Trabzonspor 2017-2018 Sezon Sonu İtibariyle Detaylı Mali Durum Analizi

Trabzonspor da maddi problemler ile başı dertte kulüplerimizden sadece birisi. Gelin; bu büyük şehir takımının finansal durumu bizlere neler gösteriyor birlikte bakalım.

Merhabalar,

Trabzonspor 2017-2018 sezonunu şampiyonluk hedefi ile flaş transferler ve Ersun Yanal gibi iddialı bir teknik direktör ile açtı; ancak sezon içinde işler istenildiği gibi gitmedi ve sezon ortası teknik direktör değişikliği yaşandı. Dahası, yönetimde yaşanan sıkıntıların da zirve yapması ile yönetim de değişti.

Bu sezona dair bir teknik analiz değerlendirmesi olmadığı için; bu yılın hatta bir çok geçmiş yılın Trabzonspor’u maddi açıdan ne duruma getirdiğini sizlere anlatmaya ve biraz da geleceğe dair bir şeyler söylemeye çalışacağım.

Finansal tablolarda futbol kulüpleri için bir kaç kritik nokta var. Buralara biraz değinerek, bu kritik noktaların nasıl etki ettiğini tablolar üzerinden sizlere göstermeye çalışacağım.

Konuya gelir tablosu ile başlamak istiyorum. Çünkü; benim en önemsediğim konu burası. Şirket, gelir tablosunda kar eder bir durumda ise bilançodaki borçları idare etmek veya yeni yatırımlar yapmak çok daha kolay oluyor. Maalesef ki Türk kulüpleri için bunu söylemek çok zor.

Önce genel rakamları verip daha sonrasında detaya girerek, bu rakamları oluşturan alt kalemlere bakacağız.

Önce gelir tablosu ile başlayalım.

İlk kez bu tarz bir şey görenler için, amatörce de olsa, tabloyu renklendirmek istedim. Trabzonspor’un bu sezon sadece kadro maliyeti; gelirinin 1.6 katı, brüt zararın da 0.6 katı. Daha ilk iki satırdan söylemek gerekir ki; bu sürdürülemez bir yapı.

Daha basit bir bakkal örneği ile anlatırsak, siz 1 liraya sattığınız ekmeği 1.6 liraya mal ediyorsunuz. Daha henüz bakkal için verdiğiniz kira veya ekmeği tedarik ederken aldığınız kredinin faizinden bahsetmedik bile. Trabzonspor’un İstanbul ile rekabetini zora sokan durum da bu aslında. Yani Trabzonspor 5. bitirdiği bir sezonda sadece 190 milyon lira hasılat yapabiliyor. Rekabet etmek istediği Galatasaray ve Fenerbahçe 600 milyon lira ciro yaparken BJK şampiyonlar ligi etkisi ile gelirini 900 milyon lira seviyesine getiriyor. Hal böyleyken; Trabzonspor’un böyle pahalı bir kadroyu kaldırmayacağı aşikârken, yapılan bu transferler ve harcanan paraların kulübe verdiği zarar ortaya çıkıyor.

Gelir kalemlerinin detayına bakalım biraz da.

Burada da görüldüğü gibi; artış, tamamen yayın hakları ve QNB ile yapılan sponsorluk anlaşmasından kaynaklanıyor. Kimse kusura bakmasın; ama sadece bu artışlar ile yola çıkılarak böyle bir takım kurulmaz. Kurulursa da sonuçları bu olur malesef. Zira gelecek yıl ne kadar gelir elde edeceğini hesap etmek ve tahmin etmeye çalışmak, bugün hemen hemen her şirketin yaptığı ve yüksek yüzdelerle başarı sağladığı bir yer. Sayın Muharrem Usta da bunu emin olun benden daha iyi biliyordur; ancak spordaki başarı-para ilişkisine güvenerek bu yola girdiğini düşünüyorum.

Bu konuda da birkaç cümle kurmak istiyorum. Bunun tanımsal karşılığı büyüyerek büyümedir. Bir benzer modeli Ünal Aysal, 2.yılından itibaren Galatasaray’da denedi  olmadı. Çünkü Türk kulüplerinin gelir kalemlerinde ucu açık olan iki kaleminiz: mağazacılık  gelirleri ve Avrupa gelirleri. Kapasiteden ve sezon öncesi sattığın kombineden de bilet geliri olarak ne elde edebileceğinin üst limiti belli. Hal böyleyken; buna göre planlama yapmak yerine sırf şampiyonluğa oynamak (Hele ki Trabzonspor için bir yazda kurulan takımın hemen şampiyon olması baya zor) için böyle pahalı takım işlerine girildiğinde, sonu hep hüsran oluyor. Bunlar daha önce de denenmiş şeyler. Bu tarz yapılanmaların, ancak transferi yapan başkanın reklam faaliyetlerine faydası oluyor. Diğer kulüplerde de benzer durumlar yaşandı. Yıldırım Demirören-BJK, Ünal Aysal-GS ilişkisi ve yapılanlar ortada.

Gelelim giderlere:

Burada da giderleri görüyoruz: 28 milyon lira son dönemde gündemde çok kalan Ersun Yanal, Aykut Demir ve Özer Hurmacı ödemeleri diye tahmin ediyorum ki; yıldız imgesinin açıklamasında da benzer ifadeler var. 190 milyon lira gelir elde eden Trabzonspor sadece maç başı primler hariç çok büyük bir kısmı sabit olan ödemeler için 181 milyon lira gider yazmış. Bunun şampiyonluk için yapıldığı çok aşikâr. Kağıt üzerindeki plan; takım şampiyon olacak, gelecek yıl da şampiyonlar ligi gelirleri ile bu takımın maliyeti zaten karşılanacak, mağazacılık/stat /sponsorluk gelirleri artacak gibi düşünceler var. Benim bu tarz planların hepsi için tek bir sorum var: Çok riskli değil mi? Yani bu tarz yapılan hamlelerin tek bir şansı var. Başarılı olmak. En küçük başarısızlık, domino etkisi yaratarak sizi çok daha derinden sarsıyor. Bugün Trabzonspor da bu riskli planın tutmaması üzerine böyle bir maddi sıkıntı yaşıyor. Bu tarz rekabetçi bir ligde 4 tane güçlü şampiyonluk adayı (GS-FB-BJK-BSK) varken almaya değmeyecek bir risk bu. Doğru model; taraftar iletişimini kuvvetli tutarak Başakşehir tarzı adım adım ilerlemek.

Gelelim Genel Yönetim Giderlerine:

Burada da rakam çok büyük olmasa da, gelir tablosunun sonunda vurgu yapacağım bir noktaya dayanak oluşturması açısından ortaya koyuyorum. Burada 11 milyon lira tutarında bir gider gözüküyor, geçen yıl da bu rakam 8 milyon lira civarında gerçekleşmiş. Vergi, resim ve harç giderlerinin devlet tarafından oranı belirlenmiş olduğu için; bunlar belli kriterler ile önceden hesaplanabilir, tahmin edilebilir giderlerdir.

Diğer gelir gider görüntüsünü beraber aldım. Çünkü en büyük kalemi, aynı mantıkla çalışan iki grup olarak görebiliriz.

Yıldızları ve açıklamaları takip ederseniz, kur farkından (sadece cari dönemde) yenilen golleri görürsünüz. Futbolcu satışı yapmanın, taksitlerle alınan bonservis bedelleri ışığında tablonun bu kısmına da ekstra olumlu etkisi var. Tam tersi; üreten ve satan değil, tüketen bir kulüp olursanız da buradaki eksi rakamın çok büyük boyutlara ulaşabileceğini görürsünüz.

Benim dikkatimi çeken nokta; 38 milyon lira gelir yazılan bir arsa intifa devri var. İlerleyen kısımda bilançoda da göreceğiz, bu kadar değerli bir duran varlık gözükmüyor. Aklıma gelen ancak nesnellikten uzak olacak düşünceleri ise buraya yazmam doğru olmaz.

Kulüplerimizin en fazla canının yandığı yere gelelim: İçlerinde bulundukları borç sarmalına ve döviz kaynaklı giderleri sebebiyle ödedikleri finansman giderlerine.

Bu kambiyo karları hesabında, kasanıza girdiği tarihten daha değerli olan yabancı paralar yazar. Yani Şubat döneminde kasanızda 100 bin Euro vardır bunun TL karşılığı 500 bin liradır; ama mayıs sonuna geldiğinizde kasanızdaki 100 bin Euro’nun değeri 600 bin lira olmuştur gibi. Faiz gelirleri de;  kasanızdaki para boş boş durmasın ve vadeli hesabımda değerlensin derseniz, yine bu geliri elde edersiniz veya alacaklarınızı zamanında tahsil edemezseniz ve bu alacağınızın üzerine sözleşme koşullarındaki şartlara göre faiz işletirsiniz.

Faiz giderleri hem yapamadığınız ödemeleri içerir hem de bankalara verilen faizi içerir. Kulüplerimizin nakit akışındaki felaket eksiklik sebebiyle, bu kalemden her yıl neredeyse bir takım parasının çöpe gitmesini izliyoruz. Kambiyo zararları da kur farkı sebebiyle yaşanan zararlardır.

Bu bilgiler ışığında Trabzonspor, gelir elde ettiği ürünün gelirinin 1.5 katı kadar zarar ediyor. 190 milyon lira kazanmak için 482 milyon lira harcama yapıyor toplamda. Gelirlerinin çok büyük bir bölümünü sabit kurlu döviz karşılığında lira olarak alırken; giderlerinin ödemelerini ise döviz cinsi ile yapıyor. Bunun sonucunda da, neredeyse geliri kadar zarar oluşturuyor (sadece kur farkı ve faizden 168 milyon lira)

Trabzonspor bu şekilde 2 sene bile devam edemez. Devam edemeyeceği aşikâr olduğu için planın işe yaramadığı görüldü ve yönetim değişti. Farklı bir zihniyet icraate başladı.

Trabzonspor’un kasasına yakın dönemde girmesi beklenen para: 45 milyon lira. Çünkü; önceden ödenmiş gider nakdi bir alacak değildir. Onu da hesaba katarsak 62 milyon lira yapıyor.

Ancak Trabzonspor’un bir yıl içinde ödemesi gereken para: 480 milyon lira. Ertelenmiş gelir, nakdi değildir olsa da; yerine getirmesi gereken toplam yükümlülük olarak baktığımızda 503 milyon lira çıkıyor.

Kısaca; Trabzonspor’un 441 milyon lira (62-503) nakit açığı var gelecek yıl için. Bunu kapatması için en az 441 milyon lira kar etmesi gerekir; ancak yukarıdaki gelir tablosunda göründüğü gibi 190 milyon hasılat yapan bir şirketin, bir yıl içerisinde 440 milyon kar yapacağını düşünmek hayalperestlik olacaktır.

Trabzonspor, bu yıl acil olarak bir sermaye artırımı yapmalı. 440 milyon lira açığın 100 milyon lira civarı buradan kapanabilir. Bir diğer seçenek de futbolcu satışı. Konuşulduğu gibi, elindeki yıldızları toplamda 20-30 milyon euro civarında bir paraya satarsa; 150-200 milyon lira nakit de buradan yaratılır. Ancak transfer döneminin sonuna gelindiğinde, futbolcu satışı seçeneğinin masada olmadığı görünüyor. Trabzonspor, bu yüklü ödemeler için yine bankalarla sıkı bir pazarlığa girecek gibi duruyor.

Genel değerlendirme yaparsak:

Muharrem Usta’nın planladığı güzel şeyler belki olabilir ancak uygulamada işlerin hiç de iyi gitmediği ortada. Kurdaki bu artış, her kulübü olduğu gibi Trabzonspor’u da zorlayacak; nitekim gelir/zarar oranına bakınca; bu artıştan en çok etkilenecek takımın da Trabzonspor olacağını söylemek gerçekçi olur. Çünkü; Trabzonspor elde ettiği gelir ile futbol takımının parasını bile karşılayamıyor.

Çözüm olarak; takımın maliyetinde mutlaka aşağı yönlü bir gidiş olmalı. Burak ve Onur ile yeni kontratlar üzerinden anlaşma yapılmalı. Bundan sonra, yapılan her kontrat mutlaka Türk Lirası cinsinden yapılmalı (Türk oyuncular için). Trabzonspor, kalitesi tartışma yaratacak yabancı oyuncular yerine alt yapıdaki oyuncularına veya iç piyasada Trabzonspor kalitesini kaldırabilecek oyunculara yönelmeli.

Genç ve alt yapı odaklı kurulacak bu takımın başına yetiştirici bir teknik direktör getirilmeli. Sportif manada da radikal şeyler öneriyorum çünkü; Trabzonspor gerek kadro kalitesi gerekse bütçe olarak, İstanbul takımlarını geçerek şampiyon olabilecek bir seviyede değil. Zira 2011 dönemini hatırlarsak, kadronun ana iskeletini yerli oyuncular oluşturuyordu. O takımda Selçuk Manisaspor’un yıldızıydı. Gökhan Ünal parlayan Kayseri’nin yıldızıydı, Egemen Bursa’nın stoperiydi. Umut yıllarca Ankaragücü’nde belli bir seviyenin üzerinde oynamıştı. Bunları söylüyorum çünkü şu ana kadar izlenen sportif model buradan çok uzakta.

Günümüz için örnek vermek gerekirse; henüz ortalık kızışmadan, Trabzonspor Emre Akbaba’yı almaya çalışabilirdi (Okay Yokuşlu gibi). Titi transferinde etkin davranıp oyuncuyu kadrosuna katabilirdi. Örneğin; Mustafa Pektemek veya Eren Derdiyok için gelecek yıl kontratları bittiği zaman hamle yapılmalı. Bahsetmek istediğim model; yurtdışında kimsenin tanımadığı kapalı kutu bir oyuncu getirmektense belli seviyede kalitesini ortaya koymuş, İstanbul’da tutunamamış veya henüz o kadar parlamamış ancak bilinen oyunculara yönelmek olmalı. Başka bir örnek olarak; Galatasaray’ın yedek sol bek olarak almaya çalıştığı Ömer Bayram’ı, Trabzonspor daha önceden alabilirdi. Verdiğim örnekler umarım kafamdaki modeli size iyi gösterebilmiştir. Bunu söylememdeki bir sebep de Trabzonspor scout ekibinin de Muharrem Usta döneminde ortaya koyduğu kötü performans. Çünkü Türkiye’de iş yapabilecek kalitede ucuz oyuncular mutlaka  Doğu Avrupa’da vardır. Ancak Trabzonspor’un son dönemde bu alanda ortaya koyduğu kötü performans, beni sportif olarak bilinen oyunculara yönlendiriyor. Trabzonspor ”büyük kulüp” ünvanını, yurt içi piyasasındadaki geleceği parlak genç oyuncular üzerinde kullanarak doğru bir proje takımına evrilmeli.

Mali bir yazıda bu kadar sportif konuya girdim çünkü; ister istemez takımın başarısı veya sportif olarak kararlar ile kurulan takımın maliyeti bu tabloyu oluşturuyor.