4-4-2 BİTTİ SANRISI

Birçok futbolsever, hatta teknik direktör, dizilişin çok fazla önemli olmadığını, önemli olanın mantalite olduğunu söyler. Ancak saha dizilişi geçmişten günümüze her zaman futbolun temel noktalarından biri olmuştur. 4-4-2 dizilişi, İngilizler ile özdeşleşen bir diziliştir. Geçtiğimiz yıllara dek İngiltere ve Türkiye’deki sistem dersleri genelde 4-4-2 dizilişinden yola çıkılarak verilirdi.

İskoçya ve İngiltere’de futbol ciddi ciddi icra edilmeye başlandıktan sonra 1-2-7 olarak başlayan sistem dizilişleri, beklerin önemi fark edildikçe 2-2-6’ya döndü. Sonra arka taraf önce üçlendi, daha sonra da dörtlendi. Bu sürecin gelişimi de ayrı bir yazı yazmaya değer ancak İngilizler futbolu tam olarak oturttuğu vakit  4-4-2 dizilişini benimsediler. İngilizler yeşil sahada, özellikle milli takım bazında neredeyse futbolun icadından 2010 yılına dek hep 4-4-2 dizilişini kullandılar. İngiltere’nin 2010 Dünya Kupası’ndan elenmesi üzerine, Robbie Savage Bu Dünya Kupası 4-4-2’nin öldüğünü ispatladı, bundan sonra Premier Lig’de 4-2-3-1 formasyonunu daha sık göreceğiz.” demişti.

Gerçekten de öyle oldu. 2010 yılından sonra 4-4-2 yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başladı. 2011-2013 yılları arasında Fatih Terim Galatasaray’da düz, asimetrik ve baklava dediğimiz 4-4-2 dizilişleriyle ligde ve Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olmuştu ancak hem Türkiye’de hem dünyada bu dizilişi kullanan çok az takım vardı.

Bu takımlardan birisi Atletico Madrid’di. Simeone’nin 4-4-2’sinde çok oyuncu değişiyor ancak sistem değişmiyordu. 2010’dan 2017’ye kadar Filipe Luis, Godin, Juanfran, Koke ve Gabi gibi bazı isimler sabit kalsa da takımdan bir çok oyuncu gidip bir çok oyuncu gelmişti. Ancak Atletico Madrid bu değişimlerden etkilenmeden 4-4-2 sistemi ile haddinden fazla şeyler başarıyordu. Forvet hattı Diego Costa, Agüero gibi isimlerden Gameiro gibi isimlere kadar gelmişti ama korunan 4-4-2 ile Uefa Avrupa Ligi kazanıldıktan sonra bu başarıya La Liga şampiyonluğu ve iki tane de Şampiyonlar Ligi finali eklenmişti.

İspanya’da yıllardır 4-4-2 kullanarak beklenmedik başarılara imza atmış bir Atletico Madrid vardı. Ancak bu sadece İspanya’da yaşanmıyordu. Fransa ve Almanya’da da 2016-2017 sezonunda haddinden fazla başarıya imza atan iki takım vardı. Monaco ve RB Leipzig. Monaco Fransa’da şampiyon olurken Şampiyonlar Ligi’nde de yarı finale çıkmıştı. Bu Monaco için mükemmel bir başarıydı. Zaten sezon sonunda takımdan bir çok oyuncuyu astronomik fiyatlara sattılar. RB Leipzig ise daha 8 yıllık bir takım olmasına rağmen Bundesliga’da ikinci olmayı başarmıştı. Ve bunu tesadüfen yapmamış, tüm sezon iyi de futbol oynamıştı. Ne tesadüftür ki bu beklenmedik işlere imza atarken iki takım da 4-4-2 dizilişini kullanıyordu.

İspanya, Almanya, Fransa ve Şampiyonlar Ligi’nde 4-4-2 ile ilginç şeyler başarılmıştı. Peki bu esnada 4-4-2’nin beşiği olan İngiltere’de ne oluyordu? Leicester City 4-4-2 sistemini kullanarak 2015-2016 sezonunda İngiltere Premier Lig’de şampiyon olmuştu. Leicester City’nin şampiyon olması tüm dünyayı şaşırtmıştı. Elbette bunu sadece 4-4-2’ye bağlayamayız ancak futbolun en önemli dört liginde haddinden fazla şeyler başarmış bu takımların hepsinin de 4-4-2 dizilişiyle sahaya çıkması dikkat çeken bir durum.

Evet bir zamanların belki de tek dizilişi olan 4-4-2 teknik adamlar tarafından günümüzde eskisi kadar tercih edilmiyor. Dünyada elbette bu yazıda yer almayan, 4-4-2 sistemi ile oynayıp başarılı olan ya da olamayan başka takımlar da mevcut. Görüldüğü üzere kendilerinden beklenmeyecek başarılara ulaşan bazı takımlar bu dizilişi yakın dönemde kullanmışlar ve kullanmaya devam ediyorlar. Elbette çok iyi futbolculara sahipler, ancak bu futbolcuların yetenek düzeyi bu başarılar için yeterli midir ? Sanmıyorum. Ve 4-4-2 önümüzdeki yıllarda ne kadar kullanılacak, kullanılırsa da ne kadar başarılı olacak oldukça merak ediyorum.