Batı Konferansı Menüsü: NBA’de Batı’nın Kralları

Doğu Konferansı’nın şampiyonluk adaylarının hemen ardından, “Batı Konferansı Menüsü” ile karşınızdayız.

Doğu Konferansı Menüsü için tıklayınız.

Los Angeles Lakers

Bundan dört sene önce Kobe Byrant’ın parkelere veda ettiği sezonda Lakers, franchise tarihinin en kötü galibiyet-mağlubiyet oranına imza atmıştı. Sezonu Batı Konferansı sonuncusu olarak tamamlayan Lakers, alışılagelmiş gerçekliklerinin dışına taştığı yıllarda görebileceği en dip noktayı görmüştü. Normal sezonun devam ettiği sırada Kobe Bryant verdiği röportajlardan birinde “Gözlerimi kapatıyor ve iyi anılarımı hatırlıyorum.” diyerek özetlemişti özlem duyduğu günleri. Rekabetçi içgüdüsü onu bu cümleleri kurmaya itmişti.

2018-19 sezonunda kurulan kadronun yetersizliği LeBron James’i alışılmadık bir biçimde Batı Konferansı onunculuğuna güç bela taşırken, Lakers yine yakın geçmişinden bir örnek sunarcasına play-off resminin dışında kalmıştı. LeBron’un sakatlığı, kaçırdığı maçlar, Brandon Ingram, Lonzo Ball ve Josh Hart gibi oyuncuların gösterdikleri performansların yetersizliklerinin iyiden iyiye sorgulanır hâle gelmesi Lakers’ı LeBron’u en iyi tamamlayabilecek oyuncuya kadar götürmüştü.

Birçokları Anthony Davis’i Lakers’a getiren takasın görünenden çok daha fazlası olduğunu düşünüyordu. Davis, Pelicans’ta sergilediği oyun sayesinde LeBron’un sahip olabileceği en iyi oyun partneri olarak gösteriliyordu. Anthony Davis, Dwyane Wade’den de Kyrie Irving’den de daha net bir tamamlayıcı konumundaydı.

Sezon başladığında kamuoyu bu tahminlerin ne kadar doğru olduğu konusunda fikir birliğine varmıştı. İşin hücum tarafında post’ta top alabiliyor, yüzü dönük bir şekilde oynayabiliyor, ikili oyunlarda sıkıntı çekmiyor ve üç sayı tehdidiyle Lakers için olabildiğince alan açıyor. Savunmada ise rakip uzunların karşısında duvar görevi görüyor, kısaları rahatsız ediyor ve takım savunmasında oldukça iyi iş çıkarıyor. Lakers için yapbozun son parçası gibiydi âdeta. Anthony Davis’in LeBron için doğru takım arkadaşı olup olmadığına karar vermek için sezon sonunu beklemeye hiç gerek yok. Batı Konferansı liderinin Sahaya yansıttıkları bunun doğru bir sistem olduğunun zaten kanıtı.

LA Lakers - Batı Konferansı
LeBron James ve Anthony Davis

LeBron’un merkezinde olduğu oyunda Caldwell-Pope’undan Dwight Howard’ına kadar herkesin rolü netti. Sezon başından koronavirüs dönemine kadar bu oyunun zaaflarını ve eksikliklerini törpüleyerek ilerlediler. Üstelik, bu eksiklikleri giderme sürecinde lig askıya alınmadan önceki bir haftalık periyotta ilk önce Milwaukee Bucks’ı, ardından Los Angeles Clippers’ı mağlup ettiler. Kusursuz maçlar mı çıkardılar? Tartışılır. Ancak mesaj gerekli yerlere iletilmişti.

Lakers, sezonun askıya alınan bölümüne kadar 49-14’lük derecesiyle Batı’da birinciydi. Her ne kadar yoluna Batı Konferansı birincisi unvanıyla devam ediyor olsa da Frank Vogel’ın takımı öyle ilmek ilmek işlenen bir hücum yapısına sahip değildi. Vogel’ın playbook’u Brad Stevens’ın veya Nick Nurse’ün playbookları kadar kalın bir cilde sahip midir?

Lakers’ın hücum düzeni aslında çok da karmaşık değil. Savunmada rakibini iyi karşıla, kaptığın topları dört-beş saniyelik sürede kullanabilecek durumdaysan geçiş hücumunu oyna, opsiyonların kısıtlıysa direkt sete otur. Sette de topu ana top yönlendirici olan LeBron’a teslim et, Anthony Davis veya JaVale McGee’nin perdelerini kullanarak varyasyon yaratmaya çalış. Bunların arasında Danny Green’in sol dip çizgiden attığı şutlar, Anthony Davis’in orta mesafesi ve Kyle Kuzma’nın sağ dipten yaptığı katlar gibi oyunlar var.

Son olarak, Lakers’ın herhangi bir artısından bahsedeceksek adres yine Anthony Davis. Teknik kabiliyeti yüksek birçok uzunun pota altında -amiyane tabirle- hırgürden kaçtığı, uzaklaşmak istediği bir dönemdeyiz. 2.21 boyundaki Kristaps Porzingis’in dış şut tehdidi var diye pota altından kaçtığı ve şutör guard rolünü oynamak istediği, 1.96 boyundaki PJ Tucker’ın ise pota altındaki yükü sırtlamak zorunda kaldığı bir dönem bu. Anthony Davis’in yaptığına fedakârlık demek ne kadar doğru ayrı bir muamma ancak Davis 4 numarada başladığı birçok maçın son çeyreğini 5 numarada bitiriyor artık. Pota altında caydırıcılığı zaten üst seviyede olan Davis’in yaptığı diğer katkı ise hücumda dışarı çıktığında kendisini tutan pivotu da dışarı çekip penetre edebilen Lakers kısalarına alan açması. Lakers adına play-off’ların en temel noktalarından biri bu. JR Smith ve Dion Waiters bu hücumu oynamak için doğru isimler olabilir.

Ana top yönlendiricinizin LeBron olması harika bir durum elbette. Peki ya rakip guard’ı karşılayacak kısalar? Veya bir başka deyişle Lebron kenarda otururken organizasyonu sağlaması gereken isimler? Lakers normal sezonda Rajon Rondo-Alex Caruso-Avery Bradley gibi isimlerle bu işi kotarmışsa da işlerin play-off’larda bir nebze daha karmaşık olacağı kesin. Üstelik Avery Bradley, altı yaşındaki oğlunun solunum problemi sebebiyle ailesini riske atmak istemediğini söyleyerek Orlando’da takımına katılmama kararı aldı. Ardından, Rajon Rondo’nun 6-8 hafta parkelerden uzak kalacağının açıklanması Lakers’ın başını ağrıtacak gibi duruyor. Bradley ve Rondo’nun eksikliğinde sahne Dion Waiters ve JR Smith’e kalacak. LeBron’un geçmişte çevresindeki oyuncuları düzene soktuğu, onlara şekil verdiği, eksikliklerini törpüleyip, güçlü yanlarını ön plana çıkarttığı bilinen bir gerçek. Dion Waiters – JR Smith ikilisinin süre dağılımı ve parkede üstlenecekleri roller Lakers adına çözülmesi gereken problemler. Her ne olursa olsun Lakers, yıllardır olmadığı kadar şampiyonluğa yakın.

LeBron James bundan yıllar sonra el attığı herhangi bir işte kendisini rekabet eşiği düşük bir ekibin içinde bulursa ‘Gözlerimi kapatıp iyi anılarımı hatırlıyorum.’ cümlesini kurabilir. Bu iyi anılardan birinin adresi neden Orlando olmasın?

Los Angeles Clippers

Los Angeles Clippers yıllardır, New Jersey/Brooklyn Nets gibi şehrin üvey evladı olmak zorunda kalmıştı. Spot ışıkları mütemadiyen şehrin ‘esas’ evladının üzerinde geziniyordu. Lakers uzun yıllar boyunca birçok yıldızı kadrosuna katan ve finaller oynayan taraftı. 2019’un yeni model NBA yıldızları bu zinciri kırdı ve Kawhi Leonard-Paul George ikilisi Clippers’a imza attılar. İşin buradan sonraki kısmı bir off-season hamlesinden ibaret değil, bazı şeyler parkede belli olacak.

Clippers iki süper yıldızlı yapısını oluşturduğundan beri yapılan tahminler son derece doğru desek herhâlde yanlış olmaz. Planlı bir plansızlık modeli üzerine oyununu kurgulayan Clippers, sezonun koronavirüs sebebiyle askıya alınan bölümüne kadar 44-20’lik derecesiyle Lakers’ın hemen ardından Batı Konferansı ikincisiydi. İkinci sırada yer alan bir takımın hücumda akıcı oynamasını, yarı veya tam sahayı oldukça efektif kullanmasını bekleyebilirsiniz ancak Clippers bunların hiçbirinin sözünü vermemişti ve zaten bunları uygulamayı da tercih etmedi hiçbir zaman. Onların sırtlarını yasladıkları ‘play-off takımı’ titri geçerliliğini hâlâ koruyor ve bu söylem çok daha güçlenmiş durumda. Alışılmış bir yaz döneminden çok daha uzun süren bu ara dönem Clippers’ın ekmeğine yağ sürdü bile.

LA Clippers - Batı Konferansı
Kawhi Leonard ve Paul George

Play-off takımı titri ‘yeni normal’in olmadığı bir sezonda riskli olarak yorumlanabilir, sezonun sonlarına yaklaşılırken set hücumunu kusursuz seviyede yapmaya başlayan takımlar bu play-off takımı unvanını taşıyan takımlara zor anlar yaşatabilir. Ancak yeni normal adı verilen bu düzende, Orlando’da işler Clippers için çok daha yolunda gidebilir. Nasıl mı?

Clippers, Toronto’ya tarihinin ilk şampiyonluğunu getiren Kawhi Leonard’a ve geçen sene MVP tartışmalarına dahil olan Paul George’a sahip. Ancak, artılar bununla sınırlı değil. Leonard ve George aynı zamanda bu ligin gördüğü en efektif savunma ikilisi. Bu ikilinin yanı sıra ligin en iyi altıncı adam ödülü için uzunca bir süre mücadele eden Lou Williams ile Montrezl Harrell’ı da kadrosunda bulunduruyor. Rakip guard’ların formasından çıkmayı adet hâline getiren Patrick Beverley de bu takımın play-off takımı unvanına destek sağlayan bir başka isim. Clippers, bu rakip takımın hücum sistemine her an çomak sokabilecek savunma yapısıyla tam bir play-off takımı. Birebir savunmada kanatlarda yaptıkları baskılar rakip takım için hücumu cehenneme çeviriyor. Rakip takımların kısaları, rotasyonu sorunlu olan pota altına kimi zaman ulaşamıyor bile.  Her şey iyi güzel, peki bu takımın savunmasında hiç mi sıkıntı yok? Elbette var.

Aylardır Clippers özelinde konuşulan konu sabitti: Ivica Zubac. Zubac iyi hoş ancak en kötü ihtimalle Batı Konferansı şampiyonluğunu hedefleyen bir takımın pivotu olabilecek seviyede mi? Montrezl Harrell potaya en iyi saplanan uzunlardan biri ancak pota altında kısa kalmıyor mu? Bu iki soru işareti Clippers’ı bubble öncesi bir hamle yapmaya itti. Play-off atmosferinde Kawhi ve George’un savunması işleri kolaylaştırabilir, rakip kısalar Clippers boyalı alanına giremeden duvara toslayabilirler. Ancak tüm yükü takımın en önemli iki hücüm silahının omuzlarına yüklemek ne derece doğru olurdu? İşte bu soru işaretleri yıllardır geleneksel tarzda olduğu için nesli tükenme tehlikesinde olan pivotlardan Noah’a götürdü Clippers yönetimini. Eğer Doc Rivers; Williams-Harrell ikili oyununun, Ivica Zubac’ın mütevazı gayretinin ve Joakim Noah’ın savunmada getireceği artıların sürelerini doğru dağıtabilirse Clippers taraftarlarına şampiyonluğu hediye edebilir.

Denver Nuggets

Clippers özelinde konuşulan ‘play-off takımı’ meselesi Denver Nuggets özelinde tersten yaşanıyor. Birçok basketbolsever onların play-off’ta başarılı olamayacak ama normal sezonda Batı Konferansı içerisinde iyi işler çıkarabilecek yapıda bir basketbol oynadıklarını söylüyor. Bunun sebebi ana oyun kurucusu 5 numara oynayan Nikola Jokic’in NBA için bile hâlâ muhafazakâr kalıyor olması mı, yoksa takımın ikinci oyun kurucu rolündeki Jamal Murray’nin kimi zaman fazla yetersiz kalması mı?

Nikola Jokic, NBA’de izlemesi en keyifli uzunlardan biri, buna kimsenin diyecek bir lafı yok. Tarihin en iyi pasör uzununun kadrolarında olması Denver adına elbette ki bir avantaj ancak temponun düştüğü, hücum sayısının azaldığı play-off atmosferinde topu yere vurup içeri penetre edebilecek, rakip savunmanın dengesini bozabilecek bir kısa istemez miydi Mike Malone?

Denver Nuggets - Batı Konferansı
Gary Harris, Nikola Jokic ve Jamal Murray

Denver’ın problemleri kadrosundaki eksikliklerle alakalı değil. Kadroları zaten dopdolu. Eksik oldukları kısım yetersizlikleri. Jamal Murray ve Gary Harris’e bu rolü biçmeye çalıştılar ancak bu rol onların üstünde hiç durmayacak gibi. Jamal Murray çok iyi bir rol oyuncusu olabilir ama Jokic’in arkasından takımdaki ana atıcı rolünü oynamak öyle göründüğü gibi kolay bir iş değil. Gary Harris 19. sıradan seçilmesine rağmen oyun anlamında Denver için rol oyuncusu kalıbını dolduracak seviyede. Belki de ondan fazlasını beklemek haksızlık olur. Yaşadığı sakatlıklar da cabası. Denver son çare Michael Porter Jr.’dan medet umacak gibi duruyor. 21 yaşındaki oyuncu Orlando’da göstereceği performansla takımının geleceği inşa etmesine yardımcı olabilir. Denver’ın Orlando’da bir şeyleri gösterebilmesi için bu üç ismin kendilerini sıcak tutmaları elzem olacak.

Denver Nuggets için kritik bir diğer nokta ise koronavirüs sonrası Nikola Jokic. Dünya Kupası sonrası 20 günlük arada 13 kilo alan, kendisine bakmadığı için ayağını sürüye sürüye oynayan Jokic, beklenenin aksine Orlando’ya kilo vererek geliyor. Kilo vermek de ne kelime, süzülmüş! Bu aslında iyi bir şey olarak yorumlanabilir ancak kısa sürede aşırı kilo kaybı ve antrenmansız kalan Jokic bir soru işareti. Jokic her ne kadar saha görüşü ve pas kabiliyetiyle ön plana çıkıyor olsa da büyük ölçüde vücudunu da kullanarak oynuyor. Sonuçta, Jokic’in bunca yıldır kurguladığı ve alışkanlık hâline getirdiği bir oyunu var. Ritim bozukluğu yaşar mı? Mobilitenin uzunlar için günbegün zorunluluk hâline geldiği bir ortamda ayakların hızlanması ve savunmada adam takibi oldukça önemli. Peki Jokic’in ayakları bu zayıf Jokic’e hemen uyum sağlayabilecek mi? Bunun cevabı için Nuggets’ın maçlarına bakmaktan başka çaremiz yok.

Son olarak, Denver geleceği inşa ediyor olabilir ama Orlando’da yapacakları da geleceğin bir parçası. Denver Nuggets kadrosunda bu sezon 10 dakika ortalamanın üstünde forma giyen tam 13 oyuncu var. Bu normal sezonda çok güzel bir şey olarak yorumlanabilir ve koça artı puan yazabilir ancak play-off’larda Jamal Murray’nin veya Gary Harris’in elinin ısınmasını bekleyemezsiniz. Basketbol süre dağılımını eşit şekilde yapabileceğiniz kadar demokratik bir oyun değil. Koronavirüs öncesi sezonu Batı Konferansı üçüncüsü olarak kapatan Denver’da, Mike Malone eğer taraftarına bir şey sunmak istiyorsa öncelik vereceği konu, kadrosundaki ana çekirdeğin sürelerini arttırıp onları şimdiden havaya sokmak olmalı ve bunun için oldukça zamanı var.

Houston Rockets

Houston Rockets genel menajeri Daryl Morey, bu tarihten yıllar önce göreve geldiğinde gelişmiş istatistikleri kullanma konusunda olduça kararlıydı. Nitekim, Morey NBA’de çok sıkı bir basketbol geçmişi olmayan ilk genel menajerlerden biriydi ve üniversite yıllarında istatistik ve bilgisayar bilimini eş zamanlı okuması ona bu kapıyı açmıştı. Bu yolda ilerlerken Houston Rockets’ın gelişim ligindeki takımı Rio Grande Valley Vipers’taki oyunculara birer deney faresi muamelesi yapmayı dahi göze aldı. Amacı, orta mesafeden atılan şutların verimsizliğini görebilmek, daha doğrusu bunu oyunculara gösterebilmekti.

2013-14 sezonunda Houston Rockets bir maçta ortalama 26.6 üç sayılık atış denemesiyle ligin zirvesindeyken gelişim ligi farklı deneylere sahne oluyordu. Vipers takım hâlinde yayın gerisinden bir maçta ortalama 45.3 kez üçlük deniyordu. Bu alanda en yakın rakiplerine attıkları fark sezon sonunda 9.6’yı göstermişti. Vipers bir deney laboratuvarı, oyuncular ise deney fareleriydi. Diğer yandan Vipers, 2567 iki sayılık atış denemesiyle -ki bunların birçoğunun orta mesafe olmadığını unutmamak lazım- bu alanda gelişim liginin son sırasındaydı.

Orta mesafenin sanıldığından çok daha verimsiz bir alan olduğunu görmek istedikleri bu yolda istediklerini almışlardı. Houston Rockets şampiyonluğa ulaşamadı belki ama oynadıkları oyuna takma bir isim bile verildi: Moreyball. Moreyball’un göstermek istediği son şey ise uzun oyuncuların verimsizliği. Sezon ortası takas döneminde Clint Capela’yı elinden çıkarıp onun yerine hücumda topu yere vurabilecek ve alan açabilecek Robert Covington’ı tercih ettiler. Deneysel bir takım hüviyetine kavuşan Rockets’ta Mike D’Antoni’nin taktik tahtası büyük merak konusu.

Philadelphia ve Clippers’la birlikte koronavirüs arasının en çok yaradığı takımlardan biri Houston Rockets. Basketbolseverlere, herhangi bir ezberin bulunmadığı ve alışkanlık üzerinden oynamadıkları bir yapıyı vaat ediyorlar. Oyunlarının yıllardır Harden’ın odak noktasında olduğu, Harden’ın da odak noktasına izolasyon oyununu oturttuğu bir yapı bu.

Ligin en çok izolasyon oynayan iki oyuncusuna sahip Rockets. Hücum planları kabaca şöyle: James Harden topu alır, ya stepback üçlük kullanır ya da içeri drive ederek faul almaya çalışır. Bunların gerçekleşmediği takdirde ise açık sahayı gören Russell Westbrook, gözü başka hiçbir şey görmüyormuşçasına potaya gider. Bu potaya gitme hâli her ne kadar “Oraya kadar gitmişken bitirmesi lazım zaten” şeklinde yorumlansa da o kadar basit değil elbette. Westbrook çok güçlü bir oyuncu olabilir ancak pota altında aldığı darbeler ve oradaki itiş kakışı düşündüğümüzde hakkı teslim edilmesi gereken isimlerin başında geliyor.

Houston Rockets
Houston Rockets

Mike D’Antoni ve Houston Rockets’ın yapmak istedikleri modern basketbolu ileri, hatta çok daha ileriye taşımak. Buna ‘daha modern’ basketbol adı bile takılabilir. Elbette bu ‘daha modern’ basketbolun oldukça büyük zaafları da var. Yıpratıcılık, top boyalı alana inmesin diye gösterilen gayret ve boyalı alana girdikten sonra basket olmasın diye 1.95’lik ‘pota altı’ oyuncularının göstermek zorunda kalacakları efor çok yıpratıcı yaratabilir. Bu yorulma ve bıkkınlık hâli koronavirüs hayatımıza girmemiş olsaydı Rockets adına muhtemel senaryoydu. Nitekim işler değişti ve Rockets, Batı Konferansı altıncısı olmasına rağmen Batı’nın şampiyonluk adayları arasında az da olsa anılmaya başlandı.

Geçmiş yıllarda Houston’ın yaşadığı en büyük sıkıntı Mike D’Antoni’nin çok dar bir rotasyonla oynayıp ana rolleri paylaştırdığı oyuncularını çok uzun süre sahada tutmasıydı. Bu yüzden bazı oyuncuların play-off’ların ilk turu geride kaldıktan sonra yarı sahayı dilleri dışarıda geçtiğini görebiliyorduk. Ancak, alışılmış bir off-season’dan daha uzun süren bir aradan sonra James Harden ve arkadaşları dinlenmiş ve tazelenmiş bir şekilde gelecekler Orlando’ya. Bu, onlar için bir avantaj demek. Play-off’larda ilerleyebilecekleri yer bize bu deneyin, yani Moreyball’un ne ölçüde başarıyla sonuçlandığını söyleyecek. ‘7 saniye veya daha az’ basketbolundan ’1.95 ve altı’ basketboluna giden yolu hızlıca inşa etmek isteyen Rockets bir devrime mi imza atacak yoksa yolun sonu hüsran mı olacak?


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Mehmet Okur: Money Man

Shaquille O’Neal: Dominant

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More