Bayern Münih: Taraftara Küçük Sürprizler

Bayer Münih’in bu sezonki performansı hakkında genel bir değerlendirme yaptık.

Son hafta maçına şampiyon olarak sahaya çıkan Bayern Münih, Augsburg engelini de aşıp dokuzuncu kez üst üste Bundesliga tepsisini havaya kaldırıyordu. Satırlarımıza son verirken 2021-2022 sezonunun daha çekişmeli şekilde geçmesini temenni ediyoruz.”

Evet muhtemelen Bundesliga son hafta maçlarının ardından spor yazarları buna benzer yorumlar yaparak sezona veda edecek. 70’li yıllardan beri Almanya’da her dönem ligin favorisi olan ve bunun sonucunda çoğu kez zafere ulaşan Bayern Münih, 2010’lu yıllarla birlikte dominantlık seviyesini iyice arttırdı. Jürgen Klopp etkisiyle Dortmund’un iki kez kendisini geçmesine içerleyen Bavyera ekibini o günlerden beri ardına alabilen olmadı.

Bu süreçte arka arkaya 8 şampiyonluğu fazla zorlanmadan elde eden Bayern’in taraftarı olmak o kadar keyifli bir şey değil aslında. Neden diye soranlar, bundan güzel bir şey olabilir mi diyenler çıkabilir. Ligin rekabetten uzak oluşu kazanılan şampiyonlukların coşkusunu azaltıyor hiç kuşkusuz. Çünkü bir taraftar için en değerli şampiyonluk zor şartlarda elde edilen, gece yatağına yattığında “Acaba şampiyon olabilir miyiz” sorusu sorduran sezonlarda kazanılanlardır. Her zaman ligin açık ara en iyi kadrosunu kurdukları ve neredeyse sorunsuz işleyen bir kulüp kültürüne sahip oldukları için Bayern Münih, taraftarına heyecanı az şampiyonluklar sunmaktan vazgeçmiyor. Neredeyse her ligde en az iki takımın ezeli rakip olduğunu düşünürsek 30 Bundesliga, 6 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu olan olan böylesi dominant bir kulübün karşısına ancak 8 kez ipi göğüsleyebilen Dortmund’u koyabiliyor olmak diğer rekabetlere biraz haksızlık gibi.

Bayern Münih ve Borussia Dortmund

Aslında geçtiğimiz sezonun başında Robben’in futbolu bırakması, Ribery’nin de Fiorentina’ya gitmesi sonrası Bayern’in düşüşe geçeceği yönünde beklentiye girilmişti Almanya’da. Nitekim efsane antrenör Jupp Heynckes de emeklilik kararı alınca yerine gelen Niko Kovac ile yaşanan uyum sorunu heyecanlı bir Bundesliga sezonuna işaret etti. Tam Bayern taraftarının heyecan duyacağı bir sezon oluyor derken Kovac yerine geçici olarak getirilen Hansi Flick ile şaha kalkan bir takım izledik. Bundesliga’da alışık olduğumuz bir Bayern fırtınası olsa da Şampiyonlar Ligi’ndeki kasırgaya hazırlıklı değildik. Tüm maçlarını kazanarak Avrupa’nın en büyük kupasını kazanan kadroyu salgın bile durduramadı. Sendeleyen her takımın bahane olarak sığındığı Covid-19 limanına Bayern Münih uzaktan el sallayıp yoluna devam etti.

Şimdiki mahalle maçlarında var mıdır bilinmez ama doksanlı yıllar ve öncesinde çocuk olanların hatırlayacağı bir kelimedir avans. Genelde aldım-verdim adı verilen seçme sonrası denk kadrolar kurulmaya çalışılsa da bazen istenilen sonuç alınamaz ve bir takım diğerinden daha güçlü olurdu. Bu tarz durumlarda zayıf takıma verilen birkaç avans sayesinde skor daha dengeli hale getirilir ve heyecan arttırılırdı. Flick sonrası dönemde 9 ay boyunca hep en üst seviyede futbol oynayan, yoluna tam gaz giden bir yarış aracı gibi devam eden Bayern’de Kasım ayından beri bir düşüş söz konusu. Düşüş dediysek üst üste puan kayıpları yaşayan takımlar gelmesin akla. Zira Bayern standartlarındaki düşüş bahsi geçen 2 ayda alınmış üç beraberlikten ibaret. Ancak daha önce hiç alışılmadık bir durum var ki futbolseverleri heyecanlandıracak cinsten.

Son 8 Bundesliga maçının tamamında ilk golü yiyen ve yenik durumdan maç çevirme telaşına giren bir Bayern izliyoruz. Aynı zamanda fazla zorlanmadan lider tamamladığı Şampiyonlar Ligi grubunda da iki karşılaşmada yenik duruma düştü kırmızı-beyazlılar. Evet hiçbirinde yenilmediler ve bu 10 maçın 6 tanesini kazanmayı başardılar ama yine de daha önceki yıllarda alışkın olmadığı bir şeyi tecrübe etti futbolseverler. Elbette 2020 başından itibaren arşa çıkarttıkları form grafiğini yıl boyu o seviyelerde tutmayı başarmak kolay değildi. Adınız Bayern Münih bile olsa bu sıkıştırılmak zorunda kalan neredeyse iç içe geçmiş iki sezonu hep en üst seviyede oynayabilmek mümkün değildi.

Alphonso Davies ve Kimmich
Alphonso Davies ve Kimmich

7 Kasım’daki Dortmund deplasmanında ilk yarının son anında yediği gole duraklamalarda karşılık vererek ve ikinci yarıda üst düzey performans göstererek kazanan Bayern için form düşüşü söz konusu değil gibiydi. Ancak o maçta sakatlanıp oyundan çıkan maestro Kimmich’in yokluğu fazlasıyla hissedildi. Ertesi hafta son yıllarda fark atmadan yollamadığı Werder Bremen karşısında tel tel dökülen ve 1 puana duacı olan takımı Stutgart deplasmanında ilahlar korudu diyebiliriz. 1-0 öne geçen Stutgart, özellikle ilk yarıda kaçırdığı fırsatlarla tarihi farka gidebileceği bir maçı kaybetti. 3-1’lik galibiyete rağmen Bayern’in artık yıprandığı gözlerden kaçmıyordu. Kimmich’in sakatlığının yanı sıra, geçen yılın en iyi çıkış yapan oyuncusu Alphonso Davies’in yokluğu, Alaba ile yaşanan sözleşme sıkıntısı, Gnabry’nin covid sonrası formdan düşmesi, büyük beklenti ile gelen Sane’nin istenileni verememesi gibi etkenlerden dolayı ritmini kaybetti Flick’in öğrencileri.

Şampiyonluktaki direkt rakibi Leipzig karşısında iki kez yenik duruma düşüp beraberlikle yetindikten sonra yine kötü bir Union Berlin deplasmanı oynadılar. Wolfsburg maçı da benzer bir senaryo ile kazanıldı. Ardından belki de sezonun kırılma maçından sağ salim çıktılar. Son ayların formda takımı lider Bayer Leverkusen karşısında yine yenik duruma düşüp, yine üretme sıkıntısı çeken bir takım izledik. Ancak kötü gidişe karşın yılın futbolcusu Lewandowski iş başındaydı. Beraberlikle girilen son anlarda belki de yeniden kavuştukları Kimmich’in takıma salgıladığı coşku sayesinde kazanarak zirveyi devrettikleri rakiplerinden almayı bildiler. Kimmich’in pası Lewa’nın 90+3 golü.

2020’yi pandemi arası hariç neredeyse hiç dinlenemeden geçiren takıma 15 günlük devre arası tatili ilaç gibi geldi aslında. Tüm eksiklerin uzun zaman sonra döndüğü ve tam kadro olarak çıkılan yeni yılın ilk maçında konuk, ligin en zayıf takımlarından Mainz’dı. Herkesin fark beklediği maçta beklentileri karşıladı Bayern. Maç sonu tabelaya bakanlar 5-2’lik skoru görüyor ve uzun süre sonra rahat kazanılmış bir maç olduğunu düşünüyorlardı belki de. Ancak işin aslı öyle değildi. İlk yarım saatte pozisyon üretmekte zorlanan takıma 15 günlük ara yaramamış gibiydi. Üstelik ilk yarı bitmeden yenilen 2 gol ile birlikte maçı izleyen taraftarlar küçük çaplı bir şok geçirmiştir.

Üst üste sekizinci kez yenik duruma düşmelerine rağmen ikinci yarıda farkını ortaya koyan Bayern Münih tek bir devreye sığdırdığı 5 golle yine kaybedeceğini düşünenleri yanılttı. Savunmada sıkıntılar olduğu aşikar. Zira Neuer gibi bir kaleciye sahip olmalarına rağmen yaşlanan Boateng-Alaba tandemi güven vermiyor. Niklas Süle de bu takım için yeterli bir isim değil gibi. Şampiyonlar Ligi’nde daha zor rakiplere karşı bu savunma ile başarısızlığa uğramaları olası. Ancak yıllardır Bundesliga izleyenleri maçın başında bulduğu gollerle heyecanı azalan dakikalara sevk eden Alman Panzeri bu kez merak uyandıran, heyecan seviyesi yüksek oyunlar oynuyor. Yine kazanıyor belki ama taraftar gözüyle bakıldığında daha ilgi çekici bir sezon olduğu gerçek. Monoton giden ilişkiye renk katmak adına ufak tefek sürprizler yapan sevgili modunda takılıyorlar bu yıl. Bakalım önümüzdeki süreç neler gösterecek.


Alphonso Davies: Şüphe Yok!

Jurgen Klopp: Kafasında Kentsel Dönüşümler

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More