Reiss Nelson’un Kendi Hayatı Hakkındaki Yazısı

Arsenal’in genç yıldızı Reiss Nelson ”theplayerstribune” sitesinde kendi hayatını konu edinen bir yazı kaleme aldı. Bu harikulade yazıyı sizler için çevirdik…

SAVAŞÇILARIN İMPARATORLUĞU

Güney Londra büyük bir yer.

Küçüklüğümde dünya kadar büyük gibiydi.
Apartmanın penceresinden baktığınız zaman Güney Londra sonsuza kadar giderdi. Bayağı büyüktü ama aynı zamanda küçük kafesleri vardı. İşte ben o kafeslerde büyüdüm. Kafesler aslında küçük karelerdir, gerçek sahadan fazlasıyla küçüklerdir ve daha çok basketbol sahalarına benzer, büyüdüğüm mahallenin ortasındaydılar. Etrafı metal tellerle çevriliydi. İki tarafta iki kalesi vardır. Arkadaşlarım ve ben gidip son çizgiyi çizerdik ve büyü o zaman başlardı.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      Küçükken her gün okuldan sonra kafeslere giderdim. Orası farklıydı çünkü biz ve Aylesbury arazisinden çocuklar gidip başkalarının ön yargıları olmadan kendimiz olabiliyorduk. Benim büyüdüğüm yerden olmakla ilgili bir şey bu. Aylesbury’den olmayanlar anlamaz. Seni hor görürler. Ne zaman mahallemden çıkıp başka bir yerde oynamak istesem sürekli yabancılardan “Nereli olduğuna bak, büyüdüğün mahalleye bak, sen bu kadarsın” gibi cümleler duyardım. Yani Aylesbury’den biriyseniz anlarsınız ve orada olan herkesin sürekli bir yarışın içinde olmasının sebebi bu. Sadece oradan çıkmaya çalışırlar ve kafeslerin aşağısında hiç arkadaşın yoktur, gerçekten. Orası tam bir savaş alanıydı.

15 yaşındayken ayaklarımın altındaki topla oldukça iyi işler çıkarttığımı hatırlıyorum. Küçük bir delikanlıydım ama top oynayabiliyordum. Bazı çocuklar bana birinden bahsetti, biraz benden büyük ve gerçekten de iyi bir oyuncudan.

“Onu kafese getirmelisin kimin en iyi olduğunu görelim.”
Bu hikayemin 20 farklı versiyonu var. Büyüdüğüm yerde böyle şeylerle çok karşılaştım. Orada işler böyle ilerliyordu. Saf rekabet, her zaman. Aylesbury mahallesi zor bir yerdi ama beni büyüttü. Benim oyunumu ve hayatımı şimdi bile etkiliyor. Ben tek değilim, Jordon Sancho da oraya yakın bir yerde büyüdü. O da kafeslerin oraları biliyor, bu kadar söyleyebilirim. Aynısı Tammy Abraham için de geçerli. O çocuk da iyi oynuyordu. Onların topla ilişkisi bu yüzden iyi, küçük yerde oynamak hayal edebildiğinizden daha fazla yetenek gerektirir ve bunun daha fazlası da var.

İnsanlar bana Londra’nın Güneyi hakkında soru sorarlarsa onlara kafesleri anlatıyorum ve onlara savaşçıların Güney Londra’dan geldiğini söylüyorum. Savaşçıların küçük imparatorluğu. Kafeslerin bir diğer özelliği ise uzun zaman kafeste oynarsanız kendinizi farklı bir yerde gibi hissediyorsunuz. Bana hep Highbury veya Emirates’te oynuyormuşum gibi geliyordu. Bunlar benim hayalimdi gerçekler ise kafesler. Tüm ailem Gunners’taydı. Kuzenimden tut büyük ablam dahil herkes Arsenal taraftarıydı. Bu yüzden kafeslerde hep Arsenal forması giyerdim. Cesc Fabregas gibi davranırdım çünkü oynadığı sistemde kendisi sihirli adamdı veya Jack Wilshere olurdum, çünkü o genç yaşına rağmen ve kulüp için büyük işler yapardı.

Onların bazı özelliklerini kopyalamaya çalışsam da bence onlardan öğrendiğim en önemli şey gençken kendilerini ileriye taşımalarıydı. O özel anı bekliyordu, anlıyor musun? O özel an geldiğinde kendilerini göstermekten korkmuyorlardı. Başarısız olmaktan korkmuyorlardı. Genç oyuncuların kendilerine güvenmeleri lazım. Geçen sezon benim Almanya’nın Hoffenheim takımına gitme sebeplerimden birisiydi bu. Tabi ki zorlandığım anlar oldu. Evimi özledim, Arsenal’i özledim. Sakatlık geçirdiğimde veya formum düştüğü zamanlarda aldığım kararlardan hep şüphe duydum. Orada geliştirdiğim şey, belki sahadaki herhangi bir yetenekten daha fazlasıydı, stres ve sıkıntıyla nasıl başa çıkacağımı öğrendim, sabit ve iyi seviyede sürekli performans vermeyi öğrendim. Takım arkadaşlarım ve onların destekleri gerçekten çok iyiydi ve bu dönemleri atlatmamı sağladı.

Hala gol atma konusunda gelişen bir oyuncuyum. Güvenim buradan geliyor fakat Bundesliga’da geçirdiğim sezon sayesinde şimdi sahada nasıl daha fazla katkı verebileceğimi biliyorum. Gol atamasam da bu yardımcı oluyor. Yani umarım ki bu özelliklerimden bazılarını Arsenal takımı için kullanabilirim, şimdi evdeyim ait olduğum yerdeyim. Kendimi taraftara, antrenörüme ve takım arkadaşlarıma kanıtlamam lazım, heyecanlıyım.

Burası olmam gereken yer. Abimin, iki kız kardeşimin, annemin, yani ailemin yanındayım. Kendimi bulabilmek için çok çalıştım.
Onlar olmasa Reiss olmazdı.
Onlar olmasa kafeslerin savaşçısı olmazdı.

Kaynak : ThePlayerTribune

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More