Galatasaray Altyapısı ve Potansiyelli Yıldızları

Geçmişte her zaman iyi bir eğitim yuvası olsa da uzun süredir bu görevini pek yerine getiremeyen; ancak Fatih Terim’in 3. döneminde takıma kazandırdığı ve 4. döneminde meyvelerini vermeye başlayan 2000 jenerasyonuyla yeniden yükselişe geçen Galatasaray altyapısını ve geleceğin yıldız adaylarını ele aldık.

Türkiye’de altyapı senelerdir futbolu takip eden etmeyen herkesin dilinde olan bir konu. Yöneticisinden izleyicisine hemen herkes altyapıya eğilmenin gerekliliğinden ve faydalarından bahsediyor ancak kimsenin bu konuda somut bir adım attığı yok. 2015 senesinde Fatih Terim’in öncülüğünde yabancı futbolcu sınırına genişlemeler getirildi ve takımlara geniş imkanlar sağlandı. Bu konu, bir kesim tarafından ülke futbolunu geliştireceği şeklinde savunulsa da bir kesim tarafından da altyapıya verilen önemin azalacağı ve altyapıdan oyuncu çıkarmakta zorlanılacağı şeklinde yorumlandı. Ancak herkesin unuttuğu bir nokta var ki o da bu düzenlemenin; altyapının zarar görmemesi adına kulüplere, oynatılan yerli oyuncuların aldığı sürelere göre belli primlerin verileceği bir uygulama olacağı ve bunları denetleyen bir komisyon kurulacağı şeklinde tanıtılmasıydı. Sahi, ne oldu o komisyon? Federasyon üstüne düşeni ne kadar yaptı? Altyapıların yetersizliğinden konuşulurken öncelikle sorulması gereken sorular bunlar.

Türkiye’de altyapıları nasıl daha faydalı hale getirebiliriz? Bunun kısa yoldan birçok çözümü mevcut. Hemen hepimiz küçük yaşlarda belli sporlara merak sardık ancak çoğumuz belli sebeplerden ötürü maalesef bu sporlara fazla eğilemedik. Mesela nedir bunun başlıca sebebi? Eğitim. Türkiye’de maalesef eğitim ve spor aynı anda çok zor yürüyor. Bir süre basketbol oynamış birisi olarak şunu söylemem gerek, haftanın beş günü 7-8 saat derse girip hafta sonları da 3-4 saat antrenman yapmak maalesef çok zor. Zor olmasının yanında bu düzen, ne kişinin eğitimine ne de spor kariyerine dişe dokunur bir fayda sağlıyor; üstüne bir de fiziksel ve zihinsel olarak insanı fazlasıyla yoruyor. Eğitim ve spor arasında bir seçim yapmanın zorunlu olduğu zaman ise çoğumuz eğitimi seçmek zorunda kalıyoruz, sporu seçsek bu kez aile baskısıyla karşılaşıyoruz. Peki nasıl çözülecek bu sorun? Onun da cevabı basit. Spor kulüplerinin altyapılarına spor okulları açması zorunlu kılınacak.

En azından ilk aşamada her altyapıda bir spor lisesi olması zorunlu olmalı. Yatılı olması gereken bu okullarda sporcular beşeri bilimler, dil, psikoloji, tarih, spor tarihi, kariyer yönetimi alanında dersler almalı. Ders vakitlerinin antrenman saatlerine uygun ayarlanacağı bu liselerde öğrenciler hem eğitimi hem de sporu beraber götürebilecekler. Şu anda bu konuda ne federasyon tarafından ne de hükumet tarafından somut bir girişim olsa da Altınordu bu konuda belli adımlar atmaya başladı. Onların da her ne kadar olması gereken kalitede olmasa bile en azından bu işe kafa yormaları önemli. Bu yazımda bahsettiğim basamakları çıkmaya henüz başlamamış olsa da iyi bir jenerasyon yakalayan ve gelecek vaat eden bir altyapıdan bahsedeceğim; Galatasaray altyapısı…

Öncelikle Galatasaray altyapısındaki takdir ettiğim iki uygulamadan bahsetmek istiyorum. Birincisi, Galatasaray altyapısındaki alt yaş takımlarının oynadığı futbol. Galatasaray’da bütün alt yaş takımları 4-3-3 oynamakta. Bek oyuncularının sürekli hücuma dahil olduğu, hücumun savunmadan başladığı, savunmanın önünde bir çapa ve onun önünde hareketli iki tane 8 numaranın oyunu kurduğu, ters ayaklı kanat oyuncularının gerektiğinde merkeze yaklaştığı gerektiğinde de half-space’lere girerek beklere alan açtığı ve de ileride top tutup oyunu rakip yarı sahaya yıkmalarını sağlayan tek santraforun olduğu bir sistemi tercih ediyorlar. Oyunu kurma yükü orta ikilide ve tüm yaş kategorilerinde bu ikili kaliteli ayaklardan oluşmakta.

U16 – Samet Helvacı ve Bartuğ Elmaz

     

 

U17 – Göktan Işılak ve Mahmut Keskin

     

 

U19 – Mutlu Aksu Doğan ve Mustafa Kapı

    

 

U21 – Çekdar Orhan ve Atalay Babacan

 

Galatasaray Futbol Akademisi’nin diğer takımlardan farklı olarak takdir ettiğim bir başka uygulaması ise yabancı genç futbolcuların transfer edilmesi. Arash Sharghi, Lazar Mikovic, Sidiki Maiga, Jermaine George, Flamur Gashi, Sunday Alimi bir çırpıda sayabildiğimiz futbolculardan. Tabii ki bu futbolcuların hepsi kalıcı olamıyor, tabii ki birçoğu tekrar ülkelerine dönüyor ancak bu uygulamanın sürdürülmesi çok önemli. Neticede, 50 futbolcu denemeye alınıp sadece bir tanesi bile kazanılmış olsa kalan 50 oyuncunun maliyetini bir şekilde karşılamış oluyorsunuz. Gelecekte getirmesi muhtemel bonservis bedeli de cabası… Şimdi asıl konumuza dönecek olursak sizlere kısa kısa bu futbol akademisinin  ileride ismini sıkça duymamız muhtemel olan oyuncularından bahsetmek istiyorum, özellikle de büyük umutlar beslenen 2000 jenerasyonundan.

EMİRCAN SEÇGİN – (KALECİ)

2002 doğumlu kaleciyi 25 Temmuz 2018 tarihinde oynanan Sakaryaspor-Galatasaray hazırlık maçından anımsayanlarınız olacaktır. O karşılaşmada Sakaryaspor kalesini korumuştu ve daha sonra beğenilip Galatasaray’a transferi gerçekleşti. Şu anda U17 takımının kalesini korumakta ve benim gözümde akademideki en potansiyelli kaleci konumunda. Fizik açısından yaşının üstünde bir fiziği var, vücudu parçalı ve boyu da gayet uzun. En çok göze çarpan özelliği ise çok çevik bir kaleci olması. Ceza sahasına çok hakim ve ayağı gayet düzgün. Ayağının düzgün, tekniğinin iyi olması pas oyunu oynayan Galatasaray Akademisi’ne gayet uygun olmasını sağlıyor. Bu sezon 9 maçta forma giydi ve kalesinde 5 gol gördü.

RAMAZAN EMİRHAN CİVELEK (SAĞ BEK)

Galatasaray altyapısı denince akla gelen ilk isimlerden biri Emirhan. 2000 Doğumlu futbolcu sağ bek mevkisinde forma giyiyor ve henüz 18 yaşında bir futbolcu için oyun bilgisi çok üst düzeyde. Beklerin hücumda çok görev aldığı bir sistemin içinde parlaması da kaçınılmaz. U21 takımında forma giymekte ve takımdaki arkadaşları Recep Gül, Atalay Babacan ve Çekdar Orhan gibi isimlerle girdiği ikiye birlerle ceza sahasına girmeyi çok seviyor. Genellikle önünde oynayan Recep Gül’ün savunma katkısı biraz düşük kalmasına rağmen savunma zafiyetleri de minimum düzeyde ve az hata yapıyor. Oynadığı yaş grubu için gerekenden çok daha tempolu bir oyuncu olması onu öne çıkarıyor. Bu sezon toplam 21 maçta forma giydi ve 4 golü bulunuyor.

 

GÖKAY GÜNEY (STOPER)

1999 Yılında İstanbul’da doğmuş olan Gökay, stoper olarak forma giyiyor. Gökay, uzun senelerdir ismi konuşulan ve patlama yapması beklenen bir futbolcu. Aslında bir orta saha olan ve orta saha olarak yüksek potansiyel barındıran bir futbolcu olsa da son bir senede stopere evrildi ve futbol hayatını stoper olarak sürdürüyor. Orta saha orijinli olduğu için çok temiz bir ayağı ve kaliteli bir tekniği olan Gökay, stoper özelliklerini geliştirmesi halinde modern futbolun en çok ihtiyaç duyduğu futbolcu tarzına evrilebilir. Boyu 1.78 olduğu için bazı kesimlerce stoper olarak bir geleceği olmadığı düşünülse de bence durum hiç de öyle değil. Gökay, boyuna oranla hava toplarında etkili bir oyuncu ve hava topunu kazanamasa bile rakibini bozuyor. Güçlü fiziği ve hızı da kendisini öne çıkaran özelliklerinden.

 

OGÜN ÇALIŞKAN (STOPER)

26 Ağustos 2000 doğumlu olan Ogün stoper mevkisinde görev yapıyor. “Bir Ozan Kabak değil.” diyebiliriz belki ancak onun yerine geçmeye aday oyunculardan birisi olduğu kesin. En önemli özelliği; günümüz futbolunda yana döne aranan solak bir savunmacı olması. Yaşına göre fiziği gayet iyi ve eğer Ozan Kabak’ın 2018 senesinde gösterdiği fiziksel gelişimi gösterebilirse Fatih Terim’in kendisini as takıma çağırmaması çok zor bir ihtimal olur. Bu sezon U19 takımıyla toplam 18 maça çıktı ve 1 golü bulunuyor.

 

SÜLEYMAN LUŞ (SOL BEK)

Süleyman 24 Mart 2001 doğumlu, aslen Makedonyalı olan ve sol bek mevkisinde forma giyen bir futbolcu. Sol bek mevkisinde eğer ki gelişimi sekteye uğramazsa ileride ülkeyi domine edebilecek bir yeteneği var. Aniden hızlanarak rakiplerini ekarte etmesi en önemli özelliklerinden birisi. Dikey tiki-taka oynayan U19 takımında pas kalitesi yüksek olmayan bir oyuncunun barınması çok zor. Süleyman, bu takımın pas kalitesiyle dikkat çeken sol beki. Pas kalitesi hakkında başka bir şey söylemeye gerek yok diye düşünüyorum. Kendisi hakkındaki tek soru Emirhan hakkındaki soruyla aynı; bu kondisyonu fizik gücüyle beraber bir üst seviyeye taşıyabilecekler mi?..

 

RECEP GÜL (SAĞ KANAT)

Forvet arkası ve sağ kanatta forma giyebilen Recep 5 Kasım 2000 doğumlu. Raket gibi kullandığı bir sol ayağı var ve bu sayede çok etkili şutlar çıkarabiliyor. Serbest vuruş ve kornerlerde topun başına gözünüzü kırpmadan geçirebileceğiniz bir futbolcu Recep. Oyun görüşü ve zekası da kendi seviyesinin fazlasıyla üstünde. Kendisinde gözüme çarpan tek negatif taraf bazen son dokunuşlarda doğru kararı verememesi; pas vermesi gerekirken kaleyi düşünüp kaleyi düşünmesi gerekirken pas deneyebiliyor. Galatasaray U21 ve U19 takımıyla bu sezon toplam 21 maça çıktı ve 7 gol kaydederken geçen sene yakaladığı 34 maçta 14 gollük istatistiğine de adım adım yaklaşıyor.

 

MUTLU AKSU DOĞAN (ORTA SAHA)

Mutlu, 8 Mart 2000 doğumlu ve Galatasaray’ın Altınordu’dan transfer ettiği bir genç. İlginç ve hoşuma giden bir transfer süreci yaşadı. Altınordu kendisini Galatasaray’a bonservissiz yolladı ve sonraki satışından %50 pay hakkı aldı. Öncelikle bu transferi bir yorumlamak gerek diye düşünüyorum. Diyelim ki Mutlu çok iyi bir oyuncu oldu ve yüksek meblağlara transfer yaptı; Galatasaray bedavaya aldığı oyuncuyu hatırı sayılır bir ücrete satmış olacak ve Altınordu seneler önce vazgeçtiği genç oyuncusundan maddi katkı almış olacak. Aksi takdirde ise Galatasaray bonservissiz aldığı bir oyuncuyu hiç zarar etmeden yollamış olacak, Altınordu ise kendilerine fayda sağlamayacak bir oyuncudan erken vazgeçip başka bir oyuncu için bir kişilik kontenjan açmış olacak, kazan-kazan durumu yani. Mutlu’ya gelecek olursak benim önümüzdeki 15 sene içinde Milli Takım oyuncusu olarak gördüğüm oyunculardan birisi. Maç içi konsantrasyonun düştüğü ve Sevimli Hayalet Casper1 modunu açtığı zamanlar olsa da bunlar oyunun içindeyken yaptıklarını düşününce göz ardı edebileceğimiz şeyler. Son zamanlarda gördüğüm en potansiyelli solak kendisi. İnanılmaz şutları, öldürücü pasları var ve arkasında dinamo görevi görecek, kendisinin arkasını toplayacak bir oyuncu olduğunda orta sahayı tek başına yönetmesi kaçınılmaz.

 

ABDUSSAMED KARNUÇU (DEFANSİF ORTA SAHA)

4 Şubat 2000 doğumlu olan Abdussamed; stoper, ön libero ve orta saha mevkilerinde görev yapabiliyor. Defansif özellikleri çok iyi olan bir oyuncu ve gelişimini sürdürdüğü takdirde Galatasaray ve o seviyedeki bütün takımlarda savunmanın önünde kesici olarak görev yapabilir. O özelliklerde birisi için gayet yeterli hatta fazla denebilecek bir tekniği var ve bu onu çok yönlü bir oyuncu yapıyor. 1.84 boyunda olması sebebiyle hava toplarında da ziyadesiyle etkili bir oyuncu. Kendisini tanımlamak gerekirse tamamen Sergio Busquets’in küçük hali diyebiliriz. Oyun tarzı olarak benzediği Busquets’e umarız bir gün kalite olarak da benzer…

Maalesef kendisinin bir performans videosu mevcut değil ancak Milli Takım formasıyla Brezilya’ya attığı bir gol burada…

 

ÇEKDAR ORHAN (ORTA SAHA)

Galatasaray‘a Borussia Mönchengladbach’tan katılan 8 Mart 1998 doğumlu oyuncu 8 ve 10 numara mevkilerinde görev yapabiliyor. Fiziksel mücadelelerde inanılmaz kuvvetli ve hep ayakta kalan taraf oluyor. Takımı hücuma dribblingle de pasla da çok rahat çıkarabiliyor. Bu rahatlığı ve özgüveni sayesinde asıl meziyeti olmasa da adam geçme ve çalım atma konusunda da gayet başarılı bir görüntü çiziyor. Biraz Belhanda profili de çizmedi değil, oyun tarzlarında benzerlikler mevcut. Bundandır ki bazen son dokunuşlarda son karar anında hata yapıp top kaybı yapabiliyor.

 

METEHAN MERTÖZ (SOL KANAT)

19 Temmuz 1999 doğumlu Metehan, kanatlarda ve orta sahada görev yapabiliyor. Diğer oyunculardan farklı olarak Metehan’ın en dikkat çeken özelliği topsuz alanda çok etkili olması. Ne zaman nerede olacağını, ne zaman nereye koşacağını çok iyi biliyor. Pozisyon bilgisi üst düzeyde ve bu sayede arkasında oynayan Atalay ve Çekdar’a çok fazla asist veya asistin asisti imkanı veriyor. Bu sezon U21 takımında ilk 11 başladığı 19 maçta 3 gol ve 2 asistle oynuyor. Geçtiğimiz sezon U19 takımında 20 karşılaşmada 5 gol, U21 takımında ise 14 maçta 3 gol kaydetti.

 

ALİ YAVUZ KOL (SANTRAFOR)

Ali Yavuz, 29 Ocak 2001 doğumlu ve henüz 18 yaşına girmiş bir yetenek. Santrafor mevkisinde görev yapıyor demek yanlış olur çünkü doğrusu şu; santrafor mevkisinde rakiplerine hükmediyor. Bu sezon U19 yaş grubunda 16 maçta 13 gol, U21 yaş grubunda ise 2 maçta 1 gol performansı sergiledi. Kendisi “komple forvet”in tanımı adeta. Geriye geliyor, pas istasyonu oluyor, oyunun yönünü değiştiriyor, kanatta top alıp alan açıyor, gol sezisi çok yüksek her zaman pozisyonun içinde. Bu tür oyun zekası gerektiren konularda çok çok iyi olmasının yanında teknik açıdan da harika bir oyuncu. Santrafor olmasına rağmen çok iyi bir pasör ve olağanüstü bir bitiriciliği var. Tabii bunca iyi özelliği harika fiziğiyle besleyince de tam anlamıyla bir komple forvet oluyor.   

 

Şöyle bir 11 ortaya çıkardık. Umarım hiçbirinin hayatında ve futbol kariyerinde bir aksilik meydana gelmez ve hepsi çok çok iyi yerlere gelirler. Ben hepsinden ümitliyim, onlar da umarım çalışmalarına devam ederler ve Galatasaray altyapısı Türkiye’deki zihniyet değişikliğinin öncüsü olur ve diğer tüm kulüplere emsal teşkil eder.

Ufak bir not düşmek gerekirse sizlerin kafasında oluşan ilk soru şu olacaktır: “Ya tamam da; Atalay, Yunus falan nerede?”

Atalay Babacan, Yunus Akgün, Mustafa Kapı gibi oyuncular artık herkes tarafından bilindiği için onlardan önce biraz daha arka planda kalmış oyunculardan bahsetmek istedim. Yukarıda belirttiğim on bir oyuncu ve bu üç oyuncunun yanında bahsetmeye değer başka oyuncular da yok değil elbettte. Ahmet Sivri, Malik Karaahmet, Mirza Cihan, Mikail Okyar, Batuhan Tekin, Sefa Özdemir, Boran Güngör, Bartuğ Elmaz, Göktan Işılak, Hamza Yiğit Akman, Efe Akman, Beknaz Almazbekov… Bu oyuncular da önümüzdeki seneler içinde isimlerini çok fazla duymamız halinde şaşırmayacağım oyuncular.

Türkiye’de altyapı, günümüz ekonomik şartları ve kulüplerin mali yapıları göz önüne alındığında üstüne düşülmesi gereken en öncelikli konu. Galatasaray bu konuda belli adımlar attı ve devam ediyor. Diğer kulüplerimizden de aynı hareketleri görmemiz dileğiyle…

Galatasaray hakkındaki bir diğer yazımız  ”Galatasaray’ın Hırçın Çocuğu Hasan Şaş”ı okumak için tıklayınız.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More