2018 Dünya Kupası İncelemesi – Brezilya

5 şampiyonluk ile dünya kupalarının en başarılı takımı olan Brezilya 2018’de de turnuvanın favorilerinden. 2014’te evinde yaşadığı hayal kırıklığından sonra bu kez mutlu sona ulaşması beklenen takım.

Brezilya, 1930’dan bu yana bütün dünya kupası organizasyonlarına katılmış tek takımdır. Aynı zamanda 5 şampiyonluk ile en başarılı olandır. 2018 dünya kupası ile bu turnuvada 21.kez boy gösterecekler.

Kadro

Kaleciler
Alisson, Ederson, Cassio

Savunmacılar
Miranda, Marquinhos, Geromel, Thiago Silva, Marcelo, Filipe Luis, Danilo, Fagner

Orta Sahalar
Casemiro, Fernandinho, Fred, Paulinho, Philippe Coutinho, Renato Augusto

Forvetler
Neymar, Willian, Douglas Costa, Roberto Firmino, Gabriel Jesus, Taison

2014 dünya kupası’nda 1950’de kupayı kendi evlerinde Uruguay’a kaptırarak yaşadıkları travmanın acısını dindirmek isterken, takımın iki yıldızı; Thiago Silva ve Neymar’ın eksikliğinde, yarı finalde Almanya’ya kendi halkı önünde 7-1 yenilerek daha büyük bir yıkım yaşadı. Üstüne bir de 3.lük maçında da Hollanda’ya yenilerek turnuvayı 4. kapattı. Bu yıkımın üzerine Brezilya eski güzel günlerden dolayı teknik direktörü olan Scolari ile yollarını ayırdı, bir diğer eski teknik direktörü Dunga ile anlaştı. Ancak bu sefer de olmadı. Brezilya Dünya Kupası elemelerinde 6 maçta yalnızca 9 puan toplayabilmişti ve grubunda 6. sıradaydı. Brezilyalılar bu kez daha da kötü bir durumla karşılaşmış, “Eyvah! İyice dibe batıyoruz, Dünya Kupası’na katılamayacağız.” diye düşünmeye başlamıştı. Bunun üzerine artık geçmişe özlem duymanın anlamsız olduğunun farkına vararak Dunga’yı da yolladılar ve yerine Tite’yi getirdiler.

Tite

Tite, diz sakatlığı yüzünden futbolculuk kariyeri kısa sürmüş, teknik adamlık kariyerinin çoğunu Brezilya’da geçirmiş birisiydi. Bilinen en büyük başarısı ise Corinthians’ın 2012’deki ilk ve tek Copa Libertadores şampiyonluğu ve sonrasında da Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda Chelsea’yi yenerek kupayı kazanmasıydı.

Tite takımın başına geldiğinde elemelerde sadece 2 galibiyet alabilmiş 9 puana sahip bir Brezilya vardı. Ondan sonra görevde bulunduğu süre boyunca 21 maçta 17 galibiyet ve sadece 1 mağlubiyet alan bir Brezilya yarattı. Bununla birlikte ev sahibi Rusya’dan sonra 2018 Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanan ilk takım oldular.

Tite’nin Farkı

Tite bu güçlü takımı 0’dan inşa etti diyemeyiz. Taktik olarak kendisinden önce çalışmış olan Dunga’nın 4-3-3 sistemini kullanarak daha çok sahadaki oyuncuları ve düşünce yapısını değiştirdi.

Tite, Dunga’nın aksine savunmacı değil, hücumcu bir düşünceye sahip teknik adam. Takımı kaleye yakın oynatıp geriye yaslanmak yerine öne çıkartarak kaleden uzaklaştırdı. Bu sayede ileri uçtaki oyuncuların yaratıcılıklarından daha iyi faydalandı. Bu zihniyet değişimiyle Dunga zamanında kapanan takımlara karşı zorlanan Brezilya daha rahat sonuca giden bir takım oldu.

Geldiğinde yaptığı icraatlerden ilki Thiago Silva ve Marceo’yu takıma döndürmek oldu. Bu iki oyuncu hangi takıma gitse faydalı olur ancak zaten kendi kulüp takımlarında önde oynamaya alışkın olduklarından takıma katkıları daha büyük oldu.

Saha içinde yaptığı bir diğer değişiklik ise Corinthians’tan tanıdığı, o zamanlar Çin’de oynamakta olan Paulinho’yu da milli takıma tekrar çağırmak oldu. Onun katılması orta sahadaki direnci ve tempoyu arttırdı. Forvete de genç Gabriel Jesus’u yerleştirdi ve çıktığı ilk maçta 2 gol atmasıyla bu hamlenin meyvesini hemen topladı.

Taktik Analiz

Modern futbolda olduğu gibi Brezilya’nın oyununda da beklerin önemi büyük. Takımın sahaya enine yayılmasını sağlayan, en dış kulvarı kullananlar onlar. Özellikle Marcelo’nun yeteneği ve kapasitesinden dolayı oyun kurulumunda da rolü büyük. Artık çoğu 4-3-3’te olduğu gibi Neymar ve Coutinho da “içe kat eden kanat” görevindeler. İçeride Gabriel Jesus’a katılarak ceza sahasındaki adam sayısını arttırıyorlar. Onların içeri kat etmesiyle, dış koridorda oluşan boşlukları da ileri çıkan bek oyuncuları kullanıyor. Bazen bek oyuncuları da içeri hareketleniyor ve ceza sahasındaki oyuncu sayısının artmasıyla takımın gol bulma ihtimalini arttırıyorlar.

Neymar ve Coutinho gerekirse orta sahaya yaklaşıp top alıyorlar. Bu sayede topla birlikte istedikleri bölgeye gidebiliyor ya da rakip savunmacıları üzerlerine çekip, takım arkadaşlarına alan açabiliyorlar. Özellikle Neymar dünyada en çok önlem alınan oyunculardan biri olduğu için, üzerine çektiği savunmacılar sayesinde arkadaşları onların boşalttığı bölgeleri rahatça kullanabiliyor.

Brezilya’nın iki forveti de “sahte 9” oyunu oynayabilen oyuncular. Hem Gabriel Jesus hem de Roberto Firmino kendi kulüp takımlarından alışkın oldukları için bu oyunu oynamayı iyi biliyorlar. Gerekirse top almak için orta sahaya yaklaşıyorlar ve savunmacılarını da kendileriyle birlikte çekiyorlar. Savunmacılarının boşalttığı alanı da diğer hücumcular rahatça kullanabiliyor.

Paulinho da bu sezon Barcelona’da sıkça gördüğümüz ceza sahasına sürpriz koşularla ileride gol arayabiliyor.

Ek olarak Brezilya hücumdaki olağanüstü dribblingçileri sayesinde kontralarda da oldukça başarılı. Özellikle Neymar üstün tekniği sayesinde bütün sahayı inanılmaz hızlı bir şekilde geçebiliyor.

Brezilya’nın rakip sahada oluşturduğu adam fazlalığının takım savunmasına da faydası var. ileride oluşan sayıca fazlalık sayesinde baskı yapabiliyorlar ve rakip takımlar kolayca hücuma çıkamıyor. Rakiplerin bu fazlalığı aşmak için ilk seçeneği ileriye derinlemesine pas atmak, ki bu paslar genellikle Brezilya orta sahası tarafından hedefine ulaşmadan kesiliyor. İkinci seçenekleri ise daha az tehlike yaratabilecekleri kanatlara oynamak, bu da Brezilya’nın istediği bir şey, çünkü geriye koşmak için zaman kazandırıyor. Bu senaryoda da oyuncular geriye koşarak takımın savunma dizilişi olan 4-1-4-1’e dönüş yapıyor.

 

Bu dizilişte ise takım savunma için dörtlü halinde kaleye ve birbirine yakın 2 blok oluşturuyor, aradaki dar “half space” bölgesini de Casemiro kontrol ediyor. Dünya Kupası eleme grubunda 41 gol atıp yalnızca 11 gol yemelerinden, sonrasında da hazırlık maçlarında kalelerinde gol görmemelerinden anlayacağınız üzere savunmada da oldukça başarılılar.

Peki bu takımın hiç mi zayıf yanı yok? Tabii ki var, her takımın olduğu gibi. İleride agresif baskı yapabilen rakip takımlar karşısında top çıkarmakta zorlanıyorlar. Orta sahada savunmanın önünde oynayan Casemiro ve Paulinho ya da zaman zaman oynayan Fernandinho, top tekniği çok yüksek olmayan oyuncular. O yüzden baskıyla karşılaştıklarında kolay top kaybı yapabiliyorlar. Böyle bir baskının sonucunda ise ilk seçenek bu oyuncuların uzun top oynamak zorunda kalması, bu da genellikle top kaybı demek. İkinci seçenek ise ilerideki dribbling yeteneği yüksek oyuncuların geriye gelip top alması, bu da yaratıcılık sıkıntısı meydana getiriyor. Böyle bir durumda topu alan oyuncunun topu hücum bölgesine taşıyabilmesi için mutlaka dribblingle adam eksiltmesi gerekli. Bu da takımı direkt yaratıcı oyuncuların ayağına bakar hale getiriyor, özellikle Neymar’ın. Bu da 2014 Dünya Kupası’nda olduğu gibi takımın Neymar yokken üretim yapamaması demek. Anlayacağınız takımın en güçlü yanı olan bireysel yetenek, fazla bağımlı olmaları halinde aynı zamanda en zayıf yanına dönüşüyor.

Renato Augusto

Brezilya’nın zayıflıklarından bir tanesi de Renato Agusto’nun olmaması. Orta sahada Fernandinho, Casemiro ya da Paulinho’nun yedeği olabilecek, onların görevini yapabilecek bir oyuncu. Turnuvadan hemen önce Manchester United’a transfer olan Fred de bu rollere soyunabilecek kapasitede ancak orta sahada yeri doldurulamayacak bir oyuncu var; o da Renato Augusto. “Vardı” demek daha doğru olur, çünkü kendisi antrenmanda sakatlandı.

Renato Augusto orta sahada aynı rolü oynayabilecek yedeği olmayan tek oyuncu. Kendisi oyun kurulumunda ileri üçlü ve orta saha arasındaki geçişi sağlayan bağlantı oyuncusuydu. Brezilya’nın sisteminin çalışmasını sağlayan parçaydı. Kendisinin sakatlanması Brezilya’nın oyun planı açısından başına gelebilecek en talihsiz olaylardan bir tanesiydi.

Renato Augusto’nun sakatlanmasıyla 2 tane düzen ortaya çıktı:

1- Coutinho Orta Sahada

Bu düzen daha çok hücuma yönelik bir sistem. Bu sistemde rakibin baskı yapma ihtimaline karşı orta sahadan topu ileri taşımak Coutinho sayesinde daha kolay. Avusturya ile yapılan hazırlık maçında bu sistem ile maça başladı Tite. Bu sistemin kötü yanı ise Coutinho kaleden uzaklaştığı için etkisinin azalması.

2- Fernandinho Orta Sahada

Bu sistem ise daha çok skoru korumaya yönelik. Savunma yönü kuvvetli 3 orta saha ile öne geçilen maçlarda rakibin işini zorlaştırma amaçlı. Bu sistemin kötü yanı ise baskı yapan rakip takımlara karşı Brezilya’nın oyun kurulumunda ve topu ileri taşımada oldukça zorlanması. Tite bu sistemi de en son Hırvatistan ile yapılan hazırlık maçında kullandı ve Neymar oyuna girene kadar pozisyon bulmakta oldukça zorlandı Brezilya.

2018 Dünya Kupasında Ne Yapabilirler?

Brezilya 2018 Dünya Kupası’nın favorilerinden bir tanesi. Hatta çoğu kişinin sahaya çıkmasını beklediği takım. Çünkü çok formda geldiler 2018 Dünya Kupası’na.

İsviçre, Kosta Rika ve Sırbistan’ın bulunduğu E grubunu rahatça lider tamamlayacaklardır. Ondan sonrasında da bir sürpriz olmazsa önlerinde G grubunun 1.si olabilecek Belçika veya İngiltere ve C grubunun 1.si Fransa ve diğer taraftan gelecek finaldeki rakip var. İşin bu kısmı rakip takımların Brezilya’nın zayıf yönünü kullanıp kullanamamalarına bağlı.

Sıradaki Maçları

17 Haziran 2018 – İsviçre

22 Haziran 2018 – Kosta Rika

27 Haziran 2018 – Sırbistan

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More