SORUN MU, ÇÖZÜM MÜ?

Younes Belhanda, Fatih Terim’in sisteminde vazgeçilmez bir oyuncu olabilir. Bunun için biraz zamana ve sezon öncesi kampında sistemi özümsemeye ihtiyacı var.

Galatasaray’a imza attığı günden beri hep tartışmaların odağında oldu. Selefi Wesley Sneijder ile kıyaslanması, verdiği katkı, rakamlar, istatistikler… Younes Belhanda, 2017 – ’18 sezonunun bitmesine sayılı günler kala hala tartışılan bir isim.

Bunun sebebi biraz da saha içinde yaptığı işin çok özel olmasından kaynaklı. Onu anlatabilmek için herkes kilit pas, ön asist gibi terimler kullanmak zorunda kalıyor. Taraftarlar tarafından ise sırtındaki 10 numaralı forma yüzünden olsa gerek (Felipe Melo da 10 numaralı formayı terletmişti), oynamadığı bir mevkide ondan istenmeyenleri yap(a)madığı için eleştiriliyor.

Faslı oyuncunun ne yaptığını anlamak için önce Galatasaray’ın ne oynadığını anlamamız gerek. Bu konuda ne kadar başarılı olursak, takım için Belhanda’nın ne demek olduğunu o kadar iyi anlarız.

Galatasaray, ligin ikinci yarısında saha içinde sıklıkla 4-1-4-1 asimetrik düzeni kullandı. Bu Fatih Terim’in alametifarikası. Meşhur “kaos futbolu” teriminin doğmasına neden olan formasyon. Belhanda, Fatih Terim göreve başlamadan önce zaman zaman Igor Tudor’un kullandığı 4-3-2-1’de Sofiane Feghouli ile birlikte forvet arkasındaki ikiliyi oluşturduğu gibi; 3-4-3 oynarken merkezde, 4-2-3-1 oynarken forvet arkasında görev yaptı. O dönem diziliş sıkça değiştiği için felsefe de değişiyordu. Belhanda’nın saha içindeki pozisyonu da bu taktiksel değişikliklere bağlı olarak değişkenlik gösteriyordu.

Ülkemizdeki futbolseverlerin en çok yanıldığı nokta, oyuncuların pozisyonları değişse bile en iyi performanslarını sergilemelerinin beklenmesi. Futbolculardan, kendilerini en rahat hissettikleri pozisyonda oynadıkları zaman yüzde yüz verim alabilirsiniz. Tudor’un futbolcular arasında kafa karışıklığı yaratan birden fazla sistemi iç içe geçirerek, geçiş oyunu oynamak üzerine kurgulamaya çalıştığı sistemi yeteri kadar tekrar yapmadan uygulamaya koyması, oyunun ritmini ayarlamakla sorumlu Belhanda’yı çok ama çok zorladı fakat Fatih Terim’in gelişi ile iki 8 numaralı (biri 6 numara temelli oyuncu ile) sistemde kendini göstermeye başladı.

Donk’un ve Fernando’nun zaman zaman yer değiştirerek 8 numara gibi oynadığı, Belhanda’nın ise 8 ile 10 numara arası bir pozisyonda oynamaya başladığı 17. haftadan sonra tam olarak işini yapmaya başladı Faslı yıldız. Oyunun ritmini ayarladığı gibi topsuz alan savunması da yaptı, belli maçlarda pres istasyonlarından biri de oldu.

Galatasaray’ın sisteminde kanatlar içeri katediyor, beklere alan açıp rakibi enine genişletiyor ve formasyonu 2-3-5’e eviriyor. İşte bu hücum setinde Belhanda, 8 numara mevkisinde oynayan birçok mevkidaşından farklı bir pozisyonda görev alıyor.

Kırmızı ile işaretlenmiş bölgenin kontrolü kendisinde. Bu bölgede Donk’u yönlendirdiği gibi ikinci topların kazanılmasında ve kazanıldıktan sonra tekrar oyunun kurulmasında başrol yine onun. Aynı anda iki işi bir arada yapan çok yönlü bir orta saha oyuncusu. Bazı maçlarda pres istasyonu olup takımı yönlendiren isim olurken, bazı maçlarda ayağı iyi bir 6 numaraya dönüşebiliyor.

Galatasaray’ın Fatih Terim geldikten sonra uygulamaya çalıştığı 4-1-4-1 asimetrik düzende maçların belli bölümlerinde takımın 3 tane 6 numara ile oynayabilmesini sağladığı gibi, iki 8 numarayla da oynayabilmesine olanak sağlayan her eve lazım bir orta saha oyuncusu.

Fatih Terim’in 10 numaralardan asistten çok gol katkısı beklediği ve oyun kurma işini 8 numaralara bıraktığı sisteminde Belhanda bu sebeplerden ötürü önemli bir yer tutuyor.

Gelelim herkesin diline pelesenk olan ön asist ve kilit pas konusuna. Öncelikle oyunu geriden kuran (istisnalar hariç) 8 numara pozisyonundaki her oyuncunun asist sayısı değil, ön asist sayısı yüksektir. Bunun sebebi, oyunu kurmakla görevli olduğu için atacağı pasın hemen sonrasında topu asist yapacak oyuncuyla buluşturmak ile görevli bir pas istasyonu olmasıdır. Ön asist konusunda Belhanda, Başakşehirli Visca’nın arkasında ikinci sırada. Bu verileri çok fazla göze sokmak ve tekrara düşmek istemiyorum. Çünkü onun yaptığı işi rakamların ve istatistiklerin anlatabilmesi çok ama çok zor.

Tüm bunlara rağmen onu en iyi anlatan istatistiğin, o sahada yokken yenilen gol sayısının 1.7 oluşu olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Futbolun sadece topla oynanan bir oyun olduğunu düşünenlerin aksine bu konuda koyu bir Johan Cruyff taraftarıyım. Onun dile getirdiği “Futbol top ayağınızda değmeden geçen 87 – 88 dakikada ne yaptığınızdır.” tespitinin futbolu anlatan en güzel cümlelerden biri olduğuna inanıyorum. Çünkü söylenen onlarca şeye rağmen Belhanda’nın sahada olduğu zamanlarda yenilen gol sayısının 0.8’e düşüyor oluşu kendisinin futbolun doğrularını yaptığını gösteriyor. İster beğenin ister beğenmeyin, akan oyunda size kattıklarının yanında savunma anlamında da işini iyi yapan bir adam Belhanda.

Onun sadece hücumda yapabildikleri veya yapamadıkları ile değerlendirmek doğru değil. Mevkiler arasında geçiş yapabilen, birden fazla pozisyonu rahatlıkla oynayabilen ve bunları maç içerisinde akan oyunda yapabilen bir oyuncu Faslı. İşte bu özellikleri onu özel kılıyor. Elbette beklentiler Montpellier zamanlarındaki durdurulamaz Belhanda’yı izlemek… Ancak, kariyerinde yaptığı yanlış takım tercihleri, adaptasyon problemleri ile boşa geçen sezonlar sonrası kendini yeniden bulmaya çalışıyor.

İşin gerçeği Belhanda, Fatih Terim’in sisteminde vazgeçilmez bir oyuncu olabilir. Bunun için biraz zamana ve sezon öncesi kampında sistemi özümsemeye ihtiyacı var.