29 NİSAN 2018 GALATASARAY BEŞİKTAŞ MAÇI – ANALİZ

   Galatasaray bitime 270 dakika kala engele takılmadan liderliğini sürdürmeyi başardı. Kendi sahasında oynadığı klasikleşmiş coşkulu, agresif oyunun bir sonucu olarak Talisca – Quaresma – Babel üçlüsünün daha ilk yarım saatte sindirilmesiyle beraber de maç sonu tabelası rengini belli etmeye başlamıştı. Ne var ki bu yarım saatlik süreçte Galatasaray savunmasının yaptığı anlık hatalar ve hataların arkasından gelen Beşiktaş pozisyonları maçı başka bir noktaya götürebilirdi ancak hem siyah beyazlıların son vuruşlarda başarısız oluşu hem de sarı kırmızılıların gittikçe artan temposu Fernando’nun geri çevirmediği gol pozisyonunu doğurdu.

İşlerse golden sonra çok daha kolay oldu Galatasaray adına. Hatlarının arası açılan, savunma çizgisini öne çekmek zorunda kalan Beşiktaş takımına karşı Rodrigues, Belhanda, Feghouli, Fernando’nun seri ve dikine paslaşmalarını kullanarak iyiden iyiye ipleri ellerine aldı. Dakika 65’teki penaltı pozisyonu ise ilginç şekilde eksik kaldığı halde maçı Beşiktaş’a getirebilirdi, zira ev sahibi ekipte Bafetimbi Gomis’in penaltı vuruşunu gole çevirememesinden dolayı yaklaşık beş dakika moral ve motivasyon kaybı yaşandı. Rodrigues de imdada koşup dakika 70’te karabulutları dağıttı ve bir bakıma maçın bitiş düdüğünü çalmış oldu.

Maçtan notlara geçecek olursak ilk olarak iki takımın ceza sahası yay civarındaki etkinliğinden bahsetmek istiyorum:

Maçtan önce de söylediğim üzere Beşiktaş’ın en önemli özelliklerinden biri seken toplarda rakip ceza sahası yay civarındaki etkinliğiydi. Kanatlardan yapılan ortaları yay civarındaki Talisca, Tolgay gibi oyuncularla doldurup şut ile golü bulmaya çalışıyorlardı. Nitekim bugün de maçın ilk dakikalarında aynı kozu oynamayı düşündüler. Galatasaray savunmasıysa muhtemelen hafta boyunca rakiplerinin silahına iyi çalışmış olduğundan birkaç ”ani gelişen pozisyon” dışında etkinlik imkanı vermedi. Örneğin Beşiktaş takımının iki hafta önce 5-1 kazandığı Göztepe maçına bakacak olursak yay civarında müthiş bir etkinlik kurduğunu görebiliriz:

Derbideyse bu etkinlikten bahsedemiyoruz:

Çünkü karşılarında top rakipteyken 5-4-1’e dönen, Donk’u stoperlerin arasına atıp ve Fernando’yu da yay civarına konumlandıran bir Galatasaray vardı. Buna Belhanda’nın ekstra mücadele gücü de eklenince üretkenlikleri yüzde elli düştü. Merkezden gidemeyeceklerini anladıklarında da rakip ceza sahasına fazla yaklaşmadan gerek kenardan gerek savunma merkezinden yaptıkları ortalarla gelmeye çalıştılar ve belli bir süre en tehlikeli pozisyonlarını bu yolla elde ettiler.

Bir değer konu da oyuncuların hareketliliği / statikliğiydi. Her ne kadar Quaresma çalım becerisi çok yüksek bir futbolcu olsa da kabul etmek gerekir ki kariyerinin son dönemlerinde statik bir oyuncuya evrildi. Önünü açmak için yaptığı bilek hareketlerin dışında en vurucu özelliği sadece kenar ortalarıydı. Kendisinden daha hareketli olan Babel de maç boyunca Linnes tarafından birebir marke edilince (Mariano da dahil edilebilir), hepten statik bir oyun yapısına büründüler. Galatasaray ise Rodrigues, Belhanda ve Gomis’in hareketliliği ile rahatça boşluklar yaratmayı başardı. Ek olarak Nagatomo ve Linnes’in açık oyuncularıyla ve merkez dış oyuncularıyla olan pas trafiği de Beşiktaş savunmasının dengesini fazlasıyla bozdu.

 

turuncu, atak yönü sağ, linnes ve nagatomo mavi, atak yönü sol, gökhan ve adriano

Galatasaray bekleri Martin Linnes ve Yuto Nagatomo, Beşiktaş bekleri Gökhan Gönül ve Adriano’ya kıyasla rakip yarı sahada oyuna daha fazla destek oldu. Martin Linnes kendi yarı sahasında 22, rakip yarı sahada 22 kez topla buluşurken Nagatomo kendi sahasında 21, rakip yarı sahada tam 30 kez topla buluştu. karşı tarafta ise durum tam tersiydi diyebiliriz. Gökhan Gönül’ün 36/26 (kendi yarı sahası / rakip yarı sahası) ve Adriano’nun 26/21’lik performansı takımlarını ileriye taşımada yeterli olmadı.

Zaten ikinci forvet rolünde oynayan Talisca’nın rakip kaleden böylesine uzak kaldığı bir maçta da Beşiktaş’ın hücumda standartlarına ulaşması imkansızdı. Talisca’ya zıt şekilde normalde neredeyse bir merkez orta saha kadar geride konumlanan Belhanda’nın ise daha hücumcu oynadığını söyleyelim.

 

Aynı maçta Galatasaray adına iki olumsuz konudan bahsetmeden de geçmeyelim.

1- Sofiane Feghouli topun olduğu bölgeden uzakta kalıyor. Garry Rodrigues ile etkinlik ve topla buluşma bakımından bariz farkları var. Bu pasiflik takımın hücum dengesini de bozuyor. Tek hedef kanatla oynayan bir takıma karşı savunma yapmak çok daha kolaylaşıyor.

2- Jason Denayer’in hava topu zafiyeti. Kesicilikte her ne kadar iyi seviyede olsa dahi hava toplarında gerçekten şu anki durumu itibariyle inanılmaz kötü. Partneri Maicon maçta 6 kez hava topu mücadelesinin kazananı olurken kendisi sadece 1 kez bu mücadeleden galip çıkabildi. Bununla birlikte Beşiktaş’ın yaptığı her önemli kenar ortada Talisca veya Negredo’ya vurdurarak takımının gol yemesine neden olacaktı:

 

Peki Beşiktaş adına önemli artılar neydi?

1- Hava toplarında müthiş bir üstünlük kurdular Galatasaray futbolcularına. kenar ortalardan da birçok pozisyon yakaladılar.

2- Sezon başından bu yana kontratağı en iyi uyguladıkları maçtı. Negredo ve Quaresma ile yüzde yüzlük pozisyonlar yakalamalarına rağmen son vuruş yetersizliğinden golü bulamadılar ama organizasyon kısmını gayet iyi yaptılar. Hafta boyunca kontratağa çok iyi çalıştıkları her hallerinden belli oluyordu.

 

Maçtan bazı önemli notlar:

Galatasaray sol kanadını %43 oranda kullanırken sağ kanadınıysa Feghouli’nin düşük aktivitesi nedeniyle sadece %31 oranda kullanabildi. Beşiktaş ise her zamanki gibi kanat dağılımında dengeliydi: sol %36, sağ %37.
Beşiktaş uzun bir aradan sonra Galatasaray’a hava topu mücadelesinde üstünlük kuran ilk takım oldu: 16/21
Galatasaray stoperi Maicon, Beşiktaş’ın orta sahası Medel’den ortalama pozisyonda daha önde yer aldı. (birçok mevki eşleşmesinde aynı durum var)
Quaresma 5, Gomis 5 ve Rodrigues 6 şut istatistiği ile oynadı.

 

OYUNCU PUANLAMA

Galatasaray

Muslera 9
Mariano 7
Linnes 9
Maicon 8
Denayer 6
Nagatomo 10
Ryan Donk 8
Fernando 7
Belhanda 7
Rodrigues 7
Feghouli 6
Gomis 7

Beşiktaş

Fabri 7
Gökhan 6
Pepe 8
Tosic 7
Adriano 8
Medel 7
Tolgay 7
Talisca 6
Babel 6
Quaresma 7
Negredo 7

Son olarak ligin durumundan bahsetmek gerekiyor. Galatasaray şüphesiz ki şampiyonluğun en büyük adayı ancak önümüzdeki hafta oynayacakları Akhisarspor maçı sarı kırmızılılar adına hala büyük bir risk taşıyor. Beşiktaş ise önlerindeki rakiplerin iki kez puan kaybı yaşamalarını beklemek zorunda artık. Başakşehir ve Fenerbahçe ise şampiyonluğa hiç de uzak değil. İleride neler olacağını bekleyip görelim…

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More