Gareth Bale: Bir Yıldız Kayarken

Büyük puntolarla yazılmış bir başlık. Ünlemle başlayan bir cümle ama virgüller ve parantezler ile devam eden bir paragraf. Ne yarıda bırakmaya kıyılacak kadar hayal kırıklığı yaratmış ne de altı çizilmeye değecek kadar başucu olabilmiş… Öylece okunup rafa kaldırılmış ve hala afili, yüksek maliyetli kapak tasarımıyla bakıp zaman zaman gülümseyen…

Gareth Bale… Onun o göz alan yaldızlı kapağı tüm algıların ve beklentilerin bir numaralı yöneticisiydi aslında. Her şey; takvimler, 1 Eylül 2013’ü gösterdiğinde spor dünyasına düşen flaş transfer haberiyle başlıyordu. Takımı o sene beşinci olmasına rağmen Premier Lig’in en iyi futbolcusu seçilen Gallerli oyuncu, Tottenham’dan ayrılıp 101 milyon euro karşılığında Real Madrid renklerine bağlanıyor ve Cristiano Ronaldo’nun Manchester United’dan gelirken eline aldığı, “kendisine en yüksek bonservis bedeli ödenen futbolcu” unvanının (94 milyon euro) yeni sahibi oluyordu. Yıldız satın almayı gelenekselleştirmiş, oldu olası gökadaya meftun kulüp Real Madrid, yine sezon öncesi bombayı patlatmıştı. Acaba bu sefer bir “Starburst Galaksi”si mi oluşuyordu? 

Gareth Bale

Patlayan bombanın yankıları sezon boyu sürecekti. 2013- 2014 sezonu, çoklu yıldız sisteminin en göz alıcı ötegezegeni futbol severlerin huzurlarındaydı. Eflatun Beyazlıların o sezon Benzema, Bale ve Cristiano Ronaldo’dan oluşan ileri üçlüsü göz dolduruyordu. Artık “BBC” sadece bir yayın kuruluşunu değil, Real Madrid hücum hattının baş harflerini de akıllara getiriyordu. Bir yıl sonra Luis Suarez’in Barcelona’ya katılmasıyla yine güzel bir denk gelişle Messi, Suarez, Neymar üçlüsü sayesinde “MSN” de artık chat uygulaması harici bir şeyin de çağrışımı olacaktı. Sonuç olarak 2014 – 2017 yılları arası MSN ve BBC yıldız kümelerinin yarıştırıldığı bir dönem olarak hafızalarda yer etti. 

FARKLILIKLARLA BAŞKA BİR YERİ ZENGİNLEŞTİRMEK Mİ? AİT OLDUĞUN YERİ TAMAMLAMAK MI?

İlk zamanlarında yaşadığı sakatlık sorunlarını saymazsak bu yıllar, Gareth Bale için de güzel bir dönemi ifade ediyordu.  En nihayetinde Bale, Premier Lig’in meşhur futbolcu fabrikası Southampton tedrisatından geçip Tottenham’a daha 18 yaşındayken transfer olmuş bir oyuncuydu. Dahası 20 yaşındayken sol bekten sol kanada dönüştürülmüştü. Dönemin teknik direktörü Harry Redknapp aldığı bu kararın Bale’in kariyeri için devrimsel nitelikte sonuçlar doğuracağını sezmiş miydi acaba? 

Kısaca her açıdan Ada futbolunun tozunu yutmuş bir oyuncu olarak Gareth Bale’in ilk başlarda La Liga’da hem farkını hem de kalitesini gösterdiği aşikardı. Yine de bazen bazı farklar senin aslında başka bir yere ait olduğuna işaret eder. Kimileri için de Gareth Bale, hala safkan bir Ada futbolu oyuncusuydu ve belki de ileriki yıllar, bu görüşü haklı çıkaracaktı. 

Gareth Bale

Ama şimdi bırakalım gelecek yıllar biraz beklesin ve biz güzel şeylerden bahsedelim. 2013-2014, 2014 – 2015 hatta 2015- 2016 sezonlarında Real Madrid sağ kanadı tam anlamıyla beyin ve fizik gücünün aynı anda kullanıldığı bir mevkiydi. Gareth Bale’in fiziksel üstünlük kuramadığı rakipleri ve birebirde etkili olamadığı maçları yok denecek kadar azdır. Bunun yanında futbolu sadece ayağıyla değil aklıyla oynayan Gareth Bale’in hayranlık uyandırmaması işten değildi ki bu özellik kanat oyuncularından beklenen özelliklerin başında da gelmez.

İnsan bir kanat oyuncusundan ne isterdi ki?   

Sizi yakalayamayacakları için rahatsız bile etmeyeceklerdir.

Justin Lin, Tokyo Drift

Gareth Bale’i anlatacak iki anahtar kelime seçecek olsak birçok kişi o iki kelimenin “hızlı ve güçlü” olması gerektiği hakkında hemfikir olur. Hadi bir de oyuncuyu bir film ve o filmin repliğiyle tarif etmeye çalışalım. Burada da “Hızlı ve Öfkeli” filmi ve o filmin Sizi yakalayamayacakları için rahatsız bile etmeyeceklerdir.” repliğinin oyuncuya çok yakıştığını söyleyebiliriz. Alternatifler çoğaltılabilir… Gerçekten de Gareth Bale’in hızına yaklaşabilen bir defans oyuncusu görülemediği için “rahatsız eden bile” yoktu Real Madrid’i. İşte bir sağ kanattan istenen şeyler, tam da tüm bunların atıfta bulunduğu özelliklerdir. 

Onun attığı inanılmaz deparlara kimsenin ciğerinin yetmediği bir gerçekti. Zaten Gareth Bale’in standart bir insan ciğerine sahip olduğu da şaibeliydi. Bu hipotezin doğruluğunu kanıtlamak için başvurulacak bir numaralı kaynak, Barcelona ile oynanan 2014 Kral Kupası Finali’nde Bale’in insanüstü deparı olabilir.

Topla beraber saatte 36,9 kilometre sürate ulaştığı tespit edilen Gareth Bale olimpiyat rekorları kıran, 100 metreyi 9.58 saniyede koşmuş atlet Usain Bolt’un hızına yaklaşan az sayıda futbolculardan biriydi. Tabi Gareth Bale’in Usain Bolt’tan farklı olarak önünde sürdüğü bir de top vardı. Topla süratli bir şekilde ilerleme ve iki ayağını da efektif bir şekilde kullanma becerileri Gareth Bale’i kendi alanında zirveye çıkarıyordu. 

 

UZMANLAŞTIĞIN ALANIN KAPSAMI ÜZERİNE DÜŞÜNMEK

Kendi alanında demişken futbolcunun oyunun diğer bölgelerinde de rahatlıkla oynayabileceğini hatırlamakta fayda var. Sol bekten devşirme bir kanat oyuncusu olan Gareth Bale, Carlo Ancelotti tarafından  takımın sağ kanadında değerlendirilmişti. Ancak sağ sol, bek kanat fark etmeksizin oyuncunun, takımın hiçbir kenarında sırıtmayacak enerjisi de mevcuttu.  Şöyle düşünün ki Gareth Bale’in takıma katıldığı sene Mesut Özil, Kaka gibi iki on numara  ve José Callejón, Pedro León ve Denis Cheryshev gibi kanat oyuncularıyla yollar ayrılmıştı. Özetle kariyerinde farklı pozisyonları deneyimlemiş olan Gareth Bale’in eksiksiz bir çizgi oyuncusu olduğunu söylersek tespitimize itiraz eden olmaz herhalde. 

“İTİRAZIM VAR DEĞİŞMEZ YAZIMA”

Herkesin aynı fikirde olduğu bir yoruma karşı gelmek cesaret ister. Ama Gareth Bale’in sol ayağının dili olsa hiç korkmadan anlatacağı çok şey olurdu Ancelotti’ye. Evet, çizgi oyuncusu olma işi Bale’deydi ama daha etkili kullanabildiği sol ayağı “Ben sağ kanatta zorlama kullanılıyorum” diye feryat figan bağırmaz mıydı? Raket gibi kullanılabilecekken neden böyle değerlendiriliyorum ki? Bu bahsi de şimdilik kapatıp güzel şeylerden konuşmaya devam edelim. Eksiksiz bir oyuncu olmak güzel bir şeydir. Ama böyle bir oyuncuysanız omuzlarınızda ağır sorumluluklar da hissedersiniz.  

Gareth Bale’in tüm bu sorumluluklara karşı kullanacağı diğer silahı, performansını önemli ölçüde besleyen kondisyonel kriterlerini ve dayanıklılığını üst düzeye çıkarmasıydı. Boşuna “hızlı ve güçlü” demedik… 

Bir de en umulmadık anlarda hiç umulmadık yerlerde tarifi mümkün olmayacak estetikte goller atması oyuncunun büyük sorumluluklarının altından kalkabileceğini gösteriyordu. 2018 yılı UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’nde Liverpool’a attığı rövaşata golü hem göze hitap etmesi hem de pozisyonun fizik kurallarına aykırı oluşu ve zorluğu açısından Şampiyonlar Ligi tarihinin gelmiş geçmiş en iyi golleri arasında üst sıralarda olabilir.  

Oyuncunun adam eksiltme ve dripling yetenekleri de en ayırıcı meziyetlerine eklenince Gareth Bale’in yıldız mertebesine yükselmesi ve ödenen bonservis bedeline değip değmeyeceği gibi tüm tartışmaların sona ermesi, hatta rakamları akıllara hiç gelmemesi gerekiyordu. Ancak kitap birden kapandı. İşinin ehli bir illüstratörün elinden çıktığı belli olan o göz alıcı ve kaliteli kitap kapağıyla uzun uzun bakışıldı.   

FLAMENKO GÖSTERİSİNDE BİR HEAVY METALCİ

Bambaşka bir futbol ekolünden çıkıp kendini iddialı bir grubun en fiyakalı parçası olarak bulmak; yıllardır temsilcisi olduğu müzik tarzıyla alakası olmayan ama bir yandan da kusursuz bir orkestranın olduğu sahneye fırlatılmak gibidir. Gareth Bale, gerçekten yabancı olduğu bu sahnede orkestra şefinin yönlendirdiği şekilde elinden geleni yapmıştı ve en azından ilk iki sezon karşının taksisi olduğunu çaktırmadan barınabilmişti burada. Hatta fiyakasına uygun bir şekilde Real Madrid kariyeri boyunca şov üstüne şov yapmıştı. Ama geçelim farklı bir müzik türünü, bir de o akımın içinde yadırgadığınız bir yerde olursanız işler önünde sonunda istemediğiniz şekilde gitmeye başlayacaktır. 

Sol bek orijinli olan Gareth Bale’in maksimum potansiyelini izlememiz için sol kanat mevkisi her zaman için daha elverişliyken oyuncu sadece ilk yıllarında rotasyon olarak bu bölgede görev almıştı. Zaten ikinci senesinde sağ kanat oyuncusu Di Maria takımdan gidince tamamen sağ kanada hapsolmuştu. Oyuncunun bu mevkide gerçek yerini bulduğunu iddia edemeyiz. Ronaldo, Real Madrid’den ayrıldıktan sonra “Sanırım artık daha fazla takımız. Artık bir oyuncuya çalışmak yerine takım olarak çalışıyoruz” açıklaması da Bale’in aslında yıllardır içinde biriktirdiklerinin patlayışıydı. 

Gareth Bale

Gareth Bale, Ronaldo’nun sol kanatta oynamasından doğan bir mecburiyetin kader mahkumuyken bir de sakatlık dertleri başını fena halde ağrıtmaya başlamıştı.  Krediler yavaş yavaş tükeniyordu. Ancak oyuncunun sözleşmesi devam ediyordu ve yarıda bırakılamıyordu bir türlü.  

PLAN B: BEN DE GOLF OYNARIM 

Bırakılmak istendiği ortadaydı halbuki. Gareth Bale’in yüklü maaşı Real Madrid yönetimine ağır geliyor, Ancelotti’nin yerine gelen Zidane, takıma yeni katılan Hazard’a şans veriyor, Bale’i zaman zaman kulübede oturtuyor, taraftarın sabrı da giderek taşıyordu. Madalyonun diğer yüzündeyse zaten gerçekten ait olmadığı o sahneden ve kaynayan kazandan iyice bunalan Bale duruyordu. Onun da kendine göre planları vardı. “İstenmeyen adam” ilan edilince “Ben de giderim golfümü oynarım.” demişti. Ama bir ihtimal daha vardı. O da ölmek değildi tabi ki. Golf oynamak da değildi. Futbola yuvası Tottenham’da, gerçek sahnesi Premier Lig’de devam etmek daha iyi bir plandı. 

Gareth Bale, 2020’nin eylül ayında eski kulübüne bir yıllığına kiralanmış, bu hikaye de böylece rafa kaldırılmıştı. Kiralık olarak gittiği için bazen kendini hatırlatıyor, raftan bakıp tüm Real Madrid camiasını derin düşüncelere götürüyordu.  

Real Madrid formasıyla çıktığı 251 resmi maçta 105 kez gol sevinci yaşayan 68 kez de asist yapan Gareth Bale, evinin yolunu tutmak için hazırlanmıştı. Ona sorsak belki de “bırakın hızlı ve güçlü olmayı” derdi ve “Wizard of Oz” filminin “İnsanın evi gibisi yok.” repliğinin kendisini anlatmasını isterdi. Real Madrid’den bir yıldız kayarken ve herkes bir dilek tutarken o da hayatında bir replik değişikliğini dileyebilirdi. Yine ona sorsak belki de zaman zaman şapkadan tavşan çıkarmak yerine istikrarını korumanın daha değerli olduğunu söylerdi. Uçuk rakamlara konu olmak yerine huzurla olmak istediği bölgede oynamak onu daha çok mutlu ederdi. Boş zamanlarında golfünü de oynayabileceği kendi evinde, gerçek sahnesinde…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Tottenham Hotspur ve Mourınho 

Real Madrid: Dünya Devi Mi? Kralın Takımı Mı?

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More