İkinci Pilot: Batman’in Robin’i

Bir başkasının hayali için kendi hayallerini erteleyen belki de o hayallerden tamamen vazgeçen kahramanlar; Formula 1’in ikinci pilotları.

Formula 1 seviyesine yükselmiş her pilot yarışlar kazanmanın hatta şampiyon olmanın hayalini kurar ancak sadece en iyiler, en iyi araca sahip olanlar bunu başarabilir. Peki en iyi araca sahip olmak veya çok iyi bir pilot olmak bunun için yeterli mi? Doğruyu söylemek gerekirse çoğu zaman için bu sorunun cevabı evet. Ancak cevabın hayır olan kısmında karşımıza ikinci pilot kavramı çıkıyor. Sadece şampiyonluk için mücadele eden takımlarda değil neredeyse her takımda bir pilot önceliği vardır; fakat şampiyonluk hedefleyen takımlar için kimin birinci kimin ikinci pilot olduğu daha kritiktir. Kimi zaman bu tecrübeye göre, kimi zaman açıkça söylenemese de yeteneğe göre, kimi zaman ise sezon içindeki sonuçlara göre pilotların takım içindeki rolü belli olur. Her takımın kendine has, doğru olduğuna ve başarıya götüreceğine inandığı bir takım stratejisi vardır. Bu yazıda özellikle 2000 sonrası Ferrari, Mercedes ve Red Bull takımlarının konuya nasıl yaklaştıklarını ele alacağız.

Ferrari: Herkesin rolü kesin

2000 yılından 2004’ün sonuna kadar Ferrari’ye beş çifte şampiyonluk getiren bu sisteme yıllarca bağlı kalma çabası aslında gayet anlaşılabilir bir durum. Michael Schumacher çok net bir şekilde birinci pilot, her koşulda kazanan veya kazanması gereken, şampiyonluk için yarışan takım lideri. Rubens Barrichello ise asıl amacı Schumacher ile rakipleri arasında kalmak olan, Schumacher’in başına bir aksilik gelirse podyuma çıkabilecek hatta yarışlar kazanabilecek bir isim, bu güveni sağlamış takımın ikinci pilotu. Herkesin rollerinin net bir şekilde belli olduğu bu sistem yıllarca kusursuza yakın bir şekilde işledi fakat bu sistemin bu kadar başarılı olmasında Schumacher’in tarihin en yetenekli pilotlarından biri olması ve Barrichello’nun egolarından arınmış, belki de tarihin en iyi ikinci pilotu olması çok büyük bir etkendi.

Barrichello en iyi ikinci pilot

Günümüze kadar Ferrari kadrolarını incelediğimizde bu durumun hala devam etme çabası içinde olduğunu fakat bir şekilde başarıdan uzak kalındığını görebiliyoruz. Tabii ki Ferrari’nin yıllardır gelmeyen şampiyonluğunun tek nedeni bu konu değil fakat yakın zamanda Felipe Massa’nın bir röportajında söyledikleri aslında olayları biraz ilginç kılıyor. Schumacher ve Alonso’nun takım arkadaşlığını yaptığı süreçte birinci pilotun neredeyse sezon başından belli olduğunu ve desteklenecek sürünücünün bu iki isim olduğunu dile getiren Massa, Raikkonen’in takım arkadaşı olduğu dönemde sezonun son bölümüne kadar takımın her iki pilotu eşit desteklediği ve sonrasında karar alındığı söyledi. Bu durum karşımıza çıkan ilginç kısım ise Ferrari’nin Schumacher dönemi sonrası tek şampiyonluğunun Massa’nın söylediklerinden yola çıkarsak eşit desteklenen iki pilotun olduğu tek döneme (2008 Kimi Raikkonen) denk gelmesi. Açıkça söylemek gerekirse Carlos Sainz Jr.’ın gelişi bende takımın bu stratejide devam etmek istediği fikrini uyandırıyor. Tekrar söylemek gerekirse tabii ki yıllardır gelmeyen şampiyonluğun sebebi bu durum değil fakat son şampiyonluğun bu sistemin dışına çıkılan istisna yıllarda gelmesi biraz manidar. Belki de Ferrari’nin değiştirmesi gereken noktalardan birisi de bu stratejidir.

Mercedes: Rolleri pilotlar belirliyor

Mercedes takımında durum Ferrari’ye kıyasla biraz daha farklı. Lewis Hamilton ve Nico Rosberg döneminde iki pilotun karting yıllarından süregelen rekabetlerine fazla karışılmayarak pist üzerinde hızlı olanın kazanmasına müsaade edildiğini görüyoruz. Bu durum; 2014 Belçika GP, 2016 İspanya GP, 2016 Avusturya GP gibi işlerin bir adım öteye gittiği durumları doğursa da devamında ekibe Valtteri Bottas’ın da katılmasıyla karşımıza Formula 1 tarihinin en başarılı takımlarından birini çıkardı. Aslında Hamilton’un performansı sayesinde çok fazla göz önünde bulundurulmasa da Bottas ve Hamilton her sezona takımın gözünde eşit başlıyor ve kendi performansları kimin ön plana çıkacağını belirliyor. Muhtemelen birçok insanın aklına bunu söylediğimde yeni lastiklerle Hamilton’u geçmek üzere olan Bottas’ın telsizden uyarılması (2018 Almanya GP) veya yine aynı yılın devamında Rusya’da yarışı kazanmaya giden Bottas’ın Hamilton’a yer vererek onun Vettel ile puan farkını açmasına yardımcı olması gelecektir. Ancak 2018 yılında Almanya yarışına gelirken Vettel, Hamilton’un 8 puan önünde şampiyonayı lider götürüyordu. Bottas ise sezon içinde yaşadığı şanssızlıkların da etkisi ile takım arkadaşının 59 puan arkasında kalmıştı. Gerçekçi yaklaşacak olursak şampiyonluk için çekişen iki isim Vettel ve Hamilton olarak ön plana çıkmıştı. Bu durumda Mercedes’in nadir olarak aldığı bu kararları alması gayet mantıklı ve sporun doğasına uygun kalıyor. Takımın yaklaşımına uygun bir örnek vermek gerekirse 2017 Macaristan yarışı doğru bir örnek olacaktır. Rakibine atak yapması için yerini Hamilton’a bırakan Bottas, bu girişim başarılı olmayınca son turun son virajında yerini geri alıyordu. Bu sırada Vettel şampiyonayı iki Mercedes pilotunun önünde lider götürüyordu. Buradan anlaşılacağı üzere Mercedes takımında pilotlar, sezon içinde kendi rollerini kendileri belirliyorlar.

Red Bull: Biraz Ferrari biraz Mercedes

Red Bull yukardaki iki takıma göre daha esnek bir yapıya sahip. Vettel veya Verstappen gibi bir yetenek bulurlarsa bütün kaynağı o pilota devrediyorlar. Red Bull bu sistemi daha fazla tercih etse de Ricciardo – Verstappen yıllarında gördüğümüz bir Mercedes modelleri de mevcut. Pist üzerinde kim hızlıysa o ön plana çıkıyordu, takımda bir eşitlik söz konusuydu. Vettel – Webber yıllarında araç çok hızlıydı, Vettel çok formdaydı ve doğrusu Webber’in ikinci pilotluğuna ihtiyaç bile yoktu. Şimdi durum farklı; Verstappen’in Mercedes ve Ferrari ile mücadelesi için bir ikinci pilota ihtiyacı var fakat istenen performans bir türlü alınamıyor. Burada en önemli etken Red Bull’un pilotlar üstündeki tutumu olabilir. Bu konuyu aşağıda iki sistemin farkına değinirken detaylandıracağım.

Sistemlerin artı ve eksileri

Bıraktığım yerden hemen alıp Red Bull’un bana göre en belirgin hatasına ve ikinci pilota karşı tutumuna bir göz atalım. Verstappen döneminde Gasly ve Albon gibi kendi akademi pilotlarına yönelen Red Bull bu pilotlara ikinci pilot olduklarını ve onların Verstappen’in kazanması için burada bulunduklarını çok fazla hissettirdi. En azından bana geçen izlenim bu yönde. Bu tip genç, yaşları birbirine yakın, hedefleri kesişen pilotlara yanındaki sürücünün daha değerli olduğu ve takımın asıl pilotunun o olduğu hissettirilirse bu durum ters tepebilir. Nitekim Red Bull’daki Gasly ile AlphaTauri’deki Gasly arasındaki fark ortada. Red Bull’un sistemi Verstappen’e sahipken doğru sistem gibi duruyor. Ancak bana kalırsa genç bir ikinci pilot tercih edeceklerse yaklaşımlarını değiştirmeleri daha olumlu sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden Perez hamlesi aslında yıllardır yapmaları gereken ve geç gelmiş bir hamle.

Ferrari modeline gelecek olursak en önemli artısı sezonun ilk yarışından son yarışına kadar herkesin konumunu bilmesi. Bu durum ikinci pilotun olası bir kafa karışıklığını daha sezon başından ortadan kaldırıyor ve asıl amacından şaşmasına engel oluyor. Ferrari’nin şampiyonluğa oynayacak pilotu her zaman önceden bellidir ve ikinci pilot da bu durumu bilir. En önemli eksisi ise egosundan arınmış ve bu rolü kabul edebilecek pilot bulmanın zorluğu. Ferrari bu konuda çok iyi iş çıkarsa da günümüzde bu sisteme uygun pilot bulmak geçmişe göre daha zor.

Mercedes modelinde ise eksi taraftan başlayacak olursak Rosberg – Hamilton mücadelelerinde gördüğümüz gibi zaman zaman işlerin çığırından çıkma noktasına gelebilmesi. Mercedes o dönemleri kısmen şanslı atlattı çünkü ciddi bir tehdit yoktu. Artı noktası ise ikinci pilot olmaması ve pilotların saygı gördüğünü hissetmesi. Örneğin Bottas biliyor ki eğer takım emri gelecekse bunun nedeni tamamen kendisi, sezon içinde rakibinin arkasına düşmesi ve şampiyonluk yarışından kopması; yoksa önceden alınmış bir karar değil. Yani başına gelenler takımın sezon başından aldığı bir karar değil kendi performansının bir sonucu ve tek sorumlu kendisi. O yüzden saygı duyulduğunu hissediyor ve gerekli noktada takım için yapılması gerekeni yapıyor.

Rubens Barrichello – Valtteri Bottas

Bu iki isim, aslında farklı sistemlerle tarihin gördüğü en iyi iki performansın yanında yer almış ve onlara destek olmuş iki isim. İki sürücünün en önemli ortak özelliği hızlı ve yarış kazanabilecek, başrol oyuncularının başına bir aksilik geldiğinde takımın bayrağını, adını en üste veya podyuma taşıyabilecek pilotlar olmaları. En önemli farkları ise; Barrichello bu rolü bilerek, egosunu kenara koyarak bu noktaya gelirken Bottas ise her sezon başında aslında işleri değiştirme fırsatı yakalasa da bunu başaramadığı ve takım arkadaşına ayak uyduramadığı için bu role geçmesi gereken bir pilot oluşu. Bana göre bu ikili, iki sistemin en önemli ikinci pilotları. Pilotlar farklı, sistemler farklı, takımlar farklı fakat iki pilot için de aynı olan şey yanlarındaki pilotların Formula 1 efsaneleri haline gelmiş olmaları.

İkinci pilotun önemi

2020 sezonunda Verstappen’in ve Red Bull’un hızlı oldukları hafta sonlarında Albon’un o seviyede olamamasından ötürü, Mercedes pilotlarına karşı taktiksel olarak hamle yapamayıp mücadele etmekte zorlanmaları veya 2019 sezonunda Ferrari’nin ikinci pilot olmayı kabul etmeyen iki pilotla takım içinde verdiği savaş, sadece son iki sezona dönüp baktığımızda bile bize ikinci pilot konusunun önemini gösteriyor.

senna prost ile ilgili görsel sonucu
Senna ve Prost’un unutulmaz kazası. Bu ikonik anın hikayesi için tıklayınız.

Genel olarak şampiyonluğa giden pilotlara yardım etmeleri onları tanımlasa da aslında ikinci pilot olmak sadece birinci pilota yer vermek veya arkadakileri tutmak değildir. Aynı zamanda şampiyonluk hedefleyen takımlarda birinci pilot gününde olmadığında veya bir aksilik yaşadığında takımını yarış kazanarak veya podyuma çıkarak en iyi şekilde temsil etmektir. Takımların sponsorlar için ekranda, podyumda görünmeye ihtiyacı vardır veya tarihlerine yazılan her podyum, her zafer onlar için ileride önemi anlaşılacak başarılardır. Hızlı ve sorumluluk yükleyebilecekleri bir ikinci pilot buldukları zaman takımların kaderleri değişiyor. Tarihin en başarılı iki Formula 1 pilotunun efsaneleştikleri yıllarda ve takımlarda aynı ikinci pilotlarla yıllarca yarışmaları ve başarılarının bu yıllarda gelmesi bana kalırsa tesadüfün bir adım önüne geçiyor.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Yuki Tsunoda: Formula 1’in 2000 Doğumlu İlk Pilotu

Alain Prost: Tek Başına

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More