Jurgen Klopp’un Kırmızı Dokunuşu

Jürgen Klopp önümüzdeki sezon nasıl bir kadro mühendisliği yapmalı? Sezonun bitişinin ardından Alman teknik adamın zihninde cevap bekleyen en büyük soru işareti bu…

30 yıl sonra gelen zaferin ardından aynı zamanda sezonun “devamlılık” şampiyonu unvanını da alan Liverpool, gelecek sene aynı istikrarı sürdürebilecek mi? Klopp, kadroya dokunmak istiyor ama bu dokunuşun rengi şimdilik kırmızı çünkü kulübün sahibi Fenway Sports Group (FSG), para musluklarını bu sene pek açacağa benzemiyor.

The Athletic’den James Pearce ve Tom Worville, Liverpool’un önümüzdeki sezon kadrosunu nasıl yenileyebileceği üzerine oldukça detaylı bir analiz yaptılar geçtiğimiz haftalarda.[1] Bitti gözüyle bakılan Timo Werner transferinin gerçekleşmemesi, Kırmızıların yaz döneminde büyük bir mali yükün altına girmeyeceğini göstermişken sınırlı kaynaklarla kadronun nerelerine dokunacakları merak konusu. Bundan daha da ötesi, böyle bir dokunuşa ne kadar ihtiyaçları var?

2019-2020 sezonunda Liverpool’un takım profili ve süreleri (Kaynak: The Athletic)

Yukarıdaki grafik Liverpool’un bu sezonki kadrosunun yaş-oynanan süre düzlemindeki analizini içeriyor. Sezon boyunca Liverpool’u takip edenlerin de çok iyi bildiği gibi, Jürgen Klopp’un kullandığı oyuncu sayısı 18-19 civarlarında oldu. Bu aslında Klopp’un sezon özelindeki stratejisi ya da Liverpool’un kadro derinliği ile ilgili bir durum değil. Alman teknik adamın yaklaşımı, gerek Liverpool kariyerinin ilk yıllarında, gerekse Dortmund ile üst üste iki kez şampiyon olduğu 2010’ların başında hep aynıydı. 2010/2011 sezonunda sezon boyunca 500 dakikanın üzerinde oynayan 16 oyuncu vardı. Şampiyonluk unvanlarını korudukları ve Şampiyonlar Ligi sebebiyle görece daha fazla maç yaptıkları 2011/2012 sezonunda ise yine 18 oyuncu bu sınırın üstündeydi. Zaten o dönemki Dortmund kadrosunu hatırlayanlar bir çırpıda ilk 11’i sayabileceklerdir. Bu da Klopp’un kadro mühendisliğindeki yaklaşımını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Sezon başında yine The Athletic’e verdiği röportajda Klopp, bir kadroda tatmin edici seviyede süre alan 17-18 oyuncuyu mutlu etmenin daha kolay olduğunu, 22-23 oyuncunun olduğu bir kadronun başka problemler doğuracağını söylemişti. Süre alamayan oyuncuların huzursuzluğu, form düşüklüğü veya herkese forma verme çabasının içinde kadro bütünlüğünün sağlanamaması… Bu yaklaşım, Alman teknik adamın nasıl bir motivasyon ustası olduğunun ve kadronun topyekün motivasyonunun, ancak tekil anlamda mutlu ve kendini yeterli hisseden oyuncularla mümkün olacağının da göstergesiydi.

Analize, nitelik ve nicelik anlamında kadronun en komple ve oturmuş bölgesiyle başlayalım…

Orta saha…

Grafiğe geri dönersek, bu bilgiler aslında Liverpool’un sadece bugününe değil, yarınlarına da ışık tutuyor.

Ortadaki kırmızı ile taranan bölgeye baktığımızda, devamlılığı olan bütün oyuncuların yaş dağılımı 24 ile 29 arasında. Klopp’un da oyun planının kritik bölgeleri olan kanat bekleri Trent-Alexander Arnold ve Andrew Robertson 20’li yaşlarının henüz başlarındalar. Gegenpressing’in en önemli halkaları olan ileri 3’lü Salah-Mane-Firmino 28 yaşındalar ve zirve dönemlerini sürdürmeleri için önlerinde halen yıllar var. Omurganın önemli parçaları Allison, Virgil van Dijk ve Fabinho için de benzer şeyler söylenebilir.

Peki %50 bandının altında neler olmuş, biraz da oraya bakalım. Bu bölgeyi de kendi özelinde birkaç farklı pencereden değerlendirebiliriz. Öncelikle bu sezon sakatlık, formsuzluk ya da bölgesindeki oyuncuların üst düzey formu sebebiyle potansiyelini yeterince performansa dönüştüremeyen iki oyuncu var. Alex-Oxlade Chamberlain ve Naby Keita…

Alex Oxlade-Chamberlain

“Ox”, Arsenal’den transfer edildiğinde bir çok kişi bu hamleye burun kıvırmıştı. Devamlılığı hep soru işareti olan ve mevkisi net olarak ifade edilemeyen bir oyuncuydu. Arsenal’deki kariyeri boyunca hiçbir zaman bir ilk 11 oyuncusu olamadı ve hep rotasyonun derinliklerinden kaldı. Ancak onun bu “mevkisizliği”, Klopp için bambaşka bir anlam taşıyordu. Fiziksel olarak hazır olduğunda pres gücü yüksek bir oyuncu oluşu, vasatın üstünde pas kalitesi ve sıkça yaptığı ceza sahası koşuları, onu ideal bir Klopp oyuncusu yapmaya yetiyordu. İngiliz oyuncunun varlığı, gerek ileri 3’lüde rotasyon oyuncusu olarak, gerekse orta sahada merkez oyuncu olarak kadroda kullanılma esnekliği veriyordu. Bu yüzden Klopp ona, 2017/2018 sezonu başlarken 38 milyon euro ödemekte tereddüt etmedi.

Liverpool’da oynadığı üç sezonda Arsenal’deki rolünden daha fazlasına evrildiğini söylemek zor İngiliz oyuncu için. 2018/2019 sezonunda çapraz bağlarının kopması ile hemen hemen tüm yılı kenarda geçirdi. Dolayısıyla iki sezonluk verilere baktığımızda, en anlamlı olanı olarak Klopp’un onu bu sezon farklı mevkilerde kullanması olduğunu söyleyebiliriz. İlk sezonunda ağırlıklı olarak merkez orta sahada oynayan Chamberlain zaman zaman yine orta sahada sağ ve sol iç pozisyonlarında da yer aldı. Sakatlıkla pas geçtiği yılın ardından, orta saha rotasyonuna giren Fabinho ve Naby Keita’nın varlığı ile Klopp onu zaman zaman ileri 3’lüde de denedi.

Önümüzdeki sezon Fabinho, sakatlık sorunu yaşamadığı sürece onu kesebilmesi çok kolay görünmüyor Ox’un. Ancak Klopp onu rotasyonda daha farklı mevkilerde denemeye çalışırsa çok şaşırmamak lazım. Eğer ön bölgeye istenilen derinlik katılamazsa, Mane-Salah ikilisinin alternatifi olarak daha fazla düşünülebilir. Ayrıca, temposu ve enerjisi ile zorunluluk hallerinde sağ bekte Trent’i de yedekleyebilecek özelliklere sahip İngiliz oyuncu. Afrika Uluslar Kupası pandemi sebebiyle ertelenmemiş olsa Klopp’un ona çok daha fazla ihtiyaç duyacağı muhakkaktı. Ancak şu durumda Alman teknik adamın eli biraz daha rahat.

Naby Keita ise 2018 yazında Liverpool ile imzaladığında, bonservisine ödenen 60 milyon euronun kat be kat fazlasını vereceğine dair büyük bir inanış vardı spor kamuoyunda. Klopp’un geçiş oyununa Avrupa’da en iyi uyum sağlayacak oyunculardan biriydi. Hızı, atletizmi, top kapma becerisi ve tüm bunların yanında Leipzig ve Salzburg yıllarında hem gol hem asist anlamında skora katkısı üst düzeydeydi. Tavanının ne kadar yüksek olduğu netti ve Klopp ile birlikte bu becerilerini daha da üst seviyeye çıkarmasına kesin gözüyle bakılıyordu Gineli oyuncunun. Gelgelelim ilk sezonu zaman zaman sakatlıklarla sekteye uğrasa da asıl sorun beklenmedik bir biçimde takıma ve ligin temposuna uyum sağlayamaması oldu. Bu sezon ise benzer bir başlangıç yapmasına rağmen, pandemi dönüşünde daha fazla süre almayı başaran Keita’nın, özellikle çabukluğu ve hem top kapmada hem de gol bölgesindeki kuvvetli önsezileri sayesinde gelecek sezon Liverpool’a daha fazla katkı yapmasını bekleyebiliriz. Sağlıklı kalması şartıyla tabii… O, Liverpool orta sahasındaki en farklı profile sahip oyuncu. Liverpool’un mesnetsiz bir şekilde zaman zaman düz oyunculardan kurulu bir orta saha kurgusuna sahip olduğu söylense de, özellikle kaptan Henderson’ın giderek gelişen oyunu, Wijnaldum’un parlayan skorerliği bu eleştirilere bir miktar yanıt veriyor. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki, bu bölgedeki oyuncu grubunun son yaratıcı ismi Philipp Coutinho idi. Şimdi Naby Keita varlığıyla ve vadettikleriyle, Kırmızıların oyununa bambaşka bir boyut katabilir.

Naby Keita

Özetlemek gerekirse Henderson, Wijnaldum, Fabinho’nun merkez orta sahadaki devamlılıkları ve formlarının yanında, her ne kadar ilerleyen yaşı ile temposunu önemli ölçüde kaybetmiş olsa da Milner’ın varlığı ve Keita-Ox ikilisinin daha fazla katkı yaptığı bir sezonda Klopp’un yaz döneminde kafasının en rahat olacağı bölge orta saha olacağa benziyor.

Merkez savunma ve bekler…

Defans hattına bakacak olursak, Trent ve Robertson’dan yukarıda bir miktar söz etmiştim. Sezonun, Dortmundlu Hakimi-Guerrero ile birlikte devamlılığı en yüksek ve en üretken kanat bekleriydi bu ikili. Performanslarına bakıldığında kanat beki tanımı, iki oyuncunun yaptıklarını net olarak anlatmıyor. Çünkü her ikisi de yapabildikleriyle pozisyonlarını adeta yeniden tanımladılar geçtiğimiz iki sene içinde. 4’lü savunma dizilişinde muhtemelen tarihin en hücumcu ve en fazla gidip gelen iki beki olabilirler. Trent’in patlayıcılığı, bir “10 numara” zarafetindeki tekniği, “Bechamvari” ortaları ve tüm bunların yanında portföyündeki en öldürücü silahı olan serbest vuruşları onu şimdiden pozisyonunda tarihin en iyileri arasında göstermeye yetiyor. 21 yaşında ve kariyerinin hemen başında oyun bilgisini üst düzeye taşıyan böyle bir profilden zaman içinde farklı bir pozisyona evrilmesini de bekleyebiliriz. Evet, Trent için zaman zaman bu değişiklik konuşuluyor ama pratikte Klopp onu bugüne kadar yalnızca birkaç maçta zorunluluktan orta 3’lünün sağında ve merkezde denedi. Zamanında Philiph Lahm ve Joshua Kimmich’in Bayern Münih’de yaşadığı benzer bir evrimi Trent de yaşayabilir ve o bunun için tüm donanıma sahip. Ancak mevkisinde o kadar iyi ki, Klopp döneminde özellikle de bu sistemin en kilit parçalarından biriyken yakın zamanda bunun gerçekleşme olasılığı biraz zayıf gözüküyor.

Trent-Alexander Arnold: vs Andrew Robertson (Kaynak: fctables)

Andrew Robertson ise son iki sezon gösterdiği performansla pozisyonunun tartışmasız en iyisi. Onu diğerlerinden ayıran en önemli tarafı ise devamlılığını ve yeteneklerini, hem defansif hem de hücum tarafında gösterebilmesi.

Bu ikilinin bun denli başarılı olması ve Liverpool sistemi için vazgeçilmez olmaları elbette beraberinde büyük bir problemi de getiriyor. Ya başlarına bir şey gelirse?

Mevcut kadronun içinde bu düzeye yakın oyuncular istihdam etmek çok kolay değil. Geçtiğimiz senelerde Klopp, Trent’i zaman zaman stoper Joe Gomez ile zaman zaman da bu yaz takımdan ayrılması beklenen Nathaniel Clyne ile yedeklemeye çalıştı. Ancak ikisi de Trent’in çıktığı seviyeden çok uzakta. Genç Neco Williams’ın pandemi sonrası dönemde birkaç maçlık çıkışı gelecek için umut verse de bu bölgede Trent’in dışındaki herhangi bir oyuncu Liverpool’un oyunundan çok şey götüreceği kesin.

Sol tarafta ise durum bir miktar daha problemli. Çünkü Robertson’ı yedekleyebilecek gerçek anlamda bir bekten söz etmek bile imkansız mevcut kadronun içinde. Bu sezon bu rolü, gerektiğinde James Milner üstlendi. Pozisyon bilgisi ve kuvveti ile geçici bir yama olarak iyi iş görse de, önümüzdeki dönemde Klopp’un bu bölgeyi özellikle Robertson’un hücumda verdiklerinden çok fazla götürmeyecek şekilde genç bir oyuncu ile yedeklemesi kaçınılmaz gözüküyor.

Merkez savunma tarafı ise Liverpool’un bireysel anlamda en iyi, kolektif anlamda ise en problemli olduğu pozisyon. Virgil van Dijk, Liverpool ile imzalamasının ardından çok kısa bir zamanda öyle bir seviyeye çıktı ki, şu an sadece günümüzün değil tarihin en iyi savunmacıları ile kıyaslanıyor. Böyle devasa bir fiziğe rağmen, inanılmaz hızı ve çabukluğu onun neden bu klasmanda olduğunu açıklıyor. Ne var ki, yıllar içinde yanına hak ettiği gibi bir partner bulamadı Hollandalı oyuncu. Onun liderliğindeki savunma hattında yer almak eminim her stoperin rüyasıdır ve yanında sürekliliği sağlayabilecek bir oyuncu kendi kariyerini de bir anlamda garanti altına almış olacak. Çünkü van Dijk öyle bir oyuncu ki, Klopp ve Guardiola gibi, birlikte çalıştığı oyuncuları olduğundan çok daha yüksek bir seviyeye çıkarma potansiyeli var.

Liverpool’un bu pozisyonda kağıt üstünde yeterince derinliği var. Joe Gomez, Joel Matip ve Dejan Lovren geçtiğimiz yıllarda van Dijk’in partnerliğini yaptı. Pozisyon bilgisi ve savunmacı nitelikleri olarak, burada en iyi seçenek Matip. Ancak sakatlıklar onu en iyi zamanlarında kadro dışında bıraktı ve önümüzdeki yıllar Kamerunlu oyuncu için bu anlamda çok da parlak gözükmüyor. Lovren ise yetenek anlamında kadrodaki en soru işaretli oyuncu oldu hep. Geçtiğimiz sene takımdan ayrılmak istemesine rağmen, Liverpool’un talep ettiği bonservisi onun için ödeyecek bir kulüp çıkmadı ve bu yaz Lovren için yeni bir arayışla geçecek gibi duruyor. Bu veriler eşliğinde Klopp’un da van Dijk’in yanına mutlak anlamda yüksek profilli ve kalıcı bir stoper takviyesi yapması gerekecek. Joe Gomez sezonun ikinci yarısını daha istikrarlı ve formda geçirmesine rağmen bütün bir sezon bunu koruyabilir mi sorusu hala kafaları kurcalıyor. Dolayısıyla adı sıkça anılan olağan şüphelilerden Napolili Koulibaly elbette burası için ideal isimlerden birisi. Ancak bahsi geçen bonservis ücretleri, FSG’nin bu sene harcamak istediği türden miktarlar değil.

Hücum…

2019-2020 sezonunda Liverpool’un kadro derinliği ve kalan kontratlar (Kaynak: The Athletic)

Son yılların en üretken ve tempolu hücum hattına geçmeden evvel, yine The Athletic’de yayımlanan bir “infografik” ile Kırmızıların kadro derinliğine bir göz atalım. Pozisyonlarına ve kullanımlarına göre oyuncuların yer aldığı bu grafikte, aynı zamanda oyuncuların kalan kontratlarını da görmek mümkün. Wijnaldum dışındaki neredeyse tüm oyuncuların hali hazırda 3-4 sene civarında kontratları mevcut. Birbirlerine bu denli uyum sağlamış ve istikrarlı bu kadronun önünde daha uzun yıllar var. Şimdilik rotasyonun derinlerinde yer alan ve geleceğin Liverpool’unda rol alması beklenebilecek Harry Wilson, Neco Williams ve Curtis Jones gibi potansiyeller de kulüple uzun vadeli sözleşmelere sahipler. Dolayısıyla Liverpool yönetiminin yakın gelecekte dert etmesi gereken bir sözleşme yok. Elbette Wijnaldum’u tutmak isteyeceklerdir ve oyuncunun da bu kadronun içindeki rolüne baktığımızda niyetler karşılıklı olacaktır. Ancak olmasa bile ikame edilmesi çok da zor olmayan bir isim Hollandalı oyuncu.

Liverpool’un yakın zamanda düşünmesi gereken en büyük sorunu Mane, Salah ve Firmino’nun gelecekleri olacak. Bugün Liverpool’dan koparılması en muhtemel oyuncular onlar. Özellikle Mane’nin bu sezonki formu ve ön bölgesine atlet ve bitirici bir oyuncu katmak isteyen Real Madrid ve PSG gibi kulüplerin iştahı, Liverpool için ciddi bir tehdit. Werner transferinde sezon içindeki ısrar biraz da bu sebepleydi. Kulüplerin yaz dönemi için mali anlamda daha tedbirli olma yönelimleri, bu tehlikeyi bir yıl daha öteleyebilir. Ancak Liverpool yönetimi, şimdiden her 3’ü için de bir devamlılık planlaması yapmak zorunda. Eldeki kadronun içinde onları yakın gelecekte ikame etmek çok kolay gözükmüyor. Harry Wilson ve Curtis Jones’un gelişimleri elbette devam edecektir ama bu 3 oyuncudan herhangi birinin olası ayrılığı veya 2021’deki Afrika Uluslar Kupası için Mane ve Salah’ın en az 5-6 haftalığına takımdan ayrılmaları bu pozisyonların kaliteli bir biçimde yedeklenmesini şart kılıyor.

Firmino, Klopp’un sistemi için hayati önem taşıyor. Brezilyalı 9 numara, aynı forma numarasını taşıdığı birçok oyuncudan farklı olarak skor yapmaktan ziyade takımının oyun kurmasındaki en önemli faktör oldu çoğu zaman. Onun derine gelip pas istasyonu görevi görmesi, bencillikten çok uzak oyun karakteri, egoları bir miktar daha üstte olan Salah ve Mane’ye hem psikolojik hem de fiziksel anlamda alan açıyor. Kağıt üstündeki yedek 9 numara Divock Origi zaman zaman kritik maçlarda öne çıksa da, Firmino’ya göre bambaşka bir oyuncu. Devre arasında Salzburg’dan transfer edilen Takumi Minamino, ön bölgenin her tarafında oynayabilmesi açısından cebi yakmayan, derin rotasyonda mutsuz olmayacak bir oyuncu. Firmino’nun rolüne de zaman zaman soyunabileceğini bu yarım devrede de olsa gösterdi. Uzun vadede Liverpool ve Premier Lig kalibresinde bir oyuncu olup olmadığını ise zaman gösterecek.

Anfield’taki Japon: Takumi Minamino

İleri bölge için kısa bir özet geçersek, şu an kadrodaki alternatif oyuncularla ilk 11’deki isimler arasında büyük fark var. Öyle ki içlerinden herhangi biri eksilse Klopp’un oyun planı büyük oranda sekteye uğrayacak. Origi’nin farklı stili, Minamino’nun henüz rüşdünü ispat etmemiş olması, Xerdan Shaquiri’nin kadronun belki de en mutsuz ismi olup ayrılmak istemesi ve genç oyuncuların henüz ilk 11 olgunluğuna erişmemesi bu bölgenin ciddi şekilde takviye edilmesini gerektiriyor. Evet, Mane-Salah-Firmino bir sezon daha bu devamlılığı ve formu devam ettirebilirler ama ya yolda bir kaza olursa?

* * *

The Athletic’de yayımlanan bu makalenin ışığında Liverpool’un kadrosuna ve önümüzdeki sezonlarda nelere ihtiyaçları olabileceklerine dair kısa bir değerlendirme yapmış olduk. Elbette bu bir scouting yazısı değil ancak bahsi geçen makaledeki verileri yorumlayıp Klopp’un zihninde neler döndüğü üzerine bir miktar pratik yapmak iyi bir egzersiz oldu.

Sezonun şampiyonu Jürgen Klopp için her şey yeni başlıyor. Şampiyonluğun kesinleşmesinin ardından en iyi yaptığı işi yapıp önümüzdeki seneler adına hem takımına motivasyon dolu bir mesaj gönderdi, hem de rakiplerine gözdağı verdi Alman teknik adam;

“Gelecek sene unvanımızı savunmayacağız, tam aksine saldıracağız!”

 

[1] James Pearce ve Tom Worville’in 3 Temmuz 2020’de The Athletic’de yayımlanan makalelerinin tamamı için tıklayınız.


Okumak yetmedi diyenler için Liverpool’un konuşulduğu Kraliyet Locası:


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Guardıola vs. Klopp: Zincir mi, Antimadde mi?

Bir Başka Messı, Bir Başka Maradona

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More