Galatasaray’ın Hırçın Çocuğu: Hasan Şaş

Meşhur kolyesi ile Brezilya ağlarını sarstığı an, Milan’a attığı kafa golü, Hamburg maçında göbekli şekilde sahaya girmesi, hakem ve rakip takım oyuncularıyla dalaşması… Hasan Şaş’ı nasıl bilirsiniz?

Yıllar geçtikte, endüstriyelleşme adı altında para amatör ruhun yerini aldıkça futbolda bayrak adam kavramı da bir hayli uzaklaşmaya başladı. Takımdaki genç oyuncuların sorunlarıyla uğraşmak, problemleri kendi içerisinde çözmek, cebinden diğer oyunculara para vermek ve kulübün menfaatini her şeyden önde tutmak… Böyle bakınca fazla romantik ve eski usûl futbolculuk yaklaşımı gibi geliyor. Belki de öyle. Günümüz futbolcuları artık çok daha profesyonel, her şeyin bir düzen içerisinde olmasını bekleyip, kendilerini o düzenin bir parçası olarak addetmeyi istiyor, sorunlarla debelenmeyi ihtimal dahilinde dahi görmüyorlar. Hele ki Hasan Şaş gibi forması için canını verecek futbolcu bulmak…

Peki ya takım olmak? Takım olmayı sağlayan yegane unsur iyi sonuçlar almak mıdır, yoksa sorunlar yumağı içerisinde bir arada kalmak mı? Bu soruya cevap olarak hangisini seçerseniz seçin; oyuncular arasında çimento görevi görecek bir karaktere her zaman ihtiyaç duyarsınız. Zira hangi kuşaktan futbolcuya sahip olursanız olun, ortak paydada sizi buluşturacak değerler manzumesini yaratma şansına sahip olursunuz. Hasan Şaş da böyle bir karakterdi işte. Sevinciyle, hırsıyla, üzüntüsüyle, kızgınlığıyla hatta dinlemiş olduğu müzikle dahi doğmuş olduğu toprakların bir yansımasını sunuyordu tüm futbol kamuoyuna. Şimdi ise teknik direktör yardımcısı ve günahlarını da sevaplarını beraberinde getirmeyi unutmamış gibi duruyor. Gelin bu farklı futbol figürünün hikayesine, Hasan Şaş hikayesine hep beraber göz atalım.

Futbola ilk adım

Türkiye’de doğan ve gelişimini de bu topraklarda sürdüren her çocuk gibi Hasan Şaş da büyük bir futbol tutkunu olarak geçirdi genç yaşlarını. Hatta öyle ki; ailesi sürekli okuldan kaçan genç Hasan’ı futbol oynarken bulduklarını ifade etmekten çekinmiyordu. Zira genç Hasan da futbol sevgisini derslerin önüne kayan çocuklardandı. Ancak Hasan şanslıydı çünkü bu sevgisini yeteneğiyle destekleyip, bulunduğu şehrin takımı olan Akdeniz Karataşspor’un dikkatini çekmeyi başarmıştı.

Sonrası ise pek de zor olmuyor ve Hasan Şaş, Adana Demirspor’da profesyonel futbol kariyerine başlıyordu. Hasan Şaş’ı ilk olarak A takıma alan kişi ise fazlasıyla tanıdık; Samet Aybaba. Tecrübeli teknik adam, Hasan Şaş ‘taki yeteneğin farkına varır ve kendisine yarışmacı seviyede forma verir. Ancak o seneki Adana Demirspor yarışmacı seviyede uzun süre kalmayı beceremediği için sezonu alt lige düşerek noktalarken, Hasan Şaş’ın da Adana Demir macerası son derece kısa sürer. Bu kısa süre zarfında üç maça çıkan Hasan Şaş’ın oynadığı karşılaşmalardan birinin Galatasaray’a karşı olması ise hoş bir tesadüf ile açıklanabilir belki. Genç oyuncunun yeni adresi ise Ankaragücü’dür artık. Sıcağıyla meşhur Adana’dan, soğuğun kolay terk etmediği Ankara’ya gelmek Hasan Şaş’ı biraz zorlasa da burada tam üç yıl geçirmiştir. Adana-Ankara hattındaki geçişi biraz olsun katlanılabilir kılan en önemli detaysa altyapıdan birlikte yetiştiği, adaşı olan Hasan Gelir’le birlikte Ankara’nın yolunu tutmuş olmasıdır.

 

Daha fazlasını okumak için tıklayınız.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More