Hayallerin Peşinde Koşmak- Didem Dilmen

Edebiyatla başlayıp reklamcılıkla devam eden, nihayetinde de hayallerin peşinde koşarak futbola uzanan bir hayatın hikayesi.

1981 yılında başladı kahramanımızın hikayesi. Daha çocukluk yaşlarında bir yazma hevesi yeşermişti. Henüz 15’inde yazdığı edebi hikayelerle çevresinin dikkatini çekmeyi başardı. Bu tutku hoştu ancak yıllar ilerledikçe bir sorun Didem Dilmen’in önünde kocaman bir engele dönüştü. Gençliğinde yazarak geçimini sağlayabileceğini düşünmüştü. Ne var ki çok geçmeden düşüncesinin Türkiye şartlarıyla örtüşmediğini anladı.

”Yazarak para kazanabileceğim bir dünya hayal ediyordum. Sonrasında öğrendim ki öyle değilmiş…”

Didem Dilmen

Yazarlığın tek geçer yolu olduğuna karar vererek İstanbul Üniversitesi Reklamcılık Bölümü’ne girdi. Mezun olduktan sonra 8 yıl boyunca aynı sektörde çalışmalar yaptı. Takvimler 2008 yılını gösterdiğindeyse bir dönüm noktası yaşanacaktı. 24 yaşındaki Dilmen, Kadir Has Üniversitesi Spor İletişim Sertifika Programı’nı alarak başka bir dünyaya adım attı. Bu, deyim yerindeyse insanın hayallerinin peşinde koşacağı uzun bir maratonun ilk adımıydı aynı zamanda. Çünkü futbol, Dilmen’in içinde saklı kalmış bir tutkuydu. Peki bu tutku nasıl doğmuştu?

”Çok küçük yaşlarda babamın futbola olan sevgisiyle ilgim başladı. Babam maçlarda koskoca bir salonda maçı tek başına izler, etrafındaki herkes kaçardı. Bağıra çağıra koltukların üstünde zıplardı. Ben de ne oluyor yani, bu adamı heyecanlandıran şey nedir diye merak ettim. Böyle başladım. Zaman içerisinde de tutkuya dönüştü. Maçları kaçırmaz, tribünden tribüne koşar, elimde bayrakla balkonda zafer kutlamaları yapardım.”

2008’de kalmıştık. Aynı dönemde ileride zirveyi görecek kariyerin dallarında ilk meyveler oluşmaya başlamıştı. Futbol kitaplarına deyim yerindeyse hasta olan Dilmen, okuduklarından aldığı kayda değer kesitleri derleyip bir kitap çıkartma amacıyla işe koyuldu. 15 gün süren çalışmalarının ardından ”90 Artı” adını verdiği kitabının iskeletini oluşturdu. Ardından da yayınevleri ile iletişme geçti. Nitekim geri dönüşler hiç de beklediği gibi olmadı. 150 sayfalık çalışmasına, danıştığı insanlar olumsuz cevap verdi. Henüz olmamış dendi. Dilmen pes etmedi. Ard arda Formula 1 Kulübü, Spor Manşet ve İlk Baskı gibi dönemin öne çıkan programlarıyla editörlük macerasına başladı. 2010 yılında ise yolu adeta bir spor kütüphanesi olan Okay Karacan’la kesişti. Yıllarca Lig TV çatısı altında efsaneleşmiş ”Tutkumuz Futbol” programının metin yazarlığını üstlendi. Milyonlarca insanın beğeniyle izlediği, bir neslin en çok izlediği spor programının arka plandaki kahramanı olarak her geçen gün tecrübe ve birikimini arttırdı. Bunu yaparken eş zamanlı olarak da, basım onayından geçemeyen kitabına eklemeler yaptı, çalışmasını gitgide daha da geliştirdi. Takvimler 2014’ü gösterdiğinde de daldakiler meyveler olgunlaşarak yenilecek kıvama geldi.

”Birçok yayın evine gittim. İsminiz olmadığında kitabı bastırmak zordu. Ya ‘2 yıl bekle basalım ya da maddi yükünü sen karşıla.’ dediler. Sonrasında arkadaşım aracılığıyla bir yayınevi ile iletişime geçtim. Okuyup 2 gün sonra döndüler ve ‘Biz bu kitabı basmak istiyoruz.’ dediler. Ve kitap basıldı.”

İşte böylece ”90 Artı” önce kitapçılarda sonra kitaplıklarda yerini aldı. Fazlasıyla da beğeni topladı. O artık beğenilerin isimsiz kahramanı değil direkt muhatabıydı. Ekranlarda yer almaya, Didem Dilmen ismiyle sporseverlerin karşısına çıkmaya başladı. Lig Radyo’da ”Dokuz On Beş” adlı programı yürüttü. Yorumlarıyla büyük bir kitleye ulaştı. Şimdilerde de A Spor kanalında yorumculuk yapmakta. Hem de alışılmışın ötesine geçerek, kadınların futbolda ezildiği bir ülkede, Eduardo Galeano’nun yani dolaylı yoldan Didem Dilmen’in ilham kaynağı Arthur Friedenreich gibi… Siyahi olduğu için ırkçılığa maruz kalan, beyaz sanılsın diye kıvırcık saçlarını düzleştirip, yüzüne pudra sürerek maçlara çıkan Arthur Friedenreich gibi… Halbuki futbol sadece beyazların veya sadece erkeklerin değildi. Futbol, onu içinde tutkuyla yaşatan her insanın en masum sporuydu.

”Kimi zaman futbolun sadece beyazlara, kimi zaman belli sosyoekonomik statülere, kimi zamansa sadece erkeklere ait olduğu düşünüldü. Hayır, futbol siyahiler içindir, beyazlar içindir, futbol ırk tanımaz, futbol cinsiyet tanımaz, futbol para ihtiyacı taşımaz…”

Çok güzel aktarmıştı kendi sözleriyle futbolu Didem Dilmen. Bir bakıma hayatının zirvesine çıkarken taşıdığı motivasyonu da özetlemişti bizlere. Hala daha ”Futboldan anlamaz!” sözleriyle kadınların hor görüldüğü dünyamızda, ne kadar büyük bir iş yaptığının da kanıtıydı cümleleri. Bir başına, hayallerinin peşinde koşarak nasıl da olmaz denilenleri yapmıştı ama…

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More