2018 Dünya Kupası İncelemesi – Hırvatistan

Yugoslavya… SSCB kadar olmasa da soğuk savaş dönemlerinin önemli güçlerinden birisiydi ve soğuk savaşın gerekliliklerini yerine oldukça getirdi. Çeşitli spor dallarında büyük başarılar elde eden Yugoslavya -ki futbolunu daha önce yazdık, okumak için tıklayınız 20. yüzyılın sonunda müthiş bir dağılma süreci geçirdi ve bünyesinden birçok ülkenin doğmasını sağladı. Futbol arenasında en güçlüleri Hırvatistan olsa da dağılmanın izlerinin hala kendisini koruduğu coğrafyadan henüz Avrupa veya Dünya’ya damga vuran bir ülke takımı çıkmadı. Ne kulüpler ne de milli takımlar bazında. Yugoslavya’nın yerini dolduramamış olsa da en azından milli takım bazında Hırvatlar biraz olsun Doğu Avrupa’nın en önemlisi konumunda.

1991’de kurulan Hırvatistan, dört yıllık savaş durumunun sonrasında ilk olarak Euro 96‘da boy gösterdi. Alpay Özalan’ın yapmadığı faul belki de Hırvatların ilk majör turnuvasında çeyrek final oynamasının en önemli etkenlerinden birisiydi. 1998 Dünya Kupası’nı da üçüncü tamamlayan Hırvatlar, eski Yugoslav futbolcuların yavaş yavaş futbolu bırakmasıyla on yıllık kabuğuna çekilme dönemine girdi. Bu süreçte katıldığı turnuvalarda grup aşamalarında elenmekten öteye gidemeyen Damalılar yeni bir jenerasyon yakaladığı Euro 2008‘de ise bir kez daha çeyrek final başarısı gösterdi. 12 yıl önce aynı turnuvada eledikleri  Türk Milli Takımı bu kez kendilerini çeyrek finalde karşılayan taraftı. Geri dönüşlerin takımı olan Ay-Yıldızlılar 119. dakikada yediği gole 120+2’de cevap veriyor ve 12 yıl önce verdiği borcu geri alıyordu. O jenerasyonla 2008 yılında umut aşılayan Hırvatlar ise Euro 2016‘da ikinci tur görmek dışında herhangi bir başarı ne yazık ki yakalayamadı.

Hırvatistan’ın özellikle de Yugoslav izlerini sildikten sonra genellikle başarısız olma durumu biraz da bir kültüre sahip olmamaları. Milli takım, oyuncuların çok az süre beraber olduğu ve aynı anda sahaya çıktıkları bir süreçtir aslında. Eğer bu arenada başarı istiyorsanız bir futbol kültürünüz olmalı ki hiçbir zaman yan yana gelmemiş oyuncularınız gözü kapalı birbiriyle oynayabilsin. İspanyolların elde ettiği başarılar hep La Liga’nın kendine has oyun anlayışından geliyor. Yurt dışında oynayan oyuncuları bile bir süre o ligde yer aldığı için oyun sistemine çok rahat adapte olabiliyor. Aynı şey Almanlar için de geçerli. Hatta aynı şey, neredeyse yüzde 80’i Premier Lig’de oynayan Belçika Milli Takımı için de geçerli. Kendi liglerinde bir kültürü ve uzun geçmişleri olmamasına rağmen alıştıkları oyun stili nedeniyle Belçikalılar birbiriyle uyum yakalamakta sıkıntı çekmiyor. Zaten Belçika’ya bakarsanız, temposu ve sürekli golü düşünmeleri ile İngiltere Milli Takımı’ndan daha İngiliz bir futbol oynadıklarını görebilirsiniz. Ancak Hırvatistan’da bu yok, tıpkı Türkiye gibi ve bu da bütün başarısızlıkların sebebi. Tabi bir de bir dönem kaleci olarak Vedran Runje‘ye güvenmeleri var… Orta sahasında Modric ve Rakitic, hücum hattında Perisic, Mandzukic falan olan bir takım için grup aşamasında elenmek, 2018 Dünya Kupası’na ittire kaktıra katılmak başarısızlıktır.

 

 

Kağıt üstünde denk güçlerin mücadelesine sahne olması beklenen bir Eleme Grubu’nda yer alıyordu Hırvatistan. Kağıt üstünde dedik çünkü bu gruptaki mücadelenin cidden kağıt üstünde olması gerekiyordu. Euro 2016’nın yıldızı İzlanda ilginç bir şekilde grubun favorileri arasında yer alıyordu. Bunun da hakkını vererek grubu birinci sırada tamamlamayı başardılar. Ancak ilk iki sıra mücadelesi vermesi beklenen ülkelerden Ukrayna‘da bir iç savaş durumu hakim. Türkiye‘de ise takım içinde bir savaş vardı. Son Avrupa Şampiyonası’nda patlak veren prim krizi, yolu Vestel Manisaspor’dan geçmişler jenerasyonunun ilginç bir şekilde yaşadıkları doymuşluk ve yürütülen mobbingler sonrasında yarı yolda gelen teknik direktör değişikliği. Böyle bir grupta Hırvatistan son maçta aldığı galibiyet sayesinde Dünya Kupası bileti almayı ancak başarabildi.

Kim, ne oynar?

2018 Dünya Kupası Kadrosu

KALECİ
  • Dominik Livakovic
  • Lovren Kalinic
  • Danijel Subasic

 

DEFANS
  • Sime Vrsaljko
  • Ivan Strinic
  • Domagoj Vida
  • Josip Privaric
  • Dejan Lovren
  • Vedran Corluka
  • Tin Jedvaj
  • Duje Caleta-Car

 

ORTA SAHA
  • Ivan Rakitic
  • Milan Badelj
  • Filip Bradaric
  • Luka Modric
  • Mateo Kovacic
  • Marcelo Brozovic

 

HÜCUM
  • Ivan Perisic
  • Marko Pjaca
  • Mario Mandzukic
  • Nikola Kalinic
  • Andrej Kramaric
  • Ante Rebic

 

 

Muhtemel XI

 

Taktik diziliş olarak, her ne kadar kağıt üstünde 4-3-3 daha uyumlu gözükse de  teknik direktör Zlatko Dalic çoğunlukla 4-2-3-1 dizilişini tercih ediyor. Bunun temel sebebi Modric’in yaratıcılığından yararlanmak gibi gözüküyor ama arkasında yer alan Badelj ve Rakitic oyunun defansif kısmında çok üst düzey oyuncular değiller. Genel olarak Hırvatistan kadrosundaki neredeyse bütün orta saha oyuncuları oyun kurucu tipinde orta saha oyuncuları. Bu da Hırvatların ikinci bölgedeki direnci konusunda şüphe yaratıyor.

Hırvatistan uzun zamandır Modric’e bağımlı bir oyun oynuyordu. Önceden daha defansif bir rol üstlenen Modric, kendi ceza sahası önünden takımı organize ediyordu ve partneri, ki genellikle, Rakitic, Brozovic yahut Kovacic takımın yaratıcı oyuncusu rolünü üstleniyordu. Ancak Dalic‘in yeni dizilişinde daha önde yer alan oyuncu skora daha fazla katkı yapmaya başladı. Onun öne gelmesiyle beraber Rakitic daha geride yer alıyor ve defans oyuncularından direkt topu alarak oyun kurmakla görevli. İş, topu direkt olarak defans hattından almak ve daha geriden oyun kurmaya gelince Badelj diğer oyunculara nazaran takıma daha iyi oturduğu için ilk 11’in değişmez oyuncusu oldu.

Monacolu Subasic‘in kalede yeri garanti. Vrsaljko ve Lovren yine savunma hattı için yeri garanti olan isimler. Domagoj Vida uzun zamandır milli takımın savunma hattında kendisine yer buluyor, bu turnuvada da en azından ilk maça sahada başlayacaktır ancak yapacağı herhangi bir hatada yerini genç yetenek Tin Jedvaj‘a kaptırması sürpriz olmaz. Sol bek mevkisinde ise Strinic‘in oynaması kesin gibi ancak bu kesinlik kendisinin kalitesinden kaynaklı değil, sol bek havuzunun neredeyse olmamasından kaynaklı ve bu da aslında Hırvatistan’ın en zayıf yanını bizlere gösteriyor, sol tarafı. Hem defansif olarak hem de hücum anlamında takımın sağ kanadı daha güçlü. Muhtemelen sol açıkta Perisic yer alacak ve tüm bu durumlardan dolayı savunma anlamında daha fazla sorumluluk almak zorunda. Marko Pjaca ve Ante Rebic gibi genç oyunculara rağmen diğer kanatta da Hoffenheimlı Andrej Kramaric, santrafor olarak ise Mario Mandzukic‘in oynaması yüksek ihtimal. Bunda bu sezon Milan’da bekleneni veremeyen Nikola Kalinic‘in de sebebi büyük. İlk 11 yaş ortalaması 30’a yakın Hırvatistan’ın ve bu da onları turnuvanın en yaşlı takımlarından birisi yapıyor. ArjantinNijerya ve İzlanda gibi hem atletik hem de yaratıcı takımların yer aldığı bir gruptan çıkmak için yeterli olabilecekleri konusu ise muamma. Eğer olur da gruptan bir şekilde sağ salim çıkmayı başarabilirlerse belki biraz da şansın yardımıyla tek maçlı eleme sistemi her türlü sonuca gebe olabiliyor, belki başarı yakalayabilir Hırvatlar. Ancak onlar için gruptan çıkmak yarı final oynamaktan daha zor.

 

 

LUKA MODRIC

 

 

Hırvat oyuncu kariyer parlaması yaşadığı Euro 2008’den beri ülkesine büyük başarılar yaşatamıyor çevresindeki kaliteli takım arkadaşları ile beraber ancak bu turnuva, belki de kariyerinin son Dünya Kupası ve yeni mevkisinde bize güzel bir futbol sergileyecektir. Son 3 yılın Şampiyonlar Ligi Şampiyonu ünvanlı bir oyuncudan bunu beklemek tüm futbolseverlerin şüphesiz en büyük hakkı. Modric’in bu sezon Real Madrid formasıyla çıktığı 43 maçta 2 gol, 8 asistlik bir katkı sağladığını da ekleyelim. Ayrıca tecrübeli oyuncu Dünya Kupası Elemeleri’nde çıktığı 10 maçta 1 gol, 4 asist yaptı.

 

 

 

 

ANDREJ KRAMARIC

 

 

Kramaric, genç değil belki ama geç parlayanlardan. Bu sezon Hoffenheim formasıyla çıktığı tüm maçlarda 13 gol, 9 asist ile oynadı ve milli takımla oynadığı 11 eleme maçında 3 gol, 2 asist ile ülkesinin Dünya Kupası’na katılmasında önemli bir rol üstlendi. Üçüncü bölgede iki taç çizgisi arasında her yerde oynayabilmesini sağlayan çok yönlülüğü ve dripling, bitiricilik gibi önemli özellikleri sayesinde oynadığı tahmin edilemez oyunuyla turnuvanın en dikkat çeken oyuncularından birisi olabilir. Nagelsmann‘ın elinde üst düzey bir oyuncuya dönüşen Kramaric, göstereceği performansla Dünya Kupası sonrası büyük kulüplerin kapısını aralayabilir.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More