3-5-2 Sistemi ve Kısa Tarihi

İlk Üçlü Savunma Örnekleri  

Teknik adamların üzerinde rahatlıkla oynayıp, maçın gerektirdiği oyun planına anlık olarak uyum sağlamalarını kolaylaştıran ve varyasyonlarının kullanımının gün geçtikçe arttığı bir diziliş 3-5-2. Bu dizilişin tarihine baktığımızda aslında bir 3-5-2 sistemini bizlere net bir şekilde gösteren 1986 Dünya Kupası şampiyonu Carlos Bilardo’nun Arjantin’i denebilir ancak bunun çok öncesinde 3’lü savunma yaygın bir şekilde kullanılmıştı. O yüzden 3-5-2 tarihi için daha da derinlere inelim.

Futbolun ilk zamanlarında yaygın diziliş olarak 2-3-5 tercih ediliyordu. Dönemin ofsayt kuralı gereği bir oyuncunun ofsaytta olmaması için kaleyle arasında en az rakip takımdan iki oyuncu(kaleci hariç) bulunması gerekiyordu ki savunmadaki 2 oyuncu bu kuralın yardımıyla gerideki alanları rahatlıkla savunabiliyordu. FA kuralı değiştirerek hücumcu ile rakip kale arasında bulunması gereken oyuncu sayısını (kaleci hariç) bire düşürdü.

Bu yeni kuralın değişikliklerini benimseyerek bundan en çok yararlanan Herbert Chapman oldu. Arsenal’e geldiği 1925-1926 sezonundan itibaren Chapman zamanla 2-3-5’teki orta saha üçlüsünün ortasındaki oyuncuyu savunma hattına, iki oyuncunun arasına getirdi. Önde düz bir hat şeklinde dizilen beşliden ikisini biraz geriye çekti. Böylece W-M olarak bilinen 3-2-2-3 oluştu. Chapman bu yeni sistemiyle Arsenal’de oldukça başarılı oldu. 1929-1930 sezonunda FA Cup’u 30-31 ve 32-33 sezonlarında lig şampiyonluğunu kazandı. Chapman oyun yapısını da derinde bekleyip, kazandığı topları eski İngiliz tarzı güçlü, hızlı kanat oyuncularına atarak kontratak üzerine kurguladı.  Bu kurgu günümüzde daha pragmatist, derinde bekleyen, kontratak oyunlarının ilkel bir haliydi.

                   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dörtlüye Geçiş

W-M oyun planı olarak birebir olmasa da diziliş olarak dünya genelinde kullanılmaya başlandı. Tabii her futbol iklimi bu dizilişe kendinden bir şeyler katacaktı.

SSCB’de ülkeye gelen yabancı takımların aldığı başarılar sonrası futbolun yeniliğe ihtiyacı olduğu görüldü. Bu yeniliği köklü ve ülkeye yayan bir şekilde yapacak isim ise Boris Arkadiyev oldu. Arkadiyev 40lı yılların başlarında Dinamo Moskova’da W-M kullandı. Bunun Chapman’dan farkı, katı bir savunma yerine oyuncular sahada sürekli akışkan bir şekilde yer değiştiriyor olmasıydı. Ancak hücumdaki akışkanlık takımın savunma konusunda da esnek ve kırılgan olmasına sebep oldu. Buna engel olmak için 3-2-2-3’ teki ilk ikili hattın bir oyuncusu derine inerek savunmayı dörtledi, diğer ikili hattan da bir oyuncu orta sahaya gelerek merkezdeki boşluğu kapattı. İleri üçlünün arkasında tek kalan oyuncu da hücum hattına katılarak ortaya 4-2-4 çıktı.

3-5-2                                          3-5-2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

W-M önemli bir değişikliğini de Macaristan’da yaşadı. W-M’de ileri üçlünün ortasında bulunan Hidegkuti sürekli derine gelip kendine alan açıyordu. Zamanla bu merkezde kalabalığa yol açtı. Öndeki ikiliden bir geriye, diğer ikiliden birisi de üçlü savunma hattına kayarak dörtlü savunmayı oluşturdu.

Üçlü savunmanın devrini asıl kapatan ise 1958 Dünya Kupası’nda Brezilya oldu. O dönem ülkede hem 1950’de finalde yaşanan mağlubiyetin oluşturduğu facia hem de dünya genelinde oluşan Brezilyalıların savunması zayıf, sokak aralarında oynanan amatör oyunu oynadıkları kanısı ülkede savunmaya özellikle bir önem verilmesi gerektiği kanısını yaygınlaştırdı. Ayrıca elinde iki etkili bek Djalma Santos ve Nilton Santos bulunan Vicente Feola’ya dörtlü savunma ile oynamaktan başka seçenek kalmıyordu. Ayrıca hücum hattında mükemmel bir uyum içinde olan Garrincha-Vava-Pele- Zagallo vardı. Bu dörtlüyü bozmak da imkansızdı. Ortaya çıkan yapı gene 4-2-4’tü. Orta sahadaki ikiliye ise Didi ve tecrübeli Zico yerleşti. Merkezde iki kişinin zayıf kalmasına önlem olarak da Zagallo topsuz oyunda merkeze yaklaşıp yapıyı 4-3-3’e çeviriyordu. Brezilya bu sistemle 1958’de tüm dünyanın sempatisini kazanarak ilk Dünya Kupası’nı kaldırıyordu. Bu başarı ile dünya genelinde 4’lü savunmaya olan güven arttı.

İlerleyen yıllarda oyun sürekli gelişip, değişime uğradı. Ancak stabil olan şey dörtlü savunma oldu. Alf Ramsey 1966’da İngiltere, Hollanda efsane 1970-1974 kadrolarında, 78 şampiyonu Arjantin, 82’de İtalya çeşitli oyun varyasyonları geliştirseler de savunmadaki dörtlü hat değişmiyordu. Bu sabit dörtlü hat kulüp düzeyinde de yıllarca korundu.

1986 Dünya Kupası, Arjantin’in 3-5-2 Sistemi

3-5-2 Maradona Arjantin3’lü savunma hattının tekrardan göz önüne gelmesi 1986 Dünya Kupası’nda Carlos Bilardo yönetiminde Arjantin’de oldu. Bilardo defansif yapıya oldukça önem veren bir teknik adamdı. Ona göre 7 oyuncu savunma yaparken, hücum için sadece 3 hücumcu oyuncu yeterliydi. Bu üç hücumcudan da takım savunmasına katkı vermelerini istiyordu ancak 86’da elindeki Maradona’dan bunu sistemli bir şekilde istemesi imkansızdı. Bilardo’nun Maradona’nın özgürlüğü için bir yöntem bulması gerekiyordu. Bunun için yapıyı değiştirmeye karar verdi.

3-5-2 Bilardo ArjantinO dönem 4-2-4 gittikçe defansifleşmiş bir 4-4-2’ ye dönmüştü. Bilardo, geriye çekilen kanat oyuncularını savunmak için geride çizgide beklerle beklemeye gerek olmadığını düşündü ve iki beki orta sahaya yaklaştırdı. Rakibin iki forvetini de iki stoperle bekleyip, kademede her zaman bir oyuncu bulundurabilmek için de orta sahadan geriye bir adam çekti ve 3-5-2 oluştu. Böylece orta sahada nicelik artmış, geride de rakibin iki santraforuna karşı her zaman bir oyuncu fazla bulunarak savunma garantiye alınmıştı. İşte bu şartlarda Maradona sahaya tüm yeteneğini ve yaratıcılığını dökebilirdi.. Bilardo’nun sistemi finale kadar işlemişti. Takım iyi kapanıyor, işin hücum kısmını ise Maradona bir şekilde hallediyordu. Takım savunmada ne kadar sıkı ve organizeyse, hücumda da o kadar tek isime bağlıydı. Tabi o isim Maradona olunca işler yoluna giriyordu. Turnuva sonunda Arjantin kupayı kaldırırken Maradona efsaneleşmiş, Bilardo ise bu kadar tek oyuncuya bağlı bir sistem ile başarıya ulaşabilen belki de son teknik adam olmuştu.

1986’da 3-5-2 kullanan bir takım da Danimarka oldu. O dönem uzun süredir takımın başında olan Sepp Piontek’in elinde iyi oyuncu grubu orta sahaya yığılmıştı. Piontek hem orta sahadaki nitelikli fazlalığı avantaja çevirmek, hem de ilerideki Laudrup’a biraz daha özgürlük sağlayabilmek için 3-5-2’yi tercih etti. Ancak bu takım kanat beklerini (Arnesen ve Olsen) Arjantin’e göre çok daha ofansif olarak kullanıyordu.

2000’lerdenve Günümüzde 3-5-2

2002-Brezilya

2002’de Scolari yönetiminde kupaya ulaşacak olan Brezilya da 3-5-2’nin türevlerinden 3-4-1-2 olarak sahaya çıkıyordu. Scolari’nin bu dizilişi tercih etmesinin en büyük sebeplerinden biri elinde tarihin en iyi ofansif iki beki Roberto Carlos ve Cafu’nun bulunmasıydı. Bu iki bekle oyuna çizgiden yeterince genişlik verilebilince Ronaldinho ve Rivaldo gibi iki forvet arkası oyuncuyu da merkezde konumlandırabiliyordu. Böylece takımın yaratıcılığı ve üretkenliği seviye atlıyordu.

3-5-2 Brezilya 2002

Walter Mazzari ve Napoli

Daha da yakın tarihe baktığımızda 3-5-2 sisteminin en iyi uygulayıcılarından biri Napoli’deki performansıyla Walter Mazzari oldu. Takımın başına geldiği 2009-2010 sezonundan itibaren 3-5-2’yi 4 sezon boyunca sürekli kullandı. İlk sezonunda takımı 6. yaptı. Daha sonraki sezon sistem iyice oturdukça Napoli Seria A’da üçüncü olarak Şampiyonlar Ligi’ne gitti. 2011-12 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Bayern Münih, M.City, Villareal gibi zorlu bir gruptan City’i eleyerek ikinci çıktılar. Son 16 turunda o sezon kupayı alacak olan Chelsea’ye elendiler. Sezonun devamında İtalya Kupası’nı aldılar. Mazzari 12-13 sezonunda ise o sezondan itibaren lige günümüze kadar ambargo koyacak olan Juve’nin ardından takımı ikinciliğe taşıdı ve sezon sonu görevden ayrıldı. Bu dört yıllık süreçte Maret Hamsik, Edinson Cavanni, Ezequiel Lavezzi, Jose Sosa, Eduardo Vargas, Gökhan İnler gibi isimler Avrupa’da performanslarıyla dikkat çekti.

Antonio Conte

Günümüzde ise net bir 3-5-2’yi en sık kullanan teknik adamlardan birisi Antonio Conte.

Juve Yılları

Conte 3’lü savunmayı Seri B ekibi Siena’nın başında olduğu 2010-11 sezonunda yaygın olarak kullanmasa da hatırı sayılır bir maçta 3-5-2 sistemini denedi. Sezon sonu Siena’yı Seri B’de ikinci yaparak üst lige taşıdı. Buradaki performansından sonra 2011-12 sezonunda Juve’nin başına geçti. 11-12 sezonunda genel olarak 3-5-2 ve 4-3-3 dizilişlerini kullandı. Sezon sonunda Juve, Seria A’yı şampiyon tamamlayınca 3-5-2 sistemi tekrar gündeme gelmeye başlamıştı. Daha sonra, yaklaşık altı aylık bir aradan  sonra Conte 2012-13 sezonunun ortasında takıma geri döndü. Döndükten sonra nadiren 3-4-1-2 veya 4-3-3 kullanılsa da 3-5-2 artık takımın ana dizilişi olmuştu. 12-13 sezonun da ligde şampiyon tamamladılar. Bir sonraki sezonda Seria A’yı 102 puanla zirvede tamamladılar. Bu yıllarda Conte’nin ileri ikilisinin yapısında dikkat çeken şey, bir forvetin sıklıkla pivot santrafor (Llorente bu rolde) tarzında diğer bir ismin ise daha çok dolaşan, hareketli bir oyuncuydu(Tevez) olmasıydı. Bu oyuncu takımın mobilitesi için oldukça önemliydi.

3-5-2 Juventus

Euro-2016

Daha sonra 2016 Avrupa Şampiyonası için İtalya Milli Takımı’nın başına geçti. Burada da 3-5-2 dizilişini net bir şekilde ana diziliş olarak uyguladı. Chellini-Barzagli-Bonucci üçlüsü savunmada fark yaratırken ileri ikilideki Pelle Juventus’daki Llorente gibi pivot tarzındayken, yanındaki Eder gezgin bir şekilde sahadaydı. Gruptan lider olarak çıkmayı başardılar. Son 16 turunda 2-0 ile İspanya’yı geçseler de çeyrek finalde penaltılarla Almanya’ya elendiler.

Premier Lİg Şampiyonluğu

Conte turnuva sonrasında 2016-17 sezonunda Chelsea’nin başına geçti. Bu sezona dörtlü savunma ile başlasa da daha sonra 3-4-2-1 ve benzer dizilişleri yaygın olarak kullandı. Stoper David-Luiz-Cahill-Azpilicueta üçlüsünden oluşuyordu. Özellikle Azpilicueta’nın geriden oyun kurulumuna verdiği katkı önemliydi. Kanat beklerinde Alonso ve Moses çizgilere inip oyuna genişlik kazandırıyordu. Orta sahada Matic ve Kante gibi temposu ve fizik kalitesi yüksek iki oyuncu takıma direnç artıyordu. Önlerinde merkezde Pedro ve Hazard, en uçta da Diego Costa bulunuyordu. Chelsea bu sezonu 93 puanla şampiyon tamamladı. 2017-18 sezonunda da bu yapıyla yola devam ettiler. Gol sayılarındaki düşüş ile beraber ligi beşinci tamamlasalar da FA Cup’u kazandılar.

Günümüz İnter 3-5-2’si

Günümüzde Conte 3-5-2’yi daha net bir şekilde uygulamakta. Geri üçlüde genellikle De Vrij-Skrinar-Bastoni, orta sahanın üçlü merkezinde Vidal-Brozovic-Barella,  kanat beklerinde maçın yapısında göre değişse de Hakimi ve Perisic, ileri ikili de ise Lukaku ve Lautaro Martinez var. Bu yapıyla geriden oyun kurulumunda merkezdeki sayıyı arttırarak Brozovic-Vidal-Barella üçgenleriyle  takımı rahatlatan Conte aynı zaman da Lukaku’nun sırtı dönük oyunu çok iyi oynamasıyla da rakiplerin ön alandaki presini rahatlıkça kırabiliyor. Set hücumunda ise kanat bekleri çizgiye inerek oyun genişliyor. Barella sağ koridora, Vidal de sol koridora geçerek beklere yakınlaşıyor. Gezgin dolaşan Martinez (Zaman zaman Alexis Sanchez de bu görevi yapabiliyor.) iki kanada da yaklaşarak bu alanlarda üçgenler oluşturuyor. Lukaku ise ceza sahasında konumlanarak rakip savunmayı hırpalıyor, arkadaşlarına ceza sahası içinde hem pas opsiyonu oluşturup pozisyon hazırlıyor hem de kendisi pozisyona girerek golcü özelliğini sahaya yansıtıyor.

Bu görselde  İnter-Milan arasında bu sezon oynanan İtalya Kupası’ndaki çeyrek final maçında İnter, rakip ön alan baskısını Brozovic-Barella-Vidal üçgeniyle kırıp, topu ileri taşıyor.
Aynı maçta sol kanatta kurulan Vidal-Perisic-Sanchez üçgeni de yine İnter’in çizgiden üretim yapmasına olanak sağlıyor.
Bu sefer de sağ tarafta kurulmuş olan Barella-Darmian-Sanchez üçlüsünün oluşturduğu üçgen görülüyor.

İnter bu yapıyla şu anda Şampiyonlar Ligi’nden elense de ligde Milan’ın 4 puan önünde lider durumda. Bakalım Conte ve 3-5-2’si bir kez daha İtalya’nın en büyüğü olabilecekler mi?


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Futbolda Savunma Sanatları: 1. Sone

Herbert Chapman: Teknik Adamdan Fazlası

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More