EuroLeague Panorama

Geçtiğimiz yıl hayatımıza giren pandemi, Avrupa basketbolunu da bu sezon sekteye uğratmış ve 2019-20 EuroLeague sezonunun yarıda kalmasına sebep olmuştu. EuroLeague yönetimi aynı senaryoyu bu sezon da yaşamamak için birçok önlem aldı, tepkilere paralel olarak bunları zaman zaman güncelledi.

Pandemi bir yana, bu sezonu özel kılan durumlardan biri de sıralamadaki yakınlık. Normalde şubat ayına kadar iki veya üç takımı alıp başını gittiğine, zirvede rahat rahat takıldığına şahit olurduk. Bu sezonun birincisi Barcelona 17-7’lik bir dereceye sahipken, maç eksiği bulunan, sekizinci sıradaki Anadolu Efes’in 13-10’luk bir derecesi bulunuyor. Play-off’a katılma mücadelesi veren takımların sıralaması 14’e, hatta 15’e kadar inebiliyor. Her şeye gebe olan bu sezonun öne çıkan, hayal kırıklığı yaratan takımlarını, istatistiklere de başvurarak geçen sezonla kıyasladım. Keyifli okumalar.

Temsilciler

Anadolu Efes

EuroLeague Anadolu Efes

Anadolu Efes, 18 yıllık özlemi sona erdirerek 2019 yılında Final Four’a katılma hakkı kazandı ve yarı finalde Fenerbahçe’yi yenerek CSKA Moskova ile şampiyonluk mücadelesi verdi. Bu maçta CSKA’ya yenilen Efes, 2019-20 sezonuna fırtına gibi bir başlangıç yapmış, performansını hiç düşürmemişti. Pandemi nedeniyle sezon iptal edilmeseydi başta koç Ergin Ataman olmak üzere birçok isim Efes’in şampiyonluğun tek adayı olduğunu ifade ediyordu.

2020-21 sezonu başladığında Anadolu Efes, son iki sezonda yakaladığı performansın kilit isimlerinden Shane Larkin’den yoksundu. Bütün yaz boyunca sakatlığı için tedavi gören Amerikalı guard, altıncı maç haftasındaki Olympiakos maçıyla EuroLeague arenasına dönüş yaptı. Larkin sakatlığından sonra geçen sezonki performansını fazla ortaya koyamadı, ama sezona yapılan kötü başlangıç sonrası dönüşüyle bile takımı mental olarak daha yukarı çıkardığı aşikar. 

İstatistiklere baktığımızda Efes’in ‘’düşüşünün’’ sadece bir istatistik üzerinden okunabildiğini görüyoruz. Mavi-beyazlılar geçtiğimiz sezon 87.25 sayı ile ligin zirvesindeyken, bu sezon attığı sayı ortalaması 80’in altına düşmüş durumda (79.96), en çok sayı atan sekizinci takım konumundalar. Bunda Shane Larkin’in sakatlığı elbette büyük bir etken. Geçen sene Larkin ile beraber mükemmel bir ikili olan Vasilije Micic de onun yokluğunu aratmamaya çalıştı. Sırp oyuncunun bulduğu sayılar da geçtiğimiz sezona göre artışta ama bu performans da zaman zaman yeterli olmadı. Geriye kalan 14 maçlık periyotta, performansı artış gösteren Krunoslav Simon’a formda bir Larki-Micic çifti de eklendiği zaman Efes’in geçen seneki gibi favoriler arasında gösterilmemesi için bir sebep yok. 

Fenerbahçe Beko

EuroLeague Fenerbahçe Beko

Boğazın öteki tarafına doğru yol alalım şimdi de. Erbatur Ergenekon’dan bir alıntı yaparak başlamak istiyorum; ‘’Aşklar yarım kaldığı için mi aşk olarak kalır?’’ Zeljko Obradovic’in vedası da bu sözü destekler nitelikte. Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe tam kendini toparladı derken, koronavirüs salgını ile bu gidiş de yarım kaldı. Şampiyon olacağını iddia eden Fenerbahçeli sayısı da az değildi. O yaz sözleşmesi biten Zeljko, sarı lacivertli taraftarlarla vedalaşamadan Belgrad’a dönüş yaptı. Yerine gelen Sırp koç Igor Kokoskov o dönemde hiç konuşulmayan, Phoenix Suns’ta asistan koçluk görevini yapan bir isimdi. Avrupa basketboluna fazla aşina değildi, ama 2017’de Slovenya ile Avrupa şampiyonu olması, hakkındaki düşünceleri olumlu yöne çekiyordu.

Kokoskov ile beraber kadronun genelinde de bir yenilenme yaşandı. Gigi Datome, Kostas Sloukas, Nikola Kalinic ve birçok isimle yollar ayrıldı; Dyshawn Pierre, Jarrell Eddie, Edgaras Ulanovas, Lorenzo Brown, Danilo Barthel gibi isimler takıma katıldı. Fenerbahçe Beko’nun bu macerası iyi başladı diyemeyiz. İkinci maçta Anadolu Efes deplasmanında alınan galibiyet ve bir sonraki maçta CSKA Moskova karşısındaki tek sayılık mağlubiyet taraftarlara güven vermişti. Fakat Ataşehir’de, Bayern Münih karşısında 20 sayılık üstünlüğün kaybedilmesi, kayışın kopmasına sebep oldu. 12 Kasım’dan 17 Aralık’a kadar oynanan 8 karşılaşmanın 7’sinden Fenerbahçe sahadan mağlup ayrıldı. Bu sonuçlara bağlı olarak 17. sıraya kadar gerilediler. ‘’Ya tamam ya devam maçı’’ diye niteleyebileceğimiz Kızılyıldız deplasmanında Lorenzo Brown’un son topta maçı kazandıran basketi atması işleri tersine döndürdü. Fenerbahçe, o maçın da içinde olduğu 9 maçlık bir galibiyet serisine sahip olan, 6. sırada bulunan bir takım şimdi.

Şu ana kadarki performansına bakıldığında Fenerbahçe Beko’da olumlu anlamda artan iki istatistik var; asistler ve savunma ribaundu. Zeljko Obradovic döneminden beri top paylaşımına önem veren bu takım, Igor Kokoskov ve yeni oyuncular eşliğinde bu oyuna daha da yatkın hale gelmiş gibi görünüyor. Geçtiğimiz sezonla kıyaslandığında Fenerbahçe, maç başına yaklaşık iki asist daha fazla (17.61-19.33) yapıyor. Fener, geçtiğimiz sezonlarda (özellikle 2016 finalinde) savunma ribaundları konusunda tatmin eden bir takım olamadı. Bu alandaki grafiği hep inişli çıkışlıydı. Neyse ki bu sezon, gözle görülür bir artış var, maç başına iki savunma ribaundu daha fazla. Tabii bu artışları, Nando De Colo ve Jan Vesely’nin form yükselişleri ile Marko Guduric’in  bir buçuk sene aradan sonra Ataşehir’e geri dönmesine yorabiliriz. Sezon ortasında transfer edilen Kyle O’Quinn’in de sisteme alışmasıyla özellikle ribaundlardaki artış sürebilir. Fenerbahçe’nin karnesindeki negatif anlamdaki tek artış, top kayıpları. Fenerbahçe Beko, geçtiğimiz sezona kıyasla rakiplerine bir pozisyon daha fazla hediye ediyor. Bu top kaybı sorunu da minimalize edilirse, Köln’e gitme avantajı daha da sağlama alınır.

Şampiyonluk Adayları

Barcelona

EuroLeague Barcelona

Svetislav Pesic önderliğinde EuroLeague play-off’larına geri dönen Barcelona, bir türlü devamını getiremedi. 2014’ten beri Final Four’da yer alamayan Barça, çareyi koç değişikliğinde aradı. Zalgiris Kaunas’ta basketbolu bırakan ve koçluğunu yaptığı sürece Zalgiris’i EuroLeague organizasyonunun zorlu takımlarından biri haline getiren, bu takımla Final Four tecrübesi de yaşayan Sarunas Jasikevicius’u göreve layık gördü. Zaten otobiyografisinde de kulübe olan sevgisini sıkça dile getiren Saras’ın bir gün Barcelona bench’inde olacağını herkes tahmin ediyordu.

Barcelona’nın bu sezon maçlarını kazanmasındaki kilit nokta savunması. Barcelona’nın bulduğu sayılar azaldı. Maç başına yaptığı top kaybı geçen sezondan iki fazla, ama buna rağmen rakiplerinin sayı bulmasına kolay kolay izin vermiyorlar. Nikola Mirotic, Brandon Davies ve Adam Hanga gibi uzun rotasyonuna sahip olmasının bunda payı var mutlaka. Saras’ın elindeki kadronun, Zalgiris ile Final Four’u gören kadrodan daha kaliteli olduğu aşikar. Litvanyalı koç, her sene üstüne koyarak ilerleyen, istikrarlı bir isim olduğunu da Avrupa basketboluna kanıtlamış durumda. Ama yine de Barcelona için kırılma noktası, play-off’taki rakipleri olacak. O zamana kadar mental ve fiziksel anlamda yorulmazlarsa, 2014’ten beri özlemini çektiği Final Four’a kavuşabilirler. 

CSKA Moskova

EuroLeague şampiyon

CSKA Moskova son EuroLeague şampiyonu. Koç Dimitris Itoudis ile beraber de zirveye oynamayı hiçbir zaman bırakmadılar. Ama bu takımın problemi saha içinden ziyade saha dışı, problemin ismi de Mike James. Amerikalı basketbolcu bu sezon içinde iki kez cenazeye katılmak için ülkesine döndü. Bu seyahatlerden ilki, bir krizin patlak vermesine sebep oldu, zira Mike James’in Amerika’ya gidişine kulüp, pandemi yüzünden izin vermemişti. EuroLeague organizasyonunun muzip çocuğu olarak nitelendirebileceğimiz Mike James, dedesi gibi önemli bir figürü dinlemeyince CSKA ile arasındaki bağları koparmaya kadar götürdü işi. Sonrasında işler düzelse de yarın için bile bu ilişki hakkında tamamen olumlu düşünmek çok zor.

Oyundaki değişime baktığımızda CSKA Moskova’nın kendini geliştirdiği tek verisi hücum ribaundları. Artık maç başına iki hücum ribaundu daha fazla alan CSKA’nın bu ikinci şansları değerlendirmesi, galibiyetlerindeki önemli faktörlerden. Tornike Shengelia transferinin de bu gelişime katkısı büyük. Fakat hücum gelişimin tam tersi savunmada yaşanıyor. Geçen sezonun en fazla savunma ribaundu alan takımı olan CSKA, bu sezon Barcelona, Real Madrid ve Bayern Münih gibi birinci derece rakiplerinin arkasında kalmış vaziyette. Gürcü uzunun CSKA Moskova’daki savunma düzenine alışması için biraz daha zaman gerekli. Hal böyle olunca CSKA, potasında 3 sayı daha fazla görüyor. Hücum maç, defans şampiyonluk kazandırır mantığının doğru olduğunu varsayarsak, CSKA Moskova’nın Final Four’a kalması halinde en büyük rakibinin kendi savunması olacağını düşünebiliriz.

Real Madrid

EuroLeague Real Madrid

EuroLeague organizasyonunda en çok şampiyonluk yaşamış takımı iseniz, her sene favoriler arasında kendinizi otomatikman bulunursunuz. Real Madrid, Pablo Laso döneminde gerçekleşen 8 Final Four’un altısında yer aldı, ikisinde de şampiyon oldu. Buna rağmen sözleşmesi bu yaz bitecek olan Laso için ayrılık iddiaları hiç durmuyor. 

Real Madrid’in verilerindeki tek düşüş attığı sayılar. Bundaki etkenler arasında Facundo Campazzo’nun sezon başında NBA’e gitmesini sayabiliriz. Sergio Llull ve Rudy Fernandez ise artık eski günlerinde değiller. Böyle bir durumda takımın sayı yükünü Walter Tavares ve Trey Thompkins çekiyor. Anthony Randolph da bu anlamda önemli bir oyuncuydu ama aralık ayında yaşadığı sakatlık Real Madrid rotasyonunu sarstı. Alex Tyus transferine kadar Tavares, iki kişilik performans göstermek zorunda kaldı. Tyus da yaşı gereğince eski günlerinden uzakta, ama Tavares’in dinlendirildiği dakikalarda onun yokluğunu aratmayacak bir isim olduğu söylenebilir. Sezonun geri kalanında dinç bir Walter Tavares tek başına bile şampiyonluğu Madrid’e getirebilir.

Formu Yükselenler

Bayern München

Bayern München basketball fans ile ilgili görsel sonucu

2017 yılında küçük bir Alman şehri, EuroLeague organizasyonuna renk verdi. 77 bin nüfuslu Bamberg şehrinin Brose takımı sahada, bu küçük kente Freak City diyen taraftarlar ise tribünde rakip takımlara zor bir deplasman oluverdi. Kenarda ise İtalyan coach Andrea Trinchieri vardı. Bu büyülü sezondan sonra hem Bamberg hem de Trinchieri büyük bir düşüş yaşadı. Bamberg takımı hala kendini arıyor, ama İtalyan koç Sırbistan’da, Partizan’a oynattığı basketbol ile kendini herkese hatırlattı. 

Üç sezondur bu organizasyonda yer alan Bayern Münih, ilk defa varlığını gösterdiği bir sezon yaşıyor ve bunda Trinchieri’nin payı göz ardı edilemez. Son birkaç yılını EuroLeague’den uzakta geçiren bir koç ile artık bir şeyler başarmak isteyen bu takımın kimyası inanılmaz derecede uyuştu. Takıma bu sezon transfer edilen Wade Baldwin, Jalen Reynolds ve Nick Weiler-Babb da uyum sağlayınca ortaya hiç de alışık olmadığımız bir Bayern çıktı. Geçtiğimiz sezonki 73.89 sayı ortalamasını bu sene 79.46’ya yükselten Bavyera ekibi, yediği sayıyı ise 81.61’den 77.67’ye çekti. Hücum ve savunmadaki yırtıcılığı anlamanın bir diğer yoluysa top çalma ve top kayıplarındaki değişimler. Geçen sezonun en çok top kaybı yapan takımı iken, bu sene en az top kaybeden 4. takım. Top çalma konusunda yukarıda bahsi geçen üç isim sayesinde Bayern maçlarda fazladan iki pozisyon elde ediyor diyebiliriz. Özellikle Reynolds ve Weiler-Babb sayesinde pota altındaki dominasyonu da artan Bayern’in rakiplerine kolayca ribaund vermediğini belirtelim. Trinchieri önderliğinde hak edilmiş bir play-off yolundalar ve kim bilir, herkesin herkesi yendiği bu sezonda Almanya’da gerçekleşecek olan Final Four’a bile giderler belki.

Olimpia Milano

Olimpia Milano messina ile ilgili görsel sonucu

Kinder Bologna, Montepaschi Siena gibi takımlarıyla İtalya, şüphesiz ki EuroLeague için değerli ekollerinden biri. Son sekiz senedir ise bu ekolün tek temsilcisi Olimpia Milano. Luca Banchi döneminde bu sorumluluğun üstesinden gelen Milano, o günlere dönebilmek için 2019 yılında, NBA’de Gregg Popovich’in asistanlığını yapan Ettore Messina’yı Eski Kıta’ya döndürdü ve takıma Sergio Rodriguez gibi elit bir guard’ı kattı. Bu ikiliye ilave olarak geçtiğimiz yaz Kyle Hines ve Gigi Datome de İtalya’nın moda şehrine ayak bastı.

EuroLeague zaferi yaşamış bu isimlerin yanına Malcolm Delaney, Zach LeDay, Kevin Punter ve Shavon Shields hamleleri de yapıldı. Geçen sezona göre maç başına 4 sayı daha fazla bulan Olimpia Milano’da Delaney, Punter ve Shavon bu artışın baş kahramanları. Savunmayı da iyice oturtan İtalyan temsilcisi potasında gördüğü sayıları da önemli bir miktarda azalttı. Tıpkı Bayern Münih gibi Milano’nun da top çalma ve top kaybı değerleri pozitif anlamda değişim gösterdi bu sene. Özellikle top çalma konusunda takımın lideri Shavon Shields. Milano’nun düşüş yaşadığı tek alan ribaundlar. Her ne kadar 35 yaşında olsa da Kyle Hines gibi bir tecrübenin bulunduğu rotasyonun, pota altında üstünlük kuramaması tuhaf bir durum. Buna rağmen Olimpia Milano, verdiği play-off mücadelesi ile birçok basketbolseverin takdirini kazanan bir takıma dönüştü. Ettore Messina’nın bu takıma ileride yapacağı dokunuşları merakla bekliyoruz.

Zenit St. Petersburg

zenit pascual ile ilgili görsel sonucu

Geçtiğimiz sezona kadar EuroCup’ın gediklilerinden olan Zenit, 2019-20 sezonunda wildcard ile klasman atladı. Avrupa’nın en büyük şehirlerinden birinin takımı olmak, bu tarz bir avantajı da beraberinde getirdi. Joan Plaza yönetimindeki ilk sezon pek de parlak geçmedi. Bu seviyedeki basketbola alışkın olmamak da bir etkendi elbet. Bu sebeple geçtiğimiz sezonun ortasında İspanyol koç Plaza’nın yerine bir başka İspanyol Xavier Pascual getirildi. Pascual, Barcelona’da geçirdiği son sezon ve Panathinaikos’da geçen Final Four’suz üç senenin ardından imajını tazeleyebileceği bir yere muhtaçtı ve Zenit’te şimdiye kadar yaptıkları ile bunu başardı diyebiliriz. 

Xavi Pascual öncesindeki Zenit, sıralamanın dibine demir atmış haldeyken, bu sezon ise 7. sırada play-off hakkı için mücadele veriyor. Şubat arasından önceki son üç maçı kaybetmiş olsalar da kimsenin Zenit’ten böyle bir performans beklediği söylenemez. Bu süreçte de Pascual’ın en büyük yardımcısı takımın yeni transferi Kevin Pangos oldu. Sloven guard, geçen sezon Barcelona’da arayıp da bulamadığı liderlik mevkisini burada buldu. 11.7 sayı ve 6.2 ortalamaları ile takımın bu alanlardaki lideri. Zenit’in attığı sayılardaki artışı da Pangos etkisine yorabiliriz. Savunmasını da kısmen geliştiren Zenit en az sayı yiyen ikinci takım konumunda. En büyük düşüşü yaşadıkları alan ise hücum ribaundları. St. Petersburg takımı, 12.11 ile geçen sezonun en çok hücum ribaundu alan takımıydı ama şimdiki hücum ribaundu ortalaması 9.09. Bu konuda eski pivotları Gustavo Ayon’u aradıkları söylenebilir.

Yukarıda belirtildiği gibi Zenit, şubat arasına pek de formda girmedi. Son üç maçı kaybetmeleri play-off potası dışında bulunan Zalgiris Kaunas, Valencia, Baskonia gibi takımları kan kokusu almış köpek balığına çevirdi. Xavier Pascual gibi tecrübeli bir koçun bu duruma nasıl reaksiyon vereceği, belki de Zenit için kırılma noktası olacak.

Formu Düşenler

Khimki Moskova

Tıpkı Zenit gibi, Khimki Moskova da Rus basketbolunun yardımcı aktörlerinden biri. Sadece onlara nazaran EuroLeague hikayeleri daha eskiye dayanıyor. 2017-18 sezonunda play-off’ta mücadele ederek birçok ismi şaşırtan bir takımdı. Geçtiğimiz sezon da play-off’a kalması yüksek ihtimalken malum sebeplerden sezon durdu. Bu sezon ise alıştığımız Khimki’nin tam tersi bir takım sahada.

Aslında Khimki’deki sorunun ne olduğunu belirlemek biraz zor. Zira geçtiğimiz sezon ile bu sezonki performansları gösteren takımın iskeleti tıpatıp aynı. Koç Rimas Kurtiniatis, Alexey Shved, Devin Booker, Janis Timma… Geçen seneki takımdan ayrılan tek önemli isim Anthony Gill. Khimki, geçen sezon da en fazla sayı yiyen ekiplerden biriydi ama bu sezon 91.39 ortalama ile bu alanın lideri oldu. Tıpkı bizler gibi takımda nelerin ters gittiğini çözemeyen koç Kurtiniatis ile yollar geçtiğimiz ay ayrıldı. Yerine gelen yardımcısı Andrey Maltsev de, selefinin bıraktığı yerden, maçları kaybetmeye devam etti. Şubat ayından sonra yenilenmiş bir Khimki mi, yoksa akıllarda kötü bir iz bırakan bir Khimki mi çıkacak karşımıza, göreceğiz…

Maccabi Tel Aviv

Her ne kadar Maccabi Tel Aviv’in play-off şansı az olmasa da geçtiğimiz seneye göre bir performans düşüşü mevcut. İsrail ekibi de Khimki gibi iskelet kadroyu korumayı başarmış bir takım, tek farkları takım içindeki kriz o kadar büyük çaplı değil.

Maccabi’nin sıralamadaki yerine bakarken İsrail’deki salgın nedeniyle iki maçlarının eksik olduğunu akıllardan çıkarmamak gerek. Son oynadıkları maç 26 Ocak’ta sahadan mağlup ayrıldıkları Fenerbahçe Beko karşılaşması. Köprünün altından çok sular aktı ve ara sonrası nasıl bir Maccabi göreceğimiz merak konusu. Oynadıkları 22 karşılaşmada düşüş konusunda ipucu verebilecek tek bir istatistik var; asist. Maccabi Tel Aviv’in maç başına yaptığı asist 17.11’den 16’ya düşmüş, bu verilerde sondan dördüncü. Scottie Wilbekin gibi direksiyonu eline almayı seven bir guard’ın bile asist ortalaması artmışken takım ortalamasının düşmesi kafalarda soru işareti bırakıyor. Koç Ioannis Sfairopoulos’un elindeki en iyi kartlardan biri de Omri Casspi. İsrailli yıldız uzun süren NBA macerasından sonra evine geri dönmüştü. Az sayıda maça çıktıktan sonra dizinden yaşadığı sakatlık, onu geçtiğimiz kasım ayına kadar parkelerden uzak tuttu. Casspi’nin form tutmasıyla Maccabi, yaşadığı zor günlerin üstesinden gelebilecek gibi.

Panathinaikos

Zeljko Obradovic sonrasında Final Four’a kalmayı bir türlü başaramayan Panathinaikos’ta her sezon “o sene bu sene” algısı oluşur. Ama bu sezon umutlar biraz erken tükendi. Sekizinci olan Anadolu Efes ile arada 4 galibiyetlik bir fark var. Efes’in artan formunu da göz önünde bulundurursak Pana’nın işi hayli zor.

Geçtiğimiz yaz Panathinaikos, en iyi oyuncularından üçünü kaybederek ağır yaralandı. Bu takıma 10 yılını veren Nick Calathes Barcelona’ya, Deshaun Thomas Japonya’ya ve sadece tek sezon oynayarak takımın önemli parçası haline gelen Jimmer Fredette Çin’e gitti. Bu üçlünün yerine yapılan transferlerden sadece Nemanja Nedovic istenilen katkıyı verebildi. 

Panathinaikos bu sezon yaptığı top kayıpları ile rakiplerine geçen sezonkinden bir pozisyon daha fazla hediye ediyor. Maç başına attıkları ve yedikleri sayı arasındaki fark yaklaşık iki sayı olunca, bu bir pozisyon hayati değer taşıyor diyebiliriz. Deshaun Thomas’ın ayrılığına rağmen hücum ribaundlarında gelişme gösteren Atina ekibinin bu soruna çare bulması, bir şeyleri yoluna koymak için atılan ilk adım olabilir.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Zeljko Obradovıc: Nam-ı diğer ZOC

Karşıyaka Basketbol: İlk Şampiyonluk

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More