Karanlık Onu Alt Edemedi

''The Darkness Has Not Overcome It''

Corona virüs süreciyle ilgili olarak NBA basketbolcularından Çinli Jeremy Lin tarafından yazılan ve theplayerstribune.com sitesinde yayımlanan yazıyı Plase Dergi okurları için çevirdik.

*Aslına sadık kalmak adına yazıdaki görseller aynen kullanılmıştır.

*Yazının orijinal halinin linki metnin sonuna eklenmiştir.

Dışarıda bu olanların iki ülke arasında olmasını isteyenlerin olduğunu biliyorum.

Doğu, Batı’ya karşı.

Onlar bunun siyasi olmasını istiyorlar.

Sol ve sağ.

Ama bu durum bunun hakkında değil.

Bana göre, bu çok basit. İçinde bulunduğumuz zaman karanlık ve aydınlık meselesi.

İnsanlık olarak, şu anda bir dönüm noktasındayız gibi geliyor. Sosyal medyanın ve sürekli güncel tutulan haber akışının muhtemelen insanlığın en iyi temsili olmadığını biliyorum, ama sahip olduğumuz tek aynamız bu değil mi? Her gün, her saat baktığımız tek şey bu. Ve bu küçük ekran, daha önce hiç görmediğimiz bir krizin ortasında bize en iyisini ve en kötüsünü gösteriyor.

Dürüst olmak gerekirse aynada gördüğümüzle gurur duyduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Son zamanlarda, ABD’deki herkes bana Çin’deki korona virüsü, Çin’deki herkes ise ABD’deki durumu soruyor. Deneyimlerim üzerine kafa yormak için sırtımı arkaya yasladığımda, gururlanmıyorum. Dürüst olmak gerekirse, mahcup olduğum bu bölüm hakkında yazmak isteyip istemediğim konusunda gelgitler yaşadım.

COVID-19 salgını başladığında, her şeyin merkez üssündeydim. Ve onu ciddiye almadım. Belki de sadece insanlık haliydi, bilmiyorum. Basketbol oynadığım, aile büyüklerimin doğduğu ve yetiştiği ülkede insanlar ölüyordu ve benim düşündüğüm şey neydi? Sadece kendimi düşünüyordum.

CBA kapatıldığında, “Tamam, her neyse, en azından ailemi görmek, In-N-Out burgerleri[1] yemek ve sezon başlamadan önce biraz soluklanmak için Kaliforniya’ya gideceğim.” diye düşünmüştüm. Dürüst olmak gerekirse, heyecanlandım. Trip Home albümü ve double-double hamburgerleri için her zaman hazır olmuşumdur.

Kriz benim için gerçek değil gibiydi. İnsanlar acı çekiyordu ve benim düşündüğüm şeyler ise rahatça takılmak ve fast-food’du.

Daha sonra, her şey çözülmeye başladı.

Vakalar ABD’de baş göstermeye başladı. Sonra bir sabah kan ter içinde uyandım ve boğaz ağrım başladığında panikledim, virüse kapmış olduğumu düşünerek endişelendim. Virüsü taşıyorsam benim yüzümden enfekte olabilecek tüm sevdiklerimi düşünürken paniğe kapıldım. (Tanrı’ya şükür sadece bir soğuk algınlığıydı.)

Daha sonrasında, NBA askıya alındı. Maçlar ısınmalar esnasında iptal edildi. Bazı şeyler daha gerçek gözükmeye başlamıştı.

Bunun üzerine, Kaliforniya karantinaya alındı. Hiçbir yere gidemiyor, hiçbir şey yapamıyordum. Vakalar idman yaptığım yerin yakınlarında da gözükmeye başladı. Ailem ve arkadaşlarım, beni endişelendiren mesajlar gönderdiler.

Daha sonrasında, New York’taki vakalar hızla artmaya başladı. Brooklyn’de yaşamakta olan ağabeyim ve ailesi için endişelenmiştim.

Çin’den geldiğim ve kendi sezonumun askıya alındığını deneyimlediğim için daha hazırlıklı olduğumu düşünebilirdiniz ama dürüst olmak gerekirse, bu benim için şok ediciydi. Herhangi bir felaket filminden bir sahneyi izlemek gibiydi, gerçeküstü bir adım evime doğru geliyordu.

Daha önceden sahip olmam gereken anlayış ve hakiki endişe tüm gücüyle vuruyordu, çünkü şimdi üzerimde doğrudan bir etkisi olmuştu.

Son birkaç gündür ne söyleyeceğimi düşünmek için çok uğraşıyorum. Düşünmekten başka yapacak bir şeyim yoktu.(Sonuçta karantina hayatı) Sadece ne kadar aptal olduğumu düşünmekle kalmayıp aynı zamanda dünyanın diğer yarısındaki Pekin’e dönmüş olsam bile fark yaratmanın bir yolunu nasıl bulmam gerektiğiyle ilgili de düşündüm.

Pekin’de trafiği, insanların işe gidip geldiklerini ve Times Square’in boş halini görmek çok tuhaf. Sadece burada oturuyor, yerimde sayıyordum. Tüm yapabileceğim bir çözüm yolu bulmaktı.

Hayat çılgınca, keza 2020 de öyle. Hiçbirimiz kontrol altında değiliz ve dünya gerçekten çok küçük. Bütün olağanlığımız mahvolduğunda, geriye kalan tek şey yalnız biziz. Kolektif insanlık olarak biz. Son bir aydır, insanlığın en iyi ve en kötü haline şahit olduk. Hastaları tedavi etme mücadelesinde hayatını kaybeden, ön saflarda yer alan birçok sağlık çalışanın olağanüstü cesaretini gördük. Karantinada balkonlarından beraberce şarkılar söyleyen insanların ruhuydu bu. Restoranlar, hastanelere yemek sağlamak amacıyla kamu hizmetine kapatılıyor. Gönüllüler, yaşlılar ve bağışıklığı zayıflamış komşuları için yiyecek alıyorlar.

Çok iyilik, çok umut ve çok fazla aydınlık var.

Ancak, karanlık hakkında da konuşmamız gerekiyor.

Biliyorsunuz, hayatım boyunca Asyalı olduğum için belli bir şekilde muamele gördüm. Bana fazlasıyla chink, orch dork veya tavuklu lo mein diye hitap ediyorlardı.[2] Bunu kabul edip etmediğim sorulmadı. Geldiğim yere geri dönmemi söylediler. Linsanity’nin doruk noktasında bile birçok Asya şakasının hedefindeydim.

Sadece alıştım.

Sorun çıkartmak istemedim. Her şeyin benim Asyalı Amerikan olmamla ilgili olmamasını istedim. Sadece topu çemberden geçirmek istemiştim. Bunların merkezinde, gerçekten şikayet edecek bir şeyim yoktu.

Sadece birkaç laftan ibaretti.

Ancak son birkaç hafta boyunca, ABD’deki gerilim ve kaygı bizi kızgın hale getirdiğinden kelimelerin altındaki gerçek karanlığı görüyoruz. Bunlar küfürlü konuşmalar, trollemeler veya nefret dolu konuşmalar değildi. Asyalı Amerikanlara tükürülüyor, bağırılıyor ve fiziksel olarak saldırı gerçekleştiriliyordu. Teksas Midland’da bir adam, Asyalı oldukları için iki çocuklu bir aileyi bıçaklamaya çalışmıştı. Asyalı Amerikalılar ve Pasifik Adalılar’ın(AAPI) Nefreti Durdurun adlı organizasyonun ilk iki haftadaki raporlarına göre, 1100’ün üzerinde korona virüs ayrımcılığı vakası bildirilmişti. (Ve bunlar sadece organizasyona ulaşan ve rapor edilenlerdi.) Tanıdığım her Asyalı Amerikan bu süre zarfında hedef haline gelen birini tanıyor. Aslında, Asya karşıtı ırkçılık tüm dünyada hızla artıyor. Bu çok çılgınca ve üzücü.

Bu benim için oldukça kişisel. Çok sevdiğim insanlar, Amerika’daki kendi arkadaşlarım ve ailem, evlerini terk etmekten gerçekten korkuyor. Asyalı Amerikanların krizden herkes kadar etkilendikleri ve endişe duydukları bir zamanda, bir başka korkuyla başa çıkmak zorunda kalmıyorlar mı?!?

Dinleyin, anlıyorum. Ben de bir sonraki kişi kadar bencilim. Hayatım boyunca kariyerim ve kendi rahatlığım benim için çok önemliydi. Ama ben her zaman iyimser bir hayalperest oldum. Ve inanıyorum ki bu karanlığın ortasında aydınlığı seçebiliriz.

Tüm dünyanın hayatta kalmak için savaştığı bir salgının ortasında, başka savaşlara, suçlamalara veya bağnazlığa yer olmadığı gayet açık. Ama gerçek olan bu değil, işte buradayız.

Tanıdığım her Asyalı Amerikalı bu süre zarfında hedeflenen birini tanıyor.

Ve aynı anda virüs ve ırkçılığa karşı mücadele etmek zorunda olmamamıza rağmen, dik duracağım ve cesurca konuşanlara katılacağım. Nefretin ve olumsuzluğun ortasında ırkçılığa meydan okumaya ve Asyalı kimliklerimizle gurur duymaya devam edelim. Ama gerçek şu ki “azınlık modeli” bir mitti.[3] Başımızı yere eğmek ve sadece kendi ailelerimize ve yakınlarımıza odaklanmak bizi korumuyor ve korumayacak. Irkçılığın ve yabancı düşmanlığının her türlüsüne karşı savaşmaya devam etmeliyiz. Bundan etkilenmeyen insanlar, ister Siyah ister İspanyol Kongre liderleri, Cardi B, Mark Ruffalo veya eski takım arkadaşım Malcolm Miller olsun, bizim için seslerini çıkartıp mücadele ediyorlar. Kendimiz ve başkaları için daha fazlasını yapmaya devam edelim.

Buna ihtiyacım var. Hepimizin var. Hangi ırktan, milletten, yaştan olursak olalım hepimizin içinde daha iyi olma dürtüsü var.

Ama hata yapmayalım. Eğer bu yazıdan çıkaracağınız ders sadece ırkçılık hakkında olacaksa, iletişim anlamında başarısız olmuşumdur. Herkesin hayatta kalmak için birlik olması gereken bir zamanda, korona virüs, Doğu ile Batı ayrımı , siyaset, ırk ya da hayatta kalabildiğimiz sürece diğer insanlara yardım edebilmemizden başka bir konu hakkında olmamalı. Mümkün olduğunca aç insana hizmet ediyoruz. Elimizden geldiğince korkmuş insanları rahat ettirmeye çalışıyoruz. İncinmiş birçok insanı fiziksel, zihinsel, duygusal, maddi ve manevi olarak seviyoruz. Bunlar çıkarılması gereken ana fikirler. Ve tüm bunlar eninde sonunda karanlığa karşı aydınlığa indirgeniyor.

Gerçek şu ki, aydınlık içimizde, çünkü her gün aydınlığı seçen milyonlar var. Bu krizin etkilerinin ne kadar yıkıcı olacağını kimse bilmiyor, ancak tahminler iyi değil. Bundan kurtulup iyileşmemiz uzun zaman alacak. Ancak bu süreçte aydınlığı seçmek için çok ama çok fazla fırsatımız olacak.

Bunun gösterişli veya kahramanca olmasına gerek yok. Zihinsel olarak mücadele eden bir arkadaşınızı kontrol etmek, evinize gelen kuryenin önemini daha iyi kavramak veya zorbalığa maruz kalan biri için dik durmak. Bu zor zamanlarda, gözde kitapçınızı veya restoranınızı desteklemek, ona karşı pozitif davranmak gibi şeyler. Sosyal medyada nefret dolu bir yorum yapmaktan kaçınmak bile olabilir.

Bu kolay olmayacak. Karanlığın daha baskın olduğunu hissettiğimiz zamanlar olacak. Ölümler arttıkça, işsizlik rakamları aniden yükselmeye başladığında, başka bir nefret dolu haber ortaya çıktığında, bunun aşılamaz bir şey olduğunu düşünebiliriz.

Ama, lütfen, umutsuz hissederseniz, şu an bile, yalnız olmadığınızı hatırlayın. Birlikte üzüleceğiz, birlikte alışacağız ve sonunda birlikte başarılı olacağız. Bütün bunların sonunda, aynaya uzun bir süre göz atacağız ve nasıl davrandığımız konusunda kendimize yalan söyleyemeyiz.

Gördüklerimizle gurur duyacağımıza inanıyorum.

İyiliğin her hali önem taşıyor. Her olumlu seçim birikiyor.

Bu sıkıntılı süreçte, direneceğiz. Zorlukların üstesinden geleceğiz. Korku içinde inançlı olacağız. Ve karanlıkta, aydınlık olacağız.

Okuduğunuz için teşekkürler, hepinizi seviyorum!

Işık karanlıkta parlar, karanlık onu alt edemedi. — John 1:5

 

https://www.theplayerstribune.com sitesindeki orijinal metin

Çeviren: KERİM KILIÇ

 

[1] In-N-Out Burger, başta Kaliforniya ve Güneybatı bölgelerinde bulunan Amerikan bölgesel fast food restoranları zinciridir.

[2] Chink, genellikle Çin kökenli bir kişiye atıfta bulunan İngilizce bir etnik karışıklıktır. Terimin kullanımı rahatsız edici olarak kabul edilir. Orch “orkestra” kelimesinin kısaltılması olarak kullanılırken, dork kelimesi ahmak anlamında kullanılır. Klasik müziği seven insanları nitelendirmek için kullanılan bir ifadedir. Tavuklu lo mein ise Çin mutfağına özgü bir yemek.

[3] Azınlık modeli, üyeleri nüfus ortalamasından daha yüksek bir sosyoekonomik başarı elde ettiği düşünülen bir demografik gruptur.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

NBA İkonu Olmak: Kobe Bryant

Basketbolun Uzun Adamı: Manute Bol

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More