Şampiyonlar Ligi: 7 Puanlık Rüya

Takımlarımızın şampiyonlar ligi serüveni

Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmek her takımın hayali. Ligimizde şampiyonluk iddiası olan takımlarımızın da en büyük hedefi. En azından biz futbolseverlere anlatılan bu. Peki, gerçekten orada olmak ve oranın seviyesine ulaşmak istiyor muyuz? Bu soruya en güzel cevap takımlarımızın almış olduğu sonuçlar. Şampiyonlar Ligi, grupta üçüncülük ile dördüncülük arasında olduğumuz bir serüven bizler için. Bu duruma istatistikler, analizler ve saha içi faktörleriyle yaklaşmak ve değerlendirmek daha doğru olacaktır. Ancak, ben konunun Türk futbolu açısından daha duygusal olduğunu düşünüyorum.

Hazırlıklar

Biraz hatırlamaya çalışalım. Ligi şampiyonlukla tamamlamış olan takımımız, transfer politikası ve tüm hazırlıklarını Şampiyonlar Ligi için yapar. Medya, Şampiyonlar Ligi mücadelelerini hesaba katarak yorumlarda bulunur. Kadro derinliği, rotasyon, lig, kupa, sıkışık takvim… vb. kelimeler o dönemde bolca kullanılır. Bu tozpembe rüya kura çekimine kadar sürer.

Şampiyonlar Ligi

Türk futbolu ve onun paydaşlarının belki de kendilerine en dürüst oldukları an gruptaki rakiplerin belli olduğu andır. Tüm o hazırlıkların harareti, gruplar belli olunca yerini kısık bir ateşe bırakır. Kameralar karşısına geçen ilgili kulüp yöneticisi mesajı verir. ‘’ Zor bir grupta mücadele edeceğiz. Amacımız en iyi performansımızı gösterip Avrupa serüvenimize devam etmek olacak.’’ Bu açıklama sonrası basında rakipler analiz edilmeye başlanır. Saha içi yerleşimleri, oyuncu kalitesi ve bizim takımımızın eksikleri uzunca konuşulur. Sonunda ise takımımızdan 7 puan alması öngörülür. Bu 7 puan hangi takımımız olursa olsun hiç değişmez. 2 galibiyet 1 beraberlik. Senaryo tanıdık gelmeye başladı değil mi? Şimdi gelin 7 puanın nasıl alınacağına bakalım.

Tarihi galibiyetler

Takımlarımızın o çok sevdiğimiz tarihi galibiyetleri vardır. Bilirsiniz, genelde iç sahada kazandığımız. Yıllar sonra bile bize servis edilen tarihte bugün galibiyetleri. 7 puanın öyküsü de buradan geliyor. Grupta rakipler belli olur, birinci torbadan muhtemel Avrupa’nın dev takımlarından biri gelir. İkinci torbadan ise Avrupa kupalarının gediklisi ve birinci torbada yer alan tüm takımları zamanında yenmiş veya yenebilecek bir takım grupta yer alır. Üçüncü torbadan ise koşulsuz şartsız adı ve yaptıkları ne olursa olsun bizim takımımızın yenebileceği düşünülen bir ekiple grup tamamlanır. Bu senaryoda plan şudur; üçüncü torbadan gelen takımı iki maçta da yenip, ikinci torbadan gelen takımla iç saha da berabere kalıp diğer maçlardan bize yarayacak sonuçları beklemek. Birinci torbadan gelen ekiple olan karşılaşmalara ders niteliğiyle bakılıp 0 puan yazılır.

Maçlar başladığında ise bu planın sadece kâğıt üzerinde kaldığını görürüz. Ne oluyor peki derseniz. Olan şu; ikinci torbadan gelen takım bize iki maçta da göz açtırmıyor. Bir tanesi bol gollü olmakla birlikte 2 maçta da yeniyor. Üçüncü torbadan gelen takım ummadık taş baş yarar etkisi yaratıp iç sahamızda galibiyetle ayrılıp deplasmanda 1 puan almamızı sağlıyor. Birinci torbadan gelen takımdan ise kulüplerimizin sosyal medya paylaşımı ve taraftarın gururunu okşayan tarihi galibiyeti alıyoruz. Tabi deplasmanda gene kaybetme şartıyla. Planda olan 7 puanın sadece 3 veya 4 puanıyla Şampiyonlar Ligi grup maçlarını tamamlayarak yurda dönüyoruz.

Şampiyonlar Ligi basın toplantısı

Bu seviyede cezayı kesiyorlar

Sezon öncesi yapılan transferler, konulan büyük hedefler ve ligde kaybedilen her puan sonrası Şampiyonlar Ligi serüvenine işaret etmeler bir anda suya düşüyor. Ancak, bu durum zaten yöneten ve karar verenler için olağan karşılanıyor. Gerçeklerle yüzleştikleri an Şampiyonlar Ligi arenası. Daha net ifadeyle siz hiç Şampiyonlar Ligi’nde aldığı kötü sonuçlar veya bol gollü mağlubiyetler sonrası görevine son verilen bir hoca hatırlıyor musunuz? Ne deniyor maç sonu her basında toplantısında ‘’Bu seviyede böyle hatalar yaparsanız hemen cezayı kesiyorlar.’’ Bu ne demek? Bize neden seviye anlatılıyor? Sebebi belli sezon öncesi arkasına aldığı rüzgârı biraz olsun dindirmek.

7 puanlık Avrupa’da başarı planı, yerini başarısızlığın açıklanabilir olmasına bırakıyor. Açıklaması da hiç güç değil. Birinci torbadaki rakip iyi futbolculara sahip. İkinci torbadan gelen zaten bu seviyeleri oynamayı bile bir takım. Üçüncü torbadan gelen takım ise oturmuş bir oyun kültürüne ve devamlılığına sahip. Peki, biz ne zaman bu rakiplerle mücadele edebileceğiz, Şampiyonlar Ligi başarısızlığı ne zaman birilerine fatura edilecek? Görünen o ki uzun bir süre daha buna devam edeceğiz.

Şampiyonlar Ligi’ne takımlarımızın bakış açısı belli: Para! Bu durum mevcut takımlarımız darboğazdan çıkmadan değişmez. Bir işi severek yapmakla merkezine parayı koymak arasında ciddi bir kalite farkı vardır. Hayatta da böyledir. Seviyesine asla ulaşamayacağımız veya ulaşmak istemediğimiz takımlar ve oyuncular, Şampiyonlar Ligi’ni bir vitrin ve imza iş olarak görüyor. Bu durumda, rekabetin yanında kaliteyi de arttırıyor.

Şampiyonlar Ligi Kupası

7 puanı yazdım bile

Özetle oralarda aldığımız büyük mağlubiyetler ve başarısızlıkları ne zaman kendimize gerçek anlamda dert ederiz o zaman o seviyelerin takımı olma yoluna gireriz. Yoksa gelecek sezon kim şampiyon olur ve oraya gitmeye hak kazanır bilinmez. Ancak, ben ona şimdiden 7 puanı yazdım bile…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Şili ve Tarihi Utancı: Hiç Oynanmaması Gereken Maç

Biasone’dan D’Antoni’ye 24 Saniye

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More