BU OYUN BÖYLE OYNANIR: GENEL BİR FOOTBALL MANAGER YAZISI

FIFA’da, PES’te bir maç daha yapıp Pelinlerle, Berkelerle buluşanların değil; dertli dertli fikstüre bakıp “Ligde Manchester United deplasmanı, kupada Liverpool iç saha maçı, Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid deplasmanı da hiç hoş olmadı…” diyenlerin oyunu hakkında bir rehber.

Taktikler, takım uyumu, teknik ekip, alt yaş personelleri, gözlemci ağı, geniş kadro ve doğru rotasyon, antrenmanlar, genç takım oyuncularının as kadroya adaptasyonu… Oyuna bugün, ilk kez başlayacak birinin gözünü korkutan detaylar bunlar. Yılların menajerlik oyunu oyuncuları ise bunlara o kadar aşina ki, gözleri siyah bantla bağlansa gözlem ekibini Brezilya’da görevlendirebilecek insanlar var. Bu yazı bir genç yetenek, teknik ekip elemanı, kelepir oyuncu paylaşım yazısı değildir. Yazı boyunca kendimce doğru bulduğum antrenman sistemlerinden, genç takım oyuncularının kiralanma süreçlerinden, amaca ve oyun tarzına göre teknik ekibi seçiminden ve saire bahsedeceğim.

GENEL GİRİZGAH

Uzun süredir menajerlik oyunlarına muhakkak alt liglerden başlarım. İngiltere 4. veya 5. liginden başlamak, Bundesliga 2’de futbola merhaba demek, T.F.F. 1. Lig’de emeklemeye başlamak bana daima keyif vermiştir. Olabilecek en düşük tanınırlık seviyesiyle oyuna başlayarak bu liglerden takım seçer, adım adım yükselme yoluna giderim. Football Manager 2018, 600 saati devirsem de istediğim kadar oynayamadığım bir oyun. Özel işlerim dolayısıyla pek vakit ayıramadığım ancak hayli güzel tecrübeler yaşadığım oyunda iki kariyer yapma fırsatım oldu.

İlk kariyerimde çalıştırdığım takımlar: Altınordu, Tottenham, Real Madrid, Bayern Münih.
İkinci ve mevcut kariyerimde çalıştırdığım takımlar: Ingolstadt, Gladbach, Roma.

Bu kariyerlerimde ne yaptığımdan, nasıl yaptığımdan pek fazla bahsetmeyeceğim, yer yer nasıl sonuç aldığımı göstermek dışında bu konulara dalmak istemiyorum. Yazının bir kariyer özetine dönüşmesi arzu edeceğim son şey. Gerek Ekşi Sözlük’te, gerek Football Manager forumlarında harikulade kariyer hikayeleri var. Benim arzum, yapıyı kurmak ve anlamaya çalışmak. Buradan büyük antropolog Claude Levi-Strauss ve büyük dilbilimci Ferdinand de Saussure’e de teşekkür etmem gerek. Yapısalcılık, parçalara dikkat kesilebilmek Football Manager’da başarıya uzanmanıza yardımcı oluyor.

Süper Lig’e yükseldiğim ilk sezonda Lig şampiyonu olmuştum, hiç fena değil!

ANTRENMANLAR

Şu ya da bu, başarılı olmanız için çok mühim demeyeceğim; çünkü ben antrenmanların, taktiklerin, oyuncu seçimlerinin ehemmiyetinin birbirlerine üstün gelebileceğine inanmıyorum. Kafanızdaki futbola uygun oyuncuları seçmeli, antrenmanlarınızı taktiğinize göre belirlemeli, elinizdeki oyunculara göre taktiğinizi esnetip B ve C planlarını oluşturabilmelisiniz. Antrenmanlar size oyuncularınızı geliştirme imkanı sunuyor. İmkan veriyor değil, sunuyor, aradaki fark önemli. Oynamayan oyuncular en doğru antrenmanlarla çalışsalar dahi, gelişemezler. Kısa süreli gelişimler yaşasalar da, kariyerleri muhakkak düşüşe geçer. Unutmayın, işleyen demir ışıldar!

Ben daima kondisyon kazanımını maçlarla sağlamaktan yanayım. Seçilebilecek en uzun hazırlık sürecini(ki bu genelde 7-6 hafta olur) seçer, ilk resmi maça 7 gün kalana dek beş günde bir hazırlık maçları oynatırım. İlk iki hafta kondisyon antrenmanlarını ve maç hazırlığı olarak da maç taktiklerini seçtikten sonra, lig başlangıcına kadar takımıma taktik çalıştırırım. İlk iki hafta yoğun tempolu kondisyon antrenmanı, yoğun taktik antrenmanı ve beş günde bir yapılan maçlar hem oyuncularımın kondisyonunu artırıyor, hem takımın taktiğe alışmasını sağlıyor, hem de maçlarla birlikte yükselen maç formu takımı lige hazır hale getiriyor. Yoğunluk olarak bahsettiğim gibi daima yoğun tempoyu kullanırım. Ligde haftada iki, bazen üç maçın oynandığı dönemlerde ise düşük yoğunluk kurtarıcım oluyor. Ek olarak, daima maçtan sonraki gün oyuncularıma izin veririm. Kondisyonu %70 altına düşen ve vücut zindeliği özelliği 14’ten düşük oyuncularıma ekstra bir gün izin vererek onları sakatlıktan korumaya çalışırım. Lig boyunca yaptırdığım antrenman ise dengeli olur. Rakibimin zaaflarına göre ise hücum organizasyonu yahut savunma yerleşimi çalıştırırım. Bunlar bir kere mantığını kavradıktan sonra rahatça yapılabilen şeyler. Tabii bu bahsettiklerim A takım için geçerli.

Gelelim genç takımlara. Genç oyuncular gelişmeye meyillidir. Her maç, her antrenman, her özel eğitim, yapacağınız her konuşma onlar üzerinde etkili olur. Kararlılığı yüksek oyuncularınızın yardımcı olduğu gençler de zamanla yüksek kararlılık sahibi, sahada canını dişine takan oyuncular haline gelir. Önemli bir not düşelim: kararlılığı X olan tecrübeli futbolcunuz bir genç ile çalışacaksa, o gencin kararlılığı X veya X’ten düşük olmalıdır. Örneğin 15 kararlılığı olan bir futbolcu, 18 kararlılığı olan genci çalıştırırsa, gencin kararlılık özelliği düşüş gösterir. 15 kararlılığa sahip oyuncunuz, 15 kararlılığa veya daha düşüğüne sahip gençleri çalıştırmalıdır. Buradan dönelim antrenmanlara. Ben gençlere daima çok yoğun dengeli antrenman yaptırmaktan ve boş haftalarını sağlam hazırlık maçlarıyla doldurmaktan yanayım. Roma U20 ve U18 takımlarımın her hafta bir maçı olur. Ya ligde mücadele ederler, ya davet aldıkları kupalarda, ya da Monaco, Southampton, Dortmund v.s. gibi genç takımları daima kaliteli olan takımların U20 ve U18 takımlarıyla maç yaparlar.

Takım antrenmanları aşağı yukarı böyledir benim için. Ben “oyun dinamiği değişti, doğru idman budur bu seride” olaylarına inanmıyorum. 5-6 senedir aynı idman sistemini kullanmaya çalışırım, benim kafamdaki doğrular bu yönde. Şimdi gelelim oyuncuların özel antrenmanlarına.

Kaleciler: Kaleci. Refleks-Pozisyon Alma-Bire Bir-Bölge Hakimiyeti özelliklerinden hangisi düşükse ağırlıklı onu çalıştırır, en az 15 seviyesine getirmeye uğraşırım.
Bekler: Daima İki Yönlü Bek olarak çalıştırırım. Çabukluk-Dayanıklılık-Top Kapma-Top Sürme-Pozisyon Alma-Orta Yapma gibi özelliklerden en düşüğünü özel olarak çalıştırırım.

Stoperler: Daima Pasör Stoper olarak çalıştırırım. Top Kapma-Pozisyon Alma-Markaj-Çabukluk özelliklerinden en düşüğünü özel olarak çalıştırırım.
Defansif Orta Saha: Daima Defansif Orta Saha olarak çalıştırırım. Pozisyon Alma-Top Kapma-Pas özelliklerinden en düşüğünü özel olarak çalıştırırım.
Orta Saha Merkez: Daima Gezgin Oyun Kurucu olarak çalıştırırım. Pas-Teknik-Dayanıklılık özelliklerinden en düşüğünü özel olarak çalıştırırım.
Kanatlar: Daima İç Forvet/İçe Kat Eden Oyuncu olarak çalıştırırım. Top Sürme-Çabukluk-Teknik özelliklerinden en düşüğünü özel olarak çalıştırırım.
Forvetler: Daima Komple Forvet olarak çalıştırırım. Bitiricilik-Topsuz Alan özelliklerinden en düşüğünü özel olarak çalıştırırım.

Bu sistem hem genç takımlar, hem de A Takım için geçerlidir.

Bir önemli son not, rotasyon yapacağınız maçın maç öncesi antrenmanı, muhakkak takım uyumu antrenmanı olsun. Oyuncularınızın sahada kopuk hareket etmesine engel olur.

KULÜP ÇALIŞANLARI

Kulüp çalışanlarını doğru seçmek için, öncelikle onları nasıl kullanmak istediğinizi saptamanız gerekiyor. Ben kulüp çalışanlarını daima oyuncular hakkında ikinci birer görüş almak için, takımın mutluluğunu daimi kılmak için kullanırım. Bu nedenle Asistan Menajer seçiminde en çok önem verdiğim özellik Adam Yönetimi olur. Adam Yönetimi özelliğinin açıklamasına bir bakalım: “Bu özellik, bir antrenörün etrafındaki kişilerle ne kadar iyi başa çıkabildiğini gösterir. Bu özelliğin yüksek olması demek o antrenörün insanları iyi organize ettiğini ve onları mutlu tutmayı başarabildiğini gösterir.” Yazılan şey, tam da benim istediğim şey. Dolayısıyla benim yardımcı antrenörümde bu özellik yüksek olmalı. Personelleri daima isteğimize, aklımızdaki yapıya göre seçmeliyiz. Eğer maç içinde sıkıştığınızda ikinci bir görüş istiyorsanız, Taktiksel Bilgi Birikimi özelliği yüksek birini seçmelisiniz. Her özelliğin tanımı, özelliğin üzerine geldiğinizde yazar, özelliklerin ne işe yaradığını bilmek, aklınızdaki yapıyı kurmanıza yardım eder.

Benim takımlarımda genç oyuncu bol olduğundan ve maç önü önce yardımcı antrenörüme konuşma yaptırdığımdan Motivasyon ve Gençlerle Çalışma özellikleri de yüksek olmalı. İkinci kariyerimde Ingolstadt günlerinden beri özenle yetiştirdiğim yardımcı antrenörüme bir bakalım:(Evet, personellerin özellikleri de gelişim gösterir.)

Gördüğünüz gibi kendisi iyi bir motivatör, iyi bir yönetici ve gençlerle çalışmayı seviyor. İdmanları kalitesiz yaptıracaktır çünkü kendisi idman yaptıracak bir hoca değil. Maçlar sıkışınca bana yapacağı öneriler vasat öneriler olacaktır yahut kilit açmayacaktır, çünkü kendisinin yüksek bir taktiksel bilgi birikimi yok. Ancak kendisi daima oyuncuların seveceği bir hoca olacak, onları iyi motive edecek ve gençlerle iyi çalışacak. Kendisini Ingolstadt’ta çalışırken 19 Yaş Altı takımında görmüştüm ve potansiyeline hayran kalmıştım. Gittiğim her yere götürmeye başladığım Patzold, yeterli seviyeye gelince yardımcı hocam olarak çalışmaya başladı. Kendisi büyük ihtimalle birkaç sezon sonra ortalama/ortalama üzeri takımlardan menajerlik teklifi alacak, başarılı da olacaktır. Genç ve yetenekli personelleri muhakkak yetiştirin. Kuracağınız yapıda size edecekleri hizmet çok değerli olacaktır.

Antrenör seçimlerine fazla değinmeyeceğim, sonuçta hücum antrenmanı, savunma antrenmanı v.s. için hangi özelliklerin lazım olduğu yazıyor. Burada dikkat etmeniz gereken şey, seçenek bol olduğu taktirde adam yönetimi ve uyum özelliği yüksek olan antrenörü seçmeniz. Uyum özelliği yüksek olan antrenörler yeni geldiği takımda tam performans çalışırlar, diğerleri uyum sorunu yaşayıp daha düşük seviye antrenman yaptırabilir. Adam yönetimi özelliğinden de bahsettik, yüksek adam yönetimi özelliği mutluluğu baki kılar.

Alt yaş takımlarının hocalarında da taktiksel bilgi birikimi, oyuncu yeteneği/potansiyeli değerlendirme gibi özellikleri aramam. Çünkü alt yaş takımlarının da daima kendi taktiğimle oynamasını isterim. Oyuncular her kategoride farklı oyun oynadığında farklı şekillerde gelişebiliyor yahut sudan çıkmış balığa dönebiliyor. Ben alt yaş kategorilerinde çalıştıracağım hocalarda gençlerle çalışma, adam yönetimi ve motivasyon özelliklerini ararım. Alt yaş takımlarının yardımcı hocalarını da daima kulüp efsanelerinden/simgelerinden seçerim. Bu rol hem iyi bir gelişim yaşamaları için uygundur, hem de beklenilen gelişimi gerçekleştirirlerse alt yaş takımını onlara emanet etmek akılcı olur. Roma’da 20 Yaş Altı Asistan Menajerliği görevine Daniele De Rossi’yi kötü profiline rağmen getirdim ancak çoğu yirmi yaş altı takımı oyuncum kendisini seviyor. Unutmayın efsaneler iz bırakır ve saygı görür.

Alt yaş takımlarında çalışacak antrenörler, iyi idman yaptırmanın yanı sıra gençlerle çalışma özelliğine de sahip olmalı. Bu rolde çalışacak iyi personeller bulamıyorsanız; muhakkak efsane emekli futbolcuların, Iniesta, Sneijder, Buffon, Casillas v.s. gibi futbol hayatının son demlerinde olan oyuncuların profillerine bakın. Bu isimlerin bazıları harika hocalar olabiliyor ve bazıları kariyerlerine takımların genç antrenörleri olarak başlamak istiyor.

18 Yaş Altı takımımın hocası, yetiştirdiği gençler muazzam. Norveç’te arayıp bulmuştum.

Ben Futbol Direktörümü itibarı yüksek, oyuncu potansiyelini iyi değerlendiren personellerden seçiyorum. Bu konuda iyi bir isim Roma’da zaten olduğu için mevcut yapıyı değiştirmedim. Roma’da bulunduğum dönemde her büyük satış sonrası Monchi ile halay çekmekteyiz. Maaş politikasını kendim belirlediğim için bu tip konularda Monchi’ye sorumluluk vermedim. Kendisi benim için oyuncu önerileri yapmakta, kiraya gönderdiğim oyuncular hakkında ikinci bir görüş sunmakta, transfer dönemlerinin başında bonservisi elinde en iyi seçenekleri benim önüme koymakta.

Gelelim en önemli personellerden olan Altyapı Sorumlusuna. Bu bana göre, en dolu olması gereken personel rolü. Hem idman yaptırabilmeli, hem iyi potansiyel değerlendirmeli, hem gençlerle çalışmalı. Yani bu personelin en iyisini bulmak zor, ancak aradığınız vakit bulabiliyorsunuz. Altyapı sorumlunuz sizin için her sene U18 takımına yükselen gençleri seçecek, onlara idman yaptıracak, dilerseniz onlar hakkında size rapor hazırlayacak. Kendisi iyi antrenman yaptırmalı, çünkü antrenman yaptırtacaksınız. Kendisi iyi potansiyel değerlendirmeli, çünkü U18 takımına oyuncuları o seçecek. Komple bir rol, ne kadar iyi altyapı sorumlunuz olursa taraftarlar o kadar az “Hoca bizim bir altyapı vardı, yok mu Tarık Çamdal kadar sağ bek?” der.

Fizyoterapistler, diğer antrenörler v.s. özellikleri ve görevleri bariz ortada olan personeller oldukları için haklarında bir şey yazmayacağım.

GÖZLEM AĞI VE GÖZLEMCİLER

Geldik oyunun en tat veren kısımlarından birine… İnanın, her serinin en yetenekli gençlerini ezbere sayabilecek, özelliklerini bir çırpıda önünüze koyabilecek insanlar var. Genç yetenekleri keşfetmek keyiflidir. Sizin keşfettiğiniz genç yetenek günün birinde büyük bir futbolcu olursa, bunun haklı gururunu yaşarsınız. Mesela bu seride keşfettiğim Erling Haland’ın büyük takımlarla ismi geçmeye başladı. Ben lisede okurken, Icardi Barcelona’nın alt yaş takımlarındaydı ve bir arkadaşım kendisine büyük ilgi duyuyordu. 2014/2015 sezonu sonunda kendisi sanki oğlu üniversiteyi kazanmış gibi mutluydu, yıllar evvel keşfettiği çocuk Serie A’da 22 gol atmıştı… Tabii kendisine Porto’dan, Arsenal’den, Bursaspor’dan v.s. gözlem ekibine katılması için teklif gelmedi. Ama o yılmadı, yıllar boyunca genç yetenekleri adeta bir Arsene Wenger gibi izlemeye devam etti. Zaten, hangimiz etmedik ki?

Geniş bir gözlem ekibi, kaliteli bir gözlem ekibinin olmazsa olmazıdır. Oyunca yetenekli gençler çıkan 16 bölge var. Dolayısıyla en az 16 gözlemciniz olmalı. Bu 16 kişinin üzerine bir tane sözleşmesi biten 15-30 yaş arası futbolcuları izleyecek gözlemci, bir adet de genel gözlem ağınızdaki tecrübeli futbolcuları izleyecek gözlemci katarsanız, tadından yenmez. Hangi bölgede hangi ülkeler var, hangi ülkeleri izlemek değerlidir ve harcanan paraya değer diyorsanız, kaliteli bir Football Manager sitesi olan passion4fm’ye bakalım:

https://www.passion4fm.com/football-manager-scouting-regions-nations-youth-rating/

Peki gözlemcilerin özellikleri? Şimdi oraya geliyoruz.

Ben Baş Gözlemcimi daima kiraya verdiğim oyuncuları + rakip takımı izlemesi için kullanırım. Zaten halihazırda bir görevi de pilot kulüpleriniz hakkında rapor vermek, dolayısıyla daha fazlasını istemek kendisini aşırı yoracaktır. Bahsettiğim biçimde kullanım aklınıza yattıysa, aramanız gereken özellikler yüksek oyuncu değerlendirme yeteneği ve taktiksel bilgi birikimi. Yüksek taktiksel bilgi birikimi, rakiplerin ne oynadığına dair daha iyi çıkarımlar yapmasını sağlar. Yüksek oyuncu değerlendirme yeteneği, kiralık oyuncunuzun ne yapıp ne yapamadığını görmenize yardım eder. Ekstradan yüksek potansiyel değerlendirme yeteneği ve uyum özelliği de varsa, yaptığınız seçim harika sonuç verecektir.

Gözlemcilerim ikiye ayrılmakta, genç yetenek avcılarım ve bonservissiz oyuncu kovalayan gözlemcim. Genç yetenek avcılarımda gidecekleri bölgeye dair bilgi birikime sahip olup olmadıklarına dikkat ederim. Brezilya hakkında çok bilgili bir gözlemciyi İskandinavya’ya göndermek başarısız bir yöneticilik olacaktır. Kendisini Güney Amerika’nın Doğusuna göndermek, başarılı bir yöneticilik olacaktır. Genç yetenek avcılarım bilgi birikime sahip olduğu bölgeye giderler ve daima oyuncu potansiyeli değerlendirme özellikleri yüksek olur. Benim bu konuda psikolojik sınırım 18’dir. Genellikle 19 ve 20 özelliğe sahip olanları seçerim, mevcut yeteneklerin değerlendirilmesine ise pek dikkat etmem. Bu yöntem bugüne kadar beni hiç yanıltmadı, ucuza harikulade genç yetenekleri takıma katmak için iyi bir yöntem ve iyi bir sistem olduğuna inanıyorum.

Bonservisi elinde oyunculara bakan gözlemcimde ise, oyuncu yeteneği değerlendirme özelliğinin yüksek olmasına dikkat ederim. Sözleşmesinin son senesindeki tecrübeli, takımımda iş yapabilecek oyuncuları önüme koyarlar. Bu gözlemcim önüme hazır, olmuş adamlar koyduğundan, potansiyel değerlendirme özelliğine pek dikkat etmem. Mühim olan yeteneği iyi değerlendirmesi ve mümkün olduğunca çok bölgeye/ülkeye dair bilgi birikime sahip olması.

İstatistikçilere ise istenen rollerin bariz ortada olması nedeniyle değinmeyeceğim.

TAKTİK, SAĞLIKLI ROTASYON VE KADRO MÜHENDİSLİĞİ

Burada tabii ki şu taktikle oynayın, böyle rotasyon yapın demeyeceğim. Bu ahmaklık olurdu. Hepimizin ortak arzusu, kafasındaki futbolu sahaya yansıtmak. Bu nedenle bu oyunu oynuyoruz, bu nedenle sembolik değeri çok ama çok yüksek, bu nedenle sohbetlere konu oluyor. Ancak harika yaptığıma inandığım bir mesele var, kadro mühendisliği. Önce gelin buna bakalım.

Sağ bekim David Carmona, tüm sağ kulvarda oynayabiliyor.
Stoperim Keres Marangu aslen bir orta saha idi. Ben kendisini stopere evirdim. Stoper, sağ bek, defansif orta saha, orta saha oynayabiliyor.
Defansif orta saham Tanguy Ndombele hem orta saha, hem defansif orta saha oynayabiliyor.
Sağ iç orta saham Florenzi orta saha, sağ açık, sağ kanat, sağ bek oynayabiliyor.
Kanat oyuncularım Sheyi Ojo ve Domenico Berardi iki kanatta da oynayabiliyor. Berardi üstüne üstlük ofansif orta saha ve forvet de oynayabiliyor.

Asıl büyü ise yedeklerimde.
Maxime Gonalons: Orta saha, defansif orta saha, stoper oynayabiliyor.
Ermin Bicakcic: Bonservissiz geldi. Stoper, sağ bek, defansif orta saha oynayabiliyor.
Jean-Philippe Gbamin: 4.9 milyon Euro’ya transfer edildi. Sağ bek, stoper, defansif orta saha, orta saha oynayabiliyor.
Juan Jesus: Sol bek ve sol stoper oynayabiliyor.
Sander Berge: Bonservissiz geldi. Orta saha, defansif orta saha ve stoper oynayabiliyor.
Xadas: Sağ kanat, sol kanat, orta saha, ofansif orta saha, forvet oynayabiliyor.
Grégoire Defrel: Sol kanat, sağ kanat ve forvet oynayabiliyor.

Böyle bir takım sakatlık sorunu yaşamaz. Çünkü yedeklere baktığınızda hepsi eli yüzü düzgün oyuncular. Çoğu ortalama üzeri kararlılığa sahip, iyi mücadele eden oyuncular. Burada şunu demek istiyorum, alacağınız yedek oyuncular/rotasyon oyuncuları muhakkak birden çok bölgede oynayabilecek özellikte olsun. Yedek kanat oyuncunuz da as kanat oyuncunuz gibi müthiş yetenekli olmak zorunda değil. Daha dengeli, daha pasör veya daha defansif bir yedek oyuncu size orta sahada veya bekte de derinlik kazandırabilir.

Taktik olarak, üç temel taktiğim vardır.
Birincisi, her zaman oynadığımız oyun. Üçlü orta saha, skorer kanatlar, boş alan yaratabilen bir forvet ve hücum oyunu.

İkincisi, İtalya ligindeki üçlü savunmalara karşı oynadığımız oyun. Senede 6-7 maçı üçlü savunmalara karşı oynuyoruz ve bu taktiği kullanıyorum. Dört savunma oyuncusu, bir defansif orta saha, üç merkez orta saha, bir ofansif orta saha ve bir forvet kullanmaktayım. Oyun anlayışımızda tek değişiklik, daha direkt paslar yapmak üzerine.

Üçüncü taktiğim de oyunu tutma taktiğim. Kesinlikle bir defans taktiği önermiyorum. Fazla kapanırsanız gol yersiniz. Beklerinizi ileri göndermediğiniz, stoperinizin savaşçı libero rolüyle defansın arasına gireceği, açık değil kanat kullanacağınız bir kontra atak taktiğiyle farkı bile yükseltebilirsiniz.

Bahsettiğim çok yönlü oyuncular, İtalya ligindeki kalabalık orta sahaları çözmemi sağladı. Elimdeki orta sahaların çoğunu oyuna sürerek, rakibin kalabalık orta sahasını ekarte etme yoluna gittim. Elimde bu özellikte çok fazla oyuncu olmasaydı, belki de bunu başaramayacaktım. Özetle, rotasyon oyuncularınızı ve yedek oyuncularınızı muhakkak çok yönlü seçin.

Gelelim kendi genç takımınızda çok yönlü oyuncu yaratmaya. Evet, bu da mümkün.
Sağ ayaklı stoperlere sağ bek, sol ayaklı stoperlere sol bek idmanı yaptırın ve o bölgede oynatın. U18 takımınızın şampiyon olması önemsizdir, size oyuncu yetiştirmesidir mühim olan. Bu mevkilere aşina olduktan sonra bir de defansif orta saha oynamayı öğretirseniz, harikulade olur. Bir oyuncu, üç mevki.
Defansif orta sahanız çalışkanlığı yüksekse ayağına göre bek oynamayı da öğrenmeli. Stoper ve merkez orta saha oynamayı da öğretmelisiniz. Taktiksel olarak size derinlik katar.
Orta sahanız da özelliklerine göre bek, defansif orta saha, stoper, ofansif orta saha, kanat veya bek oynamayı öğrenmeli. Bunun seçimini siz yapmalısınız.
Genç forvetiniz süratli, iyi adam geçen biriyse, iki kanatta da oynamayı öğrenmesi işinize yarar.
Kanat oyuncunuz muhakkak ters kanatta oynamayı da öğrenmeli. Bahsettiklerim size harikulade bir taktiksel derinlik katar, oyun içinde çok rahat değişiklikler yapabilirsiniz. Öyle ki bazen oyuncu değişikliği yapmadan 4-3-3’ten 4-4-2’ye, skoru aldıktan sonra da 5-4-1’e dönebilirsiniz. Hem de aynı oyuncularla.

GENÇLERİN KİRALIK SÜRECİ VE ADAPTASYON

Gençleri kiraya vermek önemlidir, hem de çok önemlidir. Ancak erken veya geç yapılan kiralık anlaşmaları oyuncunuzu geriye götürebilir, yerinde saymasına neden olabilir, gelişimini durdurabilir. Peki nedir bunun yolu yordamı, formülü?
Benim kullandığım formül, oyuncuya temel eğitimini vermek ve sonra kiraya göndermek. Önce oyuncuyu yüksek kararlılık özelliği olan tecrübeli oyuncularla çalıştırırım. Sonra, oyuncunun yeteneklerine göre oyun tercihleri kazanmasını sağlarım. Yetenekli ve pasör orta sahama sürekli arapası atması için eğitim veririm, sağ bekime ileri çıkması için, ters ayaklı kanat oyuncuma boş alanlara gitmesi ve içeri kat etmesi için. Bu eğitim bittiği vakit, kadroma bakarım. Kulübe için veya ilk on bir için yeterliyse, takımdan biri ayrılacaksa, genç oyuncunun oynama vakti gelmiştir. O bölge için transfer yaparak para harcamak bana göre gereksizdir. Ancak elde oturmuş bir kadro ve yapı varsa, oyuncunun kiralanma vakti gelmiştir. Bir genç oyuncunun temel eğitimi ortalama 17-18 yaşlarında bitmekte. Bu noktada oyuncu, kiralık giderek tecrübe kazanmalıdır. Bu eğitimi vermeden göndereceğiniz oyuncu kötü oynayabilir. Yirmi yaşında kiraya vereceğiniz futbolcunun ise gelişimi yavaşlayabilir. Doğru zaman, temel eğitimin bitiş zamanıdır. Bir örnekle bakalım:
Çalışkan olduğu için sağ bek oynayabiliyor. Vasat bir sağ bek, ancak savunmasından kuşku duyulmayacak bir sağ bek. Ana mevkisi stoperde çabuk bir oyuncu olacak. Geriye atılan topları toplayacaktır. İyi markaj yapması ve geride kalması için eğitim de verildi. İleri çıkarsa kötü ortalar yapacak, neden bunu isteyelim ki? Defansif orta saha oynamayı öğreniyor, 2-2.5 ay içinde bu eğitimi de tamamlanacaktır, döndüğünde ilk iş defansif orta saha eğitimi tamamlanacak. Kendisi Serie A’ya yeni çıkan Virtus Entella’ya kiralandı. Kötü oynasa dahi gelişimi devam edecek çünkü Virtus’un antrenman sahaları ortalama düzeyde. Virtus kendisini ilk 11 oynatmasaydı, gelişimi yavaşlayacaktı. Çünkü çok kaliteli tesislerde antrenman yapamayacak. Ancak bu eksiğini, 18 yaşında Serie A’da minimum 25-30 maça çıkarak kapatacak ve büyük tecrübe kazanarak kadroya dönüş yapacak.

Temel eğitim ve kiralanma sürecinden bahsettiğimize göre, kiralık oyuncu gönderimi için nelerin mühim olduğunu bir listeyle belirtelim:
1- Temel eğitimini vermeden oyuncuyu göndermek hata olabilir. Ancak çok geç de kalmamalıyız.
2- Kiraya verdiğimiz oyuncu muhakkak ilk 11 oynamalı ya da kilit oyuncu olmalı.
3- Kiraya vereceğimiz oyuncuya teklifler gelecektir. İlk 11 oynatacak takımlar arasından en iyi antrenman tesisine sahip takımı seçmeliyiz.
4-Oyuncuyu mutlaka düzenli olarak baş gözlemcimize izletmeliyiz. Oynatılmıyorsa, gönderdiğimiz takımın hocasıyla konuşmalı, süreç böyle devam ediyorsa kiradan geri çağırmalıyız.

PİLOT KULÜP SEÇİMİ VE KAPANIŞ

Pilot kulüp seçerken, hangi amaçla seçeceğimizi saptamalıyız. Ben genellikle bir tane oyuncu kiralamak için pilot kulüp seçmeyi, seçebildiğiniz kadar çok da genç oyuncu alma hakkını alacağınız pilot kulüp seçmeyi öneriyorum. Oyuncularınızı kiralık göndereceğiniz pilot kulüp bana göre çok üst düzey bir ligin ortalama üzeri takımları olmamalı. Leverkusen sizin göndereceğiniz 18 yaşındaki oyuncudan çok daha iyilerini oynatabilir. Ben genellikle büyük liglerin genellikle Avrupa kupalarına katılamayan ancak küme düşme tehlikesi de yaşamayan, veya küme düşen ancak küme yükselmeyi bilen/daha fazla düşmeyen takımlarını öneriyorum. Tabii Hollanda & Belçika liglerini de yabana atmamak gerek, oyuncu gelişimi için harikulade liglerdir.

Genç oyuncularını transfer etme konusunda hakka sahip olacağınız ve raporlarını alacağınız takımların genç oyuncu ağları geniş olmalıdır. Alt yaş antrenman tesisleri kaliteli olmalıdır. Altınordu, Bursaspor, Feyenoord, Pachuca, Velez gibi takımlarla pilot kulüp anlaşmasına imza atarsanız, bu takımların genç yeteneklerine direkt erişim hakkı kazanabilir, rakiplerinizden evvel atılım yapabilirsiniz.

Sanırım söyleyecek fazla bir şey kalmadı, dolayısıyla bu rehberin sonuna gelebiliriz. Hepinize Save&Load yapılmamış, başarılarla dolu kariyerler diliyorum, Plase Dergi ailesini takipte kalın, hoşça kalın!

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More