Stephanie Gilmore & Kelly Slater: Standardı Belirlemek

Stephanie Gilmore ve Kelly Slater tarafından yazılan ve 05.09.2018 tarihinde theplayerstribune.com sitesinde yayımlanan yazıyı Plase Dergi okurları için çevirdik.

* Stephanie Gilmore & Kelly Slater: Setting Standard yazısının aslına sadık kalmak adına yazıdaki görseller aynen kullanılmıştır.

* Stephanie Gilmore & Kelly Slater: Setting Standard yazısının orijinal halinin linki metnin sonuna eklenmiştir.

* * *

Stephanie Gilmore

Bugün sörfçü olmakla gurur duyuyorum.

Aslında bununla hep gurur duyuyorum. Ama bugün durum birazcık farklı. Bugün çok özel gelişmeler yaşanıyor.

Dünya Sörf Ligi (WSL), 2019 sezonunda ve takip eden sezonlarda her WSL etkinliğinde erkek ve kadın sörfçülere eşit para ödülü vereceğini duyurdu. Bu gelişme WSL’yi ücret eşitliğini sağlayan ilk ve tek ABD merkezli spor ligi haline getirecek.

Bu olayın büyüklüğünü idrak edebilmeniz için size biraz kendimden ve bu sporda kadın olmanın nasıl bir şey olduğundan bahsetmeliyim.

Avustralya, Yeni Güney Galler’de büyüyen genç bir kızken odamın her yerinde sevdiğim sörfçülerin posterleri vardı, bu posterler çoğunlukla erkek sörfçülere aitti çünkü kadın sörfçülerin posterleri basılmıyordu. Hayranlık duyduğum bir sürü kadın sörfçü vardı. Lisa Andersen’a, Chelsea Hedges’e, Sofía Mulánovich’e hayrandım; Hawaiili Megan Abubo’yu ve tabii Avustralyalı Layne Beachley’i gönülden severdim. Basılı posterleri olmadığı için dergilerden fotoğraflarını kesip odamın duvarlarına asardım. Fakat o fotoğrafları bile kolay kolay bulamazdım.

Gençken bu tutarsızlığın kaynağını pek de sorgulamıyorsunuz. “Neden kadın sörfçülerin posterlerini bulamıyorum?” diye düşünmüyorsunuz. Kelly Slater posterlerini odanızın duvarlarına asıyorsunuz ve dünya şampiyonu olma hayalini kurmaya devam ediyorsunuz.

En azından ben öyle yaptım.

Stephanie Gilmore
Stephanie Gilmore

2010 sezonuna kadar, erkek ve kadın sörfçülerin gördükleri farklı muamele üzerine düşünmemiştim. Profesyonel kariyerimin dördüncü senesinde dördüncü dünya şampiyonluğumu kazanmıştım. Gururla söyleyebilirim ki daha önce hiçbir kadın ya da erkek sporcu böyle bir başarı elde edememişti. Potansiyel sponsorlarımdan bazılarıyla görüşmelerim devam ediyordu, fakat üst üste dört dünya şampiyonluğu kazanmam onların pek de umurlarında değildi sanki. Başarılarımın erkek meslektaşlarımın başarılarından aşağı kalır yanı yoktu; hatta onlardan daha başarılı olduğum bile söylenebilirdi. Ama benim başarılarımdan kendilerine pay çıkarmayı gayet iyi bilen şirketler, iş para vermeye geldi mi erkek sörfçülere ödedikleri miktarları bana ödemek konusunda gönülsüzlerdi.

“Neden benim dünya şampiyonluğum onlarınkinden daha değersiz?” diye düşünüp durduğumu hatırlıyorum.

Kız kardeşim Whitney menajerim olduğu için şanslıydım. Hak ettiğime inandığımız miktarı almak için gerçekten çok mücadele etti. Nihayet Craig Stevenson ve Pierre Agnes’le anlaşmaya vararak bunu başardık. Fakat başarılarım gün gibi ortadayken bile değerimi kanıtlamak için savaş vermemiz gerekmişti. İşte bu süreç aydınlanmamı sağladı.

Erkek ve kadın sörfçülerin farklı şartlarda mücadele ettiğini yüzümüze vuran bir sürü olay vardı. Örneğin bir yıl, kadınların mücadele ettiği sadece beş ya da altı organizasyon düzenlenmişti; bu sayı erkekler için düzenlenen organizasyonların yarısından bile azdı. Genellikle görmezden geliniyorduk. İyi dalgaları değerlendirmek için şans verilmiyordu bize. En iyi dalgalarda erkekler yarışıyor, biz ise kenarda onları izliyorduk.

Konserlerdeki ön gruplar gibiydik, yani etkinliğin yan unsuruyduk.

Son yıllarda, özellikle Ziff ailesinin 2013’te WSL’yi almasıyla işler değişmeye başladı. Sörf sporunu büyütme vaatleri tatmin edici ve hem erkek hem kadın sörfçülere eşit para ödülü vermek ileriye doğru atılmış çok büyük bir adım. Turdaki yetenek havuzunda erkeklerle aynı sayıda kadın olduğunu düşünmüyorum. Bence bunun nedeni, genç erkeklere verilen fırsatların aynı oranda genç kadınlara verilmemesi. WSL’nin gelecek planlarının arasında bu konu da yer alıyor. En üst düzeydeki sörfçülere finansal destek sağlamanın yanı sıra, gelecek nesilleri oluşturacak kadın sörfçülerin kendilerini geliştirmelerine imkân sağlamak adına daha iyi gençlik programları geliştirmeyi hedefliyorlar.

En üst seviyede mücadele eden kadınlara daha fazla finansal destek verilmesinin, yetenekli genç kadınları profesyonel sörfçü olmaya teşvik edeceğini düşünüyorum.

Daha önce de söylediğim gibi bugün çok gururluyum. Sörfçü olmakla gurur duyuyorum. Kadın sörfçü olmakla gurur duyuyorum. Cinsiyet eşitsizliği problemine ilişkin tartışmalar inanılmaz bir hızla artıyor, sadece sörfle veya genel olarak sporla sınırlı kalmayıp toplumun her alanına yayılıyor. Bu gelişmelerin aktif kariyerim devam ederken yaşanması ve Kelly Slater dahil olmak üzere birçok erkek sörfçünün desteğini hissetmek bana büyük mutluluk veriyor.

Nelson Mandela şöyle demiş: “Spor dünyayı değiştirebilir.”

Ben buna gerçekten inanıyorum.

Bu kararın büyük bir hareketin başlangıcı olabileceğini ve bu hareketin sadece sporla sınırlı kalmayacağını, toplumu da değiştireceğini umuyorum.


Kelly Slater

Söze Stephanie’nin söylediği her şeye katıldığımı belirterek başlamak istiyorum. Bugün spor için gurur verici bir gün.

Kadın sörfünün bu kadar büyüdüğünü görmek inanılmaz. Bugün sahile giderseniz pek çok kadın sörfçü görebilirsiniz. Fakat bir zamanlar bir tane bile kadın sörfçü göremezdiniz.

90’ların başında Fransa’da bir kadın erkeklerin kendi aralarında yarıştıkları seansta sörf yapmaya gelmişti. Bu daha önce görülmüş şey değildi. Bu seansta erkekler genellikle büyük manevralar (hava manevrası vb.) yaparlardı; diğerleri de oturup onların performanslarını izlerdi.

Ve bu kadın oradaki herkesin tozunu attırdı. O zamanların en iyi sörf yazarı ve eski profesyonel sörfçü Derek Hynd da oradaydı. Adam sandalyesinden fırlayıp “Bu kadar iyi olduğuna inanamıyorum!” diye bağırmıştı.

O kadın, Stephanie’nin idol bellediği efsane kadın sörfçülerden Layne Beachley’di. Layne daha sonra yedi dünya şampiyonluğu kazandı. Stephanie şu an altı dünya şampiyonluğuyla idolünün hemen arkasından geliyor.

Bu kadınların yaptıklarını izlemek… Yani yaptıkları turdaki herhangi bir erkeğin yaptığı kadar zor, tehlikeli ve etkileyici.

Ve bugünden itibaren bunun için erkeklerin aldığı kadar para ödülü alacaklar.

Bu, sörf için önemli bir dönüm noktası ama benim için ayrı bir öneme sahip çünkü annem beni tek başına büyüttü. Ben 10-11 yaşındayken babam evi terk etmişti ve annem tek maaşla üç oğlan çocuğunu yetiştirdi. Annem itfaiyeciydi ve yaşadığımız bölgede bu işi yapan tek kadındı. 70’lerin sonu, 80’lerin başından bahsediyorum; yani farklı zamanlardı. İşinde, cinsiyet eşitsizliği kaynaklı birçok sorun yaşadı. Bugün hala düşünüyorum, kendini paralayarak yanındaki adamlarla birebir aynı işi yaptığı halde daha az para kazanmak, üstelik takdir edilmemek nasıl bir duyguydu, bütün bunlara rağmen üç oğlan çocuğunu tek başına yetiştirmeyi nasıl başardı acaba diye.

Annem ve onun gibi kadınlar çok daha iyisini hak ediyorlardı, bugünün kadınları da daha iyisini hak ediyorlar.

Stephanie’nin de sözünü ettiği gibi sörf yapan kadınların erkeklerle aynı imkanlara sahip olmadığını kendi gözlerimle gördüm. Dünya turunda kadınlardan daha fazla erkek var ve Stephanie’nin de dediği gibi koşullar söz konusu olduğunda genellikle erkekler öncelikli oluyor.

Geçmişte erkeklerin daha iyi olduğunu düşündükleri koşulları seçebildikleri halde işlerin istedikleri gibi gitmediğine ve kadınların daha başarılı olduğuna tanık oldum. İşte bu karma. Böyle olunca insanı bir gülme tutuyor tabii.

Bence eşit para ödülü, suda gerçek eşitliği sağlamak adına ileri doğru atılan ilk adım. Bu gelişmeler, WSL’nin genç erkek ve kadın sörfçüler yetiştirme çabaları ile birleşince sporumuzu aydınlık bir geleceğin beklediğini söyleyebilirim.

Ayrıca WSL’nin bu duyurusunun topluma, eşit ücretin bir standart haline getirilmesi gerektiği mesajını verdiğini düşünüyorum. Bu uygulama norm haline gelmeli.

Bugün gururluyuz. Ama bundan beş yıl, on yıl, yirmi yıl sonra gururumuzun daha da büyüyeceği günler gelecek. Çünkü ileride insanlar, değişimin başladığı an olarak bu ana, bu duyuruya işaret edecekler. İşte asıl o zaman, biz de üzerimize düşeni yapmışız, sadece sporumuzun değil, toplumumuzun da ilerlemesine yardım etmişiz diyerek gerçekten gurur duyacağız.

* * *

theplayerstribune.com sitesindeki orijinal metin: Stephanie Gilmore & Kelly Slater: Setting Standard

Çeviren: Çağlayan Karabulut


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Stephanie Frappart: Futbolda Kadının Adı Var

Kadın ve Erkek Futbolcular Arasındaki Kazanç Farkı Tartışması

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More