Potanın Perileri: Sihrini Kaybeden Takım

Başarı, kişiden kişiye değişen bir kavram. Özellikle söz konusu spor olduğunda bu kavrama farklı yaklaşan kesimleri görmek daha olası. Kimisi başarıyı daha materyalist bir şekilde, kupalara, madalyalara dayandırarak değerlendirir; kimisi de hiç boy gösterilmeyen bir turnuvaya katılmayı veya buralarda kalıcı olmayı yeterli bulur. Türkiye Kadın Milli Basketbol Takımı ya da herkesin onları çağırdığı şekilde Potanın Perileri de işte bu tartışmadan nasibini alanlardan.

Maalesef cumhuriyet tarihinin başlarında kadın sporuna bugünkü kadar değer verilmiyordu. Türkiye’de kadın basketboluna dair ilk resmi hareketler 1950’li yıllarda gerçekleştirildi. İlk Türkiye Şampiyonası, 1959 yılında düzenlendi. Düzenli bir ligin hayata geçirilmesinden 5 sene sonra, 1964’te, Kadın Milli Basketbol Takımı, dönemin federasyon başkanı Faik Gökay’ın girişimleriyle kuruldu. Bu takım faaliyetlerine üç sene devam edebildi. Faik Gökay’ın başkanlık devrinin bitmesiyle Kadın Milli Basketbol Takımı projesi de rafa kaldırıldı. Kadınlarımız milli formayı giymek için 20 yıl beklemek zorunda kaldı.

Sporun ve basketbolun daha da geniş kitlelere yayılması için çok çaba gösteren Osman Solakoğlu, ikinci federasyon başkanlığı döneminde Kadın Basketbol Milli Takımı’nın faaliyetlerini yeniden başlattı. 1987 yılında parkelere dönen kadınlarımız, basketbola olan özlemlerinin de etkisiyle Suriye’de düzenlenen Akdeniz Oyunları’ndan gümüş madalya ile döndü. Majör bir turnuva olmasa da yeniden basketbol oynamaya başlayan kadınlarımızın uluslararası bir sahnede madalya kazanmasının anlamı çok büyüktü.

1992 yılındaki başkanlık koltuğuna, eski basketbolcu Turgay Demirel oturdu. 23 yıllık başkanlık döneminde yaptığı hamleler, kendisinin FIBA Avrupa’nın başına geçmesine de vesile oldu. Demirel’in önderliğinde basketbolumuz büyük bir gelişim gösterdi. Bu gelişimden kadın takımımız da nasibini aldı. Turgay Demirel, planlamanın altyapıdan başlaması gerektiğinin ve takımın yaşadığı tecrübe eksikliğinin farkındaydı. Bu sebeple millilerimizi eleme oynatmadan turnuvaya sokmak amacıyla, gerçekleştirilen bütün turnuvaların Türkiye’de organize edilmesi için kolları sıvadı.

Bu tarz hamlelerin yanında biraz da kadro şansımız vardı dersek yalan olmaz diye düşünüyorum. Nevriye Yılmaz, Yasemin Horasan, Birsel Vardarlı, Şaziye İvegin ve birçok yetenekli ismin bulunduğu o rotasyon, Türk kadın basketbolunun altın jenerasyonuydu. 2005 yılında ülkemizde düzenlenen EuroBasket ile tarihimizde ilk defa büyük bir arenaya çıktık. İzmir’de oynanan grup maçlarında Sırbistan ve Romanya’yı yendik, final oynayacak olan Rusya’yı kıl payı elden kaçırdık. Litvanya ve İspanya’ya da kaybettik ama kolayca boyun eğmedik. Bu sonuçlarla ilk kez katıldığımız bu turnuvada çeyrek finali de görmüş olduk. Ankara’da karşılaştığımız Çek Cumhuriyeti bizi yenince, EuroBasket maceramız son buldu ama o dönem Avrupa’da başarı göstermiş her ‘’amatör’’ branş takımımız gibi kadın basketbol takımımız da medya ve halk tarafından bir lakap aldı. O seneden itibaren Avrupa Şampiyonası’nın müdavimi olan kadın millilerimiz, artık ‘’Potanın Perileri’’ olarak anılmaya başladı.

EuroBasket 2007, Potanın Perileri için koç Cem Akdağ yönetiminde geçirilen son turnuva oldu. İlk turda Letonya, Çek Cumhuriyeti ve İsrail ile beraber A Grubu’nda yer aldık, sadece İsrail’i yenerek kendimizi ilk 3’e attık. Dönemin formatı gereği, B Grubu’nu ilk 3’te tamamlayan Belçika, Litvanya ve Almanya ile birlikte oluşturulan 6 takımlık grupta yer aldık. Bu gruptaki tek galibiyetimizi Almanya’ya karşı elde ettik ve grubu ilk 4’te bitiremediğimiz için turnuvaya veda ettik. Cem Akdağ, Galatasaray Kadın Basketbol Takımı’yla anlaştığı için Potanın Perileri ondan doğan boşluğu yardımcı antrenör Ceyhun Yıldızoğlu ile doldurdu. Cem Akdağ ile ‘’kuruluş devri’’ni geçiren Potanın Perileri, Ceyhun Yıldızoğlu ile ‘’yükseliş devri’’ne doğru adım attı.

Potanın Perileri
Potanın Perileri – EuroBasket 2011

Koç Yıldızoğlu döneminde asıl çıkışımızı EuroBasket 2011’de yaşadık. İlk turdaki rakiplerimiz Litvanya, Rusya ve Slovakya oldu. Sadece Slovakya’yı mağlup eden sporcularımız, grubu 3. tamamlayarak bir üst tura çıkma hakkını elde etti. İkinci turdaki grubumuz Litvanya, Rusya, Çek Cumhuriyeti, Belarus ve Büyük Britanya olarak şekillendi. Bu takımlardan Büyük Britanya ve Belarus’u yenerek 2005’ten sonra tekrar çeyrek finale kaldık. Turnuvada 8’de 8 yaparak çeyrek finale gelen Karadağ’a ilk mağlubiyetini yaşattık ve son dört takım arasına ismimizi yazdırdık. Yarı finalde ise tecrübeli Fransa karşısına çıktık. Bu maça kadar EuroBasket 2011’deki seri başı takımlara karşı etkili bir oyun ortaya koyamamıştık ama uzatma periyodu sonunda şeytanın bacağını kırmayı başardık ve finalde Rusya’nın rakibi olduk. Finalde Ruslara karşı fazla dirençli olamasak da majör bir turnuvadan ilk defa madalya ile dönmenin gururunu yaşadık. Sıra artık olimpiyatlardaydı.

Potanın Perileri

Ankara’da gerçekleşen Olimpiyat Elemeleri’nde Japonya ve Puerto Riko’nun bulunduğu grubu lider tamamladık. Bir sonraki turda da Arjantin engelini aşarak tarihimizde ilk defa Olimpiyat Oyunları’na katıldık. Bu oyunların bir diğer önemi  de kafilemizde ilk defa devşirme bir oyuncunun yer alacak olmasıydı; Quanitra Hollingsworth. O günlerde Avrupa’da yaygınlaşan devşirme oyuncu modasından kaçınmamız mümkün değildi. Olimpiyat grubundaki rakiplerimiz Amerika Birleşik Devletleri, Angola, Çek Cumhuriyeti, Çin ve Hırvatistan oldu. Potanın Perileri, bu gruptaki tek mağlubiyetini Amerika karşısında yaşadı ama bu şaşırtıcı bir durum değildi. Zira Amerika üst üste 4 kez altın madalya kazanarak Londra’ya gelmişti ve organizasyon sonunda da seriyi devam ettirecekti. A Grubu’nu, ABD’nin ardından ikinci bitiren millilerimiz, B Grubu’nun üçüncüsü Rusya ile karşılaştı. 2011’deki EuroBasket finalinin rövanşını alamadık maalesef ama ilk kez katıldığımız Olimpiyatlar’a 4 galibiyet, 2 mağlubiyetlik bir performansla veda ettik.

Sporcularımızın yükselişi EuroBasket 2013’te de devam etti. İlk turda grubunu domine eden millilerimiz, yarı finale kadar sadece İspanya’ya mağlup oldu. Yarı finaldeki rakibimiz Fransa karşısında ne kadar dirensek de son darbeyi vuracak gücümüz maalesef yoktu. Bu turnuvayı takiben kadın basketbolu tarihimizde bir ilki daha yaşadık. Turgay Demirel, EuroBasket 2005 gibi 2014 Dünya Kupası’nın da Türkiye’de düzenlenmesini sağlayarak milli takımımızın bu kulvarda da tecrübe kazanmasını sağladı. Avrupa Şampiyonası’nda performansının üstüne koyan Potanın Perileri, bu form grafiğini Dünya Kupası’nda da gösterdi. Ankara’daki grup maçlarından namağlup şekilde çeyrek finale kadar ilerleyen millilerimiz, bu turda Sırbistan gibi Avrupa’nın önde gelen ekollerinden birini eledi. Yarı finaldeki rakibimiz ise son Avrupa Şampiyonu İspanya’ydı. Bu maçta maalesef Alba Torrens ve Sancho Lyttle’ı durduramadık. Üçüncülük maçında ise Amerika’ya elenen Avustralya ile karşılaştık. Üçüncülük maçlarının küçümsenmesinden olsa gerek, bu maçta hiçbir varlık gösteremedik. Fakat ilk kez katıldığımız bu büyük organizasyondan dördüncü ayrılmanın verdiği gururu üzerimizde taşıyorduk.

2015 yılında Turgay Demirel, FIBA Avrupa Başkanı olmak üzere TBF’deki görevinden ayrıldı. Basketbolumuzun gelişiminde büyük rol oynayan Demirel’in ayrılmasıyla milli takımımız da bir gerileme devrine girdi. EuroBasket 2015’i 5. sırada bitirerek 2016 Olimpiyat Oyunları’na katılma hakkını elde edebildik. Her ne kadar Rio’ya madalya hedefiyle gitsek de çeyrek finalde tanıdık bir rakibe elendik. Kafa kafaya mücadele ettiğimiz, hatta önde götürdüğümüz maçta İspanya’ya 2 sayı farkla elendik ve olimpiyat serüvenimizi 6. olarak noktaladık.

Yukarıda bahsi geçen başarılar tek bir jenerasyona ait. Doğru bir yönetim aklıyla beraber Nevriye, Birsel, Esmeral gibi isimler Türk ve Avrupa basketbol tarihinde başarıyla yer aldı. Bu jenerasyonun son kez boy gösterdiği turnuva ise EuroBasket 2017 oldu. Çek Cumhuriyeti’nden 5. olarak dönen millilerimiz, son kez kendilerini son 8 içine atmıştı. 2018 Dünya Kupası için güç bela eleme turuna kalabildik. EuroBasket 2019’da ise grubumuzu sonuncu tamamladık. Rotasyon değişimi sırasında Ayşe Cora, Tuğçe Canıtez gibi isimleri ‘’altın jenerasyonumuz’’ içinde görsek de bu turnuvalar, gerilemenin sinyallerini veriyordu. Nevriye Yılmaz’ın emekliliğinden sonra Quanitra Hollingsworth’un devşirilmesi de bu gerilemenin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Gerçi Eski Kıta’da devşirme bir basketbolcuyu oynatmak artık moda, biz de er geç buna uyacaktı ama Avrupa’nın en değerli uzunlarından birini yetiştirdikten sonra aynı mevki için bir Amerikalı devşirmek, aşağıdan gelen oyunculara dair umut vaat eden bir gelişme değildi.

Haziran ayında gerçekleşen EuroBasket 2021 öncesi yapılan genel değerlendirmede milli takımımızın başarılı bir turnuva geçirmeyeceği düşünülüyordu. Nitekim öyle de oldu. Belçika, Bosna Hersek ve Slovenya ile eşleştiğimiz grupta, galibiyetle tanışamadık. İlk maçta Slovenya’dan fark yedik. İkinci maçta Avrupa Şampiyonası’na ilk kez katılan ve Amerika kökenli Jonquel Jones’un sırtladığı Bosna Hersek’e yenildik. Turnuvaya veda ettiğimiz kesinleşmişti. Grubun son maçında Belçika karşısında gerilerden gelerek maça heyecan katsak da burada da beraberlik için nefesimiz yetmedi ve 2 sayı farkla mağlup olduk. Melis Gülcan ve Pelin Bilgiç gibi bu turnuvada iyi performans göstermiş oyuncuların yanında Işıl Alben gibi bir tecrübenin varlığını aramadık dersek yalan söylemiş oluruz. Buna karşın başarısızlığı sadece Işıl’a bağlamak da küçük resmi görmek olur. Zira katıldığımız son 3 majör turnuvada 1 galibiyet, 10 mağlubiyetimiz var. 2018 Dünya Kupası’ndan beri süregelen bu kazanamama sorunu için reçete arayışlarımız hala sürüyor.

Son iki turnuvada takımın başında altın jenerasyonu da çalıştırmış olan Ceyhun Yıldızoğlu bulunuyor. Hazır bir takımı yönetmek ile bir değişimin kendisini yönetmek arasında dağlar kadar fark var, takdir edersiniz ki. Deneyimli koçun bu seferki sınavının nasıl sonuçlanacağını büyük bir merakla izleyeceğiz. Ama en sonunda, Potanın Perileri’nin eski sihrine kavuşması en büyük dileğimiz.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Türk Basketbolunun ‘Beyaz Gölge’si: Erman Kunter

Ersan İlyasova: Takasların Efendisi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More