EURO 2020 B Grubu Analizi

Bir tane favori ve 3 tane neredeyse benzer takımla, harika bir ikincilik mücadelesi izlediğimiz Euro 2020 B Grubu, dinamikleriyle tam bir turnuva grubuydu. Bu grubu keyifli hale getiren şey ise her takımın çıkma ihtimalinin olmasından dolayı ortaya çıkan rekabetti.

Elemelerin en çok gol atan ve en az gol yiyen takımı Belçika, Euro 2020 B Grubu ve turnuva favorisi olarak bizi karşıladı. Roberto Martinez önderliğindeki takım, altın jenerasyonunun olgunluk çağında turnuvaya görkemli bir giriş yaptı. 2016’dan beri Martinez ile birlikte çalışan Belçikalılar, birbirlerini çok iyi tanıyor ve kimyaları çok yüksek. Bir milli takımda oturması çok zor olan kulüp takımı bilinci ise bu takımda mevcut. Sistemi net ve bireysel yetenekleri çok üstün. Ayrıca benim şampiyonluk adayım.

Danimarka milli takımında ise kaliteli ve güçlü bir yapı mevcut. Sürekli ortalama üstü seviyede top oynayan kaliteli oyuncu grubu ile turnuvada, Euro92 ruhunu yeniden canlandırma hedefindeler. Güçlü orta sahası ve oyun kurucu kimlikli tandemi ile topa sahip olmayı bilen ve oyunu dikte etmeyi seven bir ekip. Takımın büyük bir çoğunluğu Avrupa’nın baş üstü takımlarında oynuyor ve aynı zamanda yıldız isimlere de sahip.

Çerçesov yönetimindeki Rusya, memleketlerindeki 2018 Dünya Kupası’ndaki çeyrek final başarısından sonra turnuvaya umutlu geliyor. Golovin, Cheryshev ve Artem Dzyuba ile kreatif bir ofansif güce sahip, ancak oyun tamamen Dzyuba merkezli oynanıyor. Savunma yapmayı bilen ve hızlı kanat oyuncularına sahip olan bu takımın en önemli özelliği ise vazgeçmemek.

Gelelim turnuvanın bu seneki bence en sempatik takımı olan ve turnuvaya ilk kez katılan Finlandiya’ya. Bu turnuvaya gelmeleri bile kendileri için tarihi bir başarıydı. Elemelerde 18 puan ile İtalya’nın ardından ikinci olarak turnuvaya katılan ve Nordik ülkelerin turnuvadaki üç temsilcisinden biri olan ekibin en bilinen ismi Teemu Pukki. İzlanda’nın çeyrek final başarısını örnek alan takımın gruptan çıkması gayet mümkündü. Finlilerin öne çıkan diğer oyuncusu ise bu sene Gerard yönetimindeki Rangers ile birlikte şampiyonluk yaşayan ve orta sahada esnek bir pozisyon yapısı bulunan Glen Kamara. Bunun yanında tecrübeli kalecileri Hradecky’i de unutmamak gerek.

UYKU KAÇIRAN MAÇ: DANİMARKA – FİNLANDİYA

Euro 2020 B Grubu açılış maçında Finlandiya ve Danimarka karşılaştı. açılış maçıydı. Oyuncular belki de Euro tarihinin en ürkütücü günlerinden birini yaşayacaklarından habersiz maça çıktılar. Danimarka kağıt üzerinde 4-3-3 gibi çıksa da takımda Eriksen gibi bir ismin varlığıyla sahada 4-2-3-1 gibi bir diziliş ile oynanacağı biliniyordu. İleri uçtaki 3 isim de aslında forvet görüntüsünde golcü yapıya sahip oyuncular olduğundan kanat desteğini kenar oyuncuları olarak beklerdeki Daniel Wass ve Maehle sağlayacaktı. Ofansif yetenekleri yüksek olan Danimarkalı beklerin bu görevi yüksek tempoda yerine getireceğini bilen Finlandiya, beklendiği gibi bir oyun ile sahaya çıktı. Rakibi karşılarken savunmayı 5 ya da zaman zaman 6 kişiye çıkararak iki şeyi engellemeye çalıştılar. Amaç forvetlerin arkaya sarkmasını engellemek ve bekleri çizgiye indirmemekti.

Maç önü analizini iyi yapan Finlerin ofansif planı ise kapanan oyun anlayışının demirbaşı olarak kontralar kovalamaktı. Çıktığı her maça adeta bir tempo gösterisi yapan Danimarka, isabetli seri paslar ile oyuna gayet hızlı bir başlangıç yaptı ancak Fin savunması işliyordu. İlk 30 dakikada Danimarka’nın topa sahip olduğu ve Finlandiya’nın boşluk vermediği bir görüntü oluşmuştu.

Euro 2020 B Grubu

Buna karşın maçın ilerleyen bölümünde yaşanacak olay, futbol tarihinin en tüyler ürpertici anlarından biri olarak tarihe geçecekti. Parken Stadı temelinden en tepesine kadar korkudan tir tir titreyecek, yaşananlar hem stattaki hem de ekranı başındaki tüm seyircileri derin bir hüzne boğacaktı. Maçın 42. Dakikasında beden kontrolünü, duran kalbi sebebiyle kaybeden Eriksen yere yığıldı. Maçın hakemi Anthony Taylor ve Thomas Delaney olayın ciddiyetini hemen fark edip kenardaki sağlık ekibini sahaya çağırdı ve o andan sonra gördüğümüz her bir ufak detay ümidimizi yavaş yavaş tüketiyordu. Takım kaptanı Simon Kjaer önderliğindeki Danimarka oyuncuları, etten bir blok oluşturdu ve Eriksen’in tedavi anlarının gösterilmesine izin vermedi. Sahadaki bu ikonik duruş, belki de turnuvalar tarihinin en akılda kalıcı karelerinden biri oldu. Yayıncı kuruluşun hassas davranamaması yüzünden kalp masajı, elektroşok gibi uygulamaların tamamı yayına verildi. Bunun yanında Eriksen’in eşi sahaya indi ve gözlerindeki panik ve endişeyi fark eden Kjaer ve Casper Schmeichel onu sakinleştirmeye çalıştı. Sahanın dışına alınan Eriksen’in sosyal medyaya düşen bilinci açık fotoğrafı yüreklere su serpti. Artık iyi haber geleceğine dair umutlar yeşermeye başladı ve sonunda Danimarka Futbol Federasyon’u yetkilileri iyi haberi verdi. Eriksen’in durumunun stabil, bilincinin açık olduğu bilgisi, herkes tarafından coşkuyla karşılandı.

Peki şimdi maç ne olacak sorusu Christian’ın iyi olduğu haberi geldikten sonra sorulmaya başlandı. UEFA yetkilileri turnuvanın sorunsuz devam etmesini isterken, her iki takımında maça devam etmek istediği haberi doğrulandı ve maç kaldığı yerden devam etti.

Danimarkalı oyuncular sahaya çıkarken Finlandiya oyuncuları ve taraftarlar tarafından alkışlandılar ve maç devam etti. Her ne kadar oyuncuların karşılıklı istekleri doğrultusunda oyun devam etse de, o psikoloji ile maça devam etmek ne kadar doğruydu? UEFA’nın maalesef günümüzdeki maddi kaygıları kabul etsek de etmesek de yine devreye girmişti.

Maç yine aynı tempo ile devam ederken ilk atağında soldan kesilen bir yan topla Finlandiya golü buldu. Bu gol ile birlikte risklerin artıran Danimarka, Poulsen’in ceza sahası içerisinde düşürüldüğü pozisyonda penaltıyı kazandı ancak gole çeviremedi. Böylece tarihi maçın son düdüğü geldiğinde galip gelen taraf Finlandiya oldu. Finler, turnuva tarihlerindeki ilk maçında galibiyeti almayı başardı.

BELÇİKA – RUSYA

Turnuva başladığı günden itibaren birinci favori olarak konuşulan Fransa, uzun zamandır beraber oynayan, birbirlerini iyi tanıyan ve kulüplerinde çeşitli üst düzey hocalarla çalışan bir oyuncu grubu ile winner kimliği kazanacak kimyaya erişti. Belçika, son Dünya Kupası üçüncülüğü ve elemelerdeki göz dolduran istatistiki başarısı ile artık tek ihtiyacı olan şeyin, her skorda galibiyet şansı olan, winner kimlik olduğunun farkındaydı.

Martinez ile birlikte 3’lü savunma sistemini benimseyen ancak bu sistemi alışılmışın dışında 2 merkez orta saha ile oynayan Belçika, sahaya 3-4-3 dizilişiyle yayıldı. Martinez’in temel felsefesi yerden, isabetli, tempolu ve diagonal paslar ile topu ön bölgedeki iş bitirici forvetlere kadar götürmekti.

Takımın en ucunda harika bir sezon geçirmiş ve kendini sprint, teknik ve şut açısından çok daha farklı bir yere getirmiş Lukaku ve Kevin De Bruyne, üçüncü bölgenin sonlarında topla buluştuğunda zaten gol kendiliğinden oluşuyordu. Buna rağmen turnuva öncesinde Şampiyonlar Ligi Finali’nde yüzünde kırıklar oluşan ve buna bağlı olarak sakatlanan De Bruyne’nin Rusya maçına çıkması çok beklenmiyordu. Bu yüzden maça başlayan 11’de sağ forvette görev yapacak isim,  Martinez tarafından genellikle müdahale oyuncusu olarak tercih edilen Mertens’di. Bunun yanında sol forvette ise Eden Hazard’ın maç eksikliği ve formsuzluğu göz önünde bulundurularak Yannick Carrasco tercih edilmişti. La Liga’da şampiyonluğunu ilan eden Atletico Madrid’in şampiyonluğuna 6 gol 10 asistlik katkıda bulunan Carrasco, kanadını iyi kullanan, ‘’bilekli’’ , dribling yeteneği yüksek, topla dip çizgiye de inebilen ve aynı zamanda ceza sahasına da girebilen bir isim. Bu iki yeteneğin bir kanat oyuncusunda olması zaten büyük bir fırsat.

Torgan Hazard sol kanat beki pozisyonunda iken diğer kanattaki kanat beki  ise 27. dakikada sakatlanana dek Castagne’ydi. Orta sahada merkez rolünde hazırlık maçlarında ve Dünya Kupası Elemeleri’nde olduğu gibi Dendoncker ve Tielemans görev yapıyordu.

Savunma üçlüsünde ise oyun kurucu kimlikli Alderwireld sağda ve Vertonghen solda görev yaparken, savunmanın ortasında şaşırtıcı bir şekilde Jason Denayer’İn yerine Boyata vardı. Boyata’nın Jason Denayer’den farkı ise daha kesici, daha savunmacı bir yapısı olmasıydı.

Maç beklenildiği gibi Belçika’nı dikte ettiği bir tempo ile başladı ve Belçika topun hakimiyetini daha ilk dakikalardan aldı. Buna karşın Rusya’nın savunmasına baktığımızda Ruslar, top rakipteyken savunmayı 5’lemedi çünkü orta sahayı eksiltmek istemiyorlardı. Çerçesov, eğer savunma dörtlüsüne bir ya da iki kişi daha ekleseydi baskı yiyeceğini ve çıkamayacağını biliyordu. Bu durumda da kanat bekleri rakip yarı alanda daha fazla boşluk bulmaya başladı.

Torgan ve Meunier, bulduğu alanları yeterince değerlendirebildiği için Lukaku’nun top ile buluşma sayısı da arttı ve adeta rakip savunmayı domino taşları gibi devire devire takımının ceza sahasına girmesine çok katkı yaptı. Bu kadar yetenekli bir ön bölgeye sahip takımın, rakip savunmada boşluk bulduktan ya da arkada kendini unutturan oyuncuları topla buluşturduktan sonra rakip takım için artık geriye kalan tek şey kaleciye güvenmek ve dua etmek oluyor.

Euro 2020 B Grubu

Rusya’nın ana felsefesi ise Artem Dzuyba’nın hava hakimiyetini kullanarak oyunu açmaktı. Dzuyba’nın istatistiklerine bakıldığında şuan ki takımı Zenit’de yerden gelen pasları havadan gelen paslara göre daha çok gole çevirdiğini görebiliyoruz. Bunun yanında uzun toplar ile sadece Dzuyba merkezli oynadığınızda oyun kurucu oyuncularını hiç oynatmamak çok daha iyi bir fikir. Orada Golovin gibi vizyonu ve oyun görüşü yüksek bir oyuncuyu bypass edeceksen Dzuyba’yı neden sahada tutasın ki. Çift forvet ile çok daha rahat bu istediğin oyunu oynayabilirsin. Eğer Golovin sahada ise başka bir sistem oynatılmalı. Mesela Dzuyba’nın duvar olarak kullanıldığı bir sistemde kenarlarda boşluk oluşturup, kenar oyuncuları ile orta kesmek gibi bir fikir, Artem’i daha da verimli bir hale getirir.

Yeteneği kısıtlı takımların yıldızlarının beraber oynayabileceği sistemleri bulmak gördüğünüz üzere zor bir iştir. Birini beslerken diğerini otomatikman görmezden gelmeniz bu tip takımlarda çok olasıdır.

Rusya’nın kapanma, yatma gibi bir tavrının hiç olmayışı da bu takımın Çerçesov tarafından ne kadar ofansif bir kimliğe büründürüldüğünün bence çok net bir göstergesi. Buna karşın birden fazla ofansif plan olmalı çünkü tek bir planı olan bir takımı, tek bir önlem ile durdurabilmek oldukça kolaydır. Şaşırtıcı ve beklenmedik ancak istikrarlı bir sistem kurmak için radikal bir tavra ihtiyaç vardır.

Belçika’nın genel olarak üstünlük sağladığı maçta, onlar adına topla oynama oranı %67 gibi çok üstün bir orandı. Bunun yanında 721 adet pas yapan Belçika bunların %89’unda isabet sağladı ve daha ilk maçtan rakiplerini korkutmaya başladı. Ayrıca bu isabet oranı rakip sahada ise %82 gibi yüksek bir orandaydı. Diğer bir ilginç istatistik ise hava hakimiyetiydi. Belçika’da bu oran %67 iken, Artem Dzubya sisteminin üzerine çok düşen Rusya’nın oranı ise sadece %30’du. Havadaki topların 3 te 1’ine bile hakimiyet sağlayamadan istenilen oyunu hayata geçirmek Rusya için çok zordu.

Lukaku’nun 2 ve Meunier’in bir golü ile Rusya’ı rahat bir şekilde geçen Belçika’nın sıradaki maçı ise Danimarka’ydı.

FİN ÇARESİZLİĞİ: RUSYA – FİNLANDİYA

Rusya-Finlandiya maçı Euro 2020 B Grubu üçüncü maçıydı. Rusya’nın diziliş esnekliği turnuva öncesi hazırlık maçlarından bu yana futbolseverlerin farkında olduğu bir şeydi. Hazırlık maçlarında genellikle 3’lü sistemi tercih eden Çerçesov’un neden ilk maçta 4’lü savunma ile oynadığı çok tartışıldı. İlk maçtaki amaç belki de bir gurur meselesiydi çünkü Çerçesov takımının savunmaya çekip, sürekli kapanan bir takıma dönüşmesini istemiyordu. 3’lü sistemler kapanmaya daha müsaittir. Buna rağmen bu esnada orta alan savunmasında zafiyet gösterme ihtimali, 4’lü sistemlere göre, kişi sayısına bağlı  olarak artar. 4’lü savunma sistemlerinde kontraya çıkmak nispeten daha kolaydır çünkü orta sahada kurulacak olan kısa süreli istasyonlar kanat ve koşu oyuncularına zaman ve mesafe kazandırır. Ayrıcı da daha kalabalık bir şekilde kontraya çıkma imkanı verir. Bunun yanında ikinci ve üçüncü bölgelere geçiş 3’lü sistemlerde daha rahattır. Beklerinizin arkasını çok düşünmek zorunda olmadığınızdan takım, odağının büyük bir kısmını ofansa verir. Bu da kenarlarda koşucu oyuncu sayısını artırır. Ayrıca rakip takım boyunu savunma içerisinde kısaltmaya zorlar ve savunma çizgisini daha derine ittirir.

Rusya’nın üçlü tercihi ile bizlere maç öncesi anlatmak istediği şey şuydu: Topun hakimiyetini ele alıp, kısa paslarla, yan toplarla elimden geldiğince fazla sayıda ceza sahasında topla buluşmak istiyorum.

Finlandiya gibi takımların gardı hep yüksektir ancak dayanıklılığı atak sürekliliğine bağlı olarak düşer ve bireysel savunma hataları baş gösterir. Bu direnci kırmanın anahtarı atak sürekliliğidir. Mirançuk’un kadroya bu maçta dahil olmasının temel sebebi de fikrimce budur. Bireysel yeteneği yüksek oyuncu sayısını artırıp, direnç kırıldığında gol bulabilmek.

Yukarda bahsettiğim direnç Pohjanpalo’nun VAR’dan dönen golü sonrasında da etkisini gösterdi. Zira takım psikolojik olarak düşüş yaşadı. Ceza sahasında topla buluşan Mirançuk, klas bir şutla golü bulunca artık Finlandiya için her şey çok daha zorlaşmıştı. Oyunun sadece %22’sini orta bölgeden oynayan Rusya’nın kanatlara daha ağırlık verdiğini net şekilde gördük. Turnuvalar liglerden çok farklıdır. Her maç farklı bir plan gerektirir çünkü birbirine benzeyen takım sayısı azdır ve maç sayısı da az olduğu için mağlubiyet toleransı çok düşüktür. Hal böyleyken analizi iyi yapan takımın önlem oluşturması, antitez oluşturması o kadar kolaylaşır.

REKABET, İSTEK, ÇİLİNGİR

Danimarka-Belçika maçı turnuvanın en akılda kalıcı maçlarından biriydi çünkü futbola dair aradığınız herhangi bir şeyi bu maçta rahatlıkla bulabilirdiniz. Maçta tempo, oyun, pozisyon zenginliği, star etkisi, fair-play ve günümüz futbolunun ‘’No front runner’’ da diyebileceğimiz ‘’maçın favorisi yoktur’’ felsefesini çok net bir şekilde görebildik.

Turnuva tarihinin en hızlı ikinci golü Yousuf Poulsen tarafından bu maçta atıldı. Gol bir dominasyon üretir ancak Danimarka’nın ilk yarıdaki şahane oyununu erken gelen gole bağlarsak hata yapmış oluruz. Maçın daha henüz başında 3 net pozisyon bulunan Danimarka’nın ateşleyici güçlerinden biri elbette ki Eriksen’in iyileşmesiydi. Maçın 10. dakikasında topu dışarıya yollayan oyuncular Christian Eriksen’i ve Danimarkalı oyuncuların ikonik duruşunu alkışladı.

Danimarka-Belçika maçında duygusal anlar | NTVSpor.net

Diziliş esnekliğine sahip bir takım olan Danimarka’nın Poulsen’i gizli forvet gibi kullanmasının temel sebebi pas opsiyonlarını artırıp boş koşularla açılan alanlara bekleri koşturabilmekti. Daniel Wass ve Meahle gibi özgüvenli ve yetenekli iki kenar oyuncusuna sahip bu takımın kanat forvet görevini, bekleri üstleniyor. Damsgard, Martin Braithwaite ve Yurary, daha çok ceza sahası ve çevresinde topla buluşmayı seven bitirici isimler ve bu yüzden kanatlara çok inmiyorlar. Bunun yanında kilit paslar atma ve oyun yönünü ters toplar ile değiştirme gibi işleri sürekli yapan Højbjerg ve Delaney gibi isimlerse takımını hücuma hazırlıyor. Ayrıca Delaney kesici özelliği ile de ön plana çıkıyor.

Gerideki 3’lü ise öndeki oyuncuların geriye baktıklarında ‘’oh be’’ dediği cinsten, güven veren oyunculardı. Kaptan Simon Kjaer, savunma ilgili pek çok görevi eksiksiz yerine getirebilirken aynı zamanda oyun kurma yeteneğine de sahip bir savunmacı. Vestergard ve Christensen ise hava hakimiyetleri yüksek ve pozisyon bilgileri ortalamanın üstünde olan iki oyuncu.

Danimarka: 1 - Belçika: 2 | MAÇ SONUCU

Maçın ilk yarısında Belçika’yı yarı sahasına hapseden Danimarka, bu oyuna hazırlanmış olduklarını ispat ediyordu. Savunmada Kjaer-Lukaku eşleşmesine pek çok kez denk geldik ve Simon Kjaer, Lukaku’yu gücü nispetinde durdurmayı başardı. İlk yarıdaki oyun eğer devam edebilseydi Belçika kötü bir mağlubiyet alacaktı fakat büyük takım olmak ve milli takımda ‘’kulüp takımı bilinci’’ni yakalayabilmek, bu tür maçlara çözüm üretebilmekten geçer. Öncelikle bloklar arası bağlantılarda kopukluk yaşayan Belçika’ya bu bağlantıyı iyi yapabilecek bir isim gerekliydi. Roberto Martinez’in oyuna kimi alması gerektiğini artık herkes biliyordu. Kevin De Bruyne ‘’bir oyuncu bir sistem getirebilir mi?’’ sorusuna, eğer o oyuncu bensem neden olmasın cevabını çok sert bir şekilde verecekti. Oyuna girdiği andan itibaren oyuna temposuyla destek veren De Bruyne’nin etkisi bütün Belçikalı oyunculara sirayet etmişti. Danimarka’nın çıkarken kaybettiği topta De Bruyne oyundayken biraz daha sağa doğru gelen Lukaku, De Bbruyne’nin pasında topla buluştu ve geniş alandaki benzersiz dribbling yeteneğini kullanarak topu ceza sahasına kadar götürdü. Ardından son derece bilinçli bir pasla topu De Bruyne ile buluşturdu. Bir fake, ardından pas ile birlikte Thorgan Hazard topu ağlara gönderdi.

Golden sonra gardı düşer diye düşünülen Danimarka, aksine ofansif oyunundan taviz vermeyerek devam etti. Rakip ceza sahasında top ile tam 33 kere buluştular ve gol beklentisi 1,99 idi. Maç sonunda bu istatistiklere ulaşacak Danimarka toplam 5’i isabetli 21 şut attı.

Eriksen ile beraber 10 numaralı 4-2-3-1 sistemi ile oynayan Danimarka, 10 numarasız bir oyuna geçiş yaparken savunmaya bir oyuncu daha ekledi ve sistemi radikal bir şekilde değiştirdi. Bunu yaptıklarında oyunda sallantı olmasını beklerken, oyun gelişti, derinleşti ve daha ofansif bir kıyafet giyindi. Bu herkese Danimarka’nın bir B planı olduğunu da gösterdi.

Belçika, De Bruyne’nin attığı ve hazırlanışından son vuruşuna kadar teknik kokan ikinci golünden sonra Danimarka hücumlarını savunmak için geriye çekildi. Buna rağmen Danimarka, 3-4 tane daha net pozisyon yakaladı ancak bunlar sonuçsuz kaldı. Maçın hakkı beraberlik hatta Danimarka galibiyeti idi ama futbolun dürüstlüğü onların gruptan çıkma şansını biraz erteledi.

KAPANIŞ

Euro 2020 B Grubu, 5. ve 6. maçları son ve en heyecan verici mücadelelerden oldu. Çünkü bu grubun kimyasında bulunan kati ikincilik yarışı başlamıştı. Son iki maça gelmeden önce Belçika’nın 6 puanı vardı ve gruptan çıkmayı garantilemişti. Rusların ve Finlerin 3 puanı bulunurken grubun Belçika’dan sonra en net oyununu oynayan takımı Danimarka’nın ise puanı yoktu. Acaba futbol hak edenin hakkını verecek miydi?

Belçika Finlandiya maçında kırmızılar kadro rotasyonuna gittiler ancak dizilişte değişiklik yoktu. İlk yarı düzenli bir savunma anlayışı gösteren Finlandiya’ya gol atamadılar. İkinci yarı korner kazanan Belçika, Vermaelen’in kafası ile kilidi açtı. Sonrasında Lukaku’nun alışılmış gollerinden biri ile ikinci golü buldu.

Grupların son maçları aynı anda oynanıyordu. Danimarka oyuna her zamanki gibi tempolu bir giriş yaptı. İstasyonlarını hızlı bir şekilde kurdu. İsabetli paslar ve beklerinin desteğiyle kolayca üçüncü bölgeye geçiyorlardı. Daniel Wass ve Meahle her zaman standardın üstünde bir oyun sergiliyorlardı. Højbjerg oyuna harika bir şutla başladı ancak isabet bulamadı. Rusya ise Golovin ile orta sahada boş bir alan yakaladı ancak sonunu getiremedi. Højbjerg’in ceza yayının önüne attığı güzel pasını harika bir şekilde tamamlayan Damsgard hem golü attı hem de bonservisine en az 5 milyon Euro daha ekledi. Damsgard, teknik kapasitesini göstererek Danimarka’nın vitrine çıkardığı oyunculardan belki de en değerlisine dönüştü. İkinci gol ise savunmanın büyük hatası sonrası Yurary’nin kaptığı top sonrasında geldi. Aynı anda Belçika’dan gol haberini duyan Danimarkalı taraftarların sevinci ikiye katlandı.

Rusya’nın ikinci golden sonra topun hakimiyetini alması gerekiyordu ve kısmi olarak öyle de oldu. Golovin’in içeri kaçırdığı Karavaev, topu altı pastaki arkadaşına aktardı ve takımına penaltı kazandırdı. Topun başına geçen Artem Dzyuba penaltıyı gole çevirdi. Bu dakikadan itibaren vitesi katlayan Danimarka adeta ‘’İşi bitirmenin zamanı geldi.’’ dedi. Korner sonrası seken topa harika bir şekilde vuran Christensen, 3 savunmacının arasından topu üst filelere astı ve Rusya’nın gardını tamamen düşürdü. Sonrasında kontrada Meahle’nin golü ile Danimarka Euro 2020 B Grubu ikincisi olarak son 16 turuna hak ederek çıktı.

Euro 2020 B Grubu maçları tamamlanmışken gruptan çıkan iki takımdan biri turnuva favorisi iken diğeri ise ‘’darkhorse’’ yani gizli favoriydi. Hiç vites düşürmeden yüksek tempoda oynayan Danimarka ve güçlü kadrosu ve winner kimliğini kısmen elde etmiş Belçika bir üst tura atladı. Rusya için alternatifsiz ve B plansız oyun elbette ki yeterli olmadı. Finlandiya ise turnuvayı takip eden herkesin sempatisini topladı ve 3 puanla grup üçüncüsü oldu ancak en iyi dört üçüncü arasına giremedi.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

EURO 2020 E Grubu Analizi

EURO 2020 A Grubu Analizi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More