2018 Dünya Kupası İncelemesi – Almanya

ALMANYA

Resmi adıyla Almanya Federal Cumhuriyeti, kuzeyinde Kuzey Denizi, Danimarka, ve Baltık Denizi; doğusunda Polonya ve Çek Cumhuriyeti; güneyinde Avusturya ve İsviçre; ve batısında Fransa, Lüksemburg, Belçika, ve Hollanda bulunan, 357.021 km2 yüz ölçümlü bir Orta Avrupa ülkesi olup 81,5 milyonun üzerindeki nüfusu ile Avrupa Birliği’nin en büyük nüfusa sahip ülkesi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından, dünyanın en çok göç alan ikinci ülkesidir. Bünyesinde toplam 14 eyalet ve 2 serbest şehir içerir.

Birçok hayvan ve bitki çeşidini barındırmasıyla da tanınan ülke, 400’den fazla kayıtlı hayvanat bahçesi ve doğa parkıyla dünyada bu alanda bir numaradır. Aynı zamanda Berlin Zoolojik Bahçesi, Dünya’nın en çok hayvan çeşidine sahip hayvanat bahçesidir. Ayrıca Almanya bir futbol ülkesi olarak görülür. Bu alandaki tesisleşme ve akademi eğitiminde dünyanın en iyisi durumundadırlar. 2001’de yıllık 48 milyon euro ile başlayan yatırımlar 2010 yılında 1 milyar euro bandını aşmış ve Almanlar yetiştirdiği altın nesil sayesinde 2014 Dünya Kupasını kaldırmıştır.

Daha önce 1954, 1974 ve 1990’da Dünya Kupası kazanan ülke milli takımı, formasında bu nedenle dört yıldız taşır. Ek olarak 3 Avrupa Şampiyonası, 1 de Konfederasyon Kupası şampiyonluğu ile geçmişini başarılarla doldurmuştur. Almanya bir turnuva takımı olarak bilinir. Gary Lineker’in cümleleriyle, ”Futbol 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı, sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur.”

 

Euro 2016 Süreci

45+2 Antoine Griezmann, 72 Antoine Griezmann… Disipliniyle ünlü ülkenin şımarık davranışlarının bedeliydi Stade Vélodrome çimlerinde gerçekleşenler. İki yıl önce karşısına çıkan her rakibi bir dozer misali ezip geçmelerine rağmen Bayern Münih’i taklidin kötü sonunu yaşadılar. Guardiola ile beraber pas futboluna geçen Bayern Münih’in oyun yapısını kendi sistemiyle harmanlamıştı Joachim Löw. üstelik Guardiola’nın bu amaçta yıllar süren uğraşlarına karşın altı ay gibi kısa bir sürede hibrit sistemi oynatmaya kalkması mantıklı değildi. Jupp Heynckes’in direkt futbolundan Guardiola’nın kendine has düzenine Bayern Münih futbolcuları dahi alışamamışken, çok daha farklı oyun yapılarına adapte futbolcuların bu koşullarda verim vermesi oldukça zordu ve sonuç da başarısızlık oldu. Ağır favori gösterildikleri turnuvada, ev sahibi henüz bir sistem oturtamamış Fransa’dan yedikleri tokat kendilerine gelmelerini sağladı.

 

2018 FIFA Dünya Kupası Elemeleri

4 Eylül 2016 Norveç Almanya Maçı (0-3)

2018 Dünya Kupası elemelerine de bu bağlamda çıktılar. Ciddiyetini yeniden kazanan takım, eleme grubunun ilk maçında Norveç deplasmanına gitti. Almanya için zor geçmeye aday bir maç olarak gösterildiği halde İskandinav takımının 4-1-4-1 gibi merkezde etkili, rakibi kilitlemeye elverişli dizilişine ek olarak sahada ortaya koydukları mücadeleci yapı Almanya’yı durdurmaya yetmedi. Panzerler Oslo’dan 0-3’lük galibiyletle ayrılmayı başardılar. Bu maçın önemiyse Joachim Löw’ün yani Jögi’nin yeni oyun yapısında gizliydi. Löw Fransa’daki başarısızlığın ardından 2014 ve öncesinde kullandığı 4-2-3-1 düzenine geri döndü. Böylelikle hücumda eksik kalan, pas bağlantıları yetersizleşen takımın rakip yarı sahadaki aktivitesini arttırmayı düşündü ki öyle de olacaktı.

 

8 Ekim 2016 Almanya Çek Cumhuriyeti Maçı (3-0)

Grubun ikinci maçında Çek Cumhuriyeti’ini konuk ettiler. İlk maçın kadrosunda değişiklik yapıp yapmayacağı günlerce tartışılan Löw, tercihlerini değiştirmedi ve aynı on birle karşılaşmaya başladı. Kalede Neuer, savunmada Hector – Hummels – Boateng- Kimmich dörtlüsü, önlerinde iki merkez orta saha Khedira ve Kroos, hücumda Draxler – Özil – Müller üçlüsüne ek olarak Mario Götze. İlginçtir, üzerindeki zincirleri kırılmış insan topluluğu gibi özgür hisseden bir takım vardı sanki sahada. Zevk aldıkları, halklarının 2002’den bu yana seyretmeye alışık olduğu düzene geçmişlerdi. artık herkes bundan emindi. Daha yolun başında, uzun sürecek Dünya Kupası yolunda başarılı olacakları belliydi. Maç tıpkı ilk maçları gibi 3-0 bitti.

 

11 Ekim 2016 Almanya Kuzey İrlanda Maçı (2-0)

Yeni adıyla HDI-Arena’da oynanan karşılaşmada üçüncü rakip Kuzey İrlanda’ydı. 2002’ye kadar Niedersachsenstadion, 2002’den 2013’e kadar Awd-Arena olarak bilinen, en sonunda da HDI-Arena halini alan stadın sürekli isim değiştirmesinden dolayı yabancılık mı çekmişlerdi bilinmez, tutuk kaldılar. Üstelik maça fırtına gibi girmelerine rağmen… İlk 17 dakikada atılan iki golün devamı gelmedi. Devamının gelmemesinin belki de en önemli nedeni de ikinci yarı Euro 2016 formatına, üç merkez orta sahalı 4-3-3 dizilişine dönmeleriydi. Mesut Özil’in yerine oyuna dahil olan İlkay Gündoğan bireysel açıdan kötü bir performans sergilemese dahi Mesut Özil’in hücum katkısını ortaya koyamadığından Fransa’daki sorunlar yeniden yüzeye çıktı. Tüm bu olumsuz görüntüye rağmen 2-0 gibi net bir skor almayı başardılar.

 

11 Kasım 2016 San Marino Almanya Maçı (0-8)

Maça dair belki de tek dikkat çekici konu, Almanya’nın üç maçlık serinin ardından ilk kez on birinde değişikliğe gitmesi oldu. Kalede Neuer yerine ter Stegen, stoperde Boateng yerine Kimmich, sağ bekte Kimmich yerine Henrichs, merkezde Kroos yerine İlkay Gündoğan, sol açıkta Draxler yerine Gnabry, forvet arkasında Mesut Özil yerine Götze ve ileri uçta Götze yerine Mario Gomez formayı almıştı. Tam yedi değişiklikle başladıkları maçı 0-8 sonuçlandırmayı da bildiler. Sürpriz isim Serge Gnabry 3 gol, sol açık Hector ise 2 gol istatistiğiyle göz doldurdu. Almanya dört maçın sonunda henüz gol yememişti!

 

26 Mart 2017 Azerbaycan Almanya Maçı (1-4)
10 Haziran 2017 Almanya San Marino Maçı (7-0)

1-4 kazanılan Azerbaycan maçının ardından Löw’den Konfederasyon Kupası öncesi gündem yaratacak bir değişiklik geldi. Alman teknik adam, takımının başında bir resmi maçta ilk kez üçlü savunmayı tercih ediyordu.

Savunma üçlüsünde aslen tek stoper kullanan Löw, diğer iki oyuncuyu Kimmich ve Hector gibi hücumcu beklerden seçmişti. Merkezde de üç veya iki orta saha kullanmayıp sadece Emre Can ile bölgeyi doldurmayı tercih etti. Kimmich ve Hector’u da birer açık oyuncusu kabul edersek, 6 kanat 2 forvet oyuncusuyla San Marino karşısına çıktı. Maçı %83 topla oynama, 27 şut, 10 köşe vuruşu gibi çılgın istatistiklerle tamamlamaları bir yana, son düdük çaldığında San Marino’nun kalelerine şutu bulunmuyordu.

 

 

1 Eylül 2017 Çek Cumhuriyeti Almanya Maçı (1-2)

Karel Jarolim’in öğrencileri dersine iyi çalışmıştı. Norveç ve Kuzey İrlanda ile grup ikinciliği savaşı veren Çekler, Almanya’dan alacakları en az bir puanın kendilerini gruptan çıkma adına avantajlı noktaya getireceğini biliyordu. Maç öncesinde 9 puanla, 4 puanlı Norveç ve 13 puanlı Kuzey İrlanda’nın arasında yer alan Çek Cumhuriyeti, kadrosunda da büyük bir taktiksel değişikliğe gitmişti. Normalde 4-2-3-1 formasyonunu kullanan takımda forvet arkası Dockal yerine bir stoper eklenmişti kadroya. Jarolim, defansif bir 5-4-1 ile Almanya’nın altı oyunculu hücum hattını durdurmayı planlıyordu nitekim nispeten durmayı da başardı. Rakip kaleye sadece 5 isabetli şut atabilen Almanlar, hücum etkinliğini kuramadılar. Buna karşın %24 topla oynamaya sahip Çek Cumhuriyeti, ter Stegen’in kalesine toplam 17 şut göndermeyi başarmıştı. Hummels’in 88. dakikadaki golü maçı Almanya lehine bitirse de Löw endişeliydi zira dünya kupasındaki rakiplerine bir rehber olabilirdi Jarolim’in oyun planı. 2017 Konfederasyon Kupası’nda şampiyonluğu getiren sistem sıkı disipline sahip rakiplerde işlemiyordu. Acil bir çözüme ihtiyaç vardı esasında. Ya yeni düzen 3-3-3-1 feshedilecekti ya da çok oyuncuyla kapanan takımlara karşı kilidi açacak varyasyonlar üretilecekti. Löw, ilkini tercih etti…

 

 

4 Eylül 2017 Almanya Norveç Maçı (6-0)

Acaba Çek Cumhuriyeti maçından hangi ders çıkartılacak diye düşünen herkes maçtan önce kadroyu gördüğünde cevabını buldu. Almanya, Norveç maçıyla beraber -son bir kez daha değiştirilecek ancak bu sadece bir ”ya tutarsa”dan ibaret olacaktı- elemelerin ilk dört maçındaki sistemine kesin dönüş yaptı. Tıpkı Euro 2016 sonrasındaki maçlar gibi sahadaki görüntü yine değişmişti. 6-0 kazanan Almanlar öz güven depoladı.

 

5 Ekim 2017 Kuzey İrlanda Almanya Maçı (1-3)
8 Ekim 2017 Almanya Azerbaycan Maçı (5-1)

Son iki maçları da rahat geçti. Herhangi bir zorluk yaşamadan turnuvayı tamamlayarak elemeleri mutlu bitirdiler. Topladıkları 30 puan, kırdıkları gol rekoru, 2014 Dünya Kupasını kazandıkları düzene geri dönmeleri rakiplerine gözdağı vermişti bile. Tecrübeli futbolcularının belki de son dünya kupası olacağı turnuvaya giderken morali yerindeydi herkesin. Ancak 8 ay sonra, sezonun en formda Almanlarından biri mutsuz olacaktı. Tam sekiz ay sonra Leroy Sané skandalı patlak verecekti milli takımda…

 

Dünya Kupası Öncesi Hazırlık Maçları

 

23 Mart 2018 Almanya İspanya Maçı (1-1)

Almanya, muhtemel dünya kupası on biriyle başladı karşılaşmaya. Kalede Neuer, savunmada Hector – Boateng – Hummels – Kimmich dörtlüsü, önlerinde Kroos – Khedira ve ileride Draxler – Özil – Müller – Werner. Turnuvanın büyük takımlarından İspanya karşısında yapılan, bir ön provaydı sanki. Başlangıç düdüğü çaldıktan sonraysa altıncı dakikada Hummels’in donup kalışı pahalıya mal oldu. Partneri Boateng ile beraber hem konumlanmada hem markajda hata yapan Hummels, İniesta’nın pasında Rodrigo’nun koşusuna yetişemedi ve maça neredeyse yenik başlamış oldular. Bu dakikadan sonra birkaç İspanyol atağına daha şahit olsak da kontrol golden sonra Almanya’ya geçmişti. Öyle ki rakip İspanya, art arda gelen Almanya ataklarına daha fazla dayanamadı ve henüz dakika 37’de skor 1-1 oldu ancak Almanya’nın durmaya pek niyetinin olduğu söylenemezdi, tempoları biraz düşmesine rağmen hala hükmeden, pozisyonlara giren onlardı. Harcadıkları pozisyonlardan bir tanesi golle sonuçlansa rahat da bir galibiyet alabilirlerdi. Bunu hak eden oyunu oynadılar. Gole ulaşamamalarıyla beraber maç eşitlikle sonuçlandı. Almanya’nın orta saha direnci ve hücum organizasyonları ise rakiplerini tedirgin etmişti.

 

27 Mart 2018 Almanya Brezilya Maçı (0-1)

İlk on birde yedi değişiklikle oyuna başlayan Almanya, Neymar dışında tam kadro sahaya çıkan rakibine karşı gayet etkili bir futbol koydu ortaya. Brezilya’nın yan toptan bulduğu gole kadar deyim yerindeyse tek kale oynayan takım, yakaladığı fırsatları değerlendirmeyince mücadeleden yenik ayrıldı. Panzerlerin savunmada verdiği boşluklar ve bazı parselizasyon hataları göze çarptı.

 

2 Haziran 2018 Avusturya Almanya Maçı (2-1)

Brezilya ile oynanan hazırlık maçında olduğu gibi yine yan toplarda s.o.s veriyordu Alman savunması. Yedikleri iki gol de ceza sahalarına gönderilen iki yan-çapraz topun doğru karşılanmaması, pozisyon hatası yapılması ve uzaklaştırılamaması sonucu geldi. Sergiledikleri olumsuz futbol can sıkmıştı. Bir başka Alman teknik adam Franco Foda önderliğinde çıktığı tüm maçları kazanan Avusturya -4 maç- formunu devam ettirirken Alman Milli Takımı turnuvaya sayılı günler kala 25 maçlık yenilmezlik serisinin ardından üst üste ikinci mağlubiyetini yaşadı fakat daha da ciddi bir sorun vardı başlarında. Takım, maçların ikinci yarılarında skor üretmekte güçlük çekiyordu:

Oynadıkları son 19 maçın 13’ünde ikinci yarılarda ilk yarıdan daha az skor üretirlerken, 3 karşılaşmada da ilk yarı ve ikinci yarı skor performansları eşitti. Yani sadece üç maçta ikinci yarı daha etkili bir oyun ortaya koyabildiler.

 

8 Haziran 2018 Almanya Suudi Arabistan Maçı (2-1)

Turnuva öncesi son maç, akılda yaklaşık bir hafta sonra oynayacakları Meksika mücadelesi, sakatlık korkusu… Tüm bunlar sahadaki futbolu öldürmeye yetecek sebeplerdi. Belki futbol ölmedi ancak Almanları tatmin ettiği de söylenemezdi. Hatta Almanların endişe duyduğu, bir gerçekti. Her ne kadar hazırlık maçı olsalar da birbiri ardına gelen mağlubiyetler ve Suudi Arabistan karşısında sergilenen kötü oyun takıma dair şüpheleri arttırdı.

 

23 Kişilik Dünya Kupası Kadrosu

 

KALECİ
  • Manuel Neuer
  • Marc-André ter Stegen
  • Kevin Trapp
DEFANS
  • Marvin Plattenhardt
  • Jonas Hector
  • Matthias Ginter
  • Niklas Süle
  • Antonio Rüdiger
  • Jérôme Boateng
  • Joshua Kimmich

 

ORTA SAHA
  • Sami Khedira
  • Toni Kroos
  • Sebastian Rudy
  • İlkay Gündoğan

 

HÜCUM
  • Julian Draxler
  • Timo Werner
  • Mesut Özil
  • Marco Reus
  • Thomas Müller
  • Leon Goretzka
  • Julian Brandt
  • Mario Gómez

 

 

MANUEL NEUER: Ne yazık ki cümleye ayak tarak kemiği kırığı yazarak başlamak daha doğru olacak. Alman kalecinin kariyerindeki en formda dönemde yaşadığı sakatlık Bayern Münih’in başına çok büyük dertler açmıştı. Şimdiyse bu durum, Almanya milli takımının tepesine ilişti. 15 nisan 2017 tarihinde oynadığı Bayern Leverkusen maçı sonrası ayak tarak kemiğinde kırık tespit edilen kaleci, sakatlıktan sonra ilk maçına 8 Ağustos 2017’de çıkabilmiş ve iki hafta forma giymesinin ardından yeniden aynı sakatlığı geçirerek sezonu kapatmıştı. Neuer, o tarihten bu yana kulübünde forma şansı bulamazken milli takımının turnuva öncesi son iki hazırlık maçında yani Avusturya ve Suudi Arabistan karşılaşmalarında ilk on bir başladı. Tecrübesi ile Kevin Trapp ve ter Stegen’den avantajlı konumda ancak form durumu bakımından ne düzeyde olduğu, Dünya Kupası organizasyonunda kaçıncı tercih olacağı ise bilinmiyor.

 

KEVİN TRAPP: 2015 yazında transfer olduğu Paris Saint-Germain’de geldiği gibi birinci kaleciliği aldı. 2015-2016 sezonu boyunca 46 maçta forma giyerken çizdiği başarılı grafikle taraftarının beğenisini kazandı. Sonraki sezon Sspanyol teknik adam Unai Emery’nin gelişiyle maç sayısında azalma olsa da takımdaki ilk tercih unvanını sürdürmeyi başardı ancak teknik direktör Emery’nin ikinci sezonunda kalecisi Alphonse Areola oldu. Trapp istikrarlı çizgisinin sonunda yedek kulübesine hapsolmuştu ve çoğu lig ve Fransa Kupası olmak üzere toplam 11 karşılaşmada kendine yer bulabildi. Milli takım tecrübesi de zayıf olan oyuncunun turnuvada şans bulması çok zor gözüküyor.

 

MARC-ANDRE TER STEGEN: Katalunya’da ikinci sezonunu tamamladığında kulübü Barcelona’dan gönderilmesi gündeme geldi zira yediği hatalı gollerle yeterliliği tartışılır olmuştu. Öyle ki ”yeni Neuer” övgüsünün de sonu gelecek gibi gözüküyordu o dönem. Ama zamanla artan performansı kendisini İspanya’da tutmayı sağladı. Hatta Neuer’in sakatlığında milli takımın değişmez ismi oldu. Ter Stegen turnuva öncesi kulübü ile güzel bir sezon geçirirken, La Liga’nın Jan Oblak ile beraber en formda kalecisiydi. Toplamda 48 maça çıkan kaleci, 39 gol yiyip, 24 maçta da ağlarını gole kapama başarısını gösterdi.

 

MARVİN PLATTENHARDT: 26 yaşındaki Hertha Berlin futbolcusu, hücuma çıkışları ve fizik gücü ile biliniyor. Geçtiğimiz yıl kulübüyle beraber en formda sezonlarından birini geçiren oyuncu, tipik bir alman istikrarına sahip. 2017-2018 sezonunda 38 karşılaşmada forma giydi ve 7 asist yaptı. Pál Dárdai önderliğinde, son sıralara demir atmış bir kulüpken orta sıralara yükselen Hertha Berlin takımının en dikkat çekici oyuncularından biriydi. Turnuvada Löw’ün güvendiği isimlerden bir tanesi.

 

MATTHİAS GİNTER: Hem orta sahada hem de savunmada üst düzey oynayabiliyor olmasıyla kısa sürede dikkatleri üzerine toplayan Freiburg altyapısının ürünü olan futbolcu, genç sayılabilecek yaşına karşın a takım seviyesinde tam 225 mücadelede forma giydi. Bununla beraber stoperde mevkidaşlarına oranla yüksek top tekniği, oyun kurma becerisi onu farklı kılan noktaydı. 24 yaşındaki oyuncu 2017-2018 sezonunda 38 karşılaşmada forma giyerken 5 gol, 2 asist ile de takımının hücum yüküne yardımcı oldu.

 

MATS HUMMELS: İki sezon önce, Borussia Dortmund’tan, altyapısından yetiştiği Bayern Münih’e geçiş yapan savunmacı, burada istikrarlı bir performans sergilemeyi başardı. Takımının şampiyonluklarında önemli rol üstlenirken kilit maçlardaki üstün oyunuyla da güven verdi. Liderlik, top kapma, oyun kurma becerileriyle bilinen Hummels, milli takımın en sevilen isimlerinden biri konumunda. Oyuncu aynı zamanda 1,91 metre uzunluğunda olup Almanya Milli Takımı formasını 64 kez sırtına geçirdi.

 

NİKLAS SÜLE: Bundesliga’ya Hoffenheim ile 2012-2013 sezonunda merhaba demişti. O tarihten bu yana sırasıyla 32, 28, 17, 34 ve 42 karşılaşmada forma giydi. 2017 yazında Bayern Münih’e 20 milyon euro bedelle transferi gerçekleştiğinde hiçbir futbol otoritesi Boateng’i tahttan indirmesini beklemiyordu ancak geldiği gibi deneyimli oyuncunun ilk on bir biletini kapmayı bildi. Gittikçe artan performansıyla da Almanya’nın gelecekteki yapılanmasının önemli ayaklarından biri olacağı öngörülüyor.

 

ANTONİO RUDİGER: Altyapı eğitimini Borussia Dortmund ve Vfb Stuttgart takımlarında alan 25 yaşındaki stoper, başarılı geçen üç sezonluk Bundesliga kariyerinin ardından 2015 yazında kiralık olarak Roma’nın yolunu tuttu. Ligde 30 karşılaşmada forma giyen savunmacı, aynı sezon şampiyonlar liginde gösterdiği performansla kendisini takip eden kulüpleri cezbetmişti. Performansına Roma yetkilileri de kayıtsız kalmadı ve oyuncunun bonservisini kulübünden aldılar. Rüdiger, sonraki sezon da çıkışını sürdürünce 35 milyon euro bedel karşılığında Chelsea’ye transfer oldu. 2017-2018 sezonunda 45 maçta oynayarak turnuvaya katılacak oyuncunun Löw’ün olası bir üçlü savunma kararında ilk on bire girebileceği düşünülüyor.

 

JEROME BOATENG: Hertha Berlin, Hamburg, Manchester City gibi kulüplerde yer alan deneyimli stoper, asıl çıkışını 2011’de Bayern Münih’e transfer olduktan sonra gerçekleştirdi. Buradaki performansıyla bir dönem dünyanın en iyi savunmacıları arasında gösterilen Alman futbolcu 7 sezonda toplam 258 resmi maça çıktı. Son iki sezonda yaşadığı uyluk sakatlıkları, şiddetli gribal enfeksiyonlar nedeniyle gözden düşerken, ilk on birdeki yerini de Niklas Süle’ye kaptırdı. Oyuncunun bu yaz kulübünden ayrılması bekleniyor.

 

JOSHUA KİMMİCH: Alman futbolunun son yıllardaki futbolcu fabrikası Rb Leipzig’de orta saha performansıyla dikkatleri üzerine çekmişti. 2013-2014 sezonunu Almanya 3. Ligi’nde Rb Leipzig ile beraber 28 karşılaşmada forma giyerek geçirdi. Sonraki sezon gelen 2. lig şampiyonluğuyla Bundesliga’ya yükselecek olan, takımıyla beraber günden güne güçlenen genç futbolcu, henüz 20 yaşında Bayern Münih tarafından büyük potansiyel etiketiyle transfer edildi. 2015-2016 sezonunda 36, 2016-2017 sezonunda 40 maça çıktı. 2017-2018 sezonunda tamamiyle sağ beke evrilip gösterdiği harika performansla aktif futbolcular içinde en iyi sağ bekler arasında gösterilmeye başlanan 23 yaşındaki Kimmich’in Bayern Münih kariyerinde 15 gol ve 21 asistlik istatistiği bulunuyor.

 

SAMİ KHEDİRA: Alman Milli Takımındaki birçok arkadaşı gibi Vfb Stuttgart akademisinden çıkan Tunus asıllı orta sahanın kariyerindeki en büyük sıçrama 2010 yılında gerçekleşti. Dünya Kupasında yaptığı çıkışla Real Madrid’e transfer olan, Madrid’te gelişimini sürdürüp üst seviye orta sahalar arasına giren Khedira, 2014 yılında hem şampiyonlar ligini hem Dünya Kupası’nı kazanmayı başardı. Yıldız futbolcu 2015’ten bu yana İtalyan takımı Juventus’ta top oynarken turnuvaya 39 maç, 9 gol ve 7 asistlik istatistiği ile geliyor.

 

TONİ KROOS: Futbola on numara – sol açık mevkilerinde başlayan 28 yaşındaki futbolcu sonraki yıllarda özellikle de Bayern Münih döneminde merkez orta sahaya evrildi. 2014 Dünya Kupası’ndaki muhteşem performansının ödülünü tıpkı arkadaşı Khedira gibi Real Madrid’e transfer olarak aldı. İspanya kariyerinde zirveye tırmanırken 3 Bundesliga, 1 La Liga, 4 şampiyonlar ligi ve 1 Dünya Kupası şampiyonluğuna ulaştı.

 

SEBASTİAN RUDY: Klişe tabirle tam bir görev adamı. 7 sezon boyunca formasını terlettiği Hoffenheim’da oldukça güven veren bir performans sergiledi. Ardından geçtiğimiz yaz Bayern Münih serüvenine girişen Rudy, orta sahada bitmek bilmeyen enerjisi, yüksek top tekniği ve oyun zekası ile Bastian Schweinsteiger’e benzetiliyor. Turnuvaya kulübü Bayern Münih ile 35 karşılaşmada mücadele ederek geldi. İlkay Gündoğan’ın son günlerde taraftarla yaşadığı gerilimden dolayı Kross – Khedira ikilisinden birinin olası sakatlığında, yerlerine ilk aday kendisi olacak.

 

İLKAY GÜNDOĞAN: Balıkesir’in Dursunbey ilçesinden Almanya’nın Gelsenkirchen kentine işçi olarak göç eden bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen İlkay, çeşitli akademilerde top oynadıktan sonra Vfl Bochum altyapısında 4 yıllık eğitimin nihayetinde 850 bin euro bedelle Nürnberg’e transfer oldu. 2011’de Borussia Dortmund’un renklerine bağladığı orta saha, 5 yıl boyunca sarı siyahlı ekibin kazandığı efsanevi başarılara katkı sağladı. 2016 yazında Manchester City takımına geçerken aynı yılın aralık ayında yaşadığı sakatlık ise sezonu kapatmasına neden oldu. 2017-2018 sezonunda Guardiola önderliğinde 49 karşılaşmada şans bularak kariyer zirvesini yaşayan Türk asıllı futbolcu geçtiğimiz günlerde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmesi nedeniyle alman halkının tepkisini çekmişti.

 

JULİAN DRAXLER: Yıldızını parlattığı Schalke 04’de beş sezon oynadıktan sonra 2015 yazında Tottenham ve Arsenal gibi takımların radarına girmesine karşın Wolfsburg’u tercih eden Draxler, iki sezon sonra 2017-2018 sezonu başında Paris Saint-Germain kadrosuna katıldı. 24 yaşındaki futbolcu 1,87 metre gibi çağımız kanat oyuncularından uzun boyuyla fark yaratırken elbette kıvrak bileklerine de değinilmeli. Futbola ise on numara mevkinde başlamıştı. Alman Milli Takımı patronu Joachim Löw’ün prenslerinden biri gözüyle bakılan futbolcu bugüne kadar milli takım formasını 44 kez sırtına geçirdi. 2017-2018 sezonunda 47 defa forma giyerken performansıyla göz doldurdu.

 

MARCO REUS: Rot Weiss Ahlen’de yeteneği keşfedilerek Borussia Mönchengladbach tarafından 2009 -2010 sezonu başında kadroya katılan sol açık, buradaki üç sezonunda sırasıyla 8 gol 4 asist, 12 gol 10 asist ve 21 gol 14 asistlik performansıyla büyük kulüplerin göz bebeği haline geldi. Hatta Philipp Lahm şöyle demişti: ”Almanya’nın en iyi oyuncuları Bayern Münih forması giyer. Bunu kimse inkar edemez diye düşünüyorum. Milli takım ve Avrupa arenasında kendisini göstermek istiyorsa, bize gelmeli. Onu Bayern formasıyla izlemek isterim.” Nesildaşlarının aksine Bayern Münih’i değil Borussia Dortmund’u tercih etti. Sarı siyahlı ekibin altın çağını, 2011 ve 2012 şampiyonluklarını kaçıran oyuncu, şanssızlığını yeteneği ve Dortmund’a olan sadakati ile birleştirince yıllar içinde kulübün sembol isimlerinden biri haline geldi. Son zamanlardaysa sakatlıklarla mücadele eden Reus’un son iki sezonda oldukça düşük performans göstermesine ve 2017-2018 sezonunu sadece 15 maç oynayarak tamamlamasına rağmen Dünya Kupası’na çağrılması, Joachim Löw’ün eleştiri oklarının hedefi haline gelmesine neden olmuştu. (ek bilgi: yıldız futbolcu ilk milli maçına Türkiye karşısında çıktı)

 

THOMAS MÜLLER: Bayern Münih’in kendi altyapısından yetiştirdiği yıldız futbolcu bugüne kadar sayısız başarılara imzasını attı. A takıma yükselişinden bir sene sonra, tabiri caizse çaylak olarak katıldığı 2010 Dünya Kupası’nda 5 gol atarak futbol tarihine giriş yaptı. Oyun zekasını bitiriciliğiyle süsleyen, hücumun her bölgesinde görev yapabilen 28 yaşındaki Müller, Bayern Münih formasıyla 528 maçta 218 gol atıp 152 asist yaparken milli takımda da 91 mücadeleye 38 gol ve 36 asisti sığdırmayı bildi. Dünya Kupalarında 10 golü bulunan oyuncu, turnuvaya 45 maç, 15 gol, 18 asistlik performansıyla giriş yapacak.

 

LEON GORETZKA: 23 yaşındaki orta saha, doğduğu şehrin takımı Vfl Bochum’un altyapısında yetişti. A takımda geçirdiği bir sezonun ardından Schalke 04’e transfer olurken ön libero, merkez orta saha, sağ ve sol kanat, forvet arkası mevkilerinin her birinde oynayabiliyor oluşuyla değerini katladı. Geçtiğimiz günlerde Bayern Münih’in Goretzka ile anlaşmaya vardığını açıklamasıyla beş sezonluk Gelsenkirchen macerası da sona erdi. 1,89 boyundaki futbolcu bu sezon 29 karşılaşmada forma giymişti.

 

JULİAN BRANDT: Yetenekleri ve hızıyla günümüz futbolunda gözleri üzerine çekmeyi başaran 22 yaşındaki futbolcu sol ve sağ kanatta görev yapıyor. İçe kat ederek oynamayı seven Brandt, 2014-2015 sezonundan beri Bayer Leverkusen kulübünde futbol oynuyor. Genç oyuncu turnuvaya 2017-2018 sezonunda, 39 maçta gösterdiği 12 gol 9 asistlik performansla katılacak.

 

MARİO GOMEZ: Sırasıyla Vfb Stuttgart, Bayern Münih, Fiorentina, Beşiktaş, Wolfsburg ve Stuttgart takımlarında top oynayan Gómez Thomas Müller’in ardından, 75 maçta attığı 31 golle milli takım kadrosundaki en golcü ikinci isim. Bir dönem sakatlıklar nedeniyle futboldan kopma seviyesine gelen tecrübeli futbolcu son üç sezonda 55 gol atmayı başardı. Tek sorun dünya kupalarında daha önce golünün olmaması.

 

TİMO WERNER: Üç sezon formasını giydiği Stuttgart’tan 2016 yazında Rb Leipzig’e geçip sezonun devamında bulduğu 21 gol ile 21 yaşında Bundesliga 2016-2017 Sezonunun gol kralı oldu. 2017-2018 sezonunda da 21 gol atan genç forvet, Alman milli takımının 2017 Konfederasyon Kupası’nı kazanmasında önemli rol oynamıştı. Önümüzdeki turnuvada da ilk on birdeki yerini alması kuvvetle muhtemel görülüyor.

 

Kilit Oyuncu

MESUT ÖZİL: İlk milli maçını 2009’da Norveç karşısında oynayan Türk asıllı futbolcu dünyanın gündemine ise 2010 Dünya Kupası’ndaki resitaliyle gelmişti. Turnuvanın sonrasında 18 milyon euro bedelle Real adrid’e transfer olurken Mourinho’nun teknik direktörlüğünde 1 La Liga, 1 İspanya Kupası, 1 de İspanya Süper Kupası kaldırdı. Mourinho’nun takımdan ayrılmasıyla gözden düşünce İngiltere’nin, Arsenal’in yolunu tuttu. Londra’daki 5. sezonunu tamamlayan oyuncu istikrarıyla biliniyor. A takımlarda tamamladığı 11 sezonun 9’unda 40 maçın altına düşmezken kalan 2 sezonda da 30 maçın altına inmedi. Kariyeri boyunca 542 müsabakaya çıkan özil, 98 gol atıp 211 asist yaptı. Daha önce milli takımıyla dünya kupasını kazanan Mesut Özil Rusya’da da Almanlar adına en güçlü silah olacak.

 

Çıkış Yapması Beklenen Oyuncu

TİMO WERNER: Bugüne kadarki performansıyla dünya devlerinin radarına giren Werner için 2018 Rusya Dünya Kupası bir ispat düellosu olacak. Almanlar tarafından ”yeni Müller” şeklinde tanımlanan oyuncuya şimdiden 100 milyon euro değer biçilmekte. Transfer piyasasının durumu düşünüldüğünde benzetildiği Thomas Müller’in yaptığı gibi ilk Dünya Kupası’nı 5 veya civarı sayıda gol atarak bitirirse rekor bedelle bir transfer gerçekleştirebilir. Golcülüğünün yanında hücum varyasyonlarında etkili rol oynayan futbolcu, top tutma, adam eksiltme, kafa vuruşu gibi konularda da üstün yeteneklere sahip. Almanya’nın muhtemel on biri içinde yer alan Werner’in turnuvada neler yapacağı merakla bekleniyor. 

Leroy Sané Kararı

Löw geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ”Marco Reus, Thomas Müller ve Julian Draxler’in yerleri tartışmasızdı. Tercihimiz bu yönde oldu. Sané, milli maçlarda bir türlü kendisini gösteremedi. Eylül’den sonra yine burada olacaktır.” dedi.

Oysa milli takımda kendini bir türlü gösteremedi dediği Sané, Almanya’nın 2016 ocak ayından bu yana oynadığı 35 karşılaşmanın sadece 6’sında ilk on bir başlamıştı. Bu sürecin toplamındaysa 583 dakika sahada kalabildi. Kısacası Alman teknik adam milli takımda neredeyse hiç fırsat vermemişti genç oyuncusuna. Kulübü Manchester City ile rekorlardan rekora koşan, Premier Lig’de 2017-2018 sezonunun en iyi genç futbolcusu seçilen Sané’nin hiç hak etmediği bu kararın ardından yapılan tutarsız açıklama da herkesin tepkisini çekti, doğal olarak. Özellikle de Draxler, Müller, Brandt gibi içe kat etmeyi seven kanat oyuncuları fazlasıyla bulunup çizgi bindirmeleri yapacak oyuncusu neredeyse bulunmayan milli takıma getireceği çeşitlilikle maçların tıkandığı anlarda b planı olabilirdi. Üstelik Marco Reus sakatlıklardan kafasını kaldıramadığı halde turnuvaya çağrılmıştı. Maalesef bu karar, 2010’da Müller, Özil, Khedira, Boateng gibi gençlere tereddüt etmeksizin forma şansı tanıyan Joachim Löw’e hiç yakışmadı.

 

Fikstür

Takımın Dünya Kupası grup maçlarındaki fikstürü ise aşağıdaki gibi:

17 Haziran 2018
Pazar
Saat 18:00
Almanya
Meksika
23 Haziran 2018 
Cumartesi
Saat 21:00
Almanya 
İsveç
27 Haziran 2018
Çarşamba
Saat 17:00
Güney Kore
Almanya

 

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More