Atatürk’ün Güneş’i

İsmini bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu, Galatasaray kulübünden kopan 25 kişinin kurduğu Ateş-Güneş’in analizi

Galatasaray kulübünde profesyonelliği savunan Yusuf Ziya Öniş ile amatörlüğü ve futbol takımının Galatasaray Lisesi kaynağından kopmamasını ön plana çıkaran Suat Hayri Ürgüplü ekipleri 1930’lu yılların başında çatıştılar.[1] Ülkemizde tek parti rejimi kurucuları 1933 senesinde Yusuf Ziya Öniş liderliğinde kendisine ait bir futbol kulübü kurmayı hedefledi. 6 Ekim 1933 Cuma günü kongresini yapan Ateş-Güneş kulübü Hitler Bayramını müteakip Alman cemaatine ait Totonya takımı ile maç yapmıştır.[2]

İsmini bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu, Galatasaray kulübünden kopan 25 kişinin kurduğu Ateş-Güneş’in başkanlığına Cevat Abbas Gürer seçilmişti. Ateş kırmızıyı, güneş sarıyı temsil ediyordu.

Ateş-Güneş’in ilk başkanı Cevat Abbas Gürer ve Mustafa Kemal Atatürk

Peyami Safa, gazetesindeki köşesinde, yaşananları eleştirdikten sonra düşüncesini açıklayanlara tahammül gösterememenin Osmanlı dönemi mirası olduğuna işaret ederek, şu çarpıcı tespiti yapmaktan da kendisini alamamıştı: ”Galatasaray’da Cumhuriyet ilanı zamanı gelmiştir.”

Kuruluşunda İttihatçıların Altınordu’su nasıl Fenerbahçe’yi böldüyse, tek parti de aynı şekilde Galatasaray’ı bölmeye çalışmıştı. Kulüpte en etkin noktalara özellikle Mustafa Kemal’e yakın dönemin siyasi isimleri getirilmişti. Ateş- Güneş, yönetiminde yer alan Atatürk’ün yaveri ve yakın arkadaşı olan Cevat Abbas Gürer’in sağladığı siyasi ayrıcalıklarla İstanbul ligine katıldı. Ancak 4 Temmuz 1937’de oynanan ve 1-1 berabere biten Galatasaray – Güneş maçındaki olaylar sonrasında devrin başbakanı İsmet İnönü tarafından kapatılmakla tehdit edildi.

Kulübün faaliyet alanını belirleyen 2. madde sportif faaliyetlerde bulunmaktaki amacını gençleri ülke savunmasına hazırlayacak şekilde yetiştirmek olarak yazıyordu. Atıcılık, dağcılık, binicilik, jimnastik, okçuluk ve atletizm gibi savunma ve savaş kabiliyetini geliştiren sporlara öncelik verileceği vurgulanıyordu. Aynı madde, kulübün Öztürkçe dil cereyanı ile ilgileneceğini ve bu konuda Türk Dilini Tetkik Cemiyeti’nin belirlediği esaslar doğrultusunda faaliyette bulunacağını belirtiyordu.[3]

Ateş-Güneş’in amacı ülke gençliğini yurt sevgisi ve dönemin geçerli siyasal değerleri ile donanmış nesiller olarak yetiştirmekti. Ateş-Güneş kulübü, kulüp tüzüğünde belirtilen ilkeler doğrultusunda konferanslar düzenliyor, gençlere yönelik etkinlikler yapıyordu. 1934 yılında seri olarak düzenlenen ve bazılarının radyodan da yayınlandığı konferansların birinde, Ateş-Güneş Kulübü’nün Taksim’deki lokalinde Kulüp başkanı Cevat Abbas Gürer tarafından ‘Türk Irkı ve Dünyaya Yayılışı’ anlatılmıştı.

1934 yılının Aralık ayında toplanan kongrede Ateş-Güneş Kulübünün adı, Atatürk’ün o günkü Öztürkçe deyimle söylediği şekilde Güneş olarak değiştirildi. Aynı kongrede ayrıca Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs tarihi kulübün bayram günü olarak ilan edildi. Atatürk’ün kulübe verdiği destek 1935 yılında Güneş kulübüne yaptığı iki ayrı ziyaretle zirveye çıkacaktı.

1935-36 futbol sezonunda İstanbul Futbol Heyeti, üçüncü kümede yer alan tüm takımları ikinci kümeye, ikinci kümeyi ilk dörtte bitiren takımlar ve Güneş’i birinci kümeye aldı. İstanbul Futbol Heyeti reisi Kemal Fırat Bey’in aynı zamanda Güneş kulübü müessislerinden olması elbette bunda önemli bir etkendi. Güneş kulübü böylece doğrudan birinci kümeye alınan yegane takım olarak tarihe geçti. İmtiyazlı durumuna rağmen ligde istediği başarıyı elde edemeyen Güneş takımı 1 Aralık 1935 tarihinden içinden koptuğu Galatasaray ile yaptığı müsabaka esnasında futbol tarihimizin en ilginç protestosu ile karşılaştı. Ayvalı Maç olarak tarihe geçen müsabakada Galatasaray taraftarları yedikleri ayvaları hep bir elden sahaya fırlatarak Güneş kulübünü protesto etti.

Güneş, 1938 yılında önce Milli Küme Şampiyonu oldu. Sonra, İstanbul liginde averajla şampiyon oldu. Aslında Beşiktaş’ın şampiyon olması gerekiyordu. Fakat, Celal Bayar’ın başbakanlığı döneminde siyasal gücü arkasına alan kulüp averaj hesaplarını dahi değiştirmeyi başarmıştı. 34 gol atıp 8 gol yiyen Güneş, atılanın yenilene bölünmesi gibi garip bir uygulama ile 4,25 averaja ulaşır. 40 gol atıp 10 gol yemiş olan Fenerbahçe 4 averajla ikinci olur. 44 gol atıp 12 gol yiyen Beşiktaş da 3,66 ile üçüncü sırada kalır.[4]

Taksim Stadı’nın hisselerinin %25’inin Ateş-Güneş’e verilmesi ve futbolculara paranın dışında da ayrıcalıklar tanınması siyasetin spora olan direkt etkisine örnek gösterilebilir.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, kendine karşı bütün güç odaklarını teker teker tasfiye ediyordu. Celal Bayar’ın yakını Yusuf Ziya Öniş’e ve Atatürk’ün yaverlerinden Cevat Abbas Gürer’e dayanan Güneş’in akıbeti belliydi. Koruyucuları siyasi güçten yoksun kalınca, kulüp de kendini feshetmek zorunda kaldı.[5]

Mustafa Kemal’in ölümüyle Güneş’in altın çağı da sona erdi. İki yıl sonra kulüp varlığına son verdi.[6] 1938-39 sezonunda dört müsabaka yaptıktan sonra 30 Ekim 1938 tarihinde Galatasaray müsabakasına çıkmayarak futbol şubesini kapattığını ilan etti.

 

KAYNAKLAR:

[1] Hürkan, Serhat, Haziran 2000, Yıkılmayan İmparatorluk Futbol, Ümit Yayıncılık,

[2] Yüce, Mehmet, 2015, İdmancı Ruhlar, İletişim Yayınları, İstanbul

[3] Gökaçtı, Mehmet Ali, 2008, Bizim İçin Oyna, İletişim Yayınları, İstanbul

[4] Hiçyılmaz Ergun, 2016, Galatasaray İlklerin Takımı-Avrupa Fatihi, Ulak Yayıncılık, İstanbul

[5] Hürkan, Serhat, Haziran 2000, Yıkılmayan İmparatorluk Futbol, Ümit Yayıncılık,

[6] Irak, Dağhan, 2013, Hükmen Yenik, Evrensel Basım Yayın, İstanbul


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Beşiktaş: İlk Spor Kulübümüz

Atatürk Hangi Takımı Tutardı?

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More