Juventus – Pirlo Buluşması: Bir İtalyan Yapımı

Seyirlik Değil Ömürlük

Turnuva takımı olmak ya da olmamak… Tüm mesele bu Juventus için. Aslında daha da iddialı bir cümle kuracak olursak “Tüm büyük takımların varoluş gayesi Avrupa’nın en büyüğü olmaktır.” diyebiliriz. Ligde yaşanan her başarı ne kadar kıymetli olsa da birçok kişinin nazarında büyük takım olarak nitelendirilebilmenin birincil koşulu uluslararası finallere yükselmek ve o finallerde de gülen taraf olmaktır.

Bu önermeyle akıllarda tek bir soru kalıyor: Juventus büyük kulüp müdür?

2006 yılında patlak veren şike skandalı sonrasında iki şampiyonluğu elinden alınan ve küme düşürülen Juventus’un lige dönüşü muhteşem olmuş, takım adeta küllerinden doğmuştu. Takım böyle bir hikayeye sahip olsa da bu soruya tereddütsüz cevap vermek kimileri için hala zor görünüyor.

Juventus’ta yaşanan her hareketlilik deneme yanılma yöntemiyle bu soruya teklemeden, düşünmeden “Evet, Juventus büyük bir kulüptür.” cevabının verilme arayışı aslında.

Tarihinden bu yana dokuz finalin yalnızca ikisinde gülen Juventus’ta kadroda yeni arayışların, farklı sistemlerin ve değişen her teknik direktörün altındaki en büyük neden; devler arasında en büyük olma gayesi. Futbol dünyasının lanetliler listesi vardır ya hani… Yıllardır Premier Lig şampiyonluğu yaşayamayan Liverpool, uluslararası arenaların iddialı ama “loser” olmuş isimleri Meksika ve Portekiz, Kadıköy’de Galatasaray galibiyeti… Liste uzar gider. Juventus, kimilerine göre bu listede göze çarpmayanlardan biri belki de. Tıpkı Paris Saint German gibi ligde tescillenen başarısı bu lanetin konuşulmasının önüne geçiyor. Ama Juventuslular için yıllardır dokunulamamış, üstelik yedi kere kıyısından dönülmüş Kupa 1, kalplerde kanayan bir yara hala.

Yeni hoca yeni heyecan
Juventus - Pirlo
Andrea Pirlo

Massimiliano Allegri’den sonra Sarri’yle de kimyası uyuşmayan ve bir senelik maceraya son veren Juventus bu kez “Çareyi eski dostta bulur muyuz?” diyerek Andrea Pirlo’yu görev başına getirdi. Futbolculuk kariyerinin son zamanlarını Juventus’ta geçiren Pirlo için teknik direktörlük kariyerinin ilk durağı da güzel bir denk gelişle Juventus oldu. Hatta U23’te bir hafta süren teknik direktörlüğü sayılmazsa Pirlo’nun teknik direktörlük macerasına ilk olarak A takımla girmesi oldukça cesur bir girişim. Sadece Pirlo için değil, Juventus taraftarı, yönetimi ve elbette tüm kadro adına da ayrı ayrı heyecan uyandıran Pirlo döneminin nelere gebe olduğu akıllardaki soru şimdi.

Aşikar olan gerçek şu ki; Pirlo’nun işi biraz zor olacak. Üzerinde Şampiyonlar Ligi baskısının, kulübün kendisinden beklentilerinin farkında olarak ve tüm bunlara “evet” diyerek girdi bu yola. Juventus’un yollarını ayırdığı teknik direktörlerle kısa geçmişine baktığımızda da Pirlo, kendinden nelerin beklendiğinin daha fazla farkına varacaktır. Özellikle kendinden bir önceki teknik direktör Sarri ile yaşanan deneyim, ve geçirilen bu süreçte eleştiri oklarının yönünü her zaman Sarri’ye dönük oluşu hem Juventus dengeleri adına hem de Pirlo’nun ağırlığın hocaya verildiği bu dengesel sisteme uyum sağlaması adına düşündürücü cinsten. Evet, Sarri’nin ne elindeki kadroyla verim elde edebileceği bir sistem kurması ne kurduğu sisteme elindeki kadronun ayak uydurması sonucu yoğun şikayetler gölgesinde geçen teknik direktörlük kariyeri, en nihayetinde takımın son 16 turunda Lyon’a elenmesiyle sona ermişti. Allegri’nin ayrılışında da senaryonun ana teması belliydi: Şampiyonlar Ligi’nde beklenen başarının bir türlü gelmemesi.

4 Serie A, 4 İtalya Kupası ve 2 İtalya Süper Kupası zaferi Juventus’ta baki olmak için yeterli değildi. Allegri’nin sonu da kendinden öncekiler gibi gönderilenler listesine eklenmek oldu.

Liste kabarık, uzun ve gerekçe hep aynı. Pirlo bu listeye atılacak son isim olur mu? Bu sorunun yanıtını bulmaya elimizde olanlardan yola çıkarak bir yorum yapmaya çalışacak olursak güçlü bir varsayım elde edemeyiz. Yine de güncel Juventus kadrosunu inceleyerek işe başlamak bir tablo çıkması adına iyi bir adım olacaktır.

Mevcut Juventus kadrosu

Kale 

Wojciech Szczesny : Refleksleri iyi ve güven veren bir kaleci bazen bir maçı almak için çok fazla şey ifade edebilir. Szczesny, Juventus efsanesi Buffon’dan devraldığı eldivenlerin genel olarak hakkını veriyor. Yeni hocasına meziyetlerini gösterirse bu bölgede bir sorun yaşanmayacaktır ki Szczesny’nin önündeki isimler sayesinde şanslı bir kaleci olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.

Defans

Juan Cuadrado: Bana göre takıma en iyi katkı veren aynı zamanda da en kıyıda köşede kalmış oyunculardan biri. Bir sağ bek + kanat olarak oyunun iki yönünde de güçlü olmasının yanında topu iyi saklaması zaman zaman içeri kat etmesi ve adresine teslim paslarıyla kumaşının kalitesini gösteriyor. Kendi mevkisi dışında orta sahada da değerlendirilebilir. Pirlo’nun en çok istifade edeceği isimlerin başında kendisi.

Alex Sandro: Cuadrado’dan sonra methiyeleri hak eden bir diğer isim şüphesiz pozisyonun sol tarafında görev alan Alex Sandro. O da topla oynamayı paslaşmayı seven, çalım ustası bir bek ve de kanat. Cuadrado ile beraber Juventus’un kenarlarının emin ellere emanet olduğunu söyleyebiliriz.

Merih Demiral \ Matthijs de Ligt: Pirlo’nun hangi isme ilk on birde şans vereceği tartışılır. İkisinin de artı ve eksi yönleri var. Ama omzundan ameliyat olan Matthijs de Ligt sakatlıktan yeni çıkarak yeni sezona girecek. Bu durumda Merih Demiral hocasından formayı alacak gibi görünüyor. Sakatlıktan bağımsız iki ismi kıyaslayacak olursak iki stoperin de fizik kondisyon açısından iyi olduğu bir gerçek. Merih Demiral daha agresif bir oyun tarzına sahipken de Light biraz daha yumuşak bir oyun anlayışına sahip. Öte yandan oldukça soğukkanlı ve doğru zamanda doğru müdahalelerde bulunuyor. Merih Demiral’ı anlatmaya gerek yok aslında. Milli takımdan da bildiğimiz üzere kendisi savunma hattına duvar ören bir defans generali adeta. Pozisyon bilgisi de en az de Light kadar sağlam. Gönlümüz tabii ki bu sezon doya doya savunmasıyla ünlü Serie A Ligi’nde Türk bir stoper seyredebilmek.

Leonardo Bonucci: Stoper tandeminde bir tecrübeli, bir genç yetenek ikilisi her zaman heyecan uyandırmıştır. Bu ikililer genelde güzel işlemiştir. Bonucci ve Merih Demiral ikilisinin bu kervana eklenip eklenmeyeceği Bonucci’nin performansına bağlı olacak. Bir stoperde görmeye alışık olmadığımız hız onda mevcut. Daha önce Milan’a da transfer olup yine yuvasına dönen Bonucci, Merih Demiral’la uyumu yakalarsa Juventus savunması adına mükemmel işler çıkabilir ortaya.

Demiral ve de Lİgt
Merih Demiral ve Matthijs de Ligt

Orta saha

İşte Juventus’un talihini döndürecek gelişmeler burada yaşanacak. Kulüp yönetimi bu bölgede ufak çaplı bir revizyona gitti. Barcelona’ya Miralem Pijanic’in, Borussia Dortmund’a Emre Can’ın gönderilmesiyle iki ön libero takımdan ayrılmış oldu. Onların yerine orta sahaya Barcelona’dan Arthur ve Schalke’den Weston McKennie geldi. Bu ayrılıklardan ve yeni gelenlerden yola çıkarak Juventus’un yeni oyun düzeni hakkında da bazı öngörülerde bulunulabilir.

Özellikle Arthur gibi hızlı ve teknik bir oyuncunun gelişi orta sahaya müthiş bir dinamizm getirecektir. Yine kilit kelime “uyum.” Oyuncuların birbiriyle iletişimi güçlü olduğu sürece büyük maçların favorisi olarak gösterilen taraf Juventus olacaktır. Oyun düzenine dönecek olursak Pirlo, özellikle lig maçlarında hücuma dönük ileride basan bir orta saha kurgusunu düşünerek 4-3-3 sistemiyle oyuncularını sahaya sürecektir. Ancak Pirlo’nun elinde zengin ve farklı saha içi dizilimlerine açık, rakibe göre oyun içi hareketliliğine uygun bir kadro mevcut. Hali hazırda yine oyunu çift yönlü oynayabilen “box to box” olarak nitelendirilen Muratore ve on numara kumaşında olan Ramsey gibi isimler rotasyonda değerlendirilir. Bunlara artı olarak kenarlara destek vermekten zevk alan iki bek ile beraber top rakipteyken 3-4-3’e dönebilirler. Pirlo elindeki güzel malzemeyi iyi kullandığı, bu avantajı iyi değerlendirdiği takdirde Juventus’ta orta sahanın beli bükülmez gibi duruyor.

Forvet

Bu bölge, tek başına Cristiano Ronaldo ile göz doldururken forvet arkası Paula Dybala ve tüm eleştirilere rağmen “gerçek bir santrafor” olarak nitelendirilecek Higuain ile beraber daha fazla karakter kazanıyor. Paula Dybala’nın takımdan ayrılma ihtimaline karşılık Pirlo o bölge için yeni bir oyuncu düşünebilir ve rotasyonda mevcut oyunculardan Federico Bernardeschi’den yararlanmak isteyebilir ki Bernardeschi’nin üst düzey performans göstererek tamamladığı maçlar oldukça fazladır. Onun performansı, Ronaldo’yu da daha farklı bir seviyeye çıkarıyor. Ronaldo’nun dünyanın en iyisi olduğunu ispatlaması için Bernardeschi mükemmel bir yardımcı. Higuain form grafiğine göre Pirlo’nun formayı kime vereceği netlik kazanacaktır. Her şeye rağmen Higuain hem fiziksel olarak toparlanır hem de oyun konsantrasyonunu sağlarsa, Juventus hücum hattı izlenilmeye doyulmaz olur.

Real Madrid’de Ronaldo’nun Benzema ve Bale yakaladığı enerjiyle tüm dünyada en çok konuşulan hücum üçlüsündeki başarının bu sefer Juventus’ta Bernardeschi ve Higuain ile gerçekleşmesi mümkün. Juventus her açıdan potansiyeli olan bir takım. Doğru işlendiği, aradaki sinerji oluşturulduğu zaman parlayacak bir kadroya sahip. Gerisi Pirlo’nun alametifarikasına kalıyor.

Pirlo için her şey şu an ihtimal dahilinde ve neresinden bakılırsa bakılsın Juventus – Pirlo buluşması en heyecan uyandıran futbol olaylarından biri. Yakın bir zaman öncesine kadar formasını terlettiği kulübünde şimdi teknik direktörlük rolünde bulunması hiç şüphesiz en çok Pirlo için heyecan verici bir olaydır. Yuvasına geri dönmüş ancak o bıraktığı zamandan bu yana çok fazla şeyin değişmiş olduğunun bilincinde, kendinden beklentilerin farkında olan bir Pirlo. Allianz Arena’nın önünde durmuş ve tepeden tırnağa omuzlarındaki yükü süzen ve “Seni yeneceğim Şampiyonlar Ligi!” diyen bir Pirlo.

Zaman, bu İtalyan yapımı şehir masalının mutlu sonla bitip bitmeyeceğini, Juventus -Pirlo beraberliğinin önceki tecrübelere benzeyip benzemeyeceğini gösterecek elbette. Sonuç ne olursa olsun Serie A, bu yeniden buluşmayla daha da renklenecek. Asıl hedef olan Şampiyonlar Ligi için ise her ne kadar Juventus’un mazi kalbinde bir yara olsa da makus talihlerinin eski dost Pirlo ile yenebileceklerine olan inançları heyecanı diri tutuyor. Futbolun güzelliği de o heyecanla daha fazla kendini gösterecek. Futbolseverlere seyir zevkinin yüksek olacağı tahmin edilen bu İtalyan yapımının tadını çıkarmak kalıyor. 


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Real Madrıd: Olağan Gelen Olağanüstülük

Chelsea 19-20: Super Frank

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More