Limitsiz: Erling Haaland

19 yaşındaki Haaland gerçekten rakamların gösterdiği kadar büyük bir potansiyel mi, yoksa günümüzün popüler deyimiyle “overrated” mı?

18 maçta 26 gol ve 6 asist, Şampiyonlar Ligi’nde 4 maçta 7 gol; Messi ve Ronaldo için dahi iyi denebilecek bu rakamları elde eden kişi, 2000 doğumlu Haaland’dan başkası değil.

Kimdir bu Haaland, öncelikle bununla başlayalım. Futbolcu bir babanın çocuğu genç Erling. Babası Nottingham Forest, Leeds United ve Manchester City formalarını senelerce terletmiş, Norveç milli takımında 34 kere milli olmuş Alf-Inge Haaland. Hatta zamanında Manchester derbisinde Roy Keane tarafından dizine yapılan sert müdahale ile sakatlanarak kariyerinin bitmesi ile Ada basınında geniş yer bulmuş bir isim. Babası bir ön libero olan Erling ise sadece yarım sezonda attığı goller ile babasını şimdiden geride bırakmayı başardı.

Magazin kısmımızı geride bıraktıktan sonra şimdi de saha içine odaklanalım: Haaland’ın neleri yapıp neleri yapamadığına, olası bir büyük takım transferi sonrasında geliştirmesi gereken yönlerine değinelim biraz da.

Önce yapabildikleri ile başlayalım. Günümüz futbolunda 2000’lerin başında zirve yapan ve sadece gol atıp sahanın geri kalanında pek de bir şey yapmayan Van Nistelrooy, Filippo Inzaghi, Mario Jardel tipi fırsatçı golcülerden ziyade Roberto Firmino, Karim Benzema gibi oyuncu profillerinin daha çok tercih edildiğini görüyoruz. Çünkü devir artık kanat forvetlerin devri ve 4-3-3 dizilişinde merkezde oynayan forvetin bağlantı oyununa katkısı, pas istasyonu olabilmesi, kanat forvetlere alan açarak onların skor katkısını maksimize edebilmesi çok önemli. Haaland ise hem en üst düzeyde skor katkısı verebiliyor hem de oyununun diğer yönleri ile de takımına birçok opsiyon yaratabiliyor.
Ön alan presi yapan bir takıma karşı uzun oynadığınızda 1.94 olmasının ve üst düzey zamanlamasının yardımıyla topu kafayla takım arkadaşlarına indirebiliyor ya da bazen kendisi direkt göğsüyle alabiliyor. Dahası, bu aldığı topu çok iyi saklayabiliyor.
Pas oyunu oynadığınızda üstün pas yeteneği ve ortalama üstü oyun görüşü ile fark yaratabiliyor.
Kanatlardan geldiğinizde yaptığınız ortalara net kafa vuruşları yapabiliyor. Kanattan gelip yerden içeri çevirdiğinizde doğru bölgelere koşu atarak rakip savunmayı zor durumda bırakabiliyor.
Skoru aldığınızda ya da zorluk seviyesi yüksek rakiplerle oynadığınızda kontratak oyununu tercih ederseniz orada da fiziğinden beklenmeyecek düzeydeki hızı ile rakibi tehdit ediyor.
Kapanan rakiplerle oynadığınızda yay çevresinden ölümcül şutlar atabiliyor.
Geriden oyun kurmakta zorlandığınızda ya da oyunun sıkıştığını hissettiğinde topun olduğu bölgeye gelerek takımını rahatlatmaya çalışıyor.
Top kontrolü ve ilk dokunuşu da daha şimdiden dünya standartlarında.

Kısacası yetenek seti olarak Haaland bir forvetten beklediğiniz her şeyi yapabilen komple bir paketmiş gibi görünüyor.

Peki neleri geliştirmesi gerekir, hakkındaki soru işaretleri neler?
Oyuncu hakkındaki ilk ve belki de en büyük soru işareti oynadığı ligin kalitesi. Salzburg kendi ligini domine eden bir takım ve onlar için gerçekçi bir tehdit de olmadığından oynadığı maçların zorluk seviyesi düşük. Bu da Haaland’ın en üst düzey zorluk seviyesi için henüz yeterince test edilmediğini gösteriyor. Her ne kadar CL’de 4 maçta 7 gol atsa da bu veri bana göre yeterli değil.
Maç özetlerine baktığımda şu dikkatimi çekti: Karşı karşıya kaldığında çoğunlukla yerden ve sert şutları tercih etmiş. Plase vuruşlar ile rahatça gol yapabileceği pozisyonlarda dahi tabiri caizse abanarak vurmuş. Plase vuruş özelliğini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yukarıda saydığım olumlu özelliklerinin birçoğu 7-8/10 seviyesinde. Bu özelliklerin birkaç tanesini keskinleştirmeli ki 3-4 sene sonra Avrupa’nın dev takımlarını sürükleyebilecek bir oyuncu olabilsin.
Hızlanmasını da biraz daha artırması gerekiyor. Ulaştığı maksimum hız 1.94’lük biri için gayet yeterli olsa da daha çevik olması elit seviyede kendisi adına çok büyük fark yaratacaktır.
Psikolojik olarak da henüz test edilmiş bir oyuncu değil Haaland. Ancak hat-trick yaptığı maçların topları ile birlikte uyuması, o topları kız arkadaşları olarak nitelendirmesi, alarm sesinin CL marşı olması, CL marşını dinlemekten asla bıkmayacağını söylemesi, transfer söylentilerini sıkıcı bulması psikolojik olarak güçlü bir karakter olabileceğinin sinyallerini de vermiyor değil.

Özetle Haaland bana kalırsa gerçekten “balon” değil ve umarım böylesine büyük bir potansiyel heba olmaz. Öyle bir potansiyelden bahsediyoruz ki Avrupa’nın beş büyük ligi dışından bir oyuncuya muhtemelen 100 milyon euro civarı bir bonservis ödetecek. Çünkü doğru bir kariyer planlamasıyla ve iyi bir teknik direktörün ellerinde Haaland’ın yapabileceklerinin gerçekten sınırı yok.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Çağlar Söyüncü Röportajı

Gençler mi Yaşlılar mı?

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More