamasından çok bunaldığını açıkladı. Basketbola olan aşkından vazgeçmeyip tekrar parkelere dönen Rose, dönüşünden sonra sadece bir maçta 13 dakika süre aldıktan sonra Sacramento Kings, Utah Jazz ve Cleveland Cavaliers üçlüsünü içeren bir takasla Jazz’a gitti ve iki gün sonra oradan serbest bırakıldı.

Mart ayında Timberwolves’la sözleşme imzalayan Rose, sezonun kalanını maç başına 24 dakika süre aldı ve takımına playoff yarışında iyi bir bench katkısı verdi. Temmuz ayında takımıyla tekrar sözleşme imzalayan Rose, bütün bir yaz çalıştı ve uzun bir süre sonra sakatlanmadan yaz kampı geçirdi. Hem kendisi hem takım arkadaşları çok olumlu açıklamalarda bulundu.

Sezon başlarken Wolves’un guard rotasyonunu Jeff Teague ile paylaşıyordu. Yine 6. adam olması beklenirken sahaya ilk 5 çıkmaya başladı. Sezon açılışında Spurs karşısında ve ikinci maçta Cavaliers karşısında vasat altı bir performans gösterse de üçüncü maçta, Dallas karşısında 28 sayı, 5 ribaund ve 5 asistle oynadı. İstatistiklerden ziyade, oyun tarzı olarak 2010-2011 versiyon Rose’dan esintiler sunmaya başlamıştı. Bu karşılaşmadan sonra da istatistik kağıdını doldurmasa bile oyuna katkısı ile kendisini izletiyordu.

Sezonun Timberwolves için 8. maçı Minnesota’da Utah Jazz karşısındaydı. Rose ilk 5 başladı ve 41 dakika sahada kaldı. Karşılaşmayı tam 50 sayıyla tamamladı. Bu, kendisinin kariyer sayı rekoruydu. Karşılaşmanın ardından seneler süren sakatlıklar ve depresyonlardan sonra böyle bir performansa imza atması, onun gözyaşlarını tutamamasına sebep oldu. Ağlayarak röportaj veren Rose;

“Çok çalıştım, tekrar bugünlere dönmek için çok çalıştım. Bunu takım için, taraftarlar için ve organizasyon için yaptım. Kazanmak için her şeyi yapıyorum, ve bu akşam… Bu akşam, işte o akşamlardan birisiydi.”

dedi ve “MVP!” tezahüratları arasında soyunma odasına gitti.

 

Bu karşılaşmadan sonra deplasman turuna çıkan Wolves’un ilk durağı son şampiyon Warriors’un sahası Oracle Arena olacaktı ve Rose sadece 4 dakika sahada kalmışken bir kez daha sakatlandı. Neyse ki korkulan olmadı ve Rose, bir maç aradan sonra Clippers karşısında forma giydi. Rose, Clippers maçında da iyi bir performans göstererek sezonun kalanını 20.8 sayı, 3 ribaund ve 4.5 asist ortalamalarıyla oynadı.

Rose, kariyeri boyunca hiçbir zaman iyi bir şutör olamamıştı ancak bu sene %48.3 isabetle oynuyor. Bu arada bu isabet saha içi isabet yüzdesi değil, üç sayı isabet yüzdesi! Rose, şu anda ligdeki üç sayı isabet yüzdesi en yüksek guard. Az önce dediğim gibi, kendisi hiçbir zaman iyi bir şutör olmamıştı. Kısaca açıklamak gerekirse tarihin en iyi şutörü Steph Curry’den daha isabetli üçlük atıyor bu sene. Toplam isabet yüzdesi de göz kamaştırıyor; %55.5 ***

Rose, kuşkusuz hemen her basketbolseverin gönlünde yer etmiş bir isim. Sakatlıklar, şanssızlıklar, bunalımlar bir türlü peşini bırakmadı. Her sene, “acaba o sene, bu sene mi?” diyen bizler her seferinde hevesimiz kursağımızda kaldık. Hepimiz yine o soruyu sormaktan korkuyoruz belki ama, evet o seneyi göreceksek eğer, o sene bu sene!

 

 

***İlgili paragraf kasım ayının sonundaki ortalamalara göre yazılmıştır.