Trabzonspor Fenerbahçe Maç Analizi (01.02.2020)

Maç öncesi atmosfer, 2011 yazından sonraki hemen her Trabzonspor Fenerbahçe karşılaşması gibi oldukça gergindi. Trabzon cephesi rakibinin bir lig maçında bilerek kart görüp usulsüzlük yaptığını iddia ederken diğer cephe ise Elazığ depremi nedeniyle ertelenen Yeni Malatyaspor-Trabzonspor maçından dert yanıyordu. Üstelik şike sürecinden bu yana ilk kez iki camia da şampiyonluk yarışı veriyordu. Böyle bir kaos ortamında gelindi maça…

 

Ve maçın ilk dakikasında Kruse’nin golü ile sarı lacivertliler öne geçti. Esasında erken gol bir tesadüf de değildi. Zira Ersun Yanal’ın Fenerbahçe’si ligin en erken gol bulan takımlarından biri ve ilk yarıda skoru almayı amaçlayan bir oyun yapıları var. Nitekim ilk yarım saat mümkün mertebe önde basıp rakibi çıkartmamaya çalışan Fenerbahçe, Trabzonspor karşısında da deplasmanda oynamasına karşın coşkulu başladı ve hücum odaklıydı. Golle beraber tempoyu biraz düşürse de ilk 15-20 dakika boyunca kontrolü elde tutup önde oynadı. Buraya kadarki kısım alıştığımız Ersun Yanal takımıydı. Ancak maç bu dakikalardan itibaren yavaş yavaş Fenerbahçe’den uzaklaşmaya başladı zira Trabzonspor tüm baskınlığı eline aldı ve Fenerbahçe’nin ikinci bölgeye geçişine izin vermedi. Beraberlik golüyle daha da morallenen Trabzonspor, ikinci gole ulaşana dek üstün taraftı ve nihayetinde golü de buldu. 2-1’in sonrasında deyim yerindeyse oyuna geri dönen Fenerbahçe’nin çabası ise skoru değiştirmeye yetmedi. Maçın geneli itibariyle Trabzonspor daha coşkulu ve pozitif futbol oynadı ve esasında kazanmayı da hak etti. Gelelim maçın içindeki taktiksel notlara:

Ersun Yanal maça rakibe önde daha iyi baskı yapabilmek amacıyla 4-4-2 ile başladı. Kruse’nin serbest rolde oynadığı bu formasyon son maçlarda epey işe yaramıştı ve bozulmaması doğruydu. Bu formatta Kruse’nin de etkinliği arttı ve daha boş alanda oynama şansı buldu. Daha önceleri Ersun Yanal Kruse’yi kanatta oynatmayı tercih etmişti ve oyuncu burada verimli olmadı. Serbest hücumcu rolüne geçen Kruse böylelikle hem hücumda hem savunmada daha büyük katkı sağladı takıma.

Sezon başında Ersun Yanal’ın oyun kurgusunu çok tutarlı bulduğumu ve takımın performansının oldukça iyi olduğunu söylemiştim. Gerçekten de, kanatlarda Rodrigues-Deniz, merkezde Emre-Kruse, beklerde Dirar-Ozan hep topu tutabilen ve set oyununa yatkın isimlerdi. Bu dönemde Gustavo da stoperde oynuyordu ve savunmadan çıkışlarda üst seviye top tekniği ile müthiş bir fark yaratıyordu. Hocanın bahsettiğim isimlerle oyunu rakip yarı sahaya yıkıp, golü deyim yerindeyse ilmek ilmek işlediği bir oyun kurgusu vardı. Fenerbahçe kolay kolay topu rakibe vermiyordu. Bu, çok doğru bir oyun planıydı eldeki kadro düşünüldüğünde. Ancak zaman geçtikçe oyun planı değişmeye başladı. Her kötü sonucun ardından Ersun Yanal doğru olan oyun planını bozmaya başladı. Ne var ki gelinen noktada, belki skor bazında daha iyi olsa da, oyun baskınlığı bakımından gerileyen, oyunu eskisi kadar domine edemeyen, rakip yarı sahada daha az topla oynayabilen, topu ayağında tutma süresi azalmış bir Fenerbahçe görüyoruz. Bu olumsuz bir durum olarak söylenebilir.

Arkasından da şunu söylemeliyim, Fenerbahçe son haftalarda oyun içinde büyük kırılganlıklar göstermeye başladı. Yani maçın belli bölümlerinde hatlar arası çok fazla açılabiliyor ki 4-4-2 oynuyorsanız hatlar arası mesafenin önemi daha da artar. Savunmada da geri dönüşler sıkıntılı bir hale gelmeye başladı. Ya da örneğin solda Tolga’nın oynaması rakiplerin o bölgeyi kolayca kilitlemesine, odağını ters taraftaki Rodrigues’e vermesine yol açıyor ve iki kanadın da etkinliği azalıyor. Tolga yerine öngörülmesi daha güç bir oyuncu tercih edilmeli solda.

Trabzon’a geçeyim. Hüseyim Çimşir iki ön liberolu tercihini bozmadı ve Mikel-Ndiaye ikilisinden oluşan bir 4-2-3-1 ile sahaya çıktı. Mikel savunma esnasında Kruse’ye adam markajı uyguladı, Ndiaye ise ikinci bölgeye geçişi sağladı yaptığı koşularla. Burada Ndiaye transferine değinmem gerek zira Trabzonspor orta sahası son yıllarda inanılmaz bir istikrarsızlık gösteriyordu, takım şampiyonluk yarışı verirken dahi orada oynayan oyuncular sürekli değişti ve oyunun merkezi bir türlü oturmadı. Ndiaye bu anlamda çok değerli bir transfer. Artık Trabzonsporlular maç kadrosuna bakarken orta sahalarının Mikel-Ndiaye-Sosa üçlüsünden oluştuğunu bilecekler. Takımın oyunu için de olumlu etki edecektir bu devamlılık. Tabi savunma sırasında Hüseyin Çimşir birçok bölümde Mikel’i stoperler arasına atarak beşli savunmaya döndü. Bazen de koşu kapasitesi yüksek ön alan oyuncularının olması sayesinde (Ekuban, Yusuf, Sörloth) 4-5-1 veya 4-6-0’ı tercih etti.

Son olarak; bu maçın şampiyonluk yarışını ciddi düzeyde etkilediğini söyleyebilirim. Fenerbahçe kazanmış olsaydı şu an büyük bir avantaj yakalayacaktı, aynı zamanda Trabzon da moral ve motivasyon olarak çöküp havlu atabilirdi. Trabzonspor’un kazanmasıyla birdenbire tablo tersine döndü, şimdi Trabzonspor’un avantajlı olduğu bir konumdayız. Ancak şehrin kırılganlığı nedeniyle bordo mavililerin ilk kayıplarda yarıştan kopabileceğini düşünüyorum. Şampiyonu, Kadıköy’deki Fenerbahçe Galatasaray maçı haftasına kimin lider gireceği belirleyecektir…

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More