xG: Gol Beklentisi’nin Ortaya Çıkışı ve Günümüzdeki Önemi

Soğuk bir pazar sabahına gözlerini açarsın ve içinde hafif bir heyecan, kafanda da birçok matematik olur. Akşam giyeceğin kıyafeti hazırlar, bütün gün isimleri düşünür durursun. Saat yaklaştıkça, heyecanın giderek artar ve dayanamayıp giyinip erkenden yola koyulursun. Radyoda bazen seni sakinleştirecek müzikler tercih edersin, bazen de düşüncelerini bastırsın diye yüksek sesli, tempolu müzikler. Vardığında içindeki heyecan hissi ve duygu yoğunluğu gittikçe artar. Kapıdan girdikten sonra şöyle bir atmosferi koklar ve yerine oturduktan sonra dersin ki “Tamam, hazırız!” Duran topları kimin kullanacağı, oyunu kimin kuracağı, beklerin nasıl bindirme yapacağı, kısaca her şey hazırdır kafanda. Düdük sesiyle maç başlar ve o anda her kafadan bir ses duymaya başlarsın. Renktaş, aynı takım taraftarı veya ne dersen de, sen dahil herkes “O topa öyle mi vurulur”, “Ben olsam şöyle vururdum”, “Kaç tane golün var oradan”, “100 kere vursan 1 kere girer”, “Şans olsa 5 atarız” yorumlarını ardına arkasına bakmadan ortaya atmaya başlar. Bazılarına hak verirken, bazılarına saçmalık dersin fakat sahaya bakarken bu sorular bir kulağından girer, öteki kulağından çıkar. Peki hiç düşündün mü bu sorulara cevap aramayı? Her maç sonunda ekranda gördüğün xG istatistiğinin anlamını merak ettin mi? Ben bu sorulara cevap arayacağımız bir yazıya davet ediyorum seni. Başlayalım.

Kimileri için dünya futbol tarihinin en başarılı oyuncusu, kimileri için en iyilerden biri fakat şüphesiz, tarihe iz bırakan ve bırakmaya devam eden bir isim Lionel Messi. Sahadaki başarılarını listelemeye çalışsak mürekkep biter belki de ama en başarısız olduğu şey ne diye soracak olursak, ortak düşüncemizin penaltılar olacağına eminim. Peki bunu bir istatistiğe dayandırabilir miyiz? Kesinlikle evet. Kariyeri boyunca kullandığı 131 penaltının 102’sini gole çevirmeyi başaran Arjantinli golcünün, bu alandaki başarı yüzdesi %77,8. 2014 yılından beri tüm dünyada kullanılan her 100 penaltının 77’si ağlarla buluştu. O zaman bu durumda, Messi için de penaltı noktasında sıradan bir futbolcu diyebiliriz. Dur bakalım, nasıl diyoruz dediğini duyar gibiyim. Kim demiş 100 penaltının 77’si gol oluyor diye ve bu istatistik ne?

xG

“Expected Goal” yani gol beklentisi, dünya futboluna son yıllarda hızlı bir giriş yaptı ve hayatımızda büyük bir yer kaplamaya devam ediyor. Her maçın devre arasında ya da maç sonunda topla oynama yüzdesi, kaleye çekilen şutlar, orta sayısı vb. istatistikler arasında xG ifadesi de yerini alıyor. Bazen atılan golün çok çok altında, bazen tam da atılan gol sayısına eşit. Fazla anlam yükleyen de çok, hiç kıymet vermeyen de. Hala sorumuza cevap veremedik, nedir bu xG? Basitçe anlatmak gerekirse, adından da anlaşılacağı üzere gol beklentisi anlamına gelen bu istatistik, oyuncuların girdikleri pozisyonda çektikleri şutun kalitesine göre atması gereken gol sayısıdır. Dikkat ettiyseniz bu istatistik, oyuncudan, oyuncu kalitesinden, vuruş kalitesinden, stat atmosferinden, neredeyse her şeyden bağımsızdır. Her şuta 0 ile 1 arasında bir xG değeri atanır ve bir şut için daha küçük bir xG görmek, o şutun gol olma ihtimalinin zorluğunu ifade eder. Yani boş kaleye çekilen bir şutun xG değeri 0,99 olabilirken, uzaklardan çekilen bir şutun değeri 0,01 olabilir.

Var olan birkaç farklı xG hesaplama yöntemi var fakat dünya genelinde büyük çoğunlukta kabul gören yöntem, Opta’nın hesaplama yöntemidir. Buna rağmen, diğer hesaplama yöntemlerinde de Opta’dan çok uzak değerler göremeyeceğinizi temin ederim. Yeni bir soruyla yolumuza devam edelim o zaman. Her şutun değeri nasıl hesaplanıyor? Konuyla ilgili Opta’nın açıklamasına göz atalım.

Yıllar boyunca, Opta en iyi futbol liglerinin tamamında, oyun içi aksiyonlara ilişkin sayısız veri topladı. Sam Green (o dönem Opta’nın veri analistlerinden, şimdilerde Hawk-Eye çizgi teknolojisi firmasının veri analizi ekibinin başındaki kişi) ve Opta ekibi, xG modelini oluştururken 300.000’den fazla şut ve şut açısı, asist türü, şut konumu, rakip defans oyuncularının pozisyona giren oyuncuya yakınlığı ve şutu çeken oyuncunun kaleye olan uzaklığı vb. Opta’nın pozisyon özelindeki tüm verilerini kullanarak bir dizi farklı değişkeni analiz ettiler. Daha sonra, her gol girişimine yüzde olarak genel bir xG değeri atayabildiler ve belirli bir pozisyon türünün ne kadar iyi olduğunu belirlediler. Yeni maçlar oynandıkça da xG modelini sürekli olarak geliştirmek için yeni veriler toplanmaya devam ediliyor.

Bu açıklamadan da açıkça anladığımız üzere, her şut ya da girilen her pozisyon, bu istatistiğin üzerine bir tuğla koymaya devam ediyor.

Gelelim, bana kalırsa bu istatistiğin en kritik noktasına. 2,80 xG üretmiş bir takım 1 gol attığında başarısız, 5 gol attığında ise başarılı sayılabilir mi? Son dakika penaltısıyla maçı kaybeden takımın taraftarı +0,77 xG’sini gördüğünde, hayıflanıp “Atmamız gereken gol sayısı buydu!” der mi? Yoksa bu istatistik, benim gibi futbolun matematiğine de fazlaca ilgi duyanlara hitap eden bir şey mi?

xG

Sahanın tozunu yutmuş ve aktif olarak da televizyon yorumculuğu yapan Craig Burley, 2015-2016 sezonunda Bayern Münih’in Atletico Madrid’e elendiği Şampiyonlar Ligi yarı finali sonrası, xG istatistiği üzerinden Bayern Münih’in aslında Atletico Madrid’den daha çok xG ürettiği yorumunun yapılması üzerine;

“Kaybedilen bir Şampiyonlar Ligi yarı finali var ve siz burada bana hala gol beklentisi diyorsunuz?! Böyle bir saçmalık olabilir mi? Ben de Noel’de, Noel Baba’dan hediye bekliyorum diye gelecek mi? Ben gerçeklere inanırım. Futbol gerçeklerden ibarettir. Beğenseniz de beğenmeseniz de futbolda önemli olan sonuçtur. Teknik direktörler de sonuçlar yüzünden kovuluyor, değil mi; gol beklentisi saçmalığından dolayı değil.” çıkışını yaptı. Tabii canım, dediğinizi duyar gibiyim ama durun acele etmeyin, gelin bir de farklı bir bakış açısıyla bakalım ve xG’nin köküne inelim.

2004 yılında Richard Pollard, Samuel Taylor ve Jake Ensum (2004-2008 yılları arasında Tottenham’da performans analisti) belirli faktörlerin gollere etkisini açıklayan bir makale yayınladı. Kaleye uzaklık, açı, vuruşu yapan oyuncunun etrafındaki boş alan, gelen pasın kalitesi… Biraz önce gol beklentisini tanımlarken saydığımız tüm etkenleri burada da görüyoruz, değil mi? Zaten xG’yi, sürekli üzerine bir şey eklenen bir istatistik türü olarak da tanımlamıştık. 2004 yılından itibaren de bu bakış açısıyla sürekli üzerine koyarak devam edilen bu yolda, dünya futboluna televizyondan ilk merhaba 12 Ağustos 2017 tarihinde BBC’de denildi. Bu istatistiğin hayatımıza girişinin beşinci yılına doğru yaklaşırken, hayatımızda bu kadar yer kaplamasına şaşıran var mı? Eğer şaşıran varsa, yazının en başında anlattığım ritüelleri uyguladıktan sonra, stadyumda yerini almalı ve futbolun ortaya çıktığı ilk saniyeden beri esiri olduğu istatistiğin dillere nasıl pelesenk olduğunu kendi kulaklarıyla duymalı.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

10.000 Saat Kuralı ve Futbol Tarihinin Efsane Takımları

Gol Sayısı ve Şampiyonluk: Rakamlar Oyunu

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More