Süper Lig 10. Hafta Notları

BURSA – ALANYA

Sakho’dan yoksun Bursa, Alanya’yı resmen domine etti. Maçın yıldızı Latovlevici oldu. İlk bakışta tuhaf gelebilir ancak bu durum çok normal. Bursa’nın kazanması bekleniyordu. Tabii bunun sıkıcı bir maçın sonunda olması gerekiyordu. Stancu ve arkasındaki Burak – Tunay – Lato üçlüsüyle böyle bir oyun, gayet iyi bir iş.

Vagner Love Alanya’ya ilk geldiğinde gol atamadığı için onu bir hocaya okutmuşlardı. Şimdi buna benzer bir durum Papiss Cisse için gerekiyor sanırım. Onun derdi gol atamamak değil, sahaya çıkamamak. Cisse’nin olmaması; haliyle Bobo’nun olması ve Alanya’nın kağıt üzerinde olmasa da fiilen 10 kişi oynaması anlamına geliyor. Bobo şu an 6 maç, 0 gol, 0 asist. Hiç umut vaadetmiyor. Bu yüzden Cisse’nin sahadan bir dakika bile uzak kalmaması gerekiyor.

Samet Aybaba takımı güzel çeviriyor, bu sebeple tebrik etmek lazım. Lato’dan maç çeviren oyuncu çıkardı. Aynı Lato, geçen sene bu zamanlar tribün protestosu yüzünden kariyerinin bitirmenin hesaplarını yapıyordu belki de. Bizim ligde, açıkken vasat bir performans sergileyerek idare eden ancak beke geçince kariyerini canlandıran Caner, Ömer, Eren Albayrak gibi örnekler vardı.  Ama Latovlevici bunun tam tersini yaptı. Bu ne kadar sürer bilinmez ancak şimdilik iyi iş çıkardığı bir gerçek.

Alanyaspor’da tempo ve coşku eksik. İki yıldır ligin en eğlenceli takımlarındandı. Tabii bu durum Love ve Akbaba gitmeden önceydi. Ayrıca şu an Cisse yokken Fernandes de etkili olamıyor, mutlaka bir alternatif plana ihtiyaçları var.

ERZURUM – KASIMPAŞA

Bu maçın yıldızı, Arda Kardeşler ve VAR odası oldu. Biri muallak diğeri de yanlış olmak üzere toplam iki penaltı var. Birinin sonucunda da Egemen atıldı. 60 yaşındaki insanlar bile teknolojiyi gayet güzel kullanıyora ancak bizim hakemler VAR’dan doğru karar veremiyor. Teknolojiyi, kötü kullanımla itibarsızlaştırabilirsiniz ama engelleyemezsiniz, bunu birisi artık hakemlere söylemeli.

Maç 1-1 bitti. Toplam 32 şut ve yüksek tempo vardı. Erzurum’un iç saha maçları ilginç şekilde güzel geçiyor ama sadece 4 puan alabildiler. Tempo ve direnç tamam ancak kalite sorunu olunca bir yerde tıkanıyorsunuz. Bu durum uzun sürünce de küme düşüyorsunuz zaten. Devre arası, geçmiş yıllardaki Vleminckx, Edinho, Gekas tarzı bir hamleye; yani iyi bir tecrübeli forvet takviyesine ihtiyaçları var. En elzemi bu.

Diagne bir penaltı gol, diğerini tribüne attı. Kasımpaşa tam kadro çıkmasına rağmen Erzurum’un temposuna zaman zaman yanıt veremedi, onlar için en büyük soru işareti de bu. Bu maç özelinde bunu coğrafi şartlara yoralım ama lig sertleştikçe alternatifsiz kadro başlarına iş açabilir. Yine de beraberlik bu şartlarda iyidir, kaybetmemek de bir alışkanlık.

KONYA – BAŞAKŞEHİR

Başakşehir, peş peşe ikinci maçını 1-0’la kazandı. Son 6 maçta 1 gol yediler ama son 5 maçta da 3 gol atabildiler. Emre yokken üretimde yakıt az göstergesi yanıyor, hava ve zemin biraz daha zorlaştığında rölanti fayda etmez ve araç yolda kalabilir. Böyle sıkıntılı oyunlara ve skorlara rağmen, lider olmaları da ligin ve üç büyüklerin özeti.

 

Konya bu yıl ilk kez gol atamadı. Birkaç şans buldular ama Başakşehir kilidini açacak boyutta değildi. Skubic hala 1 asistte.. Ona duyulan ihtiyaç özellikle bu tip ciddi maçlarda daha da fazla. Yatabare – Jahovic ikilisine tekrar dönülmüşken, daha çok servis imkanı var. Konya bu fırsatı değerlendirmek zorunda.

ANTALYA – TRABZON

Doukara’sı olan düşmez.” Geçen sezon devre arasında gelip 6 gol 6 asist yapmıştı Doukara. Bu sezon da 4 gol 2 asist yapmış durumda 10. hafta sonunda. 2018 model Gekas denilebilir ama daha güçlü olduğu kesin. Ceza sahası dışından da gol atabiliyormuş, bu hafta gördük. Futbolu burada bırakmayı düşünebilir.

Hikmet Karaman’ın Yusuf – Olcay kenarlarına sahip 4-4-2’si, ciddi deplasmanlarda zorlanır demiştik daha önce. Yetenek güzel şey ama devamlılıkla dengesi bulunmak şartıyla. Antalya yine toptan kaçtı (%43) ama heyecan verici anların çoğu da onlardan geldi. Özellikle Yusuf bu kadar formsuzken, hücuma iyi çıkan takımlara karşı Kucka yaması iyi olabilir. Sosa kanatta da oynayabilen bir oyun kurucu, bunu birileri söylemiş olmalı Trabzon’da.

Antalyaspor kimliğini oturttu artık. Lİgde ters gelmeyecekleri takım neredeyse yok. Kenar katkısı olmadan iyi iş çıkarıyor Bülent Hoca. 10 haftada 17 puan kazandılar. Böyle giderse ilk yarı sonunda rahata ermiş olurlar.

KAYSERİ – SİVAS

Sivas topu (%58), Kayseri maçı aldı (2-0). Ertuğrul Sağlam son 5 maçtan 1 puan gelince dört stopere dönüp vidaları iyice sıktı, skoru almayı da başardı. Robinho, Kılınç ve Muhammet hiç alan bulamadı. Haliyle bu savunma kurgusuyla oyunu kilitleyen Kayserispor, 2 duran topla, yani bir korner ve bir penaltıyla maçı aldı. Tam bir öğleden sonra kısır geçen Anadolu deplasmanı canlanmış olmalı gözünüzde. Çünkü maç öyleydi.

Chery, penaltıdan da olsa saymaya devam ediyor. 10. hafta sonunda 4 gole ulaştı. Sezon başı, takım daha üretkenken 10-15 arasına çıkar diyordum ama bu şartlarda 4 gol de 10 gol değerinde sayılır Kayserispor için.

Robinho, Bursaspor maçını tek başına alınca bir illüzyon oldu. Ancak kendisine mutlak suretle destek şart. Tamam, adam harika ama ligin sertlik seviyesi, özellikle de deplasmanda buna her zaman izin vermez. Açıkçası, Kone’nin sıkıntısı ne bilmiyorum. Sivasspor onu arıyor. İleride biraz daha fiziksel dirence ihtiyaçları var. Douglas da hiç işlemedi bu maç.

MALATYA – GALATASARAY

Galatasaray’ın maç kadrosu 19 kişiydi. 6’sı altyapıdan… Sakat olan 7 oyuncu da normalde ilk 11 çıkabilecek isimler. Hafiften Türkiye Kupası görünümüne döndüler mecburiyetten.

Sağda Mariano – Linnes, bu sezon ilk kez beraber oynadı. Etkili değildiler ama delinmediler. Klasik iki bek oyunu. Ama Linnes çıkıp Mariano beke geçine Malatyaspor için fırsat ayağına geldi diyebiliriz. Ahmet – Mariano savunmasının fazla dayanamayacağını bilmeyen yoktu sanırım. Linnes çıktıktan 10 dakika sonra da balans tamamen bozuldu ve penaltı doğdu. Buna şaşıran olmamıştır.

Ahmet Çalık ne yapıyor? Gerçekten merakımdan soruyorum, yanlış anlaşılmasın. Zira futbolla pek ilişkisi yok. 18 yaşındaki Ozan sorumluluk alıyor, açıkları kapatıyor, her yere yetişmeye çalışıyor (penaltı da bunun sonucu) ama Ahmet’in tek yaptığı mütemadiyen yer kaybetme ve hatalı paslar. Bir daha oynamaması hem kendisi hem de Galatasaray için en büyük iyilik olur. Gözden uzak olursa kiralanması kolaylaşabilir, zira oynadıkça batıyor.

Fatih Terim, Belhanda’nın oyuna devam edememesi sonrası Ahmet’i oyuna alıp ,Donk’u orta sahaya geçirince, o ana kadar işleyen tek yer olan tandemi de bozdu. Malzeme kısıtlı ama bu durum imkanlar ölçüsünde maksimumu yapmak için engel değil. Zaten karmakarışık olan takımı birlikte tutan tek çiviyi de sökmek pek akıllıca değildi. Kulübeden Celil veya Atalay hamlesi yapılabilirdi Belhanda yerine. Kulübedeki gençlerin herhangi birinin oyuna Ahmet’ten daha kötü etki etmesi imkansız. Hatta profesyonel futbolcu olmuş kimse bunu başaramaz. Sonuçta sadece 1 değişiklikle 3 bölgeyi birden bozunca, oyun felsefesi ve pozisyonlar arası uyum da bozuldu. Bir cümle de Sinan için söylemeden geçemeyeceğim. Açıkçası Sinan  Gümüş artık bitmiş, tribün tepkisi üç vakte geri döner kendisi için.

Malatya bildiğiniz gibi, yine kapandı. Ek olarak Ahmet – Mariano ortaklığıyla da galibiyeti aldılar. Galatasaray’ın yeni deplasman fobisi hayırlı olsun.

FENERBAHÇE – ANKARAGÜCÜ 

İstatistiklere bakınca %7 gole çevirme oranı büyük bir takım için çok komik bir sayı? 15. sırada yer almalarına çok şaşırmamak gerek.

37 faul, 9 sarı kart… Bunların 7’si ikinci yarıda geldi. Sonuç itibariyle ikinci yarısı sertlik mücadelesiyle geçti.

Cocu gitti… Beklenen son. Giderken de buralarda uzun süredir görmediğimiz taktiksel facialara imza attı. Başlangıçta sol ön Köybaşı ve üçlü savunmada Hasan Ali tercihinde bulundu. Dakika 60, maç hala 0-1, işler dönebilir ama Sedat – Djedje ikilisi bu dakikalarda orta alanı domine ederken Jailson’u orada tek bıraktı. Çok forvetle çok gol atılır olayını 2005’te bitirmemiş miydik? Sonra haliyle maç koptu. Penaltı ve kırmızı kart sonucu 0-2… Tribünlerdeki protestolar… Ve nihayet 0-3. Nasıl derler? Resmen çorap söküğü. 

Devrim diye yola çıkıp; Kocaman, Topal, Josef gibi sıkıcılığın imgesi olmuş profilleri özletmek çok trajik. Cocu gitti ama bu yapıyı kuran Comolli orada. Bir yanlış yapı daha kurmayacağının bir garantisi var mı? Eğer bu sefer yapıyı o kurmayacaksa orada durmasının bir anlamı var mı? Ali Koç, taraftara gereğinden fazla kulak verdi ve şimdi geri dönemiyor. Futbol sahası bambaşka bir yer. Seyredilenle yaşanılan hiçbir zaman aynı değildir.

AKHİSAR – GÖZTEPE

Maçın henüz başında Josue attı, kalan 87 dakika başka gol olmadı. Akhisar maç önü senaryo yazsa, en iyi ihtimal olarak bunu düşünürdü.

Göztepe hiç geniş alan bulamadı. Pozisyon için kalabalığı delmeleri gerekti ve bu da skorlarına direkt yansıdı. Akhisar, maçı son 15 dakikada koparabilirdi ama Lopes’e eşlik edecek oyuncu bulamadı.

Hafta içi yaşanan Sevilla hezimeti sonrası 4 değişiklik takıma iyi etki yapmış ama kadro hala çok zayıf. Deplasmanda birkaç puan fena olmazdı. (5 maç 0 puan)


Göztepe kazansa, averajla Beşiktaş’ın arkasında 5. sıraya çıkıyordu. Bu haftaki fikstürü düşününce, ilk 3’e kendilerini atmaları çok olasıydı. Maalesef ellerine geçen bu avantaj kaçtı.

BEŞİKTAŞ – RİZE

Mustafa Pektemek, 3.5 yıl sonra ligde ilk 11 çıkıp biri topukla 2 gol attı. Bazen hayat bir anda akışını değiştirip bizlere sürpriz yapabiliyor.

Genk maçı sebebiyle yapılan protestolardan sonra işler hassas bir noktaya gelebilirdi ama maçın gidişatı buna engel oldu. 4-1 güzel skor… Ancak şunu da unutmamakta fayda var: Rize 10 kişiyken bile oyuna ortaktı ve daha organize pas yapıyordu. Rize 9 kişi kalınca bile Beşiktaş sadece sağdan Quaresma ile orta yapıyordu. O da 3 asistle bitirdi maçı. 

Beşiktaş’ın oyununda Genk maçından 4 gün sonra bir iyileşme olmadığı apaçık ortada. Başakşehir maçında Quaresma da yokken nasıl bir plan uygulayacaklar merakla bekliyorum.

HAFTANIN OLAYLARI

  • Ligde artık yabancı hoca kalmadı. Sezon başlarken sadece Susic ve Cocu vardı. 10. hafta sonunda herkes yerli. Bu durum ne kadar iyi, futbol için ne kadar ilerletici düşünmek gerek. Yaklaşan yabancı sınırına önden hazırlık yapılıyor.
  • Antalya ve Ankaragücü şu an 5 ve 6. sıraları almış durumdalar. Kendilerinden daha geniş imkanlı takımlara rağmen sonuç almanın bir yolunu bulmuş gözüküyorlar. Ligi ilginç kıldıkları kesin.
  • Fenerbahçe’nin önümüzdeki haftayı 17. kapatma riski var. Malum önlerinde bir Galatasaray deplasmanı. Başkası olsa memlekette isyan çıkardı ama Ali Koç’un hatrına şu an birkaç çatlak ses haricinde ortalık süt liman. Yine de süratle düzelme şart, burası Türkiye nihayetinde.
  • Mustafa Pektemek.

11. HAFTAYA BAKIŞ

Kışa girerken harareti artıracak bir hafta sonu geliyor. Arena’da Tudor ve Advocaat’lı maçtan sonra en tatsız derbi bu olabilirdi ama işler değişti. Cocu’nun gidişi, muhtemel yeni hoca ve ihalenin artık oyuncularda olması takımı ateşleyebilir. Galatasaray’da 7 sakattan kaç tanesinin döneceği önemli ama Serdar, Fernando ve Onyekuru en acilleri. Selçuk ve Sinan’ın kulübenin en sonundaki koltuklara oturması ve Ahmet’in kulübeye dahi girmemesi gerekiyor.

Son yıllarda Abdullah Avcı, Şenol Güneş’i zorlanmadan alt ediyor. Emre yokken Başakşehir pıhtılaşmış bir oyun oynuyor ve Pepe dönerse bu sefer kilidi açmaları daha zor olabilir. Atiba’yla ikisi maçı belli bir derecede tutacaktır ama golü kim atacak merak konusu.

Kasımpaşa – Antalyaspr maçının çok zevkli olacağını düşünüyorum. Cumartesi öğleyin vakit geçirmek için çok ideal bir maç. Fenerbahçe kaybederse, Akhisar – Erzurumspor maçının skoruna göre birisi üste çıkıyor. Alanyaspor – Yeni Malatyaspor maçı ise Cuma günü iş çıkışı köprü trafiğini andırıyor. Ankaragücü – Kayserispor maçında topa kim daha az sahip olmayı başaracak, bunu görmek istiyorum. Trabzon – Bursaspor ve Sivasspor – Konyaspor maçlarında hiçbir skor şaşırtmaz. Son olarak da Göztepe’nin bu hafta kazanması gerekiyor ki gidişatlarını takılmadan sürdürebilsinler.