DİBE VURAN ORDUSPOR

2010-2011 senesini playoff finalinde G.Gaziantep’i yenerek Süper Lig’e yükselen Orduspor, 2011-2012 senesine ise takımı Süper Lig’e çıkaran Metin Diyadin ile başladılar. Süper Lig’e yepyeni bir kadro ile giren Orduspor da işler 11.hafta da oynanacak olan Kayserispor maçına kadar iyi gidiyordu. Bu maçtan sonra 7 hafta art arda mağlup olan Orduspor, Metin Diyadin ile yollarını ayırmaya karar verdi. Metin Diyadin’den sonra kimin geleceği büyük bir soru işaretiydi. Herkes ligimizi tanıyan, daha önce ligimizde uzun bir süre çalışmış bir hoca beklerken Nedim Türkmen: “Takımın başına getirebileceğim teknik direktörlere şöyle bir bakınca artık kısır döngüden kurtulmamız gerektiğini düşündüm. Aklıma ilk gelen isim de Hector Cuper oldu. Oyun anlayışı Anadolu kulüpleri için son derece uygundu ve Yunanistan’da iyi işler yaptı.” diyerek Cuper ile anlaştı ve takımı sezonun geri kalanında ona emanet etti. Geldiği sezon takımda iyi bir etki yaratan ve geri kalan 17 haftada sadece 4 mağlubiyet alan Cuper, bu sezonu 42 puanla 14.sırada bitirerek gelecek sezon için taraftara ve yönetime umut veriyordu. Gelecek sezon Cuper ve Orduspor da hedef Avrupa’ydı. Cuper’in Orduspor’u 2012-2013 sezonuna hedefleri doğrultusunda Stancu, Barral, Agus Garcia, Şamil Cinaz, Umbides gibi bir çok transferle başlamıştı. Süper Lig’de iki sezonda transfere bir Anadolu kulubü için çok para harcayan ve ağır sözleşmeler yapan Orduspor Süper Lig’e yükseldikten sonra artan gelirlerini ligde kalıcı olmak için dengeli kullanmayıp Avrupa hedefi için riske etmişti. Risk almak iyidir fakat doğru zamanda… Sezona kötü başlamamışlardı. İlk 10 haftada liderlik koltuğuna dahi oturan Orduspor’u, 24.haftada Karabükspor’u 3-2 mağlup ettikten kabus gibi bir süreç bekliyordu. Bu haftadan sonra sezon başında Avrupa hayalleri olan Ordusporu ligde kalma mücadelesi bekliyordu. 26.hafta Gaziantepspor’a kaybettikten sonra küme düşme potasına giren Orduspor’da çanlar Cuper için çalıyordu. Cuper bu maçtan sonra istifasını verdi fakat yönetim kabul etmedi ve Cuper 3 hafta daha görevde kaldı. Görevde kaldığı süreçte galibiyet alamayan Cuper tekrar istifa etti ve yönetim istifayı kabul edip kurtarıcı olarak son 5 hafta Cevat Güler’i takımın başına getirdi. Son 5 hafta da kalesinde 11 gol gören Orduspor galibiyet alamıyordu ve 2 sene önce bulunduğu yere 1.Lig’e tekrar dönüyordu….

1.Lig’de ilk sene Süper Lig’in kapısından dönen Orduspor’u bu seneden sonra maddi bir kriz bekliyordu. Bu krizin sebepleri açıktı. Kemik kadro kurmayıp her sene sil baştan kurulan kadrolar, yapılan ağır sözleşmeler, Süper Lig’e yükselip kısa zamanda Avrupa hedefi için alınan riskelr Orduspor’un sonunu hazırlıyordu. Bu risklerin sonucu ağır oldu ve Orduspor için 2014-2015 sezonu kabus gibi geçti. 2013-2014 sezonundaki kadrosu dağılan, tecrübeli isimler yerine gençlerle mücadele etmek zorunda kalan Orduspor, çıktığı 34 haftada 7 teknik direktör değiştirdi. Sezon boyunca sadece 3 galibiyet alan ve kalesinde 90 gol gören Orduspor tarihinin en kötü sezonunu yaşayarak 2.Lig’e düşmüştü.

Orduspor için hızlı yaşa genç öl benzetmesini yaparsak hiç yanlış olmaz. Süper Lig’e yükselmeleri, Cuper’in gelişi ile başarılı bir sezon geçirmeleri, kısa vadede Avrupa hedefleri ve Avrupa hayallerinin kabusları olması. 2011-2012 sezonundan sonra her sene başı sürekli yeni kadro kurulması yeni maliyetler demekti. Bu maliyetler ancak sürekli Süper Lig’de oynayarak karşılanabilirdi ve aksi bir durumda iş gerçekten zordu. Çünkü Süper Lig ve 1.Lig’deki gelir farkının fazla olduğunu kimse inkar edemezdi. Orduspor Süper Lig’e çıktıktan sonra acemi bir zengin gibi davrandı, yarın ne olur diye düşünmedi. Sürekli Süper Lig’de kalacak gibi davrandı ve düştükten sonra ikinci sezonda takım, yönetim ve mali durum resmen çöktü. Süper Lig’e çıktıktan sonra kısa vadede yüksek başarı yerine uzun vadeli kademe kademe başarı hedeflemesi yapılmalıydı. Cuper’li Orduspor’da küçük bir kıvılcım gören yönetimin hedefi Avrupa değil de ligde kalıcı olmak olsaydı, Orduspor uzun vadede başarılı olabilirdi. En azından düştükleri zaman toparlanma fırsatları olurdu ve şu an içinde bulundukları durumda olmazlardı. Her işte bir hayır vardır derler ya bu kabus gibi son umarım diğer takımlara iyi bir örnek olur ve başka kulüplerimiz böyle sonlar yaşamaz…